• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.76245.7855
Euro6.35426.3796
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
İmdat YILMAZ
imdatyilmaz1@hotmail.com
696 SAYILI KHK'DAN ANLADIKLARIMIZ
28/12/2017

Ülkemiz gündemine oturan 696 Sayılı Kanun Hükmünde kararname, bir çok konulardan dolayı tartışıldığından, aslında yurttaş olarak hepimizi yakından ilgilendirmektedir.

Şöyle ki; Kararname, içerik ve getirdiği düzenleyici hükümler bakımından, OHAL ile uyuşum içerisinde olmadığını gösteriyor. Oysa OHAL; 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan FETÖ Terör Örgütüne ve diğer terör örgütlerinin yasa dışı çalışmalarına yönelik İdareye (Hükümetimize) etkin yönetim kolaylığı sağlamak amacıyla KHK yetkisi vermekteydi.

Önceki kararnamelerin de bir çoğunda olduğu gibi, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname de, OHAL'in amacı dışında kalan bir çok konuya İdari düzenlemeler getirmektedir. Bundan dolayıdır ki; OHAL'in yasal kariyerine zarar vermekte. Şeker fabrikalarından tutun da, taşeron ( çalışanların haklarını görmezden gelirken, taşeron şirketleri koruyucu hükümleri var ) konusuna kadar bir çok konuda sulandırma bulunmaktadır. 

Özünde bu nedenlerle ve aşağıda paylaştığım düşüncelerden dolayı, söz konusu KHK'nın çok sakıncalı yanlarının bulunduğunu ve ileride Ulusal birliğimize zarar vereceğini, gündemimize sürekli olumsuz enerji aktaracağını düşünüyorum.

1. Ateşli silahlara dair yasa ve yönetmelik hükümleri değiştirilerek, "Silah ruhsatının verilme" alanının genişletiliyor olması, halkın silahlanmasına teşvik edeceği anlamını taşıyor. Bu durum, Ülkemiz halkının olaylara karşı sürekli olarak tedirgin ve sağ duyusunu dengeli kullanmadaki zayıflığı, iç barış ve asayişimizin bundan sonra sürekli kötüleşeceğine işarettir. Halen üç milyon insanda yivli ve yivsiz silah ruhsatının bulunduğunu dikkate alırsak, bu sayının nasıl da hızla yükselişe geçeceğini düşünmek istemeyiz sanırım.
2. Yurt dışına din görevlisi atamalarında başarı, liyakat ve mesleki ehliyet değerleri kaldırılması, bunun yerine mülakat / sözlü sınav getirilmesi tam da adam kayırma, temsil ve yeterlilik yeteneklerinin yok edildiği anlamındadır. iktidara yakın olanlar / olmayanlar sınıfına neden olacağından, keyfiyet yetkisi KHK ile yasallaştırılmış oluyor.
3. Ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve süreli hapis cezalarının infazı sırasında subaylara maaş ile hizmet ve makamlarına ilişkin ödenek ve tazminatları verilmez hükmüyle; ilgili kişilerin eş, çocuk ve bakmakla yükümlü oldukları diğer yakınlarının insani bakımdan geçimlerine zarar verileceğinin dikkate alınmayışı düşündürücüdür. Maaş ve tazminatın, yasal süresi tamam olduğunda, kişi suçlu da olsa ödenmesi gerektiği inancını taşıyanlar bulunduğunu düşünüyorum.
4. Danıştay Başkanı, Danıştay Başsavcısı, Başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin tabi oldukları hükümler ve esaslar çerçevesinde Danıştay bütçesinden ödenmesini ve Yargıtay Birinci Başkanı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekili ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin tabi oldukları hükümler ve esaslar çerçevesinde Yargıtay bütçesinden ödenmesini belirleyen hükümleriyle, Devletimizin Kurumsal yapısında ayrıcalıklar getirilmiştir.
5. Hükümlü ve tutuklulara TEK-TİP kıyafet zorunluluğu getirilmektedir: "3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü bulunanlar, duruşmaya sevk nedeniyle ceza infaz kurumu dışına çıkarılmaları durumunda, ceza infaz kurumu idaresince verilen giysileri giymek zorundadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309 ila 312'nci maddelerinde düzenlenen suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlar badem kurusu; bu maddede belirtilen diğer suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlar ise gri renginde göğüs ve pantolon bölümü bitişik (tulum) giysiler giyer. Ancak kadın tutuklu ve hükümlülerin giysileri bitişik şekilde (tulum) olmayabilir. Bu madde hükümleri çocuklar ile hamile kadınlar hakkında uygulanmaz. Kadın tutuklu ve hükümlülerin giysileri ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar yönetmelikle belirlenir denilmektedir. "
6. Bilindiği üzere 3713 sayılı yasa Terörle Mücadele yasasıdır, Yasanın 1.md.sinde belirtilen eylemler terör suçu olarak kabul edilirken, 2.md. ise bu eylemleri işleyenleri terör suçlusu olarak değerlendirmektedir. Ama, aynanın bir de arka yüzünün olduğunu düşündüğümüzde, terör suçlusu da olsa, henüz yargı kararıyla hüküm giymemiş ya da hükmü kesinleşmemiş olma haliyle, tüm hükümlü ve tutukluların üzerinde dışlama travması yaratacağının önceden saptanması gerekir. Geçmiş yıllarda tek-tip kıyafet uygulaması sırasında İdaremizin ağır sorunlar yaşadığını, tepkisel eylemleri ve gerek kamu oyu önünde gerekse dünya basınında önemli eleştiriler yaşadığımızı unutmayalım.

