İbrahim ORTAŞ
ibrahimortas@oncekultur.com
Atatürk'ün Ardında Bıraktığı Miras: 86 Yıldır Onu Arıyoruz
30/12/2024 Ölümünden 86 yıl sonra, ilkeleri ve düşünceleri bu denli önemsenen, halen dikkate alınan çok az lider kalmıştır dünyada. Yirminci yüzyıla başarıları ve çok yönlü kişiliği ile damgasını vurmuş olan Atatürk, yalnızca toplumumuzda değil, dünyanın dört bir yanındaki mazlum milletler tarafından da sevgi ve saygıyla anılmaktadır. Bir insanın, düşünceleri, önerileri ve öngörüleriyle sürekli anılması, onun evrensel bir öneme sahip olduğunu gösterir. Bu nedenle, her yıl 10 Kasım, kuru bir anma günü olmaktan çok ötededir; toplumun içtenlikle kutladığı, Atatürk’ün düşüncelerinin önemini daha iyi anladığı bir gündür. Atatürk’ün kısa sürede gerçekleştirdiği işler ve miras olarak bıraktığı eserler, bugün dahi önemi hakkında yapılan konuşmalar ve tartışmalarla canlılığını korumaktadır.
Peki, Atatürk'ün insanlığa ve toplumumuza bıraktığı miras nedir? Her şeyden önce, dünyanın merkezinde yer alan heterojen ve çok kültürlü bir topluma bağımsız, laik ve demokratik bir Cumhuriyet bırakmıştır. Dünyada pek çok ülke kadın haklarını gündemine dahi almazken, Atatürk, kadın-erkek eşitliğini toplum yaşamına kazandırarak insanların yasalar önünde eşit olduğunu göstermiştir. Belki de hepsinden önemlisi, onun "biricik mirasım" olarak nitelediği "bilim ve aklın yol göstericiliği" ilkesidir. Aydınlanmanın temeli, egemenliğin kan bağı ile babadan oğula geçen yönetimden, halkın seçme ve seçilme özgürlüğüne dayalı bir yönetim anlayışına geçiştir. Bu anlayış, toplumun her alanda eşit yurttaş olarak ülkenin iradesinde etkin olmasını ve düşünce ile inançlarının serbestçe ifade edilmesini sağlar. Aydınlanmacı yaklaşım, aynı zamanda ülkenin tam bağımsız olmasını, başka ülkelerin etkisinden uzak kalmasını ve özgürlüğünü içerir. Atatürk, "Benim temel mirasım, aklın ve bilimin temel yol gösterici olarak kabul edilmesidir" demiştir. Aklın ve bilimin yol göstericiliği metodolojisi benimsendiğinde, diğer sorunlar daha kolay çözülebilir. Eğer bireyin zihinsel altyapısı aydınlanmacı felsefeye göre şekillenmişse, insanı insan olarak görmekte ve akıl ile bilimin yolunda analitik düşünceyle sorunların çözümünü kavramışsa, bu kişi uygarlaşma ve gelişme yolunda ilerliyor demektir. Bu yol, aklın özgürleşmesini sağlayan aydınlanma felsefesiyle kavranmaktadır. Atatürk, bir düşünce ve eylem insanı olarak çağının sorunlarını iyi analiz etmiş ve toplum olarak kaçırdığımız Rönesans ve Sanayi Devrimi'nin yarattığı aydınlanmanın kapısını eğitim yolu ile açmıştır. Bu, özellikle Batı Asya ülkeleri içinde yalnızca Türkiye için büyük bir kazanımdı. Bu nedenle Atatürk, yüzyılın devlet adamı olarak dünya liderleri arasında çok saygın bir yere sahiptir. Bazı uzmanlara göre halen geçen yüzyıldan günümüze liderler arasında açık ara en etkili ve çok yönlü lider konumdadır.
