Almanya Ulusal Güvenlik Stratejisi 2023 ![]() Almanya Ulusal Güvenlik Stratejisi 2023 Savunmaya muktedir. Dayanıklı. Sürdürülebilir. Ulusal Güvenlik Stratejisi
s. 1
s. 2 Savunmaya muktedir. Dayanıklı. Sürdürülebilir. Ulusal Güvenlik Stratejisi s. 3 s. 4 Boş
Saygıdeğer Okuyucular, Almanya bunu yapmaktadır. Biz, köklü bir demokrasiye, canlı bir sivil topluma ve güçlü bir ekonomiye sahip bir ülkeyiz. Dünyada değerlerimizi ve çıkarlarımızı paylaşan dostlarımız, ortaklarımız ve müttefiklerimiz var. İşte gücümüz buradan doğmaktadır. Bu güce ihtiyacımız var. Çünkü Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik acımasız saldırı savaşı, Avrupa güvenlik düzenini temelden sorgulamaktadır. Aynı zamanda küresel düzen değişmektedir: Yeni güç merkezleri ortaya çıkmakta, 21. yüzyılın dünyası çok kutuplu hale gelmektedir. İnsan kaynaklı iklim değişikliği yaşam temellerimizi tehdit etmekte ve bütün ülkeler ile bölgelerin istikrarı üzerinde sonuçlar doğurmaktadır. Biz bu tür stratejik değişimlere uyum sağlıyoruz. Rusya’nın saldırı savaşının yarattığı dönüm noktasını, Bundeswehr’i (Alman Silahlı Kuvvetleri) nihayet uygun şekilde donatmak için bir vesile olarak görüyoruz. Böylece gelecekte de temel görevini yerine getirebilecek: ülkemizi ve müttefiklerimizi her türlü muhtemel saldırıya karşı savunmak. Sadece birkaç ay içinde Rusya’ya olan enerji bağımlılığımızdan kurtulduk ve alternatifler oluşturduk. Daha fazla güvenlik ve daha az bağımlılık yolunda bu çizgiyi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu amaçla geniş bir güvenlik anlayışını temel alıyoruz. Ülkemizin güvenli enerji ve hammadde tedarikine ihtiyacı var. Bu nedenle Asya, Afrika ve Amerika’daki yükselen ülkelerle yeni ortaklıklara yatırım yapıyor ve ticari ilişkilerimizi daha geniş bir zemine yayıyoruz. Ayrıca toplumumuzun afetler, siber saldırılar ve hedefli dezenformasyon kampanyaları karşısında hazırlıklı ve dirençli olmasını sağlıyoruz. Bu noktada pusulamız, ülkemizin tarihinde ilk kez hazırlanan bu Ulusal Güvenlik Stratejisidir. Amacı açıktır: Vatandaşlarımızın güvenliğini korumak ve Avrupa’nın güvenliğine katkımızı sürdürmek. Avrupa’ya köklü bağlılığımız, transatlantik ittifaka entegrasyonumuz, ekonomimizin gücü ve her şeyden önemlisi toplumumuzun dayanışması, bu hedefe birlikte ulaşmamız için sağlam bir temel oluşturmaktadır. Olaf Scholz, s. 5
Saygıdeğer Okuyucular, Yeni tehditler karmaşık olduğundan ve devlet, toplum ve ekonominin tüm alanlarını etkilediğinden, güvenlik politikamızı tüm bu alanlara “entegrasyon” ile yayıyoruz. Entegre güvenlik politikası demek, güvenlik sorularını tutarlı biçimde hesaba katmak demektir: yalnızca Bundeswehr’in donanımıyla ilgili kararlarda değil, aynı zamanda tedarik zincirlerimizin güvenilirliği veya medya alanımızın özgürlüğü gibi konularda da. Son aylardaki görüşmelerde birçok vatandaş bana, güvenliğimizle daha fazla ilgilenmemiz gerektiğinin artık ne kadar farkında olduklarını söyledi. Ben inanıyorum ki 84 milyonluk bir toplum olarak bu göreve umutla bakabiliriz: Çünkü özgür, dünyaya açık ve müreffeh bir ülkede yaşıyoruz. Avrupa’nın kalbinde, güçlü bir ülkede, birbirine destek olan ortaklarla çevrili bir ülkede. Burada güvenliğin üç boyutundan söz ediyoruz. Birincisi, savaş ve şiddetten korunma, yaşamımızın dokunulmazlığıdır. Ülkemiz, kendisini ve müttefiklerini dış şiddete karşı koruyabilmek için savunmaya muktedir olmalıdır. Bu nedenle Bundeswehr’e yatırım yapıyoruz. Bu nedenle NATO’nun Avrupa sütununu ve ittifakımızın doğu kanadını güçlendiriyoruz. Avrupa Birliği’ni güçlendiriyoruz, çünkü o bizim yaşam sigortamız, barış sigortamızdır. Açık olan şudur: Almanya, ekonomik gücü, diplomatik ağırlığı ve tarihiyle özel bir sorumluluk taşımaktadır – gelecekte Avrupa kıtasının güvenliğine daha fazla katkıda bulunacağız. Ama güvenlik yalnızca savaşın yokluğu değildir. Güvenlik aynı zamanda, hayatımızı, demokrasimizi, ekonomimizi istediğimiz gibi şekillendirecek kadar özgür olmaktır. Siyasi baskı olmadan, ekonomik bağımlılıklar olmadan. Bu özgürlüğün korunması güvenliğimizin ikinci boyutudur. Onu güçlendirmek için toplum olarak daha dirençli hale gelmeliyiz – özgürlüğümüze dışarıdan gelen saldırılara ve içerideki kırılganlıklara karşı. Bu nedenle Rusya’dan enerji bağımlılığımızı sona erdiriyoruz. Her bir metreküp Rus gazını ulusal güvenliğimizle iki kat, üç kat ödedik. Gelecekte güvenlik politikası, ekonomik kararlarımızda daha fazla hesaba katılacaktır. Bu, ilaçları, hammaddeleri ve enerjiyi nereden aldığımız sorusunda geçerlidir. Ama aynı zamanda kritik altyapımıza hangi aktörlerin yatırım yapabileceği sorusunda da. Ekonomimizi çeşitlendiriyoruz, böylece daha istikrarlı hale geliyor. Uluslararası alanda da kuralların ve hukukun geçerli olduğu, gücün ve keyfiliğin değil, bir düzen için mücadele ediyoruz. Artan sistemik rekabet dünyasında bu kendiliğinden gerçekleşmez. Temel değerlerimiz – Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkeleri, insan hakları ve uluslararası hukuk – için daha güçlü şekilde durmamız gerekecek. İki tarafın da yararına olan, sürdürülebilir ve tek taraflı bağımlılıklar yaratmayan ortaklıklara güveniyoruz. Bunun için araçlarımızı daha fazla uyumlaştıracağız – kriz önleme, istikrarlaştırma önlemleri ve sürdürülebilir kalkınma işbirliğine kadar. Zamanımızın hiçbir değişimi iklim krizi kadar derin değildir. Bugün iklim krizinin sonuçlarından silahlı çatışmalardan daha fazla insan kaçmaktadır. 21. yüzyılda güvenlik demek, doğal yaşam temellerimizi korumak demektir – bu güvenliğin üçüncü boyutudur. Büyük bir sanayi ülkesi olarak Almanya, emisyonlarını azaltma konusunda özel bir sorumluluk taşımaktadır. Ama aynı zamanda yeni teknolojik yollar göstermekte ve giderek artan fırtınalar, kuraklıklar ve sıcaklardan en çok etkilenen ülkelerle ortaklıkları güçlendirmektedir. İklime yapılan yatırımlar, dünyanın her yerindeki insanlara refah ve kalkınma sağlar ve güvenliğimizi destekler. Diğer krizlerde olduğu gibi, iklim zararlarından en çok kadınlar, çocuklar ve marjinal gruplar etkilenmektedir. Doğal afetlerden sonra çocuklar çalışmak için okulu bırakmak zorunda kalır; kadınlara yönelik şiddet artar. Kadın hakları ve kırılgan grupların hakları, toplumlarımızın durumu ve dolayısıyla güvenliğimiz için bir ölçüttür. Entegre güvenlik demek, insanların bireysel güvenlik ihtiyaçlarını odağa almaktır. İlk kez politikamızı bu kadar kapsamlı biçimde bir Ulusal Güvenlik Stratejisinde formüle ediyoruz. Bu metin bir son değil, bir başlangıçtır. Strateji, onu taşıyan insanlar kadar güçlü olacaktır: Güvenliğimiz hepimizi ilgilendirir. Elimizde olan, birlikte korumaktır; bizim için değerli ve kıymetli olanı: hayatımızın özgürlüğünün güvenliğini. Savunmaya muktedir, dayanıklı ve sürdürülebilir. Bizim için ve çocuklarımızın geleceği için. Annalena Baerbock, s. 6-7
📘 Tematik Başlıklar Tablosu
(Not: "Tematik Başlıklar Tablosu" Önce Kültür tarafından açıklayıcı amaçlı eklenmiştir.)
