• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.91115.9348
Euro6.55396.5802
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
İmdat YILMAZ
imdatyilmaz1@hotmail.com
CENNET ARSALARI VE BİR ABDULLAH AMCA ÖYKÜSÜ
26/01/2019

...... ilçesinin bir köyü. ..... Yirmi km.mesafede, etrafı ormanlarla kaplı dağların arasında, her bir tarafında şırıl şırıl sularının aktığı bolca dereleriyle tanınırdı. Hemen yanı başındaki dört köye de komşuydu. Komşularına göre nüfusu kalabalık olduğundan, lokantası, bakkalı, berberi, terzisi, nalbantı, sağlık ocağı, bir de sekiz yıllık okulu ve bunlara ait lojmanlarıyla merkez köy derlerdi. Ben o zamanlar "Köy Kent" dedim.
Merkezi köyde Abdullah amca, eşi Eşe hanımla yalnızca yaşardı. Karıncayı incitmeyen bu adam, haram ve helali bilen, konu-komşuyla iyi geçinen ve köyündeki çocuklara saygısıyla ünlenen bir insandı. Bir cuma vaazında oldu ne olduysa. Hoca efendinin anlatımıyla öbür dünyası için yatırım yapacaktı. Biriktirdiği parasıyla " cennetten bir tapu " aldı. Aldığına pişman olmadı ama, Eşinin her gün söylediği sözlere dayanamadı, iki yıldan beri besleyip büyüttüğü kara ineğin yavrusunu satarak, "cennet tapusu satan" hokkabazların yanına geldi, bir tapu da Eşe ninenize dedi. Arsalara çok talep var, fiyatları yükseldi dedilerse de, para cebinde hazırdı ve almaya kararlıydı. Dört ay önce kendisi için aldığı cennet arsasının üç katı fiyat ne yazık ki eşe, nineye de bir arsa almaya yetmedi. Pazarlık tartışmaya, tartışma da kavgaya dönüştü, Abdullah amca bu tartaklama sonunda düştü köyün yoluna. Üstünü başını kanlı gören Zeki öğretmen işin aslını öğrendiğinde, doğruca Jandarmaya yönlendirdi kendisini. Gömleğinin düğmeleri kopuk ve kanlı kıyafetiyle karşımda duran, Köy kentli işte bu Abdullah Amcaydı. Yıl 1981.
.............. soruşturmanın tamamlanması, sanık ve tanıkların beyanı amacıyla olay mahalline gelindiğinde, henüz cuma salası verilmek üzereydi. Mahal, köy merkezinden bir kaç km. uzakta, orman içinde ve özel bir yolu olan beş katlı binadan oluşuyordu. Binanın otoparkında ilçe Kaymakamının ve ilçe Jandarma Komutanının makam araçlarını gördüm. Çevresi üç metreye yakın duvarla çevrilen binanın bahçe kapısı açıldığında Kaymakam bey ve Jandarma Komutanı, beraberlerinde ilçe Emniyet Amiri, bina şadırvanında cuma namazı için abdest alıyorlardı. Binanın arka bahçesinde yaşları 10 -15 arasında, başı sarıklı, uzunca entari görünümlü kıyafetleriyle elli kadar çocuk da vardı. Cuma namazının kılınmasını beklememiz gerekti ve öyle oldu. Binanın sahibi, yöneticisi işleticisi konumunda olduğu anlaşılan ve Abdullah Amcayı tartaklayıp döven şahsı ve iki adamını alarak, karakola döndüm. On beş güne yakın zamanda ancak tamamladığım soruşturma evrakını sanıklarla birlikte üç mevcutlu olarak üst makama teslim etmiştim. Sanıklar, orman içinde inşa ettikleri beş katlı binayı bir eğitim yuvası olarak kullanıyorlardı. Karadeniz bölgesinde bir kaç il ve ilçe köylerinden temin ettikleri yoksul ve zeki çocukları eğitiyorlardı. Bu işletmenin giderlerini de bölgenin ileri gelenlerinden, yurt dışından nasıl temin ettiklerini yirmi sayfaya yakın beyanlarında bir-bir sıralamışlar ve hayır için yaptıklarını söylemişlerdi. Arsa işine gelince; Abdullah Amca onlarca arsa sahibinden sadece biriydi. Ya arsanın tapusu! Cennet arsasının tapu belgesi, A4 teksir kağıdıydı. Kullanılan kalem ise, tükürükle ıslatıldığında morca renk veren kopya kalemiydi. Mühür bir yuvarlak meta üzerine oyulmuş arapça yazıdan ibaretti. Tapunun sağ üst köşesinde artı şeklinde dört ok, batıyı gösterenin ucunda garp, doğusunda şark, kuzeyinde Şimal, güneyi gösterenin ucunda ise Cenup yazılıydı. 2x3 metreden oluşan dikdörtgen çizimli cennet parsellerinin şekilleri de itinayla çizilmişti, en çok dikkatimi çeken ise, Huriler çeşmesi yolu ve Nar bahçesi tanımlamasıydı. Abdullah Amcanın parseli bu yola sıfır olan üç haneli numaraya haiz bir cennet arsasıydı. 
Yıl 1981 ve 12 Eylül darbesinin üzerinden bir yıl bile geçmemiş, TRT'de her gün Milli Güvenlik Konseyinin numaralı bildirileri okunurken ve cennet yurdumuzun köylerinde "Cennetten arsa satıyoruz" diyerek halkımızı dolandırıyorlar. Anadolu'nun yoksul köy çocuklarına "eğitim" adıyla beyinlerini yıkıyorlardı. Aylar, ayları kovaladı, yıllar da yılları. FETÖ denildiğinde hep bu anım aklıma gelir. En çok da büyüyüp şimdilerde 45-50 yaşına gelen yoksul ve zeki köy çocuklarını. Ne garip, der gibisiniz. Ben yıllarca hep öyle demiştim, insanlarımızın tertemiz dinsel duygularını sömürenleri, emperyalizmi, onun piyonlarını ve bu sömürüye neden olan Devleti, görmezden gelen Devlet adamlarını, yargımızın yargıçlarını, laik Cumhuriyetimizin Savcılarını, kurumsal çağdaşlaşma hedeflerimizi, Aziz Atatürk'ümüzü ve O'nun devrimlerini düşündüm hep.

