İbrahim ORTAŞ
ibrahimortas@oncekultur.com
Başarının da Ötesinde, Öğrenmek, Üretmek ve Katkı Koymak
16/08/2026 Başarının da Ötesinde, Öğrenmek, Üretmek ve Katkı Koymak Başarı nedir? Nasıl kazanılır? Başarı mı, yoksa katkı
koyacak düzeyde etkili olmak mı? Başarmak, farklılaşmak, hayata katkı koymak, başkasının
yaşamına değer katmak, insanlık için bilgi üretmek ve yeni yollar açmak olarak
tanımlanabilir. Elbette başarıya ilişkin başka tanımlar da yapılabilir. İnsanın
insan olmasıyla başlayan ve zaman içinde farklılaşan bu süreç, binlerce yıllık
deneyimin birikimidir. Bazı insanlar hayatı anlamak için harekete geçmiş, merak
etmiş, ulaşmak istedikleri hedefe/yere erişebilmek için zorluklara direnerek
doğadan öğrenebileceklerinin peşine düşmüşlerdir. Jared Diamond’ın Tüfek,
Çelik ve Mikrop adlı eserinde sorduğu temel sorulardan biri de buna benzer bir
sorgulamayla: Neden bazı toplumların “bagajı” büyükken, bazılarınınki ise
küçüktür? İfadesiyle nasıl farklılaştınız diyordu. Diamond'ın toplumlar
arasındaki farklılıkları açıklamak için sorduğu bu soru, bireyler açısından da
benzer bir düşünceye götürülebilir: İnsan neden sahip olduklarıyla yetinmek
yerine merak eder, sorgular ve yeni olanaklar arar? Yeryüzünde hâlâ doğanın
sundukları dışında kültür yaratmamış olanların yanında, uzayın derinliklerine
saatte on binlerce km hızla gidebilen, yeryüzünün yüzeyini değiştiren, kültürleri
aşan işler de yapanlar var. Çoğu insan hayatın veya birilerinin kendisi için
bir şeyler yapmasını beklemektedir. Elbette miras, fırsatlar, çevre ve koşullar
da başarı üzerinde etkili olabilir. Ancak kişinin sahip olduğu koşullar ne
olursa olsun, kendisi çalışarak, öğrenerek ve öğrendiklerini hayata geçirerek
kendine bir amaç edinmesi, gerektiğinde risk alarak hedefine ulaşma kararlılığı
göstermesi, her zaman diğerlerine göre daha başarılı olma ve olanaklara sahip
olma farkı yaratacaktır. Başarı Harekete Geçmektir İnsanın hayata dair sorduğu en temel sorulardan biri
şüphesiz “Nasıl Başarılır? Başarmak Nedir?” sorusudur. Geleneksel bakış açısı
başarıyı sadece bir hedefe ulaşmak, mal mülk sahibi olmak veya yarışta öne
geçmek olarak görse de, insanlık tarihi bunun çok ötesinde bir anlam
barındırdığını gösterir. Aslında çoğu insan yaşamı boyunca kendi çapında
amaçlar edinir ve bunların bir bölümünü gerçekleştirir. Çoğu insan kısa sürede büyük paralar kazanmayı bir başarı
olarak görür ve bununla mutlu olabileceğini de sanır. Ancak felsefe yapan bilgi
sahipleri bunu başarıdan ziyade fırsatları kullanmak olarak görmüşlerdir.
Mutluluğun yalnızca para ve mülk edinmekle açıklanamayacağını göstermişlerdir.
Başarıyı yalnızca bir hedefe ulaşmak olarak gördüğümüzde, insanın yaşamla
kurduğu ilişkinin önemli bir bölümünü gözden kaçırırız. Başarmak Aynı Zamanda Öğrenmektir Ancak insanlık tarihine baktığımızda, başarının yalnızca bir
hedefe ulaşmaktan çok daha fazlasını ifade ettiği görülür. Burada belirleyici
olan, insanın yerinden kalkması, riskleri göze alması ve doğadan öğrenmeye
yönelik bir merak geliştirmesidir. Hayattan bir talebi olan ve bu talebi
içselleştiren insan, kendiliğinden harekete geçer. Başarı denilen amaca
ulaşmada irade tam da burada ortaya çıkar. Hayattan bir talebi olan insan,
sahip olduklarıyla yetinmek yerine “Doğadan öğreneceklerim var.” diyebilme
iradesini gösterir. Çoğu insan hayatın kendiliğinden ilerlemesini veya
birilerinin kendisi için bir şeyler yapmasını beklerken, başarılı insanların
ortak özelliği tembelliklerini ve korkularını aşarak işe koyulmuş olmalarıdır. Öğrenciler zaman zaman “Hocam, çok çalışıyorum ama geçecek
kadar not alamıyorum.” derler. “Nasıl çalışıyorsun?” diye sorulduğunda ise çoğu
zaman çalışmayı bilmedikleri, kendilerine somut bir hedef koymadıkları ve
çalışmak için kendilerini harekete geçirmedikleri görülür. Çalışmak yalnızca
masanın başında zaman geçirmek değildir; neyi, neden ve nasıl öğreneceğini
bilmek, hedef koymak, yöntem geliştirmek ve bunu ısrarla sürdürmektir. Başarı İz Bırakabilmektir Başarılı olma isteği, insanı kendi anlam dünyası üzerinden
tanımlayan bir özellik olarak görülebilir mi? Örneğin, Yeni Çağ öncesi
Akdeniz’e sıkışan Avrupalıların ticaret yolları arayışından Rönesans, Bilimsel
Devrim ve Sanayi Devrimi'ne kadar uzanan sürecin temelinde cesaret ve merak
yatar. Vasco da Gama’ya atfedilen “Fırtınalar çıktığında gemiciler
korksalardı; bugün Amerika, Avustralya ve Hindistan keşfedilemezdi.”
sözü, bu iradenin en net özetidir. Bu cesur, gözü pek ve harekete geçme iradesine sahip
insanlar yalnızca kendi amaçlarına ulaşmadılar. Onların merakı, risk alma
cesareti ve arayışı Rönesans’ın, Bilimsel Devrim’in ve daha sonra Sanayi
Devrimi’nin önünü açan gelişmelerin de bir parçası oldu. Bilim ve teknolojinin
bugünkü noktaya ulaşmasında, insanın mevcut olanla yetinmeyip “Daha ne
öğrenebilirim, neyi değiştirebilirim?” diye sormasının büyük payı vardır. Bunun en güzel örneklerinden biri, aynı sınıftaki yüksek ve
düşük not alan öğrenciler karşılaştırıldığında görülebilir. Yüksek not alan
öğrencilerin önemli bir bölümü yalnızca düzenli çalışmakla kalmaz; kendilerini
harekete geçirir, erkenden çalışmaya başlar ve öğrenme konusunda ısrarcı olur.
Kopya çekmekten veya başkasından hazır bir şey beklemekten ziyade, “Nasıl öğrenebilirim?”
sorusunu sorarak kendilerini çalışma masasının başında tutarlar. Asıl mücadele,
çoğu zaman dersle değil, insanın kendi tembelliği ve erteleme eğilimiyle
verdiği bir mücadeledir. Asıl Başarı Başkalarının Yaşamına Katkı Koymak Çoğu filozof, insan olmanın gereğinin yalnızca dünyevi
birikimler elde etmek olmadığını; doğayı anlamaya, onun işleyişini çözmeye ve
bu süreçte bilinç geliştirmeye yönelik bir çaba olduğunu savunmuştur. Gerçek
başarı, insanın kendini aşarak öğrendiklerini hayata aktarması, bir iz
bırakması ve bizzat "Benden sonra ne değişti?" sorusuna
anlamlı bir cevap verebilmesidir. Bilmediğiniz hâlde ihtiyaç duyan bir başka insanın yaşamına
omuz vermek, bana göre daha anlamlı bir başarıdır. Çünkü insanın yaşam
yolculuğundaki en önemli iç dinamizm, kendi bilincini geliştirmesi, özgürlüğünü
yakalaması ve sahip olduğu iradeyi doğru yönde kullanabilmesidir. Motivasyonu
olan bir insanın hayattan bir talebi vardır. Bu talep doğrultusunda seçimlerini
yapar, doğru kişilerle ve doğru yolda ilerleyerek kendi anlam dünyasına uygun
bir başarı inşa eder. Asıl mesele "başardım mı?" sorusundan önce şu
kritik soruları sorabilmektir: “Ne öğrendim, ne değiştirdim ve kimin hayatına dokundum?”
“Benden sonra ne değişti?” sorusuna anlamlı bir cevap verebilmektir. Belki de soruyu daha farklı sormak gerekir: Başarmak mı
önemlidir, yoksa anlayarak öğrenmek ve öğrendiklerimizle yeni bir durum
yaratmak mı? Hayata ve yaşama katkı koymak da başlı başına bir başarıdır.
Örneğin, yaptığınız bilimsel bir araştırma başka bir insanın işini
kolaylaştırıyorsa veya yetiştirdiğiniz bir öğrenci aldığı eğitimle çevresine
katkı sağlıyorsa, bunun yaratacağı haz ve anlam çok daha değerlidir. Bu
bağlamda yararlı ve etkili işler yapmak, yalnızca kişisel başarı elde etmekten
daha önemli olabilir. Sonuç olarak, başarı, başkalarından daha önde olmak,
yalnızca bir hedefe kilitlenmek ya da dışsal koşulların lütfunu beklemek
değildir. Asıl başarı: insanın hayattan bir talebi olması, kendini aşarak ve
korkularını yenerek harekete geçmesi, sürekli öğrenmesi, ürettikleriyle bir iz
bırakması ve öğrendikleriyle başkalarının yolunu aydınlatıp değer
üretebilmesidir. Özek ve özgür bir ortamda çok sayıda genç insanın
coşkuyla, bilgi ve bilinçle çalışarak kendine ve toplumunun yaşamına katkı
koyarak başarılarını ülkesinin hanesine şerefle yazdıracağına içtenlikle
inanmamaktayım. 9 Ağustos 2026, Adana |
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Akdeniz Tarımında Karbon Sekestrasyonu ve Bitki Gelişimi:Çukurova Üniversitesi SHARInG-MeD Yaz Okulu - 15/08/2026 |
| Akdeniz Tarımında Karbon Sekestrasyonu ve Bitki Gelişimi: Çukurova Üniversitesi SHARInG-MeD Yaz Okulu Duyurusu (31 Ağustos - 4 Eylül 2026) |
| Küresel Krizlerin Gölgesinde Türkiye Tarımının Petrol Kapanı ve Geleceği - 26/07/2026 |
| stratejik konumdaki tarımın sürdürülebilirliği doğrudan üretimin amaca uygun ve istenen özelliklerde gerçekleşmesine bağlıdır. |
| Emeklilik Nedir, Ne Zaman Başladı? - 25/07/2026 |
| Bilimsel olarak epey kan kaybetmiş durumun yeniden restore edilmesi için Türkiye'nin bilimsel kapasitesini doğrudan ilgilendiren stratejik bir yükseköğretim politikasının siyaseten bağımsız ve partiler üstü bir yaklaşımla ele alınması kaçınılmaz. |
| Bilimsel Bilgilerin Tartışılacağı Yer Adliye Koridorları Değil, Bilimsel Kuruluşlar Olmalıdır - 24/06/2026 |
| Gıda bilimcisi Dr. Bülent Şık’ın çocuk sağlığı, gıda güvenliği ve halk sağlığı konusunda yaptığı ihtiyat çağrıları nedeniyle özel şirketler tarafından dava edildiği görülmektedir. |
| Uluslararası Meralar ve Çobanlar Yılı ile 17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü - 18/06/2026 |
| Birleşmiş Milletler 2026'yı "Uluslararası Meralar ve Çobanlık Yılı" ilan etti. |
| Aşılı Karpuzların Kabak Tadı, Terminatör Tohumlar: Gıda Güvencemiz Tehlikede mi? - 14/06/2026 |
| Aşılı Karpuzların Kabak Tadı, Terminatör Tohumlar: Gıda Güvencemiz Tehlikede mi? |
| Dünyada Yaşanan Savaş Sorunlarının Anlaşılmasında Tüfek Mikrop ve Çelik Kitabının Önemi - 06/02/2026 |
| Dünyada Yaşanan Savaş Sorunlarının Anlaşılmasında ve Tarım Tarihi Bilincinin Gelişmesinde Tüfek Mikrop ve Çelik Kitabının Önemi |
| Deprem Değil, Yozlaşma ve Çürümüşlük Öldürür - 06/02/2026 |
| Deprem Değil, Yozlaşma ve Çürümüşlük Öldürür: 6 Şubat Depremi |
| Tarımsal Öğretimin 180. Yılında, Tarım-Toprakta Yaşanan Yapısal Sorunlar Sürdürülebilir Yaşamı - 15/01/2026 |
| Tarımsal Öğretimin 180. Yılında, Tarım-Toprakta Yaşanan Yapısal Sorunlar Sürdürülebilir Yaşamı ve Gıda Güvencesini Tehdit Etmektedir |
Devamı |