• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Ö/K You Tube
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.435232.5652
Euro34.707534.8466
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
A24 Gayrimenkul

Tarih/Belgesel
İstanbul: Fatih Aldı, Vahdettin Kaybetti, Atatürk Kurtardı  


Bennett'in Mustafa Kemal'e Suikastle Görevlendirdiği İngiliz Ajanı Mustafa Sagir'in 1921'de Ankara'da Yakalanışı


Türk Devrimi'ne Karşı İngiliz Palavralarına Özgün Belge ve Bilgilerle Yanıtlar


II. Abdülhamid Dönemi'nin Bilinmeyenleri - 1. Bölüm


II. Abdülhamid Döneminin Bilinmeyenleri - 2. Bölüm


Harf Devrimi'nin Yerli ve Milli Kökleri, 1. Bölüm


Harf Devrimi'nin Yerli ve Milli Kökler-2


1945'ten Günümüze, Ulus-Devlet'e yönelik Etnik Bölücülüğe Meşruiyet Sağlayan İç ve Dış Odaklar


Küreselci Emperyalizmin Ulus Devlet Düşmanlığı, Etnik bölücülük ve Tek Dünya Devleti Düşleri


"Hilafet İngilizlerin İsteğiyle Kaldırıldı" Yalanını Çürüten Belgeler-1


"Hilafet İngilizlerin İsteğiyle Kaldırıldı" Yalanını Çürüten Belgeler-2


Atatürk'e ve Türk Tarih Tezine Kafatasçı Irkçılık Suçlaması Yapanlara Yanıt


Belgelerle 1925 Şeyh Said İsyanı
Musul Sorunuyla İlgisi | 1924 Ağustos Nasturi Ayaklanması l Şeyh Said İsyanı ve Hilafet |Türk Ordusu İçinde Örgütlenmiş Ayrılıkçı Kürt Kökenli Subaylar ve Gizli Azadi Örgütü | Seyit Abdülkadir ve Suçortaklarının İngiliz Ajan Mr. Templeton Olarak Tanıdıkları İstihbaratçıyla İlişkileri | Bastırılmasında Ordumuzun Yanında Yer Alan Bölge Aşiretlerinin Çabaları | Şeyh Said'in Hilafet Propagandasına Karşı, Adalet Bakanı Seyid Bey'in Onbinlerce Bastırılan Hilafetin Kaldırılması Konulu Kitapçığının İsyan Bölgesinde Dağıtılması | İsyancılardan Biri Bağırıyor: "Yaşasın Kürtlük!" İdamı İzleyen Diyarbakır Halkı Topluca Haykırarak Ona Yanıt Veriyor: "Yaşasın Cumhuriyet!" | Rauf Orbay: "Şeyh Said,.. 1914'te de Devlete Karşı İsyan Etmiş, Rus Konsoloshanesine Sığınmış, 1. Dünya Savaşı Arifesinde Rusya Hesabına Çalıştığı Sabit Olmuş, Müseccel (Sabıkalı) Bir Mahluktu.


Barzani aşiretinin emperyalizm ve siyonizm ile ilişkileri; Atatürk'e ve Türkiye'ye ve Türklüğe Düşmanlığı-1


Barzani aşiretinin emperyalizm ve siyonizm ile ilişkileri; Atatürk'e ve Türkiye'ye ve Türklüğe Düşmanlığı-2


"Ilımlı İslam" ve "Siyasal İslam" projesinin; belgeleriyle tarihsel kökenleri

- Türkiye'nin NATO'ya üyelik başvurusuyla ilgili gizli görüşme tutanakları
- Kimler neden ve nasıl Atatürk İlkeleri'ni hedef aldı?



31 Mart 1909 Asker Ayaklanması


Türkiye'ye yönelik psikolojik savaş yöntemleri



Milli Mücadele'ye Karaçalanlar 7. Bölüm:
Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu dergisinde C.R.Atilhan, Nihal Atsız, Rıza Nur makaleleri.


Milli Mücadele'ye Karaçalanlar 8.Bölüm: 
"N.F.Kısakürek ve C.R.Atilhan'ın M.Kemal'e Suriye Cephesinde İngiliz Ajanlığı ve İhanet İftirası.

Amerikan Kültür Emperyalizmi ve 1949 Fulbright Antlaşması...
-Türk Eğitim Sistemi ABD ve CIA güdümüne nasıl sokuldu?
-İkili antlaşmanın 13.03.1950 tarihinde yapılan Meclis görüşmesinde hangi vekiller evet oyu verdi, hangi vekiller oturuma katılmadı ?
-TBMM'de kabul edilen antlaşmanın gerekçesi neydi ?
-Fulbright burs programında CIA'nın örtülü operasyonlarına ilişkin itiraflar ve belgeler.



Suriye'de yaşananlar BOP'un bir sonucu mu?


Tunceli harekatına yönelik iftiralara yanıtlar


Türkiye'ye yönelik "Dersim İftirasına" yanıtlar


Türkiye,1990 sonrası hangi odaklarca, niçin ve nasıl hedef alındı?


1945-1990 arası ABD-Rusya Soğuk Savaş Dönemi; Küreselci Emperyalizmin SSCB’yi Yıkma Çalışmaları


12 Eylül’den günümüze ABD’nin Türkiye’ye biçtiği yeni rol


"Atatürk'ü Ankara'da 2 tabur işgalci İngiliz askeri selamladı" iddiasına; belgelerle son nokta


"Atatürk'ü Ankara'da İngiliz askeri selamladı" iddiasına yanıt


Cumhuriyetin yerli ve milli kökleri-Laiklik


Vahdettin'in kaleminden Milli Mücadele'ye, Atatürk'e ve Türklüğe iftiralar


Milli Mücadele'ye Karaçalanlar: Rıza Nur


Rıza Nur; Nihal Atsız; Kadir Mısıroğlu İlişkileri

Milli Mücadele'ye Karaçalanlar, 11. Bölüm
Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü'ye yönelik iftiralar, kimlerce ne zaman başlatılmış; nasıl yayılmıştır



Kazım Karabekir'den Fevzi Çakmak ve Atatürk'e iftiralar


Kazım Karabekir'in Suçlamalarına Atatürk'ün Verdiği Yanıtlar


Karabekir - Atatürk Düellosu - 1933 - Özgün belgelerle


Karabekir - Atatürk Düellosu-2


Karabekir - Atatürk Düellosu-3


Kazım Karabekir'in Atatürk'ün ölümünden sonra yönlettiği suçlamalar ve yanıtları


Karabekir'den Atatürk ve Yakın Çevresine Müslüman Türkleri Hristiyanlaştırma suçlaması


K.Karabekir'in Atatürk'e: Türkiye'yi Bolşevik yapacaktı, Amerikan Mandası yapacaktı, Halife olacaktı vs. iftiraları ve Birincil Kaynaklardan Özgün Belgelerle Çürütücü Yanıtlar.


Atatürk'e yönelik "İngiliz ajanı" iftirasına belgelerle yanıtlar


Vahdettin neden kaçtı ? Çoğunu ilk kez göreceğiniz belgelerle...


Vahideddin'in ABD, İngiltere, Fransa devlet başkanlarına gönderdiği mektuplarda, bildirilerinde ve anılarında Türklüğe yönelttiği iftiralar ve "Vahideddin dünyanın en dürüst adamıydı, hazinesini götürmeyip millete bıraktı" yalanını çürüten gerçekler

1-TBMM Gizli Oturum Tutanaklarında Vahideddin.
2- G. Jeaschke'nin "Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri" ve "Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi"ndeki yalan, yanlış vs. uydurmalarıyla Vahideddin'in kaçışına ilişkin gerçeğe aykırı iddialar



Rıza Nur ve K.Karabekir'in, Atatürk'e karşı söylem ve eylem birliği


27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi - Amerika


19 Mayıs

"Üçler Misakı" nedir?
Milli mücadele tarihimizde nasıl bir yere sahiptir?
Kimler tarafından imzalanmıştır?
Kimler tarafından; ne zaman ve nasıl çarpıtılmıştır?



Üçler Misakı - Milli Mücadele Kararı - Fevzi Paşa, Cevat Paşa, Mustafa Kemal Paşa
19 Mayıs Devlet Operasyonu , "Erenköy Konseyi" uydurmaları ve karartılan "üçler misakı" gerçeği...



Osmanlı Devleti l. Dünya Savaşı'na niçin ve nasıl girdi?


l. Dünya Savaşı'nda, gizli anlaşmalar ışığında; İttihat-Terakkiı, Atatürk ve Almanya arasındaki ilişkiler, çelişkiler, çatışmalar


Müttefik sanılan Alman İmparatorluğu'nun Osmanlı İmparatorluğu'nu sömürgeleştirme ve parçalama planları


Atatürk'ün "Türk Tarih Tezi"
Mezopotamya, Anadolu ve Avrupa'da varolmuş Türk medeniyetleri



30 Ağustos Zaferi


Lozan Antlaşması'na yönelik iftiralara, çoğunu ilk kez göreceğiniz, özgün belge ve bilgilerle yanıtlar



İngiliz meclisi Lozan'ı onaylamak için niçin yaklaşık 1 yıl bekledi?

Abdullah İnaler: Assubayların İş Riski ve Yan Ödeme Protestosu 8-9 Ocak 1975















 

 Tüm yurt sathında devam eden yan ödemeleri ve iş riskini protesto eylemleri, ülke çapında bazı gazetelerde çeşitli sütunlarda yer almış, bazılarında ise hiç yer almamıştı. Hürriyet gazetesinin birinci sütünden verdiği ''Assubaylar yan ödemeleri az buldu'' haberi tüm astsubayların tepkisini çekti. O günün gazetesi Balıkesir'de astsubaylar tarafından bayilerden topluca alınarak kamuyu yanıltıcı olan bu yayın protesto edildi

1970 mezunu, Havacı emekli astsubay Ahmet E...'in o günü bize şöyle anlattı...

''O gün Hürriyet gazetesinin ana sayfasının sol üst sütünunda çıkan 'astsubaylar yan ödemeleri az buldu' haberini görünce adeta çıldırdık. Haber çarpıtılmış sanki çok bir şeyler vermişlerde biz az bulduk havası yaratılarak assubaylar  aşağılanmıştı.  Balıkesir'de  ulaşabildiğimiz bayilerde ki tüm gazeteleri satın alıp gazetedeki o haberin üzerini çizerek, işin doğru yönü olan 'Assubaylar Yan ödemeleri adaletsiz buldu' yazısını yazdık ve gazetelerin bir kısmını kendimiz dağıttık, bir kısmınıda bayiye bıraktık. İşin gerçek yönü buydu, bir asteğmenle, bir subayla bizim aramızda adaletsiz bir yan ödeme ve iş riski planlaması yapılmıştı.

Artık bıçak kemiğe dayanmıştı. Ankara kaynıyordu.Mürted Hava Üssü, Etimesgut Hav Üssü ve Ankara Genelkurmay karargahı, tüm assubaylar başbaşa vermiş, konuşuyor, tartışıyor bu haksızlığı içlerine sindiremiyordu. Her türlü sözlü ve yazılı başvurular komutanlık makamlarınca pek dikkate alınmıyor, 'haklısınız ama ne yapalım, askerlik' gibi sözlerle geçiştiriliyordu.

Birlik gazinolarında, uçak hatlarında, uçak hangarlarda kar kış demeden uçak uçuran, uçakların bakımını yapan ordunun çilekeş emekçileri son kararlarını vermişlerdi. Mesai boykot edilecek, mesaiye gidilmeyecekti. Bu karara karşı çıkanlar oldu, ama karar kesindi. Diyarbakır üssüyle görüşmeler yapılmış ayni tarihte mesaiye gitmeme kararı alınmıştı.

(Hapis ile cezalandırılan asubaylar Ceza ve Tutuk Ev'inde)

Ankara Mürted'teki 4 Ana jet Üs K.lğı ve Diyarbakır  2'inci Taktik ve 8 Üs K.lığındaki Assubayların 8-9 ocak 1975 tarihinde mesai gitmeme eylemi tüm yurtta geniş yankı uyandırdı. Bu arada yurdun çeşitli yerlerinde de assubay eşlerinin yan ödemelerdeki haksızlık ve adaletsizliği protesto yürüyüşleri devam ediyordu.

Bu ara Ankara Genel Kurmay Komutanlık karargahlarında görevli Kara, Hava ve Deniz  assubayları da bu haksızlığa ve adaletsizliğe sessiz kalmayarak 11-14 1975  ocak tarihinlerin de 4 gün boyunca iş yerlerinde komutanlık kademelerinin tüm idari baskılarına  rağmen büyük bir yüreklilik ve cesaret örneği gösterip işleri yavaşlatarak ülke çapında devam eden protesto eylemine destek verdiler

Bayrak garnizonundaki sivil memurlar dahi protestoya destek verdiler ve onlarda çeşitli cezalar aldılar.
 

Askeri savcılıkla açılan ilk soruşturma sonucunda 45 assubay tutuklanarak Mamak Ceza Evine gönderildi.

Deniz assubay 1973 mezunu Assubay Çavuş Agah Şakraker önderliğinde,  hakkında arkadaşlarını hoşnuzsuzluğa  teşebbüs suçlamasıyla,178 assubay ve birlikte görev yaptıkları sivil memur arkadaşları ile birlikte  6 Mart 1973 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcılığınca soruşturma sonucunda dava açıldı.


Ankara'da yapılan yargılamalar sonucunda bazı assubaylar ve sivil memurlar suçsuz bulundu, bir fiil olaylara katıldığı ve assubay eşlerinin Ankara'daki yürüyüşüne destek olup, yürüyüşte polisle çıkan çatışmalara karıştığı ileri sürülen assubaylardan bir kısmı ordudan resen emekli edildi ve bazıları da hapis cezasına çarptırıldı.

Ayrıca bu assubay arkadaşların eşleri de 18 0cak 1975 cumartesi günü Ulustan başlayıp Sıhhıye Meydanı'na kadar yapılan 'Ankara assubay eşleri yan ödeme ve iş riskini protesto' yürüyüşüne, çocuklarına da alarak katıldılar. Sıhhıye Meydanında yola barikat kuran polisle çatışmalar oldu, polis; asb. eş ve çocukların üzerine Ankara'nın buz gibi ayazında tazyikli su sıkarak joplarla saldırdı. Yürüyüş kortejinin yanında yürüyen assubaylar eşlerine polisin  acımasız saldırısı karşısında onaları korumak için polislerle çatıştı, bazıları tutuklanarak Ankara Mamak Askeri Ceza Evine gönderildi." 

8-9 Ocak 1975 Mürted - 

Ankara Yan Ödeme ve İş Riski Protestolarında ilk eyleme başlayan Ankara Mürted üssündeki 269 astsubay oldu, üssün personel sayısına göre bu oldukça düşüktü. Dediğimiz gibi her birliğin, üssün konumu değişik olduğu için katılım farklı oluyordu. Ankara büyük bir şehir, otobüsler farklı yerlerden, birbirine uzak yerlerden kalkıyor, bu da kararsızları etkiliyor, toplum psikolojisine olumsuz etki ediyordu. Korkanlar çekinenler daha rahat hareket ederek mesaiye gelmiş, bunun gibi etkenlerle katılım oranı 4 Ana Jet Üs Komutanlığında düşük olmuştu.

8 Ocak çarşamba günü başlayan protesto, 9 Ocak'ta da sürdü, 

2 gün mesaiye gitmediler. İsterseniz o günlerin yaşayan, o yıllar bizzat mücadelenin içinde olan, 4.Ana Jet.Üs.Bakım Komutanlığında görevli uçak makinisti değerli arkadaşımız 1968 mezunu Emekli hava assubayı Erhan Kolağası'nın anılarıyla o günleri hep beraber tekrar yaşayalım:


(Erhan Kolağası)

1 bölüm.

"1975 yılında yan ödeme ve iş riski kararnamesinden sonra şoka girdik nasıl olduysa birdenbire bizde bir toparlanma oldu. Ben yanlış hatırlamıyorsam 1969'lu Münir Atikaslan ile hemen hemen tüm üssü dolaştık. Atölye şefi ve nöbetçiler hariç kimse 2 gün mesaiye gelmeyecek dedik, (bu cesareti nerden bulduk şu an bile hayret ediyorum) katılımın %90 olacağını tahmin ediyorduk. 'Ankara Mürted Hava Üssünde 8 Ocak günü mesaiye gitmeme eylemi başladı' 8-9 Ocak günü ben, Münir ve birde soyadını hatırlamadığım Rafet isimli arkadaşım Ankara'da dolaşmaya başladık. Rüzgarlı sokakta CHP parti binasına gittik kimse görüşmedi bizimle, bir tek Süleyman Genç'le salonda görüştük. Oradan çıktık Barış gazetesine gittik bizi bi güzel dinlediler sorunlarınızı yazacağız dediler, hiçbir şey yazmadılar hakkımızda. 

Oradan Yeni Ortam gazetesine gittik sayın Mustafa Ekmekçi ile görüştük biz görüşürken siyasal dan bir grup geldi onlarda bizi dinlediler Mustafa Ekmekçi bize 'hava kuvvetleri komutanı benim en samimi arkadaşım, siz neyinize güveniyorsunuz' dedi, hiç unutamam. Münir tabancasını çıkardı masaya vurdu 'biz her şeyimizi ortaya koyduk' dedi herkes dondu kaldı, tek bir şey söyledi 'söz bu anlattıklarınızı köşemde yazacağım' dedi ve yazdı. ha bu ara TEMAY’a da uğradık derneğimize kimse ilgilenmedi. Bizimle kimlerin katılıp katılmadığını bilmiyorduk başarılı olduğumuzu tahmin ediyorduk ve mesaiye başladık. Sayın Mustafa Ekmekçinin yazmış olduğu "Ankara Notları" büyük ses getirdi."

2. bölüm

Mesaiye başladık, 10 Ocak cuma ortalık sessiz sakin, aslında bir şeyler bekliyoruz. Gururla üste gezindik bir süre sonra bir akşam Ulus'taki postahaneye gittim, telefon beklerken bir resmi jandarma arkadaş geldi. Yanına gittim. Tanıştık mevzuları konuştum arkadaş bana 'sizleri hala tutuklamadılar mı' dedi gülerek 'yok' dedim. Genelkurmayda da görevli imiş, 'hayret' dedi. Meğerse bizlerin ipi çekilmiş haberimiz yok. Üste yer hazırladılar sayıyı tam hatırlamıyorum, yemekhaneydi galiba 14 gün oda hapsi verildi ilk bölüm girdik içeri. 

Aradan 2 gün geçti isimlerimiz okundu 'bakım komutanı görüşecek' dendi. Bakım karargahına gittik. Aklımıza hiçbir şey gelmiyor ama bir polis eskortu tam teşkilatlı askerler ve bir otobüs hazır bekliyor. Kimse görüşmedi bizimle, otobüse bindirdiler 'Hava Kuvvetleri Komutanı görüşecek' dendi.

Bizi götürdüler. 

17 kişiyiz, öğlen yemeğine gittik. 

Personel yemeklerini yemiş salon bomboştu. Koridorda bizi gören herkes yön değiştiriyordu ve bizi mahkeme salonuna aldılar. Duruşmamız başladı kimlik tespiti yapılırken içeriye Hava kuvvetleri Komutanı Emin Alpkaya girdi başta hakim, savcı, mahkeme başkanı ayağa kalkınca hepimiz kalktık. 


(Erhan Kolağası,.?.,.?., Vahap İnci. Askeri Ceza Evi)

Hiç unutmam ellerini arkaya bağladı 'göreyim bakayım kimmiş bunlar' dedi hepimizi tek tek süzdü 'devam edin' dedi çıktı. İfadelerimiz alındı ve 17 kişinin tutuklanarak Mamak Askeri Ceza Evine sevkine karar verildi. Şok olduk evlerimize haber vermemize bile müsaade etmediler. Akşam üzeri meşhur Mamak Ceza evine teslim ettiler bizi."


(Erhan Kolağası Eşi ile birlikte TEMAD eyleminde. Ankara)

Sırada Mamak günlerini yazacağım dedi ama Erhan Kolağasının kalemi burada sustu kaldı..neye, kime kızdıysa yazmayacağım dedi. Belki ilerde kızgınlığı geçer de o acı anılarla dolu mücadele günlerini anlatmaya tekrar başlar.

*** 

Ocak 1975 Erzurum İletişimin zor olduğu günler, 

mücadele yurdun her yanına yayılmış. Ama basın korkuyor, bize yüz çevirmiş, birkaç gazetenin köşe yazarlarından ses çıktı o kadar. Askeri baskının halkın tepesinde olduğu dönem, herkes korkuyor, askere dokunamıyor, hakkında konuşamıyor, hele kimse bizim, biz assubayların yanında olamıyor, bunların derdi ne, sorunu ne, diyemiyorlardı.

Dediğimiz gibi protesto olayları sadece bu bahsettiğimiz şehirlerde ve üslerde olmuyor. Yurdun diğer şehirlerinde mücadele eden assubaylar, yürüyüş yapan assubay eşleri var..ama o günün şartları, ses her tarafa ulaşamıyor..

***

Bakın yıllar sonra karacı bir arkadaşımız, Kara Kuvvetlerinden Emekli Asb. Adilhan Şanlı'nın sitem dolu sözleri:


(Adilhan Şanlı)

''Abdullah Ağabey;

Neden Erzurum bu konularda hiç anılmaz bilemiyorum. Özellikle 1971 li olduklarını bildiğim (Çünkü benden iki yıl Kıdemli ağabeylerimdi.) ama isimlerini unuttuğum, Erzurum da Karayollarında bir apartmanın üçüncü katında gece yarıları beraber pankart yazdık.Yan ödemeleri ve iş riskini protesto etmek için toplanan eşlerimizin toplantığı yerde. Bu pankartların resimleri 9'uncu Kor.K.lıgı foto-filim Merkezince fotoğrafları çekilip, protesto için toplanan eşlerimizin sağlık karne fotoğraflarından kimlikleri tespit edilip tespit edilip ceza aldılar.

(Adilhan Şanlı)

Alanlarla hiç mi irtibatınız irtibatınız olmadı? Bu ağabeylerimizi unutuyoruz. İnanın içim eziliyor unuttuğumuzu düşündükçe. Bir konu daha.

Bu atılan soylu arkadaşlarımızdan biri de.. İzmir'de ikamet eden .. Muhabere.Asb.Çvş.  Özdemir YEŞİLDAG'dır. "RE'SEN EMEKLİLER DERNEGİ " İLE İRTİBATIMIZ SÜRÜYOR. Saygılarımı iletiyor ellerinizden öpüyorum.

*** 

Bu bilgilendirme sonunda Ocak 75 platformu olarak 1975 yıllarında ki hak ve adalet mücadelemizin ön saflarında yer alan kendisiyle onur duyduğumuz değerli arkadaşımız Özdemir Yeşlidağ'a ulaştık.Kendisi halen İzmir Şöferler Derneği Başkanlığı yapıyor. Yıllardır derneğimiz TEMAD'ın el uzatamadığı arkadaşımızın bize, mesajı var..

(Özdemir Yeşildağ)

"1975 YILININ OCAK AYINDAYIZ, ANKARA MUHABERE OKULU ASSUBAY GAZİNOSUNDA ABİLERİMİZLE BİR ARAYA GELİYORUZ. 

YARIN YÜRÜYÜŞ VAR ,UGULTULAR,FISILTILAR VE GERÇEK ANLA
MDA YÜREKLİ OLANLARIN SÖZLEŞMELERİ. SAYGI VE HASRETLE ANIYORUM ASUBAY BAŞÇAVUŞ ŞÜKRÜ ASLANHAN. ASSUBAY KD ÇAVUŞ (71Lİ) SAFFET KUMLU (ÜZÜLEREK RAHMETLİ OLDUGUNU ÖGRENDİM) VE BEN.

KOSKOCA MUHABERE OKULUNDAN SADECE 3 KİŞİ.

BUNU ÖNEMSEMEDİM, BİZE GELECEKSİN DEGİL Mİ? DEYİPTE GELMEDİKLERİ GİBİ, TUTUKLANDIGIMIZDA (HASTANEYE GİTMİŞTİM) O BENİ GÖRÜNCE YOLUNU DEGİŞTİRMESİNİ HALA ANLAMIŞ DEGİLİM,

AYNI ŞEKİLDE TAHLİYE OLDUKTAN SONRA EŞYALARIMI ALMAYA GİTTİGİMDE BENİ GÖRÜNCE YOLUNU DEGİŞTİRENLERİ DE ANLAMIŞ DEGİLİM 

DAHA SONRA İZMİRDE KARŞILAŞTIGIM AYNI OKULDA OKUDUGUM DEVRE ARKADAŞIMIN BENİ TANIMAMAZLIKTAN GELMESİNİ DE,YİNE AYNI BÖLÜKTE GÖREV YAPTIGIM BOŞ ZAMANLARINDA MASA TENİSİNDE RAKİP OLDUGUM BAŞÇAVUŞUMUN BENİ TANIMAMASINI ANLAMADIM. 

VE ENSON OLARAK TEMAD IN BİZİM SORUNUMUZU 138. SIRAYA KOYMASINI DA ANLAMIŞ DEGİLİM. BU SAATTEN SONRADA ANLAMAYA ÇALIŞMIYORUM ZATEN. TÜM MESLEKTAŞLARIMA YAŞAMLARINDA BAŞARILAR DİLERİM,TÜM GÜZELLİKLER SİZLERLE OLSUN.(8.01.2015)



Tüm kalbimle geçmişte oldugu gibi bu günde onurlu mücadelemizde omuz omuzayız. Dostca selamlar.
 

Özdemir Yeşildağ

***

Bu satırların yazılmaya, anıların toparlanmaya başladığı yıllar 2011 sonrası, internet ortamında birbirimize yeni ulaşıyoruz. Yıllardır kimsenin ağzından bir şey yazılıp çizilemedi. Ama her gün bir ses bir nefes aramıza katılıp olayların gerçek yüzünü anlatıyor. 

Ankara ve Erzurum'da bu olaylar yaşanırken ayni kıvılcım Diyarbakır 8. Ana Jet Üssünde ve Kara Kuvvetleri Garnizonlarında görev yapan assubay arkadaşları ateşledi.


(Kani Altuncu)

Kani Altuncu.... Ocak 1975 olaylarlarında resen emekli bir arkadaşımız...

‘’75 OLAYLARI NEDENİYLE ORDUDAN RE'SEN EMEKLİYE SEVKEDİLDİKTEN SONRA, GÖREVE DEVAM EDEN ARKADAŞLARIMIZIN, BİZLERE O ZOR GÜNLERİMİZDE, ARALARINDA PARA TOPLAYIP, AYLARCA MAAŞLARIMIZI ÖDEDİKLERİNİ HİÇ UNUTMADIM, UNUTMUYORUM. ORDUDAN ATILMANIN İLK ŞOKLARINI O DOSTLARIMIZIN SAYESİNDE ATLATTIK. HEPSİNE BURADAN MİNNET DUYGULARIMLA BİR KEZ DAHA TEŞEKKÜR EDİYOR, SAĞLIK VE MUTLULUK DİLİYORUM. HAKLARINIZI HELAL EDİN DOSTLARIM. TEŞEKKÜRLER EDİYORUM."

Ahmet KOCA .... arkadaşımızsa bu yazıya aşağıdaki yorumuyla katılıyordu.


(Ahmet Koca)

Bu temenni ve dileklere aynen katılıyorum .Mürted'de o dönem ilk yatan guruptanım, daha 15 günlük evliyken hapse girdim. Taksitlerimi oradan aldığım parayla ödedim. Evlilere 500, bekarlara 250 taplanıyordu. Tabi biz de, çıktıktan sonra ayni yardımı yaptık, bugün olsa yine yaparım.

*** 

Necdet TÖRE ...arkadaşımızsa o günlerle ilgili yorumu.. ‘’ 33 gün ceza evinde geçirdiğimiz günlerde maaş alamamıştık, çıktıktan sonra aybaşlarında resen emekli edilen arkadaşlar için elden para toplanıyordu, en üzüldüğüm konu ceza evine girmeyenlerden bazı arkadaşların bu yardımlara iştirak etmedikleriydi.


(Necdet Töre)

***

Mehmet Canverdi (Resen Emekli) arkadaşımızın ise yorumu sitem doluydu..
 

(Mehmet Canverdi)

"Ne yazık ki ben böyle bir yardımlaşma görmedim. Ankara da yaşayan bazı arkadaşlarım bile arayıp bir hatırımı sormadılar. Ve yıllarca da arayan olmadı ve bu beni çok üzmüştü. Dava uğrunda yalnız kalmanın burukluğunu hep yaşadım. Eminim benim gibi aynı durumu yaşayan bazı arkadaşlarımız olmuştur. Hepsi geçti, geçti ama nasıl geçtiğini yaşayan bilir. Re'sen emekli olan her bir arkadaşlarımın yaşadıkları herhalde koca bir belgesel olur. Burada kesmeyi düşünüyordum ama bazı gerçeklerin bilinmesi için devam etmeyi uygun gördüm. Vardiya arkadaşım Yılmaz Büyüktopçu ile 1974 yılında üniversite sınavlarına girmiştik o DHMM (Makina mühendisligi bölümünu bende ODTÜ kimya Mühendisliği bölümünü kazanmıştım.) okumamız yasak olduğu için (güya gizli okuyorduk ) görevi aksatmaktan (21 günlük 28.Tümende yatarken bir er tarafından sabah sayımı yaptırıldı. Bir er tarafından sayım yaptırılması ve hatta 'sesini yükselt' gibi uyarılarda bulunması çok ağırıma gidiyordu. Bir gece stresten burnumdan fena halde kan gelmiş ve yastığım kan içindeydi. Revire çıktığım zamanda sadece ağrı kesici hap verilmişti.

 

Ertesi günü sabah sayımında sayımı yaptıran er 'senin sesin neden çıkmıyor' diye tekrar saymamı istediğinde (çektiğim acıyı herhalde anlarsınız) tabii beni şikayet ettiği için görevli üst.tğm beni odasına çağırtırarak: ‘Burda sayacaksın ve koğuştaki arkadaşların duyacak’ diyerek orda bekleyen er'e saydır talimatı vererek saydırmamı istedi. Ben '1..2..3' diye başladığımda 'sesin çıkmıyor tekrar say komutu' sesim çıkmıyor ve hırsımdan ağlıyordum. Ben bir rütbeliyim, 'bana bir er'in yanında saydıramazsınız' dediğimde, er'e dönerek 'sen koğuşun kapısına git duyup duymadığını bana söyle' ve tekrar say komutu sesimin çıkmaması üzerine 'seni hücreyemi atmamı istiyorsun' dedi. Hasta olduğumu birgün önce şiddetli bir burun kanaması geçirdiğimi söylediğimde, 'seni özellikle takip edeceğim, bir iki gün sonra sesini tekrar duyacağım', diyerek beni bırakmıştı. 28. Tümene girdiğimde oğlum yürümüyordu. Eşim ziyaretime geldiğinde oğlumu yürürken gördüğümde bütün acılarım bir anda yok olup gitmişti. Şimdilik bu kadar..." 

"Haftaya astsubay eşlerinin özlük haklarıyla ilgili olarak Yürüyüş esnasında çekilen benim ve Muh.Astsb Ömer Erdoğmuş'un hamile eşinin çekilen fotoğrafları üzerine bizi odasına çağıran Şefik yarbayın üzerine koca cüssesiyle yürüyen sevgili dostum Ömer Erdoğmuş'la yaşadıklarımız. Kendisine buradan selam ve sevgilerimi yolluyorum. Ömer abiye ben de selam ve sevgilerimi gönderiyorum."                                                                                                                             Mehmet Canverdi..

***

Hv. Asb. Ayhan Sonçağ  arkadaşımızın da anlatacakları vardı:

Hv.Asb. Ayhan Sonçağ (resen emekli)

"Biz Mamak'a giden en son postaydık. (Ömer Erdoğmuş ve 6 arkadaşı) diye yaftalamışlardı. Canverdi dostuma yapılanların bire bir şahidiyim. İçeri girdiğimizde rütbelerin sökülmesi ve bir er tarafından kafalarımızın 1 numara ile traş edilmesi gerçeklerini de yaşadık. Hey gidi günler hey. Sıkıntının, cefanın daniskasını yaşadık ama bu güne kadar onurumuzla dimdik yaşadık. Peki, birçok arkadaşımızı şahsi çıkarları için ispiyonlayan, yalancı şahitlik yapan bazı meslektaşlarımız ve sivil memurlarımız başlarını yastığa koyduklarında rahat uyuyabildiler mi? Emekliliklerini huzur içinde geçirebiliyorlar mı? Hani merak ettim de!.. Ayhan Sonçağ..."

Ve Ayhan Sonçağ abimiz devam etti..

"Sevgili arkadaşlarım,

Yukarıdaki yorumları okuyunca bende izninize sığınarak birşeyler yazmayı düşündüm. Öncelikle kendimi tanıtayım. Ben Ayhan Sonçağ 1968 Hv.muhabere assubayıyım. Ben de Kani ve Ömer arkadaşlarım gibi Ankara Bayrak Garnizonunda çalıştım. Ben de eşlerimizin hak arama yürüyüşleri ile ilgili resen emekli edildim. Bu gün de olsa yine hiç çekinmeden meslektaşlarım için aynı şekilde hareket ederim ve hiçte pişman değilim.

Bizler bu evrede yukarıdaki arkadaşlarımın belirttiği gibi Mamağa götürüldük biz on kişilik bir guruptuk ve gurubun en kıdemlisi ben olduğum için içeride tekmili yani sayımı ben veriyordum. Bir gün yine sayımda, bir üsteğmen sayımı alıyordu. Bana 'sayım iyi olmadı, bir daha sayın' dedi. Ben de 'sayımı doğru yaptık, sayımı tekrarlamıyorum' dedim. Buna karşılık üsteğmen 'eğer sayımı tekrarlamıyacaksan seni aşağıya hücreye atarım' dedi. Bende 'ne yaparsan yap tekrarlamıyorum' dedim ve bir sey de yapamadı. 

Bunları yazmaktan maksadım biz haksız yere içeriye girmişiz, bu üsteğmen efendi bizlere hala baskı yapacak, yok öyle şey. Zaten onbeş gün doldu ve bizler tekrar bayrak garnizonuna getirilip faşist Mükerrem İnceoğlu'nun verdiği raporlarla resen emekli edilip sokağa bırakıldık. Eğer başınızı bizim dertlerimizle ağarttıysam kusura bakmayın hepinize saygılar."

***

Necdet Töre arkadaşımızın o günlerle ilgili söyleyecekleri vardı:

"Saygıdeğer başları dik duran büyüklerim Mehmet Canverdi, Kani Altuncu ve Ayhan Sonçağ'ın anılarını Mamak 28. Tümen ceza evinde yaşayan biri olarak tekrar anılarımı tazeledim. Bizlerin 1975 olaylarındaki eylemlerimiz dolayısı ile kazandıklarımız bu günkü mücadelemize ışık olmaktadır.

Sizler ile ne kadar gurur duysak azdır.Sizlerin çektiklerinizi tahmin ve bildiğim için karşısında saygı duyuyorum. Saygılarımla." 

 (Necdet Töre)

***

1975 yılında yargılandığımız olayların iddianamesi (21 sayfa) ve
Askeri Yargıtay kararı (6 sayfa) 

Grubumuz FOTOGRAFLAR Bölümünde "1975 Ankara-Bayrak İddianame ve As.Yargıtay Kararı " adlı albümünde vardır.

Görev yaptığımız birliğimizdeki olaylar nedeni ile Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının 1975-96 sayılı, 1975-191 esas , 1975-74 karar ve 6 Mart 1975 tarihli iddianamesi ile 177 kişi ( 45 KKK, 31 Dz.KK, 24 Hv.KK mensubu Assubay ,77 Svl.Me.) "BİRLİKTE KARAR ALARAK GÖREVİ KASTEN AKSATMAK VE BU KARARA FİİLEN UYMAK" isteği ile yargılanmak üzere mahkemeye verilerek T.C.K.nun 236/1-2, As.C.K.nun 34 ncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarımız ile yargılandık 45 (assubay) arkadaşımız hemen tutuklandık. Ve 33 gün ile 45 gün arasında Mamak Askeri Cezaevinde kaldık. 

Nahit Töre Mahkeme sonunda 45 Assubay arkadaşlarımla 52 Svl.Me. (Kendilerini ilgilendirmediği bir konu olduğu halde bu yapmak istediğimiz olaya gönüllü olarak katılan canımız gibi sevdiğimiz SİVİL MEMUR kadrosunda çalışan SİVİL Memurlardır) arkadaşımız 2 ay Ağır hapis ve 200 TL. ağır para cezasına çarptırıldık ve rütbe alma tarihlerimiz 1 sene sonra olmak üzere devam etti.

Ankarada,Mamakta o kadar çok anılar varki, sayfalarca dolusu kitap olur..lütfen arkadaşlar yazalım..gelelim Diyarbakıra..

 

8-9 Ocak 1975 - DİYARBAKIR

Ankara'daki mesaiye gitmeme protestosu, ayni gün Diyarbakır'da da 546 assubay arkadaşın katılımıyla gerçekleşti. Olay öncesi eylem kararı birliklerde, uçak hatlarında, bakım hangarlarında, gazino ve ordu evlerinde bir araya gelen assubaylarca tartışıldı. Yan ödeme ve iş risklerindeki adaletsizlikler dile getirildi. Ama sonuç sıfır, ne emeğe ne insanlığa saygı,hani biz aileydik, hani biz bir bütündük, astlarımızı üstlerimizi sevelim diyorduk. Hepsi, nutuklarda kaldı, 20 senelik bir assubayla bir asteğmen ayni kefede.

Sabah saatlerinde şehirden ve lojmandan kalkan mesai araçlarına hiç kimse binmedi, üssün tüm faaliyetleri durdu. Filolar normal uçuş proğramlarını uygulayamadı. Komuta kademesi, merkez komutanlığı, istihbarat subaylığı alarma geçti. Personel ikna edilmeye çalışıldı. Mesai araçlarına nöbetçiler dışında kimse binmedi.


(Mehmet Birol Menteşe)

Mehmet Birol Menteşe

Diyarbakır protestolarında bir fiil bulunup, yargılanıp hapis yatan arkadaşlarımızdan o günlerle ilgili anılar..

Bizde Diyarbakır ordu evinde 11 kişi toplandık. Güya vatandaşı örgütleyeceğiz. Bize, birifing veren şerefsiz, mahkeme sırasında 'hemoroidim kanadı gelemedim mesaiye' dedi ve mahkeme heyetinin arkasında "götünü doktora gösterdi" ve davadan yırttı. İşte bizler bu ve bunlar gibi şerefsizler yüzünden başaramadık. Şimdilerde de başaracağını sanmıyorum, uyduruk eylemlerle bir yere varılmayacağı malum. Batman'dan 55 kişi katılır fakat o günkü Meydan Komutanı Binbaşı Rasim Türkmen (istihkam) mesaiye gelmeyenlerin hepsini geldi gösterir ve ceza almalarını önler.

Balıkesir 9.Hava üssünde benim ilk Bölük komutanımdır, hanımı mısır asıllıdır.

Bilgi: Gülhane tıpta kalp ameliyatında üst üste ölen 8 kişiden biridir. Rahmetle anıyorum.

Bizde 7-8 Ocak 1975 eylemine Diyarbakır'da katıldık. 8. Üs, Malatya Erhaç, Merzifon. Batman, Malatya inşaat taburu toplam 538 kişiydik. Çok az, zaten genelde çok azdı, onun için ezildik. Düşünsenize 6'şar ay hapis. Sağlıkla kalın

Diyarbakır kolordu cezaevi Mehmet Birol Menteşe , resimdekiler aynı fikirde olanlar sizleri selamlıyorum sağlıkla kalınız."

***

9 OCAK 1975 MALATYA

7. Ana Jet Üs.K.lığında Yan Ödeme ve İş Risklerini Protesto Eylemi Diyarbakır ve Ankara'dan bir gün sonra başladı. 9 0cak günü 338 assubay arkadaşın katılımıyla gerçekleşti. Olayları planladıkları tespit edilen, önder konumda olduğu belirtilen assubaylar ilk anda göz altına alınarak Diyarbakır Kolordu Askeri Ceza Evine gönderildi. Bu konuda geniş ve daha detaylı bilgiye henüz ulaşılamamıştır.

Lütfen o yılları yatan arkadaşlar. yaşadıklarınızı, yazdıklarınızla yaşatın...

Abdullah İnaler

11 OCAK 1975..ANKARA  BAYRAK GARNİZONU..

O GÜNLERDE ASKERİ SAVCILIĞIN HAZIRLADIĞI İDDİANAME 

 

 

ASKERİ YARGITAY KARARI

 

Ankaranın ateşlediği bu hak ve adalet arama protestoları kısa zamanda tüm yurdu sardı.

Ankara 4.Ana Jet Üs K.lığında 8-9 Ocak günlerinde 269 assubay,

Ankara Bayrak garnizonu  10-11 Ocak günlerinde  136 assubay

Diyarbakır 2. Taktik.Hv.Kuv.K.lığında ve 8.Ana Jet Üs K.lığında 8 ve 9 Ocak günlerinde  546 assubay ,

Malatya 7. Ana Jet Üs.K.lığında  9 0cak günü 338 assubay

Eskişehir 1.Ana Jet.Üs.K.lığında 9-10 Ocak günlerinde 245 assubay ,

Ankara 12 Hv. Ulş.Üs.K.lığında 10 Ocak günü 338 assubay ,

Balıkesir 9.Ana Jet Üs.K.lığında da 13-14 0cak günlerinde 194 assubay,

Bandırma  6. Ana jet üs K.lığında 14-15 Ocak  günlerinde de 424 Hava  assubay ,

Bandırma  301  Dz .Hv.Filo K.lığında  14-15 Ocak günlerinde 111 Deniz assubay,

Merzifon 5.Ana jet üs.k.da 21-22 Ocak günleri 146 assubay, bir fiil  protesto eylemine katılarak mesaiye gitmediler.

Ve bizlerin ulaşamadığı bir sürü,kara deniz ve hava birlikleri bu protestoya destek verdi.

Bu şanlı mücadelemize katılan ve destek veren tüm arkadaşlarımıza selam ve sevgiler.

Kaybettiklerimizide rahmetle anarız.
Nur içinde yatsınlar...

20 Ocak 2013



Abdullah İnaler

https://www.facebook.com/notes/abdullah-inaler/8ocak-1975-ankara-i%C5%9F-riski-ve-yan-%C3%B6deme-protestosu-ainaler/10151429422984664

  
4278 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye


Prof.Dr. Cihan Dura, Ataname


Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında
(AB-D Tarafından Yerli İşbirlikçileri ile Kuşatılan Türkiye) 


M.Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye


Ali Tayyar Önder, Türkiye'nin Etnik Yapısı


Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Sızıntı


Barış Pehlivan, Barış Teroğlu, Metastaz


Alev Coşkun, Tarihi Unutmamak


Prof.Dr.Emre Kongar, 21. Yüzyılda Türkiye


Prof.Dr.Emre Kongar, Yakın Tarihimizle Yüzleşmek


Rıza Zelyut, Osmanlı'da Oğlancılık


Merdan Yanardağ, Türkiye Nasıl Kuşatıldı?


Prof.Dr. Sina Akşin, Yakın Tarihimizi Sorgulamak


Nurten Arslan. Küçük Anılarda Büyük Sırlar, 5 cilt
Biyografik Roman Tarzında Atatürk ve Yakın Tarih


Soner Yalçın, Samizdat


Soner Yalçın, Saklı Seçilmişler


Erol Toy, O'na Katılmak, Dünden Yarına Türkiye Cumhuriyeti


Prof.Dr. Afet İnan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları


Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu


Laik, Demokratik, Hukuk Sevleti Türkiye Cumhuriyeti'ni Ortadan Kaldırmaya Yönelik İç ve Dış İrticai Örgütler


Prof.Dr. İlber Ortaylı, Zaman Kaybolmaz


Prof.Dr. İlber Ortaylı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk


Süleyman Duman, Kütahya-Eskişehir


Anılarla Mayıs 1970 - Ocak 1975 Astsubay ve Eşlerinin Hak ve Adalet Arama Mücadeleleri
Yazar: Abdullah İnaler


Cengiz Özakıncı, İblisin Kıblesi
(Türkiye'nin Üniter ve Laik Yapısını Hedef Alan AB-D
Bunun için neler yaptı?
Belgeleriyle Tarihe Tanıklık Edeceksiniz)


Cengiz Özakıncı, Türkiye'nin Siyasi intiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı
(Bugün Olanları, Yarın Olabilecekleri, Tarihi Benzerlikleri, Belgeleri ile Anlatmakta Olan Bir Eser)


Cengiz Özakıncı, Kalemin Namusu, Türk Savun Kendini


Ali Tayyar Önder, Türkiye'nin Etnik Yapısı


Ali Tayyar Önder - Türkiye'nin Etnik Yapısı ve Açılım


Cengiz Özakıncı - İblisin Kıblesi Kitabına Ait Program


Prof.Dr. Necati Demir ile Türk Tarihi Üzerine 19 Mayıs Programı-1


Prof.Dr. Necati Demir ile Türk Tarihi Üzerine 19 Mayıs Programı-2


Cengiz Özakıncı:Türkiye Cumhuriyeti'nin Yerli ve Milli Kökleri


Cengiz Özakıncı:1989 Sonrası Türkiye’de Küreselci Emperyalist Operasyonlar.
Dersim iftiraları-Kanal İstanbul, Monrö Bağlantısı-Atatürk ve Laikli İlkesine Yönelik Psikolojik Harekat Nasıl ve Neden Başladı

Cengiz Özakıncı: ABD’de Ulusal Demokratik Cumhuriyet’in Temelleri
Amerika'da okullarda öğrencilere okutulan Ulusal Ant
- Atatürk'ün Eğitim Sistemi


Amerikan Ulusal Andı

"Pledge of Allegiance - Brody Middle School"



Türkiye'de "Öğrenci Andı" Pkk ile Açılım Döneminde Kaldırıldı.13.10.2013
Prof.Dr. Erol Manisalı: Amerika'nın yürüttüğü karşı devrim


GENÇLİĞE HİTABE
Analiz

AKP-BDP çatısı altında Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmeye çalışanlar, 18 yıl önce (1993-1994) Kürt-İslam çizgisindeki Yeni Zemin’de örgütlenmiş... 3.6.2011-Yeniçağ 
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-51438h.htm
Yeni Zemin Dergisi Konu Başlıkları:
https://katalog.idp.org.tr/dergiler/610/yeni-zemin



Yıl 1993; Sayın Recep Tayyip Erdoğan (Refah Partisi İstanbul İl Başkanı, MKYK Üyesi) Sayın Bülent Arınç (Refah Partisi MKYK Üyesi) ve Sayın Mehmet Metiner (Yeni Zemin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni).


Yıl 1993; Sayın R.Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç ve Mehmet Metiner birlikte bir açık oturumda


Türkiye'nin siyasi yapısının islami yönde değiştirilmesini temel hedef edinmiş Yeni Zemin Dergi Yazarları, TSK yapısının değiştirilmesini de misyon edinmiş.

Aynı zamanda eyalet, hilafet gibi söylemlere sahip Em.Tuğg. Adnan Tanrıverdi 15 Temmuz 2016 sonrası TSK'da yaptırdığı değişiklikleri sıralıyor:


İçişleri Eski Bakanı Sadettin Tantan'ın HÜDA PAR ve Hizbullah Tespitleri