7. Darbelere Ulusça karşı olmamız gerektiğini hepimiz çok iyi anladık. Darbelere karşı önlemleri almak, Devletimizin görevidir. Önlem amaçlı Yasal ve idari düzenlemelerini gözden geçirir, Ulusal güvenlik ve Ulusal istihbarat önlemlerinde fiziki ve teknik donanımlarını yeniler veya güçlendirerek, fiili mücadele safahatında yeni uygulamalar gösterir. Darbe, hepimizin gönlünde demokrasi ve hukuk düşmanlığı olup, Anayasal düzenimize yönelik olduğundan, mücadele görevi de, çağdaş hukuk Devletinin asli Kurumsal görevi olmalıdır. 

696 sayılı KHK'da: 

"Resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın, 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler hakkında da birinci fıkra hükümleri uygulanır" belirlemeleriyle, uzun yıllar güvenlik ve asayiş görevlerinde çalışan bizlerde, "Devletimizin yetersizliği" endişesini yaratmaktadır.
Bu yetersizlikle, üstüne üstlük, elinde ruhsatlı silahı olan herkesin sokağa "çağrıldığı" anlamında bir benzerliğin de olduğu anlaşılmaktadır. 

Böyle bir durumda; 
- Ülkemizde kaos ortamı çıkabilir, 

- Kim, kimin darbeci olduğunu ancak bilgi ve yetkiyle donatılmış Devlet görevlileri anlayacağından, sivil yurttaşların bundan habersiz olması olasıdır,
- Ülkemizin kaos halinden yararlanmak isteyecek bir çok iç ve dış düşmanlar her zaman olacaktır,
- Birbirini sevmeyen hatta nefret eden yurttaşların, kendi istek ve intikamlarını almaya kalkışacakları fırsat verilmiş olabilir, 
- Resmi görevlilerin arasına, Devletçe davet edilen eli silahlı sivil şahıslarla birlikte, yasa dışı örgüt yandaşlarının girmesi kuvvetli olasılıktır. Bu hainler, olası kargaşalıkta her zaman kendilerine büyük hedefler bulmak isterler, bu durum dikkatten kaçırılmamalıdır, 
- Güvenlik ve kolluk görevlilerimize sıralı sabotaj eylemleri yapılabilir.

