• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.51146.5375
Euro7.21007.2389
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
Hasip SARIGÖZ
hasipsarigoz@oncekultur.com
OLGUNLUĞA ERİŞMEMİŞ SİYASET!!!
05/03/2020

"Ajanslarda, gazetelerde hiç bitmeyen şehit haberleri veriliyor…

Sanki nesne gibi, sanki eşya gibi, sanki elma, armut gibi….İki adet şehit, üç adet şehit… Ve devamı gelir; beş şehit, sekiz şehit, 34 şehit gibi.... Eğer sayı tek ise haber bile verilmiyor. Veya sanki olay Patagonya'da olmuşcasına, en alt sayfalarda umursamadan veriliyor; ''Bir şehit'' gibi...

Veya 34 şehit haberi, daha cenazeleri kalkmadan, daha şehitler kara toprağa emanet edilmeden tebessümle, gülerek, esprilerle, alkışlarla veriliyor. TV'lerde; vur patlasın çal oynasın programları, toplum gerçeklği dışındaki, toplumu şiddete yönelten diziler sunuluyor...

Ertesi gün de gazetelerde şehit ilanları… Fidan gibi gencecik aslan fotoğrafları, altına isim, rütbe, tertip yazıları, bazen doğum tarihi, şehit tarihi... Kimisi nişanlı, kimisi evli... Kimisinin bebeği yolda, kimisininki daha yeni kucakta... Kimisinin terhisi gelmiş, kimisinin daha yeni tayini çıkmış, kimisi daha yeni göreve başlamış... Onlarca genç insan... Her birisinin, ciğerleri sızlatan daha nice hikâyesi...

Eline diken battığında yüreği yanan anaların bir anlatılamaz evlat acısı… Gece üşüdü mü diye onlarca defa kalkıp evladının üstünü örten annelere ''oğlunuz şehit'' diye gelen bir anlatılmaz felaket haberi…

Ve genellikle artık okuyana hiçbir anlam ifade etmeyen, şehit ailesine hiçbir katkı sağlamayan sıradanlaşmış ibareler, ifadeler; ‘’… Silah arkadaşlarımızı kaybetmiş olmanın üzüntüsü içindeyiz. Merhuma Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine ve silah arkadaşlarımıza başsağlığı dileriz...” Ve genellikle de altına şu yazılır: “Kara Kuvvetleri Komutanlığı personeli” veya ‘’Jandarma Genel Komutanlığı personeli’’…

Aslında şehidi en iyi tanımlayan Mehmet Âkif idi: “Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor” diyerek ve ''Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber'' diye bitirdiği o meşhur ‘’Çanakkale Şehitlerine’’ isimli şiirinde... O şiirde, o ruhta ve o günlerde şehidin bir değeri vardı, bir anlamı vardı, bir kıymeti harbiyesi vardı, toplumda bir ağırlığı vardı, toplumun şehit karşısında bir mahcubiyeti vardı...

Şimdi şehit naaşı önünde siyaset yapılıyor… Şehit naaşı önünde selfiler çekiliyor…

Neyse geçelim bu faslı… Nazım bir şiirinde söylerdi zaten; ‘’geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.’’

Şehit vatan savunması için verilir. Gündeme getirilen Bakara Suresi'nin 154. ayeti "Allah yolunda öldürülenler’’den bahseder… Müslüman bir ülkenin rejimini değiştirmek hangi hükme göre Allah yolu oluyor?

Cumhurbaşkanı bahsi geçen sureyi kastederek ‘’emri ilahisinin manasını kavrayabilmek için önce sağlam bir imana ihtiyaç olduğunu’’ söylüyor. Bir vakitler oy uğruna sözde çözüm sürecinde ‘’analar ağlamasın, artık şehitler gelmesin’’ diyenlerin bahsi geçen ‘’sağlam imanı’’ neredeydi acaba?

Arif Nihat Asya’nın ‘’Şehitler tepesi boş değil’’ diye başlayan "Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor" şiiri de şairin 1940 yılında Adana'nın düşman işgalinden kurtuluşunun kutlandığı tören için yazdığı bir şiirdir. Yani bu şiir vatan savunması için yazılan bir şiirdir. Bu şiir Emevi Camiinde namaz kılmak için yazılmamıştır.

Neyse… Bu faslı da geçelim… Yine Nazım’ın dediği gibi; ’’geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı’’.
Ancak asıl anlatmak istediğim konu fidan gibi gencecik aslanların nasıl şehit oldukları da değil, şehidin, şehadetin anlamı da değil. Çürümüş bir toplumun, askere gitmemek için hep ''çürük'' raporu alan sapasağlam sahtekâr insanları da değil... Bu sapasağlam insanlara ''çürük'' raporu veren veya parası olana askerlik yaptırtmayan çürümüş sistem de değil...

