• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://plus.google.com/www.google.com/posts
  • https://twitter.com/
Üyelik Girişi
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.33755.3589
Euro6.05236.0765
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI

Cihan SOFUOĞLU

Cihan SOFUOĞLU
cihansofuoglu@oncekultur.com
Mahkeme
01/10/2018

Sonucu belli bir davanın son duruşması için ticaret mahkemesindeydim. Karar duruşmasıydı. Sözleşmesinde imzam bulunan kredi kartı dört yıl önce ayrıldığım şirkete aitti ve kredi kartı sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzam vardı.

Şirketten ayrılırken şirketin kullanımıma verdiği kredi kartını şirkete iade etmiştim. Ayrılışımdan yaklaşık iki yıl sonra aynı kredi kartı sözleşmesine bağlı başka bir kartın 50 bin TL borcu ödenmeyince şirkete ve müteselsil kefil olarak bana dava açılmıştı. Mahkeme bilirkişi raporu istemiş, Bankacı Hukukçu bilirkişi kredi kartını kullandığıma, menfaat sağladığıma dair hiçbir belge-kanıt olmaması, nedeniyle lehime rapor vermiş, ancak bankanın itirazı üzerine ikinci bankacı hukukçu bilirkişi, birinci raporun tam aksine aleyhimde karar vermişti.

Banka güçlüydü ve güçlü her zaman haklıydı.

Mahkeme birinci raporu dikkate almamış, ikinci raporu dikkate alarak beni suçlu bulmuştu.

Daha da garip olan, her ikisi de bankacı – hukukçu olan iki ayrı bilirkişinin birbirine 180 derece zıt rapor hazırlamış olmasıydı.

Burası Türkiye’ydi ve bu durum şaşırtıcı değildi.

Mahkemeye epey erken gelmiştim ve mahkeme saati de epey sarkmıştı. Bir kenara oturmuş, telaşla bir davadan diğerine koşturan avukatları,  genelde huzursuz, tedirgin, mutsuz yüzleri ile düşünceli, başları öne eğik insanları izliyor, yüz ifadelerinden anlamlar çıkarmaya çalışıyordum. Bu benim kendi kendime geliştirdiğim bir oyundu ve aynı şeyi sokakta da yapardım.

Yanıma birinin oturduğunu adamın kendi kendine mi bana mı olduğu belli olmayan konuşması ile fark ettim. Temiz giyimli, 50-55 yaşlarında, giyiminden ekonomik sorunu yok gibi bir algı bırakan, düzgün konuşmasından da eğitimli olduğu anlaşılan biriydi.

Bana anlatıyordu, o zaman kulak kesildim, “35 yıllık evli olduğunu, çocuklarını okutup iş güç sahibi yaptıklarını, iki kızından iki torunu olduğunu, eşinin tutumlu, becerikli, temiz, bakımlı olduğunu, hep ona destek olduğunu, birbirlerine âşık olmasalar da anlaşarak ve isteyerek evlendiklerini, birlikte sıkça tatile gittiklerini, ekonomik sorunları olmadığını, evleri arabaları olduğunu, borçları harçları olmadığını, hatta bir köşede üç-beş kuruş birikimleri bile olduğunu” anlattı. “Dışarıdan bakanlar evliliğimize gıpta ile bakarlar” dedi.

“Tebrik ederim” dedim, “Boşanıyoruz“ dedi.

İlk önce algılayamadım, “Nasıl?” dedim gayri ihtiyari.

“Boşanıyoruz” dedi.

“Ama nasıl olur, eşiniz zor bulunur birisi anlattığınıza göre, sorun sizde mi, ne bileyim içki-kumar, ya da başka bir kadın mı var” dedim. Şaşkındım.

Gülmekle ağlamak arası bir ifade belirdi yüzünde, artık her hareketini çok dikkatle izliyordum. Elleri titriyordu, sağ eli cebine gitti, bir şeyler arandı, “Sigarayı bırakalı 3 yıl oldu, ama canım çok sıkıldığında ceplerimde sigara arıyorum” dedi ve devam etti, “Ne içki, ne kumar, ne başka kadın, ben evine ailesine bağlı bir insan oldum hep, sırt sırta verip bu günlere geldik biz” dedi.

“Çok özür dilerim, ama ben hiçbir şey anlamadım, şaşkınım” dedim.

Bir süre sustu,  birkaç kez üst üste yutkundu, konuşmaya başladığında sesi çatallaşmıştı.

“Sevgi oluşturamadık aramızda” dedi, “her şey mekanik”

Yine anlamamıştım, “bağışlayın ama ben hala anlayamadım” dedim.