s. 9
Zusammen-fassung: Yönetici Özeti s.10 🌍 “Birleşik bir Avrupa’da dünya barışına hizmet etmek” Bu Ulusal Güvenlik Stratejisi ile Federal Hükümet, bu hedefin günümüzde ne anlama geldiğini tanımlamakta ve geleceğe yönelik hangi sonuçları çıkardığını ortaya koymaktadır. Amaç, ülkemizin ve halkımızın güvenliğini sağlamak ve sürdürmektir. Federal Hükümet, bunun Entegre Güvenlik Politikası ile başarılabileceğine inanmaktadır: Bu yaklaşım, tüm ilgili aktörlerin, araçların ve enstrümanların birbiriyle uyumlu şekilde etkileşimini ifade eder. Bu etkileşim sayesinde ülkemizin güvenliği kapsamlı biçimde korunur ve dış tehditlere karşı güçlendirilir. 🌍 Bizi Şekillendiren Unsurlar Almanya’nın Dünyadaki Yeri Avrupa’nın kalbinde yer alan, en büyük nüfusa ve en güçlü ekonomiye sahip ülke olarak Almanya, barış, güvenlik, refah, istikrar ve yaşam temellerimizin sürdürülebilir kullanımı konusunda özel bir sorumluluk taşımaktadır. Bu sorumluluğu tarihimizin bilinciyle üstleniyoruz. Bu nedenle Avrupa’daki komşularımızla sağlanan uzlaşmaya minnettarız ve İsrail’in var olma hakkı konusunda sorumluluk üstlenmeye devam ediyoruz. Federal Hükümetin eylemlerine yön veren temel ilke, ülkemizin, özgürlükçü demokratik temel düzeninin ve değerlerimizin korunmasıdır. Dış ve güvenlik politikamız, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na dayalı özgür bir uluslararası düzene bağlıdır. Komşumuz Fransa ile, tarihsel düşmanlıkların aşılmasıyla şekillenmiş derin bir dostluk bağımız vardır. Bu dostluk, Avrupa bütünleşmesinin bizim için vazgeçilmez olan temel adımlarını mümkün kılmıştır. Aynı zamanda ABD ile olan yakın bağımızın ve ortaklığımızın bir ifadesi olan transatlantik ittifaka da sıkı şekilde bağlıyız. 🛡️ Mevcut Durum Almanya ve Avrupa: Değişen Güvenlik Ortamında Almanya’nın güvenlik politikası bağlamındaki çevresi dönüşüm içerisindedir; bir “dönüm noktasına” tanıklık ediyoruz. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırı savaşı, uluslararası hukukun ve Avrupa güvenlik düzeninin ihlalidir. Bugünkü Rusya, öngörülebilir gelecekte, Avrupa-Atlantik bölgesindeki barış ve güvenlik için en büyük tehdittir. s. 11
Çok kutupluluğun arttığı bir çağda yaşıyoruz. Bazı devletler, mevcut uluslararası düzeni sistemik rekabet anlayışlarına göre yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Bu uluslararası ortamda Çin hem bir ortak, hem bir rakip, hem de sistemik bir hasımdır. Son yıllarda rekabet ve hasımlık unsurlarının arttığını görüyoruz; ancak Çin, aynı zamanda birçok acil küresel sorunun çözümünde onsuz ilerlenemeyecek bir ortaktır. Avrupa’nın yakın çevresinde savaşlar, krizler ve çatışmalar Almanya’nın ve Avrupa’nın güvenliğini zedelemektedir. Kırılgan devletler terörizmin doğuş ve geri çekilme alanlarına dönüşmekte; iç çatışmalar diğer ülkelere sıçramaktadır. Bunun ötesinde toplumumuz ve ekonomimiz karmaşık tehditlerle karşı karşıyadır: Terörizm, aşırılıkçılık, organize suç ve yasa dışı finansal akışlar artmaktadır. Büyük zararlar doğuran ve güvenlik ile istikrar için riskler oluşturan siber saldırılar çoğalmaktadır. Kritik altyapılarımız giderek daha fazla ciddi tehditlerin ve kesintilerin hedefi olmaktadır. Enerji ve hammadde tedarikinin güvenliği tehlikededir. Uluslararası ekonomik ve finansal ilişkiler de güvenlik politikası boyutu taşımaktadır. Tek taraflı bağımlılıklar güvenlik risklerine dönüşebilmektedir. s. 12 İklim krizi yaşam ve ekonomik temellerimizi tehdit etmektedir. Bugün bile güvenlik politikası açısından sonuçlar doğurmaktadır. Bu krizin etkilerini artık tamamen önleyemeyiz, yalnızca hafifletebiliriz. Yoksulluk ve açlık, hastalıklar ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesi dünya çapında milyonlarca insanı tehdit etmektedir. 🛡️ Ne Yapıyoruz – Entegre (Bütünleşik) Güvenlik Almanya, güçlü bir ekonomiye, köklü bir demokrasiye ve Avrupa ile dünyada güçlü ortaklara sahip bir ülkedir. Bu nedenle zamanımızın zorluklarıyla özgüven ve iyimserlikle yüzleşiyoruz. Değişen bir dünyada çabalarımızı artırıyoruz ki ülkemiz güvenli ve özgür kalsın. Entegre (Bütünleşik) Güvenlik Politikası ile Almanya’nın savunmaya muktedir, dayanıklı ve sürdürülebilir olmasını sağlıyoruz. ⚔️ Savunmaya Muktedir – Özgürlük İçinde Barış Alman güvenlik politikasının en yüksek görevi, ülkemizde gelecekte de barış, özgürlük ve güvenlik içinde yaşamamızı sağlamaktır. Almanya’nın güvenliği, Avrupa’daki ortaklarımız ve müttefiklerimizin güvenliğiyle ayrılmaz biçimde bağlıdır. NATO ve AB’ye bağlılığımız sarsılmazdır. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesindeki karşılıklı yardımlaşma taahhüdüne kesinlikle bağlıyız. Bundeswehr’i (Federal Savunma Kuvvetleri'ni) Avrupa’daki savunmanın temel direği olarak güçlendiriyoruz. Ülke ve ittifak savunması Bundeswehr’in temel görevidir; bu görev aynı zamanda ittifakın caydırıcılık kapasitesine katkımızı da içerir. Yeni oluşturulan Bundeswehr Özel Fonu aracılığıyla, çok yıllı ortalamada NATO kabiliyet hedeflerine yönelik %2 GSYİH katkımızı yerine getireceğiz. Aynı zamanda kritik altyapıların korunmasına, siber yeteneklere, etkin bir diplomasiye, sivil korumaya, ortaklarımızın istikrarına, insani yardıma ve kalkınma iş birliğine yatırımlarımızı artıracağız. Sivil savunma ve toplum korumasını, federal hükümet, eyaletler, belediyeler, ekonomi ve vatandaşların birlikte sorumluluk aldığı bütüncül bir yaklaşımla güçlendirmek istiyoruz. Federal hükümetin eyaletlere afet korumasındaki desteğini iyileştiriyor ve kritik altyapılarımızın direncini artırıyoruz. Hedefimiz, barış ve özgürlük içinde birleşmiş bir Avrupa’dır. Avrupa Birliği’ni, gelecekteki nesiller için güvenliğini ve egemenliğini sağlayabilecek jeopolitik açıdan etkin bir aktör haline getirmek istiyoruz. Federal Hükümet, AB’nin daha fazla entegrasyonu, dayanışması ve Batı Balkanlar, Ukrayna, Moldova ve perspektif olarak Gürcistan’ın katılımı için çaba göstermektedir. AB’yi bu genişlemeye hazırlamak ve etkinliğini güvence altına almak için AB içinde reformlar kaçınılmazdır. s. 13
NATO Karargâhı
Federal Hükümet, yoksulluk ve açlıkla, sosyal eşitsizlikle ve iklim kriziyle mücadeleye yönelik çabalarını artıracaktır. Hükümetlerin güvenliği ve hukuk devletini zayıflattığı bölgelerde, iş birliğimizi daha güçlü bir şekilde devlet dışı aktörlere, yerel düzeye ve çok taraflı yaklaşımlara odaklıyoruz. Aynı zamanda, bizim gibi uluslararası hukuka dayalı bir dünya düzenini savunan ortak hükümetleri destekliyoruz. Federal Hükümet, kalkınma politikasını stratejik hedefleriyle daha sıkı (daha güçlü) bir şekilde ilişkilendirecek, uyarlayacaktır. s. 14 Küresel silah kontrol mimarisinin korunması, nükleer silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesi için Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması temelinde nükleer silahların yayılmasını çabalarımızı artıracağız. Hedefimiz, nükleer silahlardan arınmış güvenli bir dünyadır. Silah ihracatının kontrolünde Federal Hükümet, kısıtlayıcı temel çizgisini koruyacaktır. Karar alma süreçlerinde, alıcı ülkedeki insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini özel olarak dikkate alacaktır. Aynı zamanda müttefiklik ve güvenlik çıkarlarını, jeostratejik durumu ve güçlendirilmiş bir Avrupa savunma iş birliğinin gerekliliklerini de göz önünde bulunduracaktır. 🛡️ Resilient – İçsel Güçle Değerlerin Korunması Açık toplumumuz, Almanya’daki tüm insanlara özgür bir yaşam olanağı sunmaktadır. Bu nedenle özgürlükçü demokratik temel düzenimizi dışarıdan gayrimeşru etkilenmelere, dezenformasyona ve her tür aşırılığa karşı savunuyoruz. Birleşmiş Milletler Şartı, evrensel insan hakları ve uluslararası hukuk temelinde özgür bir uluslararası düzeni savunuyoruz. Çok taraflılığa ve Birleşmiş Milletler’in güçlendirilmesine bağlıyız. Dünyayı nüfuz alanlarına bölme girişimlerine karşı, kurallara dayalı bir düzenden yana olan pozitif (olumlu) modelimizi koyuyoruz. Bu noktada değerlerimizi ve çıkarlarımızı paylaşan ortaklarla birlik içindeyiz. Aynı zamanda tüm değerlerimizi paylaşmasalar da bizim gibi kurallara dayalı bir uluslararası düzenden yana olan devletlerle daha yakın iş birliği için çaba gösteriyoruz. Aktif bir insan hakları politikası yürütüyor, ayrımcı güç yapılarını ortadan kaldırmayı, katılımı ve çeşitliliği teşvik ediyoruz. İnsan haklarının korunduğu yerlerde krizler ve savaşlar daha az olasıdır. Ekonomimiz, pazarlara, hammaddelere, teknolojilere, finans ve insan sermayesine kurallara dayalı erişim üzerine kuruludur. Hammadde ve enerji tedarikinde ve diğer stratejik alanlarda mevcut tek taraflı bağımlılıkları, tedarik ilişkilerimizi çeşitlendirerek ve kritik hammaddelerin güvenliğini sağlayacak adımlarla azaltacağız; ülkemizin ekonomik açıklığını ve yenilik (inovasyon) gücünü koruyacağız. Almanya’nın direnç ve rekabet gücü, yüksek yenilik kapasitesine ve teknolojik/dijital egemenliğine dayanmaktadır. Bu nedenle Federal Hükümet, bilim ve araştırmayı, şirketlerin yenilik gücünü hedefli biçimde destekleyecek ve gayrimeşru etkilenme ile bilgi sızıntısına karşı önlemler alacaktır. Devlet, ekonomi, bilim ve toplum birlikte siber güvenliği güçlendirmelidir. Federal Hükümet, siber aktörlerin kural dışı ve saldırgan davranışlarını kabul etmeyecek, siber güvenlik mimarisini modernize edecek ve siber saldırılara karşı savunma kapasitesini artıracaktır. s. 15
Krizlerin ve felaketlerin üstesinden gelmek için farklı kurumlar ve kuruluşlar birlikte çalışır.
📘 Uzay ve Sürdürülebilirlik
🌱 Sürdürülebilirlik – Yaşam Temellerimizin Güvenliği İklim krizinin sınırlandırılması ve etkileriyle başa çıkmak, bu yüzyılın en temel ve aynı zamanda en acil görevlerinden biridir. Küresel emisyonların radikal biçimde azaltılması gereklidir. Bununla birlikte, küresel, sürdürülebilir, yeşil ve sosyal açıdan adil bir dönüşümde büyük fırsatlar yatmaktadır. Bu dönüşüm yalnızca temiz enerji değil, aynı zamanda daha az bağımlılık anlamına da gelir. İklim krizine uyum stratejilerine ihtiyacımız var; böylece insanları ve doğal alanları koruyabiliriz. Aynı derecede güçlü bir dinamizm, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem krizinin üstesinden gelmek için de gereklidir. Bu küresel krizlerle mücadele için tüm devletlerin katılımı şarttır. Açlık ve yetersiz beslenme, insanların sağlığını zedelemekte, toplumların ekonomik temellerini baltalamakta ve kalkınma politikalarında gerilemelere yol açmaktadır. (Önce Kültür, Ek: Bu Yönetici Özeti Bölümü, Almanya’nın güvenlik stratejisinde iklim, ekosistem ve gıda güvenliği gibi klasik askeri olmayan tehditleri artık bir yan başlık değil ulusal güvenliğin üç ana sütununa alarak merkezileştirdiğini gösteriyor. Böylece “entegrasyonlu güvenlik” yaklaşımı askeri caydırıcılığın ötesine geçerek insan güvenliği boyutunu da kapsıyor.) s. 16
[Önce Kültür, Ek: Yukarıdaki sembol, sosyal, ekonomik ve ekolojik açıdan sürdürülebilir kalkınma için oluşturulan 2030 Gündemi’nin 17 Hedefi’ni temsil etmektedir. Bu hedeflerin hayata geçirilmesi, Alman Federal Hükümet'in Bütünleşik Güvenlik (Entegre Güvenlik) anlayışının bir parçasıdır.] Federal Hükümet; sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerine yönelik bir dönüşüm aracılığıyla küresel gıda güvenliğini güçlendirmeyi hedeflemektedir. Bu süreçte dezavantajlı ve kırılgan insanlar merkeze alınmaktadır. Ayrıca insan hakları standartlarını gözeterek eşitlikçi ticaretin ve ticaret engellerinin azaltılmasının daha güçlü şekilde savunulması hedeflenmektedir. Pandemilerin küresel düzeyde önlenmesi ve bunlara hızlı müdahale edilmesi, insani güvenliğin sağlanması için vazgeçilmezdir. Bu nedenle Federal Hükümet, bu alandaki uluslararası kararlılığını yoğunlaştırmaktadır. Bu doğrultuda; insan, hayvan ve çevre sağlığı arasındaki bağlantıları bütüncül bir bakış açısıyla ele alan "Tek Sağlık" (One Health) yaklaşımını benimsemektedir. Aynı zamanda ulusal direncimizi, tıbbi hizmet ve tedarik zincirlerinin uzun vadeli güvence altına alınması, uzmanların yetiştirilmesi, pandemi tehlikelerinin erken tespitinin geliştirilmesi ve güvenlikle ilgili araştırma ve geliştirmeye yatırımlar yoluyla güçlendireceğiz. 🤝 Bütünleşik (Entegre) Güvenliği Birlikte Şekillendirmek Güvenlik, ülkemizdeki tüm insanları ilgilendirmektedir; herkes bunun için sorumluluk taşır ve katkıda bulunur. Bu nedenle Federal Hükümet, bu Ulusal Güvenlik Stratejisi ile devletin tüm kademeleri, ekonomi ve toplumun birlikte etkileşimini sürekli bir süreç haline getirmeyi ve böylece Almanya’daki stratejik kültürü daha da geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bütünleşik (Entegre) Güvenlik politikasıyla, müttefiklerimiz, komşularımız ve ortaklarımızla birlikte Avrupa ve dünyada güvenliğe katkıda bulunmak istiyoruz. Ortak geleceğimizi, risklerin bilincinde olarak ama aynı zamanda iyimserlikle (öz güvenle) ve kendi güçlü yönlerimize (güçlerimize) tam güvenle şekillendirmek istiyoruz. (Önce Kültür, Ek: Bu bölüm, Almanya’nın güvenlik stratejisinin toplumsal katılım ve küresel ortaklık boyutunu vurguluyor. Strateji, yalnızca devlet kurumlarının değil, toplumun tüm kesimlerinin güvenlik kültürüne dahil edilmesini hedefliyor.) s. 17
Deutschland in Europa und der Welt: Almanya Avrupa’da ve Dünyada s. 18 “Birleşik bir Avrupa’da dünya barışına hizmet etmek”: Bu hedef, Alman dış ve güvenlik politikasının yönünü Anayasa’nın (Grundgesetz) önsözünde belirlemektedir. Bu temelde, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Şartı’na, devletlerin egemen eşitliğine, şiddetsizliğe, halkların kendi kaderini tayin hakkına ve evrensel insan haklarına bağlı özgür bir uluslararası düzenin şekillendirilmesine katkı sunmak istiyoruz – güvenlik ve özgürlük içinde sürdürülebilir bir yaşam için. Biz güvenliği kapsamlı biçimde anlıyoruz:
Bu, tüm toplumun yatırımlarını ve çabalarını gerektirir. Federal Hükümet, bunun için gerekli koşulları sağlamaya kararlıdır. Ülkemizde yaşam, özgürlük ve yaşam temellerinin korunması için birlikte hareket etme konusunda büyük bir irade vardır. Almanya Federal Cumhuriyeti’nin bu ilk Ulusal Güvenlik Stratejisi, bunun için temel ve yol gösterici olacaktır. Strateji, öncelikle dış tehditlere yöneliktir; ancak dış ve iç güvenliğin giderek daha az ayrılabilir olduğunun bilinciyle hazırlanmıştır. Federal Hükümet, zamanımızın zorluklarıyla ancak bir "Bütünleşik Güvenlik Politikası” ile başa çıkabileceğimize inanmaktadır: Biz bu kavramdan, tüm ilgili aktörlerin, araçların ve enstrümanların eş güdümlü etkileşimini anlıyoruz; bu yapıların birbiriyle kenetlenmesi sayesinde ülkemizin güvenliği kapsamlı bir şekilde korunacak ve güçlendirilecektir. Ülkemiz, kendisini ve müttefiklerini koruyup savunabilmek için savunma kabiliyetine (wehrhaft) sahip olmalıdır. Toplumumuz ve ekonomimiz, gelişebilmek ve varlığını sürdürebilmek için dirençli (resilient) olmalıdır: yani mukavemetli, uyum sağlayabilen ve iç yapısı itibarıyla sağlam. Tüm bunları yaparken, yaşamımızın doğal temellerini korumak için sürdürülebilir (nachhaltig) olmak zorundayız. Güvenlik politikası kimliğimiz Almanya, Avrupa’da ve uluslararası alanda barış, güvenlik, refah, istikrar ve yaşam temellerimizin sürdürülebilir kullanımı konusunda özel bir sorumluluk taşımaktadır. Avrupa’nın en kalabalık ülkesi ve en büyük ekonomisi olarak bu sorumluluğu üstleniyoruz. Biz, tarihimizin ve ülkemizin İkinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi ve Shoah (Holokost) ile yüklenmiş olduğu suçun bilinciyle hareket ediyoruz. Avrupa’daki komşularımızla sağlanan uzlaşma ve İsrail’in var olma hakkı konusundaki sorumluluk, bizim için kalıcı bir yükümlülük olmaya devam etmektedir. Federal Cumhuriyet’in erken yıllarında ülkemiz yardım görmüştür; bu yardımlar olmadan bugünkü refahımız mümkün olmazdı. Soğuk Savaş sırasında, müttefiklerimizin yüz binlerce askeri Federal Cumhuriyet’i korumuştur. s. 19
Dünyanın dört bir yanından insanlar, ülkemizdeki çalışmalarıyla Almanya’nın ekonomik gücüne önemli katkılar sağlamış ve bugün de sağlamaktadır. Bu deneyimler ülkemizi şekillendirmiştir. Bu nedenle sorumluluk üstleniyoruz; dünyada ikinci en büyük bağışçı ülkeyiz ve Birleşmiş Milletler ile diğer uluslararası örgütlerde aktif rol almaktayız. Transatlantik ittifak ile Avrupa entegrasyon ve barış projesi, ülkemize ve Avrupa'ya güvenlik, istikrar, barış ve refah getirmiştir. Başlangıçta bu durum Avrupa'nın ve Almanya'nın batısıyla sınırlı kalmış olsa da, Orta ve Doğu Avrupa halkları barışçıl devrimlerle özgürlüklerini kazandılar. Böylece Alman yeniden birleşmesinin ve Avrupa Birliği çatısı altında bir araya gelmenin temellerini attılar: Bu iki süreç birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Dolayısıyla, Avrupa Birliği'nin derinleştirilmesi ile Avrupa-Atlantik yapılarının sağlamlaştırılması ve genişletilmesi, Alman dış ve güvenlik politikasının temel taşları arasındadır. Almanya, güvenliğini ve Avrupa'nın kalbindeki barışı ABD'ye ve Avrupalı komşularına borçludur. 🛡️ Değerlerimiz ve Çıkarlarımız Bu nedenle Alman dış ve güvenlik politikası değer temelli ve çıkar odaklıdır. Temel çıkarımız, değerlerimizi savunmaktır. Bu değerler, her insanın dokunulmaz onuruna dayanır ve şunları kapsar:
Güvenlik politikası çıkarlarımız, coğrafi konumumuz ve tarihsel bağlamımız tarafından şekillendirilmektedir. s.20
(Federal Savunma Kuvvetleri -Bundeswehr- bünyesindeki yeni askerlerin yemin töreni.) Almanya’nın güvenlik çıkarları, AB ve NATO üyeliği, sosyal piyasa ekonomisine ve uluslararası bütünleşmeye dayalı ekonomik modelimiz ile doğal yaşam temellerine karşı sorumluluğumuzdan doğmaktadır. Değerlerimizin sağlam temeli üzerinde bu çıkarları şöyle belirliyoruz:
s. 21
(AB ve NATO arasında iş birliğine dair Ortak Deklarasyon.) 📘 Güvenlik Politikası Çevremiz Büyük bir değişim içindeki bir dünyada yaşıyoruz Uluslararası ve güvenlik politikası çevremiz giderek daha çok kutuplu, daha istikrarsız ve artan biçimde iklim krizinin varoluşsal tehdidi tarafından şekillendirilmektedir. Bugünkü Rusya, öngörülebilir gelecekte Avrupa-Atlantik bölgesinde barış ve güvenlik için en büyük tehdittir. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırı savaşı, Birleşmiş Milletler Şartı ve işbirliğine dayalı Avrupa güvenlik düzeniyle açık bir kopuştur. Bu saldırı, barışçıl bir komşunun devlet egemenliğini, toprak bütünlüğünü, kültürel kimliğini ve siyasi varlığını yok etmeyi ve nüfuz alanlarına dayalı emperyal bir politika dayatmayı hedeflemektedir. Bu tarihsel kırılma, NATO ve AB’deki müttefiklerimizle birlikte güvenliğimizi doğrudan tehdit etmektedir. Almanya ve NATO Rusya ile düşmanlık veya çatışma arayışında değildir; ancak ittifak olarak her zaman egemenliğimizi ve özgürlüğümüzü savunmaya hazırız. Rusya, konvansiyonel ve nükleer güçlerini artırmakta, stratejik istikrarı tehlikeye sokmakta ve Ukrayna’ya karşı savaşında nükleer tehditleri tekrar tekrar kullanmaktadır. s. 22 Rusya, Avrupa’daki demokratik toplumları istikrarsızlaştırmaya, AB ve NATO’yu zayıflatmaya ve uluslararası alanda insan haklarına ve hukuka aykırı çıkar politikaları izlemeye çalışmaktadır. Enerji ve hammadde politikaları da bu yaklaşımın bir parçasıdır. Biz artan çok kutupluluk ve sistemik rekabet çağında yaşıyoruz. Çoğu devlet BM Şartı’na ve uluslararası hukuka dayalı özgür bir düzeni desteklemektedir. Ancak bazı devletler, bu düzeni zayıflatmaya ve nüfuz alanlarına dayalı revizyonist anlayışlarını dayatmaya çalışmaktadır. İnsan haklarını, özgürlükleri ve demokratik katılımı kendi güçleri için tehdit olarak görmektedirler. Hibrit stratejilerle diğer devletlerin özgürlüklerine saldırmakta, siyasi süreçlere, kamuoyuna ve seçimlere gayrimeşru etki uygulamaktadırlar. Almanya, bu hibrit tehditlere ancak güçlendirilmiş uluslararası işbirliğiyle etkin şekilde karşı koyabilir. Çin hem ortak, hem rakip, hem de sistemik hasımdır. Son yıllarda rekabet ve hasımlık unsurları artmıştır. Çin, mevcut kurallara dayalı uluslararası düzeni çeşitli yollarla yeniden şekillendirmeye çalışmakta, bölgesel üstünlük iddiasını giderek daha açık biçimde ortaya koymakta ve sık sık çıkarlarımız ve değerlerimizle çelişmektedir. Bölgesel istikrar ve uluslararası güvenlik baskı altındadır, insan hakları ihlal edilmektedir. Çin, ekonomik gücünü siyasi hedefler için kullanmaktadır. Ancak Çin aynı zamanda, birçok küresel sorunun çözümünde vazgeçilmez bir ortaktır. Bu alanlarda işbirliği fırsatlarını değerlendirmeliyiz. Avrupa’nın yakın çevresindeki savaşlar, krizler ve çatışmalar Almanya’nın ve Avrupa’nın güvenliğini zedelemektedir. Suriye ve Irak, Libya, Afrika Boynuzu ve Sahel’de yıllardır süren çatışmalar, devletleri kırılgan hale getirmekte ve terörizmin doğuş ve geri çekilme alanlarına dönüştürmektedir. İç çatışmalar diğer ülkelere sıçramakta, bölgeleri istikrarsızlaştırmakta ve dolaylı olarak bizi de etkilemektedir. Dış aktörler bu kırılganlığı kendi güç iddialarını dayatmak ve nüfuz alanlarını genişletmek için kullanmaktadır. Küresel ölçekte Hint-Pasifik bölgesi Almanya ve Avrupa için özel önem taşımaktadır. Açık ve özgür toplumumuz terörizm ve aşırılıkçılığın hedefidir. Saldırı tehdidi yüksek kalmaktadır. Radikalleşmeler ve kriz bölgelerinden dönen şiddet yanlısı savaşçılar bu riski artırmaktadır. Terör örgütleri ve aşırılıkçı gruplara karşı büyük başarılar elde edilmiş olsa da bu gruplar varlığını sürdürmekte ve giderek daha fazla uluslararası ağlar kurmaktadır. s. 23 Bu, finansman, destekçi kazanımı ve suç hazırlıklarını kapsamakta ve mücadeleyi daha karmaşık hale getirmektedir. Dijital alanda radikalleşme süreçleri artmakta, bireysel terör eylemleri yeni bir zorluk oluşturmaktadır. Ayrıca antisemitik komplo ideolojilerine dayanan yeni aşırılık biçimleri, toplumumuzu bölme ve şiddete sürükleme tehlikesi taşımaktadır. Bu demokrasi karşıtı aşırılık biçimleri güvenliğimizi tehdit etmektedir. Silah kontrolü, silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesi mimarisinin aşınması, Avrupa ve dünya çapında güvenlik durumunu kötüleştirmektedir; Rusya’nın eylemleri bu sürece büyük katkı yapmıştır. Nükleer yayılma riskleri sürmektedir. Kuzey Kore nükleer ve füze programını sürekli geliştirmekte ve bölgesel güvenliği tehdit etmektedir. İran, kendi vatandaşlarının insan haklarını ihlal etmekte, nükleer hırslarını sürdürmekte, giderek daha yüksek oranda zenginleştirilmiş nükleer madde üretmekte ve 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın yeniden canlandırılmasını engellemektedir. İran’ın füze programı ve bölgesel politikaları, yeni yayılma dinamiklerine yol açabilecek gerilimleri artırmaktadır. Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer tehditler göz ardı edilemeyecek risklerdir – Avrupa’daki tesislerin kasıtlı zarar görmesinden, devlet veya devlet dışı aktörlerce gayrimeşru silah kullanımına kadar. Uluslararası ekonomi ve finans ilişkileri giderek daha fazla güç politikalarıyla şekillenmektedir. Bazı ticaret anlaşmaları daha adil hale gelmiştir; ancak bazı devletler serbest ekonomik iş birliği ilkelerini tehdit etmekte ve ekonomik gücü dış politika ve güvenlik çıkarları için kullanmaktadır. Uluslararası ekonomi ve finans kurumları, siyasi güç mücadelelerinin sahnesi haline gelmektedir. Yeni, paralel kurumların farklı kurallar sistemiyle kurulması, mevcut örgütleri bilinçli şekilde devre dışı bırakmayı hedeflemektedir. Bu, açık ve adil piyasa düzenini ve istikrarlı finans sistemini zayıflatmaktadır. Ayrıca birçok devlette yolsuzluk, vergi kaçakçılığı ve ekonomik suçlarla mücadele için etkili yapılar eksiktir. COVID-19 pandemisi ve Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı, kritik alanlardaki ekonomik bağımlılıkların kısa sürede ciddi güvenlik risklerine dönüşebileceğini göstermiştir. s. 24
(G7 Almanya 2022 Logosu – Almanya, güncel zorluklar konusunda G7 ortaklarıyla fikir alışverişine büyük önem vermektedir.) Bu durum (bağımlılık riski) özellikle yarı iletkenler veya tıbbi ürünler, endüstriyel değer zincirlerimiz için kritik ham maddeler ve aynı zamanda yeni enerji kaynaklarının aranması ile yenilenebilir enerjilere geçiş süreci için geçerlidir. Artan uluslararası teknoloji rekabeti, belirli teknolojilere serbest erişim artık garanti edilmediğinde ve tek taraflı bağımlılıklar ortaya çıktığında güvenlik politikası açısından riskler doğurabilir. Kritik altyapılar hayati öneme sahiptir ve giderek ciddi tehditlere ve kesintilere maruz kalmaktadır. Almanya’nın tedarik ve ekonomik güvenliği açısından deniz boyutu – su üstü ve su altı – özel bir önem taşımaktadır. Siber saldırıların kapsamı, sıklığı ve yoğunluğu artmaktadır. Bu durum, dijital alanda da güvenlik riskleri ve uluslararası çatışmaların ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Siber saldırılar giderek daha fazla hükümetimizi, toplumumuzu veya ortaklarımızı istikrarsızlaştırmayı hedeflemektedir. Siber uzayda suç, terörizm, casusluk ve sabotaj sınırsız coğrafi erişime sahiptir, yüksek zarar potansiyeli taşır ve çoğu zaman belirli aktörlere atfedilmesi zordur. Özellikle fidye yazılımları (Ransomware) şirketler, kamu kurumları ve kritik altyapılar için ciddi bir tehdit haline gelmiştir. Yabancı istihbarat servisleri ve diğer aktörler, Almanya’da casusluk yapmak için yüksek personel ve mali kaynak harcamaya devam etmektedir; bu da sabotaj ve yıkıcı faaliyet risklerini beraberinde getirmektedir. Siyaset, idare, Bundeswehr, ekonomi, altyapı ve araştırmaya yönelik gözetleme ve saldırılar, analog ve dijital yollarla bilgi elde etmeye hizmet etmektedir. Ağır ve organize suç, dünyadaki neredeyse tüm devletleri tehdit etmektedir. Fail gruplar uluslararası ağlarla hareket etmekte, iletişimlerini şifreleme teknikleriyle yürütmekte ve en modern teknolojilerle sürekli yeni, kârlı faaliyet alanları aramaktadır. Giderek daha sert şiddet kullanmaktadırlar. Almanya’da da uluslararası faaliyet gösteren suç örgütleri – klan yapıları dahil – insanlara zarar ve acı vermektedir. s. 25