Tehlike beklentilerinin sınırlarını genişletebiliriz.
Sonuç olarak; Ülkemizi seviyoruz ve O'nun dünyada eşi olmadığına inanıyoruz. Bu sevgi ve hissiyatımızı perçinleyecek, geleceğimize güvenle bakmamızı sağlayacak olan laik, sosyal, ve çağdaş hukuk Devletimizdir. Devlet yetkililerimizden beklentimiz, yapacakları İdari düzenlemelerin, günümüzün ve gelecek kuşaklarımızın her bakımdan güvende olmalarını sağlayıcı, daima ileriyi görerek önlemleri almak görevleri vardır. Devletimizden saygıyla beklentimiz budur!



491 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

RAHMETLİ BABAANNEM VE YUNAN MEZALİMİ ÖYKÜSÜ - 12/08/2019
Sakarya nehri, güzel yurdumuzun en uzun nehirlerinden biri olup, Sündiken ormanlarının kıvrım kıvrım eteklerinden akarken, Eskişehir ilimizle Ankara ilimiz arasında sınır konumundadır.
LAİK CUMHURİYET İÇİNDE, KURUMSAL JANDARMA - 11/08/2019
Güzel yurdumu ve Ulusumu elbette çok seviyorum. Bu sevginin, her yurttaşın gönlünde ve ölçüsünün de tartışılmayacağı kadar derin olduğunu düşünürüm.
ULUSAL SORUNLARIMIZA, ULUSALCI YAKLAŞIM - 22/07/2019
Dünya Ülkelerinin istihbarat kurumları arasında, Ulusal istihbarat kurumumuz MİT'nın yeri ve önemi hakkında bizlerin yorum yapması ve değerlendirmede bulunması doğru olamaz.
İNSAN VE TOPLUMA BAKIŞ - 27/05/2019
Laik Cumhuriyetimizin kurucusu aziz ATATÜRK'ün insan eğitimine bakışı, görüş ve önerilerinin değerini, günümüzde kat be kat fazlasıyla anlıyoruz. Bu yüce insan sonsuza kadar, biz Türk çocuklarının gönlünde, vatanımızın kurtarıcısı, iyi bir devlet...
İL ADI DEĞİŞTİRİLMESİNE TEPKİMDİR - 24/05/2019
TUNCELİ il adının, Belediye Başkanı ve Belediyenin yerel meclisi kararıyla DERSİM olarak değiştirildiği bilgisi paylaşılmaktadır.
DEMOKRASİMİZİN ÖNÜNDEKİ İÇ VE DIŞ TEHDİTLER - 16/05/2019
Demokrasilerde, halk düzenli aralıklarla ve özgürce seçtiği temsilcileri aracılığıyla "siyasal denetimi" elinde bulundurur.
UMUDUM, ÖZÜMSENEN VE İYİ İŞLEYEN ADALETTİR - 08/05/2019
Ülke ve Ulus sevgisi taşıyan her insanın, usulsüzlük ve hukuksuzluklara karşı öncelikli insani görevi; yaşanan usulsüzlüklere, hukuksuzluklara ve etrafında cereyan eden günlük Ulusal olayları doğru düşünme ve muhakeme yapma görevi olmalıdır.
1 MAYIS'I ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEYLE ANLAMAK - 02/05/2019
Cumhuriyet yönetimi, özgür düşünceli, erdemli ve adaletli ama, sorumluluk duygusu ve kişiliği olan insan yetiştirmeyi hedef alan bir yönetim şeklidir.
DÜŞÜNCE, İNANÇ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ - 28/04/2019
Demokrasi nedir dendiğinde, hepimizin güzel tanımlarda bulunacağını biliyorum.
 Devamı
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
sömürgeleşen türkiye cihan dura ile ilgili görsel sonucu
sırtımdaki postal ile ilgili görsel sonucu

Anılarla mayıs 1970 - Ocak 1975 astsubay ve Eşlerinin Hak ve Adalet Arama Mücadeleleri
Yazar: Abdullah İnaler
iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu