Cafer DEMİR
cafdemir1972@gmail.com
1951’DEN 2026’YA ASTSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-11
11/05/2026 1982 – 2596 Sayılı Kanun: Rakamların Büyüdüğü, Farkın Derinleştiği Dönem. Bazen bir kanun gelir ve ilk bakışta herkese bir şey vermiş gibi görünür. Rakamlar yükselir, tablolar yenilenir, herkesin maaşı kağıt üzerinde artar. Dışarıdan bakınca “iyileştirme” denir. Ama işin içine biraz dikkatle bakınca başka bir gerçek sessizce ortaya çıkar: artış vardır, ama adalet yoktur. 1982 tarihli 2596 sayılı Kanun tam olarak böyle bir dönüm noktasıdır. Göstergeler 410’dan 1400’e kadar genişletildi. Yani sistem büyüdü. Rakamlar şişti. Kağıt üzerindeki dünya daha “cömert” hale geldi. Ama mesele hiçbir zaman sadece rakam değildir. Mesele, o rakamların kime ne kadar yaklaştığı ya da kimden ne kadar uzaklaştığıdır. Subaylar için belirlenen göstergelere bakıldığında tablo nettir. Zirve yine onların elindedir. 1400 gibi yüksek bir tavan, sadece bir sayı değildir. Bu, maaşta, emeklilikte, ikramiyede ve hatta meslek hayatı boyunca taşınan değerde bir üst sınır demektir. Assubaylara da artış verilmiştir, evet. Ama bu artış, bir yarışta herkesi aynı hızda koşturmak değil, sadece herkesin hızını biraz artırmak gibidir. Aradaki mesafe ise aynen korunur. İnsan burada ister istemez şunu düşünür: Eğer herkes yükseltiliyorsa, neden bazıları hâlâ daha yukarıda kalıyor? İşin en dikkat çekici tarafı ise makam tazminatıdır. Sistem burada artık sadece “gösterge farkı” ile yetinmez. Yeni bir katman ekler. Üst komuta kademesine, maaşın belirli bir yüzdesi oranında, vergiye tabi olmayan ek bir gelir tanımlanır. Yani sadece mevcut fark korunmaz, farkın üzerine yeni bir fark daha inşa edilir. Bu noktada mesele teknik olmaktan çıkar. Çünkü bu artık sadece bir maaş hesabı değildir. Bu, kimin ne kadar değer gördüğünün sistematik bir ifadesidir. Assubaylar ne alır? Yine aynı şey: görev, sorumluluk, yük. Ve karşılığında, sadece cetvelde biraz yükselmiş rakamlar. Burada durup şu soruyu sormak gerekir: Bir meslek grubuna sürekli görev yüklenip, karşılığı sürekli sınırlı tutuluyorsa, bu bir tercih midir yoksa bir alışkanlık mı? Kanun, maaşların düşmeyeceğini garanti altına alır. Güzel. Kimse geriye gitmez. Ama kimse şunu sormaz: İleri gidenler aynı hızla mı gidiyor? Asıl mesele tam burada başlar. Çünkü adalet, kimsenin geriye düşmemesi değil, herkesin aynı zeminde ilerleyebilmesidir. Eğer zemin baştan eğri kurulmuşsa, üzerine ne kadar düzenleme yaparsanız yapın, sonuç değişmez. Sadece eğrinin üzerindeki sayılar büyür. 2596 sayılı Kanun bu yüzden sadece bir “artış kanunu” değildir. Bu kanun, farkın artık gizlenmeden sürdürüldüğü bir aşamadır. Hatta daha da ileri giderek, farkın kurumsallaştırıldığı bir adımdır. İnsan bazen şunu fark eder: Adaletsizlik her zaman açık bir şekilde bağırmaz. Bazen çok düzenli, çok sistemli ve çok “mantıklı” görünür. Ve en tehlikelisi de budur. Çünkü o zaman kimse itiraz etmez. Herkes kendi payına düşen artışı görür. Ama kimse toplam tabloya bakmaz. Oysa gerçek şudur: Bir sistem, bazılarını yukarı taşırken diğerlerini aynı yerde tutuyorsa, orada sorun rakamda değil, bakış açısındadır. Yine de şunu unutmamak gerekir. Bu tür düzenlemeler, ne kadar güçlü görünürse görünsün, bir gerçeği tamamen örtemez: İnsan emeği, bir cetvele sığdırıldığında, er ya da geç o cetvel sorgulanır. Ve sorgulama başladığında, rakamlar değil, vicdan konuşur. 23 Nisan 2026 ![]() |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| BAŞÇAVUŞ MECMUASI: ASTSUBAYLIK TARİHİNİN HAFIZASI VE ONUR MÜCADELESİNİN SEMBOLÜ - 27/06/2026 |
| Bu tarihî mirasın en önemli belgelerinden biri Başçavuş Mecmuasıdır. İlk sayısı Rumî 10 Temmuz 1328, Miladî 23 Temmuz 1912 tarihinde yayımlanan bu mecmua, askerî mektep öğrencileri ile farklı sınıflardaki küçük zabitlere yönelik haftalık askerî bir |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-22 - 20/06/2026 |
| Bu yazı dizisinde ortaya çıkan tablo, yalnızca tek tek kanun maddelerinin eleştirisi değil; assubayların yıllar içinde hukukî olarak nasıl tanımlandığını, kurumsal olarak nereye yerleştirildiğini ve bunun insan hayatında nasıl sonuçlar doğurduğunu.. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-21 - 19/06/2026 |
| Devlet bazen sorunu çözer gibi yapmayı, gerçekten çözmekten daha çok seviyor. Çünkü çözüm, sadece yetkiyi yukarı taşımak değil; aşağıda biriken dengesizliği görmekle başlar. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-20 - 18/06/2026 |
| Bir sistem, hatayı kabul ettiğinde, bu kabul sadece bugünü mü düzeltmelidir, yoksa geçmişin etkisini de hesaba katmak zorunda mıdır? |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-19 - 17/06/2026 |
| 2016 tarihli 6656 sayılı Kanun ile getirilen geçici 38. madde, teknik bir düzenleme gibi sunuldu. Gösterge tabloları güncellendi, intibak yapıldı, bazı dereceler düzeltildi. Kâğıt üzerinde bakınca “iyileştirme” denebilir. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-18 - 15/06/2026 |
| 2009–2016 arasında 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu kökten değişmedi. Ama sistemin ince ayarları yapıldı. Görünürde herkes kazandı. Katsayılar arttı, maaşlar yükseldi. Ama kritik nokta katsayı değil, onun çarptığı göstergelerdi. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-17 - 07/06/2026 |
| Aynı kışlada yetişen, aynı nöbeti tutan, aynı riski paylaşan iki insan düşün. Aynı sabah içtimasında yan yana duran, aynı komutla hareket eden, aynı yorgunluğu akşam sırtında taşıyan iki astsubay. Aralarındaki tek fark, göreve başlama tarihidir. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-16 - 05/06/2026 |
| Hukuk çoğu zaman sessizdir. Hatalarını yüksek sesle itiraf etmez. Ama bazen bir madde değişir ve o değişiklik, geçmişin eksiklerini açıkça söylemeden anlatır. |
| 1951’DEN 2026’YA ASSUBAYLARA YÖNELİK MEVZUAT KAYNAKLI ADALETSİZLİKLER-15 - 02/06/2026 |
| Assubay, kendisine verilen ile hak ettiği arasındaki mesafeyi fark ettiğinde, sorgulama başlar. |
Devamı |