Özetle Atatürk’ün mirası temelde;
Ancak, coğrafyamızdaki insanların bu kazanımın gelişme ve yaşam kalitesini artırma açısından ne kadar önemli olduğunu tam olarak kavradıkları söylenemez. Atatürk ve arkadaşları, ülkenin en önemli sorununun eğitim yetersizliği olduğunu görerek eğitimi temel amaç olarak belirlemişlerdir. Eğitim birliğinin sağlanması ve alfabenin değiştirilmesiyle eğitimin yaygınlaşması sağlanmış; Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması, sanayileşme ve tarımsal kurumların geliştirilmesi gibi pek çok yenilik gerçekleştirilmiştir. Atatürk’ün 14 yıllık aktif yöneticilik döneminde attığı temeller, bugün önemini daha da iyi hissettirmektedir. En önemlisi, aklın ve bilimin yol göstericiliğini topluma rehber olarak sunması, Cumhuriyetin geleceğini gençlere, TBMM’nin geleceğini ise çocuklara emanet etmesi, kurumsal bir sahiplenmeyi göstermektedir. "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ifadesinin tüm toplumca anlaşılması dileğiyle, Atatürk’ün anısını derin bir saygıyla yad ediyoruz.
9 Kasım 2024, Adana |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Akdeniz Tarımında Karbon Sekestrasyonu ve Bitki Gelişimi:Çukurova Üniversitesi SHARInG-MeD Yaz Okulu - 15/08/2026 |
| Akdeniz Tarımında Karbon Sekestrasyonu ve Bitki Gelişimi: Çukurova Üniversitesi SHARInG-MeD Yaz Okulu Duyurusu (31 Ağustos - 4 Eylül 2026) |
| Küresel Krizlerin Gölgesinde Türkiye Tarımının Petrol Kapanı ve Geleceği - 26/07/2026 |
| stratejik konumdaki tarımın sürdürülebilirliği doğrudan üretimin amaca uygun ve istenen özelliklerde gerçekleşmesine bağlıdır. |
| Emeklilik Nedir, Ne Zaman Başladı? - 25/07/2026 |
| Bilimsel olarak epey kan kaybetmiş durumun yeniden restore edilmesi için Türkiye'nin bilimsel kapasitesini doğrudan ilgilendiren stratejik bir yükseköğretim politikasının siyaseten bağımsız ve partiler üstü bir yaklaşımla ele alınması kaçınılmaz. |
| Bilimsel Bilgilerin Tartışılacağı Yer Adliye Koridorları Değil, Bilimsel Kuruluşlar Olmalıdır - 24/06/2026 |
| Gıda bilimcisi Dr. Bülent Şık’ın çocuk sağlığı, gıda güvenliği ve halk sağlığı konusunda yaptığı ihtiyat çağrıları nedeniyle özel şirketler tarafından dava edildiği görülmektedir. |
| Uluslararası Meralar ve Çobanlar Yılı ile 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü - 18/06/2026 |
| Birleşmiş Milletler 2026'yı "Uluslararası Meralar ve Çobanlık Yılı" ilan etti. |
| Aşılı Karpuzların Kabak Tadı, Terminatör Tohumlar: Gıda Güvencemiz Tehlikede mi? - 14/06/2026 |
| Aşılı Karpuzların Kabak Tadı, Terminatör Tohumlar: Gıda Güvencemiz Tehlikede mi? |
| Dünyada Yaşanan Savaş Sorunlarının Anlaşılmasında Tüfek Mikrop ve Çelik Kitabının Önemi - 06/02/2026 |
| Dünyada Yaşanan Savaş Sorunlarının Anlaşılmasında ve Tarım Tarihi Bilincinin Gelişmesinde Tüfek Mikrop ve Çelik Kitabının Önemi |
| Deprem Değil, Yozlaşma ve Çürümüşlük Öldürür - 06/02/2026 |
| Deprem Değil, Yozlaşma ve Çürümüşlük Öldürür: 6 Şubat Depremi |
| Tarımsal Öğretimin 180. Yılında, Tarım-Toprakta Yaşanan Yapısal Sorunlar Sürdürülebilir Yaşamı - 15/01/2026 |
| Tarımsal Öğretimin 180. Yılında, Tarım-Toprakta Yaşanan Yapısal Sorunlar Sürdürülebilir Yaşamı ve Gıda Güvencesini Tehdit Etmektedir |
Devamı |