Yaşasın laik Cumhuriyetimiz!

Fotoğraf açıklaması yok.


1651 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİHSEL GERÇEKLER VE KATİL AMERİKA - 02/01/2020
Dünya barışının önünde tek engelin Amerika olduğunu, her yurtsever bilir.
ÇAĞDAŞ YEREL YÖNETİMLER VE SAĞLIKLI ÜRETİM - 30/12/2019
Yerel yönetimlerin asli görevleri arasında, bölge halkının, sağlıklı ve güvenli, refah ve çağdaş yaşam ortamı sunmak olduğu kadar, halkını her bakımdan eğitime ve bilinçlendirme misyonu olduğunu biliyoruz.
NEDEN GÜNDOĞDU ? - 28/12/2019
Saygıdeğer meslektaşım, Bizler, kayıp özlük haklarımızı alabilmek için yıllardır bir araya gelemedik, getirilemedik. Hak ve adalete gereksinimi olan tüm yurttaşlar gibi, biz emekli assubayların da hak ve adalet sorunu bulunmaktadır.
SÖZLEŞMELİ ASSUBAYLIK ÜZERİNE - 09/12/2019
Her meslek grubunun sözleşmelisini görür olduk. Öğretmenin sözleşmelisini anlamadığım kadar, Assubayın da sözleşmelisi olmamalı. Bu mesleğin içinden gelen bizler, sözleşmeli Assubaylığın yanlış bir uygulama olacağını düşünüyoruz.
LİBERAL DÖNÜŞÜM VE AYDIN HAİNLİĞİ - 04/12/2019
Kendilerini bu Ülkenin yetişmişi ve aydını olduklarını sanan bazı akademisyenler başta olmak üzere bir kısım gazetecileri, yazarları, siyaset yalakası televizyon sunucularının yönetiminde stüdyolara oturmuş, hararetle tartışıyorlar.
RAHMETLİ BABAANNEM VE YUNAN MEZALİMİ ÖYKÜSÜ - 12/08/2019
Sakarya nehri, güzel yurdumuzun en uzun nehirlerinden biri olup, Sündiken ormanlarının kıvrım kıvrım eteklerinden akarken, Eskişehir ilimizle Ankara ilimiz arasında sınır konumundadır.
LAİK CUMHURİYET İÇİNDE, KURUMSAL JANDARMA - 11/08/2019
Güzel yurdumu ve Ulusumu elbette çok seviyorum. Bu sevginin, her yurttaşın gönlünde ve ölçüsünün de tartışılmayacağı kadar derin olduğunu düşünürüm.
ULUSAL SORUNLARIMIZA, ULUSALCI YAKLAŞIM - 22/07/2019
Dünya Ülkelerinin istihbarat kurumları arasında, Ulusal istihbarat kurumumuz MİT'nın yeri ve önemi hakkında bizlerin yorum yapması ve değerlendirmede bulunması doğru olamaz.
İNSAN VE TOPLUMA BAKIŞ - 27/05/2019
Laik Cumhuriyetimizin kurucusu aziz ATATÜRK'ün insan eğitimine bakışı, görüş ve önerilerinin değerini, günümüzde kat be kat fazlasıyla anlıyoruz. Bu yüce insan sonsuza kadar, biz Türk çocuklarının gönlünde, vatanımızın kurtarıcısı, iyi bir devlet...
 Devamı
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye



Prof.Dr. Cihan Dura, Ataname



Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında
(AB-D Tarafından Yerli İşbirlikçileri ile Kuşatılan Türkiye) 


M.Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye
Cengiz Özakıncı, İblisin Kıblesi
(Türkiye'nin Üniter ve Laik Yapısını Hedef Alan AB-D
Bunun için neler yaptı?
Belgeleriyle Tarihe Tanıklık Edeceksiniz)

iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu

Cengiz Özakıncı, Türkiye'nin Siyasi intiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı
(Bugün Olanları, Yarın Olabilecekleri, Tarihi Benzerlikleri, Belgeleri ile Anlatmakta Olan Bir Eser)




Cengiz Özakıncı, Kalemin Namusu, Türk Savun Kendini




         GENÇLİĞE HİTABE