Çürümüş bir medyanın ve çürümüş bir siyasetin umursamazlığı da değil... Yıllardan beridir onuru çiğnenerek, gururu çiğnenerek, genetiği bozularak, disiplini darmadağın edilerek, kurumları yağmalanarak bir hallaç pamuğu gibi atılan, düzeni darmadağın edilen bir ordunun, askerlerini bir başka ülke topraklarına hava savunmasız savaşa gönderebilecek kadar içler acısı hali de değil...

Asıl anlatmak istediğim siyaset ve zihniyet…

Amerikalı yazar Jerome David Salinger’in Amerikan edebiyatının klasiklerinden olan ‘’The Catcher in the Rye" (Ülkemizde ‘’Gönülçelen’’ ve ‘’Çavdar Tarlasındaki Çocuklar’’ adıyla yayınlandı) isimli kitabında bir cümle geçerdi: (Gönülçelen, Sayfa 204)
“Olgunluğa erişmemiş kafanın özelliği, bir dava uğruna seve seve can vermektir; olgun kafanın özelliği ise, bu dava uğruna seve seve yaşamaktır.”

Aslında bu sözü şöyle de okuyabiliriz:
“Olgunluğa erişmemiş siyasetin özelliği, bir dava uğruna insanlarını seve seve can vermeye sevk etmektir. Olgun siyasetin özelliği ise, bu dava uğruna insanlarını seve seve yaşatmaktır.”

Zaten siyaset sorunları güç kullanmadan çözme sanatı değil miydi?

Gücü kullandığınız noktada siyasetiniz iflas etmiş demektir…

İflas etmiş siyasetten ne olgunluğu beklenir ki?"

(Sayın Osman AYDOĞAN'dan alıntıdır.)



56 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İDLİP!!! - 21/02/2020
Ulu Önderimiz ve Ebedi Başkomutanımız Atatürk'ün de ifade ettiği gibi, Kahraman Türk Ordusu; istilalar yapmak, saltanatlar yıkmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras âleti olmaktan uzaktır.
KÖRLER VE SAĞIRLAR ÜLKESİNDE ASTSUBAY OLMAK... - 28/12/2019
Yıllardır ezildiler! Yıllardır sömürüldüler, istismar edildiler, haksızlıklara uğratıldılar ve yıllardır yok sayıldılar! Hani yok sayıldılar dediğim; görev verilirken değil, hakları verilirken yok sayıldılar!
MENZİLVANYA… - 23/12/2019
Birden fazla yönetim merkezleri var. Merkezlerinin adı çiftlik veya köy… Ama tam dört şeritli asfalt yolları var. Ayağınız sözde köyün hiçbir yerinde çamura değmez.
O VOLKAN PATLARSA! - 11/06/2019
Ordumuzun vefakar ve cefakar emekçileri olan Astsubaylar, uzunca bir zamandır verilmeyen ve gasp edilen haklarını arıyorlar.
YUMRUK! - 22/04/2019
İnsanları şucu bucu diye ayırırsanız! Hain veya terörist olarak yaftalarsanız! Parti görüşünü adeta bir din'miş gibi kutsayarak insanları kamplaştırırsanız!
BİZİ ALDATAN… - 10/03/2018
Bundan tam bir asır önceydi. Tarih ve talih Türk’e ağır bir kader çizmişti…
ŞEKER... - 27/02/2018
Bugün iki ayyaş diye nitelenen, aşağılanan, önemsizleştirilmek ve unutturulmak istenenler var ya…
DERECE YAPTIK... - 25/02/2018
Evet, derece yaptık. Hem de dünya çapında dereceler yaptık. Üstelik birçok konuda ilk üçe bile girdik.
KANAL İSTANBUL BİR TUZAK MI? - 25/02/2018
Adı “Kanal İstanbul”… “Çılgın Proje” diye de bilinir. İlk olarak 2011 yılında duyulmuştu.
 Devamı
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye



Prof.Dr. Cihan Dura, Ataname



Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında
(AB-D Tarafından Yerli İşbirlikçileri ile Kuşatılan Türkiye) 


M.Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye
Cengiz Özakıncı, İblisin Kıblesi
(Türkiye'nin Üniter ve Laik Yapısını Hedef Alan AB-D
Bunun için neler yaptı?
Belgeleriyle Tarihe Tanıklık Edeceksiniz)

iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu

Cengiz Özakıncı, Türkiye'nin Siyasi intiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı
(Bugün Olanları, Yarın Olabilecekleri, Tarihi Benzerlikleri, Belgeleri ile Anlatmakta Olan Bir Eser)




Cengiz Özakıncı, Kalemin Namusu, Türk Savun Kendini




         GENÇLİĞE HİTABE