Organize suç yapıları milyarlarca Euro tutarında ekonomik zarara yol açmaktadır; bunu, yasa dışı yollarla elde ettikleri varlıkları yasal ekonomik döngüye sokarak da yapmaktadırlar. Ayrıca giderek daha fazla, devlet ve ekonomik yapılarımızı içten zayıflatmaya çalışmaktadırlar. Yasa dışı finansal akışlar, dünya çapında devletlerden milyarlarca tutarı çekip almakta ve böylece toplumsal düzenin istikrarsızlaşmasına katkıda bulunmaktadır. Bu yüzyılın temel meydan okumalarından biri insan kaynaklı iklim krizidir: Artan kuraklıklar, deniz seviyesinin yükselmesi, değişen yağış modelleri, biyolojik çeşitliliğin kaybı ve doğal kaynakların aşırı kullanımı yaşam ve ekonomik temelleri tehdit etmektedir. İklim kaynaklı aşırı hava olayları, Almanya’da da giderek daha yoğun ve sık yaşanmakta, yıkıcı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durum kritik altyapılarımızı ek baskı altına sokmaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde iklim krizi bir çatışma tetikleyicisi (conflict driver) olarak işlev görmekte, açlığa ve diğer insani krizlere yol açmaktadır. Aynı zamanda mevcut eşitsizlikleri derinleştirmektedir. İklim krizi, bugün bile güvenlik politikası açısından doğrudan sonuçlar doğurmaktadır. İnsani güvenlik, yaşam temellerimizi tehdit eden bu varoluşsal krizi nasıl yönettiğimize bağlıdır. Bu krizin etkilerini artık tamamen önleyemeyiz, yalnızca sınırlayabiliriz. Bununla birlikte, sürdürülebilir, yeşil ve sosyal açıdan adil bir dönüşümde büyük fırsatlar yatmaktadır. Bu dönüşüm yalnızca temiz enerji ve güvenli gıda değil, aynı zamanda daha az bağımlılık anlamına da gelir. s. 26
[27 Şubat 2022 tarihinde Federal Meclis'te (Bundestag) düzenlenen "Zeitenwende" (Dönüm Noktası) Genel Kurul Oturumu; Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası Alman güvenlik politikasındaki köklü değişim bu oturumla başlamıştır.] Yoksulluk ve açlık, savaşlar ve çatışmalar, iklim krizinin etkileri ve doğal yaşam alanlarının yok edilmesi, özellikle gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerdeki insanlar için sürekli bir tehdit oluşturmaktadır. Güvensizlik, toplumsal sıkıntılar, gelecek kaygısı ve kişisel gelişim olanaklarının eksikliği, birçok insanın hükümetlerine olan güvenini zedelemektedir. Zayıflamış hükümetler ve devletler, kamu hizmetlerini sağlama ve çatışmaları çözme konusunda sınırlı kapasiteye sahiptir. Eşitsizlik, bu bağlamda merkezi bir çatışma tetikleyicisidir. Çeşitli kriz faktörlerinden göç ve mülteci hareketleri ortaya çıkabilmektedir. Düzensiz, araçsallaştırılmış ve zorunlu göç, çoğu zaman göçmenlerin yaşamını tehlikeye atmaktadır. Ayrıca büyük ölçekli göç ve mülteci hareketleri, transit ve kabul eden toplumlarda devlet istikrarını ve toplumsal uyumu tehdit edebilmektedir. Buna karşılık, düzenli göç Almanya’yı zenginleştirmektedir; demografik gelişim nedeniyle ülkemiz buna aynı zamanda ihtiyaç duymaktadır. s. 27
Almanya İçin Bütünleşik (Entegre) Güvenlik [Önce Kültür, Ek: Görsel Analizi: Farklı güvenlik ve yardım birimlerinin üniformalarını yan yana bir askıda bulunması, güvenliğin sadece ordunun (Bundeswehr) değil, sivil savunma, polis ve sosyal kurumların ortak çabası olduğu mesajını pekiştirir. Askıda soldan sağa şu üniformalar görülmektedir:
Görseldeki üniformaların yan yana durması, strateji belgesinde sıkça vurgulanan "Güvenlik tüm toplumun sorumluluğundadır" (Sicherheit geht alle Menschen in unserem Land etwas an) ilkesinin somut bir göstergesidir.] s. 28 Savunma Kabiliyeti. Dirençlilik. Sürdürülebilirlik. Güvenlik politikasını kapsamlı biçimde tanımlamak ve bireye odaklamak istiyoruz. Her bireyin güvenliği arttığında ve demokratik haklar ile özgürlükler güvence altına alındığında, toplum ve devletin istikrarı da artar. Feminist dış ve kalkınma politikasıyla uyum içinde, kadınların ve marjinal grupların haklarını, kaynaklara erişimini ve temsiliyetini (3R: Rights, Resources, Representation) güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu güvenlik stratejisinde öngörülen girişimler, eğer halihazırda bütçe kaynaklarıyla desteklenmemişse, Federal bütçenin ilgili planlarına önceliklendirme yoluyla eklenecektir. Kamu maliyesine yönelik mevcut büyük talepler göz önünde bulundurularak, bu stratejinin görevlerini bütçeye ek yük getirmeden yerine getirmeyi amaçlıyoruz. Stratejide eyaletlerin (Länder) yetki alanına giren hususlar olduğunda, Federal Hükümet uygulamada mevcut katılım ve iş birliği haklarını koruyacaktır. Değerlerimizi savunurken ve çıkarlarımızı hayata geçirirken, hedef çatışmalarıyla (Zielkonflikte) karşılaşacağız; bu da siyasi değerlendirme ve kararlar gerektirir. Federal Hükümetin ölçütü, bunları açıkça ele almak ve şeffaf biçimde tartışmaktır. s. 29 Almanya için Bütünleşik Güvenlik Bütünleşik Güvenlik; dış tehditlere karşı güvenliğimiz için önem arz eden tüm konuların ve araçların bir araya getirilmesi demektir. Bu bağlamda güvenlik, tüm politika alanlarının bir bileşenidir ve onlar için ortak bir hedefi tanımlar. Her politika alanı, kötüleşen güvenlik durumundan etkilenir ve her biri ülkemizin güvenliğinin iyileştirilmesine katkıda bulunabilir. Bütünleşik Güvenlik; bu yönüyle uyum, koordinasyon ve ağ kurmanın ötesine geçer. Farklı politika alanlarının hedefli ve derinlemesine bir şekilde iç içe geçmesi sayesinde karmaşık tehditlere yanıtlar formüle eder ve her durum için uygun araçları belirler. Bütünleşik Güvenlik, hem içeriye hem de dışarıya yönelik işlemelidir. İç ve dış güvenlik arasındaki karşılıklı etkileşim nedeniyle, kendimizi dışarıya karşı ancak içeride de sağlam ve savunma kapasitesine sahip olursak koruyabiliriz. Bu nedenle devletin, ekonominin ve toplumun direncinin (resilience) güçlendirilmesi ile doğal yaşam temellerinin korunması merkezi öneme sahiptir. Bütünleşik Güvenlik; önleyici, müdahale edici ve kriz sonrası eylemleri birleştirir. Bunu yaparken, bugünden itibaren orta ve uzun vadeli zorluklara odaklanır. Bütünleşik Güvenlik politikası ile komşularımız, ortaklarımız ve müttefiklerimizle birlikte Avrupa ve dünya güvenliğine her zamankinden daha fazla katkıda bulunmak istiyoruz. Geleceğimizi onlarla birlikte aktif olarak şekillendirmek niyetindeyiz. ⚔️ Savunma Kabiliyeti (Wehrhaft): Özgürlük İçinde Barış Ülke ve ittifak savunması: Kendimizi ve müttefiklerimizi korumak Federal Hükümet ve Alman Parlamentosu (Bundestag), “Zeitenwende”den (Dönüm Noktası) gerekli sonuçları çıkarmış ve "Federal Savunma Kuvvetleri Özel Fonu" (Sondervermögen Bundeswehr) aracılığıyla Bundeswehr’in ittifak ve savunma kapasitesini önemli ölçüde güçlendirme imkânını yaratmıştır. Federal Hükümet, NATO’nun kabiliyet hedeflerine ve kabiliyet boşluklarının hızla kapatılmasına özel önem vermektedir. Bu hedefe engel olan yapısal eksiklikler ortadan kaldırılacaktır. "Alman güvenlik politikasının en öncelikli görevi, Avrupa'nın kalbindeki ülkemizde gelecekte de barış, özgürlük ve güvenlik içinde yaşayabilmemizi sağlamaktır. Almanya'nın güvenliği, müttefiklerimizin ve Avrupalı ortaklarımızın güvenliği ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. İttifak savunması ve ülke savunması birdir. Federal Hükümet, bize veya müttefiklerimize yönelik her türlü askeri saldırganlığa veya yıldırma girişimine karşı kararlılıkla direnecektir. Federal Savunma Kuvvetleri (Bundeswehr), Almanya'nın caydırıcılık ve savunma kabiliyetinin garantörü olmaya devam etmektedir. Bundeswehr, bir Parlamento Ordusudur." s. 30