“Haklısınız” dedi “anlamak ta anlamamakta hem çok zor, hem çok kolay, ben istedim ki birbirimizi koşulsuz sevelim, varsın bazı akşam sofrada yemek olmasın, kirli gömleklerin temizini seçip giyeyim, varsın yatak çarşafı birazcık ter koksun, birbirimizi sadece ve sadece biz olduğumuz için sevelim, şartlara bağlı olmadan, nasıl anlatayım, hatalarımızla, eksilerimizle, artılarımızla, tüm bunların dışında ve ötesinde annemizin bizi sevdiği gibi, hesapsız, beklentisiz sevelim ama olmadı, hep aramızda görünmeyen bir duvar oldu, ve o görünmeyen duvar evliliğimizin üzerine yıkıldı”

“Kusura bakmayın ama yine anlamadım” dedim.

“Bana göre evlilik mekanik ya da matematiksel, iki kere ikinin hep dört ettiği bir şey değil” dedi. “Mesela bir bardak kırıldığında ses yükselmesin, 10 siparişten biri unutulunca dokuz alınan unutulup alınmayan bir siparişin hesabı sorulmasın, eksik yanlarımızı sevgi doldursun isterdim, ama olmadı, küçük tartışmalarla başlayan huzursuzluklar inatlaşmaya, benlik kavgasına döndü”

Telaşla ayağa kalktı, koridorun sonuna odaklandı, tekrar yerine oturup başını eğdi. Bir bayan avukat, yanındaki ellili yaşlarındaki bir kadına hararetle bir şeyler anlatıyor, yaşına göre alımlı, bakımlı kadın avukat hanımı dinlemiyor, hatta duymadığı çok belli oluyordu. Eşi olduğunu anladım.

Şaşkındım, düşüncelerim iflas etmiş, kelimeler ihanet etmişti.

Aile mahkemesi mübaşiri iki ismi çağırdı, yanımdan kalkıp mahkemeye salonuna doğru yürüdü, beni çoktan unutmuştu, belki de bana değil kendi kendisine anlatmıştı. Önce bayan avukatla yanındaki kadın, sonra kendisi mahkeme salonuna girdiler.

Saatlerce düşündüm, vardığım sonuç şuydu;

“Sevgi varsa her eksik tamam, sevgi yoksa var olan hiçbir şeyin önemi yok”



Paylaş | | Yorum Yaz
103 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İlahi Adalet - 05/08/2018
Uzun yıllardır tanırım, evli, dört çocuk babasıdır Salih. (adını değiştirdim, gerçek adı Salih değil)
SÖZDE DİN ADAMLARINA - 23/07/2018
Gerçek din adamlarını tenzih ediyorum, İslam coğrafyasının içinde bulunduğu durumdan, siz, sözde din adamları sorumlusunuz.
MEMLEKET GİBİYİM - 08/01/2018
Bir rulo tuvalet kâğıdı sehpada duruyor, burnum bakımsız cami tuvalet çeşmesi gibi akıyor, burnum sanki büyüyüp iki katı oldu, silmekten kızardı.
SOSYAL MEDYA MAYMUNLUKLARI - 06/10/2017
Çağın hastalığı mı, yoksa çağın mucizesi mi? Kesin olan bir şey var, ikisinin arasında bir yerde değil! Ya hastalık, ya mucize!
MUSUL, KERKÜK, KUZEY IRAK, DIŞ POLİTİKA - 19/09/2017
Dış politika sanattır, satrançtır.
ÜLKEMDEKİ TERÖR ÖRGÜTLERİ - 04/09/2017
Terör Örgütü bol bir ülkeyiz…
SİZDE TEKSAS TOMMİKS KİTAPLARI VAR MI? - 30/08/2017
Altmışını devirdikten sonra nereden çıktı diyeceksiniz biliyorum, dersiniz siz. Hayır, henüz ikinci çocukluk evresine ulaşamadım.
İLK ŞAPLAK VE SONRASI - 15/08/2017
Ebenin popomuza vurduğu şaplakla başlayıp, imamın pamuk tıkaması arasında geçen süreyi yaşam olarak adlandırıyoruz.
ARANIYOR ! - 30/05/2017
Mumla mı arasak? Projektör mü yaksak? Gözümüzü kapatıp mı arasak…? Olmayanı aradığımızı bilip aramaktan vaz mı geçsek? Ama Türkiye Cumhuriyetinin değişmesi dahi teklif edilemeyen ikinci maddesi çok açık! Ne diyor Anayasa?
 Devamı
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
sömürgeleşen türkiye cihan dura ile ilgili görsel sonucu
sırtımdaki postal ile ilgili görsel sonucu

Anılarla mayıs 1970 - Ocak 1975 astsubay ve Eşlerinin Hak ve Adalet Arama Mücadeleleri
Yazar: Abdullah İnaler
iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu