Cafer DEMİR
cafdemir1972@gmail.com
1951’DEN 2026’YA ASTSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-2
22/04/2026 Bu yazı yalnızca bir kanun değerlendirmesi değil, aynı zamanda bir statü inşasının nasıl kurulduğunu ve yıllar boyunca nasıl taşındığını gösteren bir okuma ister. Çünkü bazen haksızlık, açık bir yasakla değil, tanımın içine yerleştirilen bir kelimeyle başlar. 1951 tarihli 5802 sayılı Assubay Kanunu, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Assubay statüsünü ilk defa özel ve müstakil bir kanun çerçevesinde tanımlayan temel metinlerden biridir. Kanunun 1. Maddesi, Assubayı “ordunun kara, deniz ve hava kuvvetleriyle jandarma, Gümrük Koruma birlikleri kadrolarının askomuta kademelerinde eğitim, sevk ve idare ile diğer idari işlerde subaya yardımcı olarak görevlendirilen askerî şahıslar” şeklinde tarif eder. Bu ifade, teknik olarak bir görev tanımı gibi görünse de, aslında bundan çok daha fazlasını yapar. Çünkü bu cümle, yalnızca iş bölümünü tarif etmez; kurumsal bakışı, statü algısını ve hiyerarşik zihniyeti de hukuk diliyle sabitler. Burada dikkat edilmesi gereken ilk husus şudur: Kanun, Assubayı doğrudan görev, uzmanlık, mesleki yetkinlik veya askerî işleyişin asli unsuru olarak tanımlamak yerine, onu “subaya yardımcı” olmak üzerinden tarif etmektedir. Bu, görünürde nötr bir ifade değildir. Çünkü hukukta yapılan tanım, sadece kimlik vermez; aynı zamanda sınır çizer. Kimi merkezde tuttuğunuzu, kimi çevrede konumlandırdığınızı da gösterir. 5802 sayılı Kanun’un dili, Assubayın varlığını kendi başına tam ve müstakil bir askerî statü olarak değil, subay merkezli düzenin tamamlayıcı unsuru olarak kurmuştur. Bu yüzden mesele sadece bir kelime seçimi değildir. Mesele, bir meslek grubunun hukuki kimliğinin baştan ikincil bir düzleme yerleştirilmiş olmasıdır. Bu tanımın doğurduğu en önemli sonuçlardan biri, görev ile statü arasındaki dengenin daha ilk aşamada bozulmuş olmasıdır. Çünkü Assubayların fiilî görev alanı tarih boyunca eğitim, sevk, idare, teknik hizmet, kıta işleyişi, disiplinin sürdürülmesi ve sahadaki uygulama kapasitesi bakımından son derece ağır ve belirleyici olmuştur. Buna karşılık hukuki tanım, bu ağırlığı bağımsız bir kurucu işlev olarak değil, bir başka statünün yardımcılığı şeklinde ifade etmiştir. Böyle olunca ortaya şu çelişki çıkar: yük asli, sorumluluk ciddi, işlev vazgeçilmez; fakat normatif tanım ikinci halka. İşte uzun yıllar boyunca maaşta, özlükte, temsilde ve kurumsal itibarda görülen dengesizliklerin zihinsel ve hukuki tohumu burada aranmalıdır. Kanunun dili sadece sembolik değildir; kurumsal sonuç doğurur. Bir meslek grubu hukukta nasıl tanımlanıyorsa, zamanla bütçe politikaları, terfi anlayışı, karar mekanizmalarındaki görünürlüğü ve kamusal itibarı da buna göre şekillenir. Çünkü devlet, çoğu zaman hakkı yalnızca emek üzerinden değil, statü tanımı üzerinden dağıtır. Assubay “yardımcı” olarak tarif edilince, ona ilişkin hak rejiminin de asli kurucu kadrolara göre daha sınırlı, daha ertelenebilir, daha kolay gözden çıkarılabilir görülmesi şaşırtıcı olmaz. Sorun tam da burada başlar: emek merkezde, fakat tanım çevrededir. 5802 sayılı Kanun’un 9. maddesi de bu çerçevede dikkat çekicidir. Bu maddede, Assubayların aylıkları ve buna bağlı diğer özlük hakları ile yollukları, açığa çıkarılmaları ve açığın kaldırılması hususlarında subay ve askerî memurlar hakkındaki hükümlere tabi oldukları belirtilir. İlk bakışta bu hüküm, Assubaylara koruyucu bir referans sağlıyor gibi görülebilir. Fakat derinlemesine bakıldığında, burada da bağımsız ve kendine özgü bir statü hukukundan çok, başka statülere eklemlenen bir yapı vardır. Yani Assubayın hak rejimi dahi tam anlamıyla kendi başına kurulmamış, başka personel rejimlerine atıfla inşa edilmiştir. Bu da statü bakımından “müstakillik” değil, “bağımlı tanımlanma” sorununun devamı anlamına gelir.
|
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| ASSUBAYLARA DA KAMUYA GEÇİŞ HAKKI TANINMALIDIR - 02/07/2026 |
| Sözleşmeli erlere ve uzman çavuşlara kamu kurum ve kuruluşlarına geçiş hakkı tanınıyorsa, bu hak assubaylardan esirgenemez. |
| BAŞÇAVUŞ MECMUASI: ASTSUBAYLIK TARİHİNİN HAFIZASI VE ONUR MÜCADELESİNİN SEMBOLÜ - 27/06/2026 |
| Bu tarihî mirasın en önemli belgelerinden biri Başçavuş Mecmuasıdır. İlk sayısı Rumî 10 Temmuz 1328, Miladî 23 Temmuz 1912 tarihinde yayımlanan bu mecmua, askerî mektep öğrencileri ile farklı sınıflardaki küçük zabitlere yönelik haftalık askerî bir |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-22 - 20/06/2026 |
| Bu yazı dizisinde ortaya çıkan tablo, yalnızca tek tek kanun maddelerinin eleştirisi değil; assubayların yıllar içinde hukukî olarak nasıl tanımlandığını, kurumsal olarak nereye yerleştirildiğini ve bunun insan hayatında nasıl sonuçlar doğurduğunu.. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-21 - 19/06/2026 |
| Devlet bazen sorunu çözer gibi yapmayı, gerçekten çözmekten daha çok seviyor. Çünkü çözüm, sadece yetkiyi yukarı taşımak değil; aşağıda biriken dengesizliği görmekle başlar. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-20 - 18/06/2026 |
| Bir sistem, hatayı kabul ettiğinde, bu kabul sadece bugünü mü düzeltmelidir, yoksa geçmişin etkisini de hesaba katmak zorunda mıdır? |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-19 - 17/06/2026 |
| 2016 tarihli 6656 sayılı Kanun ile getirilen geçici 38. madde, teknik bir düzenleme gibi sunuldu. Gösterge tabloları güncellendi, intibak yapıldı, bazı dereceler düzeltildi. Kâğıt üzerinde bakınca “iyileştirme” denebilir. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-18 - 15/06/2026 |
| 2009–2016 arasında 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu kökten değişmedi. Ama sistemin ince ayarları yapıldı. Görünürde herkes kazandı. Katsayılar arttı, maaşlar yükseldi. Ama kritik nokta katsayı değil, onun çarptığı göstergelerdi. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-17 - 07/06/2026 |
| Aynı kışlada yetişen, aynı nöbeti tutan, aynı riski paylaşan iki insan düşün. Aynı sabah içtimasında yan yana duran, aynı komutla hareket eden, aynı yorgunluğu akşam sırtında taşıyan iki astsubay. Aralarındaki tek fark, göreve başlama tarihidir. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-16 - 05/06/2026 |
| Hukuk çoğu zaman sessizdir. Hatalarını yüksek sesle itiraf etmez. Ama bazen bir madde değişir ve o değişiklik, geçmişin eksiklerini açıkça söylemeden anlatır. |
Devamı |