(Federal Savunma Kuvvetleri'ne -Bundeswehr- ait Puma zırhlı muharebe aracı ve Leopard ana muharebe tankı.) Transatlantik NATO ittifakı içinde inandırıcı caydırıcılık ve savunma kapasitesi, Almanya’nın, Avrupa’nın ve transatlantik güvenliğin vazgeçilmez temelidir. NATO, askeri tehditlere karşı en yüksek garantör konumundadır. Avrupa’yı siyasi olarak Kuzey Amerika ile bağlar. İttifakın amacı, ittifak bölgesindeki insanları korumak, güvenliğimizi, değerlerimizi ve demokratik yaşam biçimimizi savunmaktır. Biz, Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesindeki karşılıklı yardımlaşma taahhüdüne sarsılmaz biçimde bağlıyız. NATO’ya ve ittifak yükümlülüklerimize bağlılığımız değişmezdir. Bu, aynı şekilde AB Antlaşması’nın 42. maddesinin 7. fıkrasındaki AB dayanışma maddesi ve Aachen Antlaşması’nın 4. maddesindeki Fransa ile karşılıklı yardımlaşma yükümlülüğü için de geçerlidir. Federal Hükümet, transatlantik savunma topluluğunun Avrupa ayağını güçlendirmek istemektedir: Avrupa müttefikleri NATO’ya ne kadar fazla siyasi ve askeri katkı sağlarsa, transatlantik ittifak o kadar sağlam olur. Almanya ve Avrupa’nın güvenliği için bağımsız Avrupa eylem kapasitesi giderek daha fazla ön koşul haline gelmektedir. Buna, AB üyesi devletlerin modern ve güçlü silahlı kuvvetleri kadar, uluslararası rekabet gücüne sahip bir Avrupa güvenlik ve savunma sanayii de dahildir. Ortak silah projeleri ve bunların ihracat kabiliyeti (gelecekteki silah ihracatı kontrol yasası ölçütlerine göre) Avrupa’nın eylem kapasitesini artıracak ve NATO’nun Avrupa ayağını güçlendirecektir. Etkili bir savunma için, silahlı çatışmanın hiç başlamamasını sağlamak amacıyla inandırıcı caydırıcılık gereklidir. Transatlantik ittifak içinde tüm askeri tehditlere – nükleer, konvansiyonel, siber savunma ve uzay sistemlerimize yönelik tehditler dahil – karşı koyabilecek durumda ve kararlı olmalıyız. Nükleer silahlar var oldukça, NATO ve Avrupa’nın güvenliği için inandırıcı nükleer caydırıcılığın korunması vazgeçilmezdir. Almanya, bu çerçevede nükleer paylaşım (nukleare Teilhabe) kapsamında katkısını sürdürecek ve gerekli taşıyıcı uçakları kesintisiz olarak sağlayacaktır. NATO’nun nükleer caydırıcılığının amacı, barışı korumak, saldırganlığı önlemek ve nükleer şantajı engellemektir. s. 31
(Bundeswehr'e ait Eurofighter Typhoon savaş uçakları.) Artan nükleer risklere; inandırıcı bir nükleer caydırıcılıkla, nükleer riskleri azaltmaya çalışarak ve nükleer silahların kontrolü, silahsızlanma ve yayılmasının önlenmesine yönelik müzakereleri destekleyerek karşılık vereceğiz. Nükleer silahların her türlü kullanımı, bir çatışmanın karakterini kökten değiştirecektir. Federal Hükümet, "bir nükleer savaşın kazananı olamayacağı ve bu nedenle asla başlatılmaması gerektiği" görüşünü paylaşmaktadır. Federal Savunma Kuvvetleri'ni (Bundeswehr), Avrupa'daki konvansiyonel savunmanın temel direklerinden biri olarak güçlendiriyoruz. Bu nedenle, askeri varlığımızı NATO planlamalarıyla uyumlu olarak ittifak bölgesinde hedefli bir şekilde artıracak ve kalıcı hale getireceğiz. İttifakın merkezindeki lojistik merkez (hub) olma sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz. Federal Hükümet bu kapsamda özellikle; lojistik destek, sağlık hizmetleri, trafik yönetimi kabiliyetleri ve Almanya'da bulunan müttefiklerin korunmasına yönelik ulusal yeteneklerini geliştirecektir. Ayrıca eyaletlerle birlikte gerekli altyapıyı ve yasal çerçeveyi oluşturmak istiyoruz; AB ve NATO bünyesindeki askeri mobilite girişimlerini kararlılıkla destekliyoruz. Federal Hükümet, bunun ötesinde NATO çerçevesinde Avrupa'nın hava sahası savunma kabiliyetlerinin güçlendirilmesi için çalışacaktır. İttifak savunması siber alanı ve uzayı da kapsamaktadır. Bu boyutlarda veya bu boyutlardan gerçekleştirilecek saldırılar, silahlı bir saldırı boyutuna ve etkisine ulaşabilir ve bu nedenle kolektif eylemi (Madde 5) gerekli kılabilir. Federal Hükümet, geleceğin yeteneklerinin geliştirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik edecektir. Yeni teknolojilerin sorumlu kullanımı için uygun ilkeler aracılığıyla etik ve hukuki normların korunmasını sağlayacak ve bu konuda uluslararası düzeyde de çaba göstermeye devam edeceğiz. Bundeswehr’in temel görevi ülke ve ittifak savunmasıdır; tüm görevler bu amaca tabidir. Federal Hükümet, gerekli askeri kapasiteleri sağlayacak ve kabiliyet boşluklarını hızla kapatacaktır. Federal Hükümet, NATO’nun güçlendirilmesi ve Haziran 2022 NATO Stratejik Konsepti’nin tüm yönleriyle, insan güvenliği dahil, uygulanması için çalışacaktır. s. 32
(Baltık bölgesinde NATO hava sahası gözetleme görevi yapan Alman Eurofighter savaş uçakları.)
s. 33
(Federal Savunma Kuvvetleri -Bundeswehr- personeli, Ahr Vadisi'ndeki sel felaketi sonrası temizlik ve kurtarma çalışmalarına destek veriyor.)
Sivil Savunma, Sivil Koruma ve Afet Yönetimi Bir çatışma durumunda gerekli direnci geliştirmek amacıyla, sivil savunma "Topyekûn Savunma" (Gesamtverteidigung) çerçevesinde temelden gözden geçirilecek ve güçlendirilecektir. Sivil savunmanın güçlendirilmesiyle Federal Hükümet; devlet ve hükümet fonksiyonlarının sürdürülmesini, halkın korunmasını ve temel mal/hizmetlerle desteklenmesini, ayrıca silahlı kuvvetlere yönelik lojistik dahil sivil desteği güvence altına alacaktır. Almanya, bu adımlarla Kuzey Atlantik Antlaşması'nın (NATO) 3. maddesi uyarınca direncini (resilience) sürdürülebilir şekilde artırma konusundaki ittifak yükümlülüğünü yerine getirecektir. "Dış ve iç güvenlik arasındaki güçlü karşılıklı etkileşim nedeniyle, Almanya'nın dışarıya yönelik hareket kabiliyeti giderek daha fazla içerideki direncine (resilience) bağlı hale gelmektedir. Bu direnç; devlet, ekonomi ve toplumun ortak sorumluluğundadır. Ülkemizdeki insanların güvenliğini afetlere ve krizlere karşı kapsamlı bir şekilde güçlendirmek için toplumun tamamını kapsayan bir yaklaşıma (whole-of-society approach) ihtiyaç vardır. Federal Hükümet, eyaletler, belediyeler, ekonomi dünyası, sivil toplum kuruluşları ve aynı zamanda her bir birey buna katkıda bulunabilir ve bulunmalıdır." s. 34 Savunma kabiliyetimizin vazgeçilmez temeli, bu sürece katkıda bulunmaya hazır olan vatandaşlarımızdır. Bunun için; iyi eğitimli güvenlik birimleri, polis dışı tehlike önleme kuruluşları, güçlü fahri (gönüllü) yapılar, geniş bir gönüllü katılımı ile güçlü bir ekonomi ve güvenlik araştırmalarını içeren dayanıklı bir aktör ve kaynak ağından yararlanabilmeliyiz. Gönüllü işlerde çalışan kişilerin işten muaf tutulmasına yönelik düzenlemelerin ve gönüllülük çerçeve koşullarının standartlaştırılması ve bu emeğin daha fazla takdir edilmesi esastır. Komşuluk ilişkileri ve dayanışma toplulukları da toplumumuzun korunmasına önemli bir katkı sağlamaktadır. Giderek karmaşıklaşan ve genişleyen tehdit yelpazesi karşısında sivil savunma (popülasyon koruması), insani güvenlik ve toplumumuzun direnci (resilience) için temel bir öneme sahiptir. Federal Hükümet, sivil savunmayı kapsamlı bir şekilde güçlendirecektir. Bunu kooperatif federalizm yoluyla yapıyoruz. Özellikle çok ciddi veya eyalet sınırlarını aşan tehlike durumlarında, Federal Hükümet ve eyaletlerin verimli iş birliği sayesinde, etkilenen eyalet ve bölgelere acil tehlike önleme safhası da dahil olmak üzere daha iyi destek sağlanması güvence altına alınacaktır. Federal Sivil Savunma ve Afet Yardımı Ofisi (BBK) bünyesinde yeni kurulan Sivil Savunma Ortak Yetkinlik Merkezi ile Federal Hükümet ve eyaletlerin kriz hazırlığı ve müdahale konusundaki iş birliği niteliksel olarak güçlendirilmektedir. Yetkinlik merkezi, Federal Hükümet ve eyaletlerdeki kriz yönetimine danışmanlık ve refakat edecek; ayrıca kapsamlı bir kaynak yönetimi kuracak ve ortak bir sivil savunma durum resmi sunacaktır. Sistemik öneme sahip şirketler de dahil olmak üzere kritik altyapıların korunması, yaşamımızın ve özgürlüğümüzün güvenliği için hayati önem taşımaktadır. Ek sistemler formundaki yedeklemeler (redundancy) de bu noktada önemli bir rol oynamaktadır. Genel olarak, kritik altyapıların korunması topyekûn bir toplumsal çaba gerektirmektedir. Afet yönetiminde Avrupa iş birliğinin güçlendirilmesi, Avrupa dayanışmasının bir ifadesi; etkinlik ve verimliliğe yapılan bir yatırımdır.
s. 35 ve bu yöndeki çabaları birbirine daha sıkı bir şekilde kenetleyecektir. Dirençliliğe (resilience) yönelik ilgi ve duyarlılığı artıracak, pratik önleme ve hareket imkânlarını ortaya koyacaktır. Federal Hükümet, eyaletler ve kurumlar arası kriz yönetimi tatbikatlarını (LÜKEX) kavramsal olarak geliştirmeyi hedeflemektedir.
s. 36
(Brüksel'deki Avrupa Konseyi Toplantı Salonu.) Avrupa Barış Projesinin Güçlendirilmesi Federal Hükümet, kurallara dayalı uluslararası düzenin şekillendirilmesine katkıda bulunmak için ağırlığını ortaya koyan, küresel ölçekte hareket kabiliyetine sahip ve birleşmiş bir Avrupa Birliği idealini desteklemektedir. Bu noktada gücümüz; demokrasilerimizin istikrarına, iç pazarımızın kuvvetine, yüksek performanslı sosyal güvenlik sistemimize ve kamu altyapımıza dayanmaktadır. Avrupa Birliği, özellikle ciddi şekilde kötüleşen güvenlik ortamı karşısında kendi güvenliğini ve istikrarını koruyabilecek güçte olmalıdır. Bu amaçla, Avrupalı ortaklarımızla birlikte Ortak Dış ve Güvenlik Politikası'nı (GASP) daha da geliştirmek ve Stratejik Pusula (Strategic Compass) hedeflerini kararlılıkla uygulamak istiyoruz. "Avrupa'da barış, özgürlük ve refah, Almanya için en üst düzeyde güvenlik politikası çıkarıdır. Gelecekte de 'Zeitenwende'ye (Dönüm Noktası) ortak Avrupa yanıtları verebilmemiz için; Avrupa Birliği'ni, dışarıdan gelen zorluklara karşı güvenliğini ve bağımsızlığını gelecek nesiller için de etkili bir şekilde koruyacak şekilde geliştirmeliyiz." Buna, komşuluk coğrafyamızın istikrara kavuşturulması için yoğunlaştırılmış bir katılım (Önce Kültür EK: AB’nin genişleme perspektifi: Batı Balkanlar, Ukrayna, Moldova, Gürcistan) da dahildir. Avrupa Birliği ve onun çeşitli araçları bu konuda merkezi bir rol oynamaktadır. s. 37 Bu (strateji), Birliğin değerlerine bağlı olan tüm Avrupa devletleri için bir katılım perspektifini de içermektedir. AB'yi bu genişlemeye hazırlamak ve üye sayısı otuzun üzerine çıktığında dahi hareket kabiliyetini güvence altına almak için Avrupa Birliği içinde reformlar yapılması kaçınılmazdır. Hedefimiz; barış ve özgürlük içinde birleşmiş, değerlerimizi paylaşan tüm Avrupa uluslarına açık bir Avrupa olmaya devam etmektedir. Ukrayna'ya verdiğimiz destekle, hem Ukrayna'nın Rus saldırganlığına karşı direncini güçlendiriyor hem de aynı zamanda kendi güvenliğimize temel bir katkı sağlıyoruz. Uluslararası alanda tanınmış sınırları dahilinde; özgür, bağımsız ve demokratik bir Ukrayna'yı savunuyoruz. Aynı zamanda savaşın komşu devletlere sıçramasını engellemek esastır. Savaşın etkilediği, Avrupa Birliği içindeki ve dışındaki devletleri destekleyeceğiz. Federal Hükümet, Avrupa savunma ve güvenlik sanayi temelini daha da güçlendirmeye kararlıdır. Bu, anahtar teknolojilerin ulusal ve Avrupa düzeyinde korunmasını da kapsamaktadır. Federal Hükümet, askeri yetenek gereksinimlerinin ortaklar ve müttefiklerle uyumlaştırılmasını savunmaktadır. Tedarik süreçlerinde Federal Hükümet, yetenek kaybı yaşanmadığı sürece öncelikle Avrupa çözümlerine odaklanacaktır. Belirleyici kriter, yetenek açıklarının hızla kapatılması olmaya devam etmektedir. Federal Hükümet, AB yaptırımlarının hedef odaklı ve esnek şekilde uygulanmasını desteklemekte ve ulusal düzeyde etkin bir yaptırım denetimi sağlamaktadır. Uluslararası iş birliği, özellikle G7 bünyesinde, yaptırım önlemlerinin etki ve verimliliğini artırmakta ve böylece uluslararası normlara uyulmasına katkı sağlamaktadır. Bize ve AB ortaklarımıza yönelik yaptırımlara ve ekonomik baskı önlemlerine karşı Federal Hükümet kendisini daha iyi koruyacak ve bu amaçla AB çerçevesinde caydırıcı nitelikteki araçların geliştirilmesini destekleyecektir. Dışarıdan gelen terörist ve ekstremist tehditlerin önlenmesinde de AB, Almanya'nın güvenliği için belirleyici bir role sahiptir. Bu iş birliğini; aynı zamanda Europol ve Eurojust üzerinden yürütülen ortak çalışmaları Federal Hükümet, ülkelerimizdeki insanların güvenliği için yoğunlaştıracaktır. Tehdit durumlarının erken teşhisi ve ulusötesi terörizmle etkili mücadele; siyasi, hukuki, istihbari, polisiye ve askeri araçlarla yürütülen yakın bir ulusal, uluslararası, Avrupa ve transatlantik iş birliğini gerektirir. Bunun için ulusötesi terör yapılarının ve kripto paralar dahil finans akışlarının deşifre edilmesi noktasında etkili yetkilere ve uluslararası koordinasyona ihtiyaç vardır. Tehlike önlemenin yanı sıra; radikalleşme ve terörizmin ideolojik, toplumsal ve sosyo-ekonomik nedenleriyle mücadele edilmesi de bir gerekliliktir. Düzensiz, araçsallaştırılmış ve gönülsüz (zorunlu) göçle etkili mücadele, ancak ulusal ve Avrupa ortaklarının ortak ve eş güdümlü çalışmasıyla başarılı olabilir. Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı (Frontex), bu konuda önemli bir katkı sağlamakta ve Almanya tarafından desteklenmektedir. s. 38 Aynı şekilde, sınır polisi faaliyetlerinin "ileri kaydırılması" (Vorverlagerungsstrategie) stratejisinin kararlı bir şekilde geliştirilmesi ve organize insan kaçakçılığı suçlarıyla mücadele özel bir önem taşımaktadır. Ortak AB dış sınırlarının etkili bir şekilde korunması; özgürlük, güvenlik ve adalet ortak alanının sürdürülmesini mümkün kılar. Bu bağlamda, Ortak Avrupa İltica Sistemi (GEAS) büyük bir öneme sahiptir. Fransa ile olan derin dostluk, Almanya için özel bir öneme sahiptir. AB entegrasyonunu ve uluslararası hareket kabiliyetini ilerletme konusundaki ortak sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Fransa ile tarihi düşmanlık imgelerinin aşılmasıyla şekillenmiş derin bir dostlukla bağlıyız; bu dostluk güvenlik politikası açısından da Aachen Antlaşması'nın 4. maddesindeki karşılıklı yardım yükümlülüğünde ve önemli savunma sanayisi projelerindeki iş birliğimizde ifadesini bulmaktadır. Avrupa kıtasında insani güvenlik, ancak insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi etkili bir şekilde güvence altına alındığında başarılı olabilir. Avrupa Antlaşmalarına, özellikle de hukukun üstünlüğü alanında uyulması bunun ön koşuludur. Federal Hükümet, bu durumun kararlılıkla takip edilmesi için çaba göstermektedir. Federal Hükümet, ortak ilkeler temelinde Avrupa'da barış içinde bir arada yaşamanın temellerini atan ve bunlara uyulmasını denetleyen Avrupa Konseyi'ni desteklemektedir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT/OSCE), Avrupa'da bütünleşik güvenliği geliştirmek için önemli bir platform sunmaya devam etmektedir. Bu nedenle AGİT'i ve kurumlarını, demokrasi ve insan haklarının korunmasında birer aktör olarak teşvik ediyoruz. Avrupa kıtasında barışçıl bir iş birliği hakkında siyasi alışveriş için gayri resmi bir forum ve Avrupa'ya emperyalizmin geri dönüşüne karşı açık bir sinyal olarak Avrupa Siyasi Topluluğu'nu memnuniyetle karşılıyoruz.
s.39
Uluslararası Kriz Katılımı: Sorumluluk Üstlenmek, Önleyici Etki Yaratmak Güvenliğimiz, dünyanın diğer bölgelerinin güvenliği ve istikrarı ile bağlantılıdır. Bu nedenle, uluslararası kriz yönetimine esaslı katkılar sağlamaya devam etmek Alman ve Avrupa çıkarlarının gereğidir. Bu süreçte, Federal Hükümet'in bugüne kadarki "ağ bağlantılı yaklaşımını" (vernetzter Ansatz), bir Bütünleşik Güvenlik politikasına dönüştüreceğiz. Bu amaçla; uluslararası kriz katılımına yönelik siyasi, diplomatik, kalkınma politikası odaklı, askeri, polisiye ve sivil araçlarımızı güçlendirecek, genişletecek ve bir araya getireceğiz. Ortakların kendi güvenlik sorumluluklarını üstlenebilmeleri için askeri kapasitelerinin geliştirilmesi (Ertüchtigung) gibi başarılı araçları daha da güçlendirmek istiyoruz. Bütünleşik barış katılımı; tüm ilgili araçları birleştirir, önlemleri uluslararası ve çok taraflı düzleme dahil eder ve bu katılımı siyasi eylemimizin bir parçası haline getirir. "Federal Hükümet, krizlerin önlenmesi önceliğine (Primat der Prävention) bağlıdır. Kriz katılımımızı artan bir şekilde AB'nin Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası kapsamındaki (GASP/CFSP misyonları, operasyonları) sivil ve askeri misyonlar ve operasyonlar aracılığıyla yürüteceğiz. Kriz önleme, çatışma çözümü ve barışı teşvik etme araçlarımızı tutarlı ve gerçekçi hedeflere göre hizalıyoruz. Bu süreçte sivil, polisiye ve askeri araçları birleştiriyoruz; Federal Savunma Kuvvetleri (Bundeswehr) önemli bir katkı sağlamaya devam edecektir." s. 40
(Almanya, Sahel’de EUCAP Niger misyonuna sivil ve polis personeli göndererek Nijer güvenlik güçlerini uyuşturucu, silah ve insan kaçakçılığıyla mücadelede desteklemektedir.) Federal Hükümet'in hedefi, bir çatışmanın tüm aşamalarında çözüm için siyasi süreçleri teşvik etmek ve enstrümanlarımız aracılığıyla uzlaşma ve barışma için teşvikler yaratmaktır. Bu süreçte, çatışmaların yapısal nedenlerini ele alarak ve barışı teşvik eden aktörleri güçlendirerek öncelikle önleyici faaliyetlere (prevention) odaklanıyoruz. Federal Hükümet, ittifakları ve uluslararası örgütler çerçevesinde uluslararası kriz katılımı için sorumluluk üstlenmektedir.
s. 41
s. 42
[Almanya, kadınların mesleki eğitimi yoluyla ortak ülkelerdeki toplumsal direnci (dayanıklılığı) güçlendirmektedir.] Sürdürülebilir güvenlik politikası olarak kalkınma politikası Kalkınma politikamız; ortaklarımızın yoksulluk, açlık ve çatışmalarla, ayrıca iklim krizinin sonuçlarıyla daha iyi mücadele edebilmelerini desteklemek için iş birliğine odaklanır. Çatışma çözümü için bağımsız yapıların oluşturulmasına ve güçlendirilmesine katkıda bulunarak önleyici bir karakter taşır. Ayrıca demokrasiyi güçlendirir: Demokrasilere duyulan güven, onların nüfusun büyük kesimi için refah, güvenlik, hukukun üstünlüğü ve katılımı ne ölçüde sağladığına bağlıdır. Bu nedenle; kamu hizmetlerinin sunulması, dünya çapında sosyal güvenlik sistemlerinin kurulması ve genişletilmesi, yolsuzlukla mücadele, basın ve ifade özgürlüğü, demokratik güvenlik yapılarının inşası ve iyi yönetişim konularında hedef odaklı destek sağlıyoruz. "Kalkınma politikası; insani gelişmişliği ve güvenliği artırarak, Bütünleşik Güvenlik politikasına vazgeçilmez katkılar sağlar. Sürdürülebilir Kalkınma için 2030 Gündemi'nin gerçekleştirilmesine yönelik kalkınma politikası angajmanımızla yeni ağlar ve ittifaklar kuruyoruz. Kalkınma politikası, pozitif ve kapsayıcı bir şekillendirme yaklaşımı formüle ederek çok taraflı iş birliğini güçlendirir. Federal Hükümet, kalkınma politikasını stratejik hedefleriyle daha güçlü bir şekilde uyumlu hale getirecektir." s. 43 Sivil toplumu güçlendirmeye yönelik tekliflerimizi artıracağız; zira sivil toplum, sosyal ve siyasi katılımın sağlanması için merkezi bir unsurdur. Feminist kalkınma politikamız, özellikle kadınların ve savunmasız/dezavantajlı grupların haklarını merkeze almaktadır. Böylece kalkınma politikamız, bireysel ve toplumsal direnci artırmakta; öncelikle insanlar arasında, ama aynı zamanda toplumlar ve devletler içinde ve arasında güven tesis etmektedir. Kalkınma politikamız, ortak ülkelerimizde sürdürülebilir kalkınmayı teşvik ederken aynı zamanda Almanya'nın tedarik güvenliğine de katkı sağlamaktadır. Bu amaçla Federal Hükümet, ortaklarıyla birlikte stratejik ham maddeler için alternatif, insan haklarına uygun ve sürdürülebilir tedarik kaynaklarının geliştirilmesini ilerletecektir. Ayrıca, küresel tedarik ve değer zincirlerinde insan haklarına dayalı özen yükümlülüklerinin (Due Diligence) uygulanması ve sürdürülebilirlik standartlarına uyulması için uluslararası düzeyde çaba göstereceğiz.
Küresel Silah Kontrol Mimarisinin Korunması ve Geliştirilmesi Federal Hükümet; stratejik risklerin azaltılması, öngörülebilirliğin teşvik edilmesi ve NATO-Rusya ilişkilerinde dayanıklı siyasi ve askeri iletişim kanallarının korunması için çaba göstermektedir. Koşullar oluştuğu takdirde karşılıklı şeffaflık önlemlerine açık olmayı sürdürüyoruz. AGİT (OSCE) çatısı altında silahların kontrolü ve askeri güven artırıcı önlemlerin pratik araçlarını savunuyoruz. Yeni teknolojilerin askeri kullanımı, geleneksel silah kontrolünü ek zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Tamamlayıcı silah kontrolü, teknik ilerlemeyi engellemeden bu zorlukları da ele almalıdır. Bu nedenle, silah kontrolünde davranış temelli yeni yaklaşımların geliştirilmesi için çalışıyoruz. Bu süreçte, Bütünleşik Güvenlik anlayışı çerçevesinde bilim dünyası ve sivil toplumla yakın iş birliği yapıyoruz. "Küresel silah kontrolü mimarisinin korunması ve geliştirilmesi, risklerin azaltılması ve gerilimin tırmanmasının önlenmesi Federal Hükümet için büyük önem taşımaya devam etmektedir. Etkili ve doğrulanabilir silah kontrolü, yayılmanın önlenmesi ve silahsızlanma güvenliğimize katkıda bulunur; caydırıcılık ve savunmayı tamamlayıcı niteliktedir." s. 44 Artan nükleer yayılma riskleri karşısında Federal Hükümet, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NVV) temelinde nükleer yayılmanın önlenmesine yönelik çabalarını daha da yoğunlaştıracaktır. Hedef, nükleer silahlardan arındırılmış güvenli bir dünya olmayı sürdürmektedir. Bunun için, özellikle NVV çerçevesinde ancak aynı zamanda Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması üyeleriyle diyalog halinde, silahsızlanma adımları için gerekli koşullar oluşturulmalıdır. Silah ihracat kontrolünde Federal Hükümet, kısıtlayıcı temel çizgisini koruyacak ve bunun için bir Silah İhracat Kontrol Yasası ile standartlar belirleyecektir. Silah ihracat kararlarında, alıcı ülkedeki insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü özel olarak dikkate alınır. Sorumlu bir silah ihracat politikası, aynı zamanda ittifak ve güvenlik çıkarlarımızı, jeostratejik zorlukları, doğrudan tehdit altındaki ortakların desteklenmesini ve güçlendirilmiş bir Avrupa savunma iş birliğinin gerekliliklerini de göz önünde bulundurur. Avrupa düzeyinde silah ihracat kararlarının standartlaştırılmasını savunuyor, AB içinde savunma alanındaki iş birliğini güçlendirmek ve derinleştirmek istiyoruz.
s. 45
Dirençli: Değerlerimizin İçsel Güçle Güvence Altına Alınması Demokrasimizin Korunması ve Güçlendirilmesi Çoğulcu demokrasimizin en büyük başarıları arasında, birbirine zıt olanlar da dahil olmak üzere çeşitli inanç ve görüşlerin korunması ve karşılıklı tanınması yer almaktadır. Açık ve demokratik anayasal toplumlarda, kurumlara olan güven her zaman yeniden kazanılmalıdır. Bu güven, kurumları içeriden ve dışarıdan gelebilecek gayrimeşru etkilere karşı da korur. Bütünleşik Güvenlik anlayışı çerçevesinde, Avrupa Birliği de dahil olmak üzere, demokratik değerlerimize yönelik açık ve gizli saldırılara karşı yeteneklerimizi geniş toplumsal düzeyde güçlendirmeliyiz. Aynı zamanda, demokratik irade oluşumu süreçlerinin bütünlüğüne yönelik saldırılara ve açık toplumlarımızın ve liberal demokrasilerimizin sistematik olarak altının oyulmasına karşı koymalıyız. "Hürriyetçi demokratik temel düzenimiz, özgür, açık ve çok sesli toplumumuzun temeli ve garantisidir. Bu temel düzeni; casusluk, sabotaj ve dışarıdan gelen gayrimeşru etkilerin yanı sıra dezenformasyon ve ekstremizmin her türlüsüne karşı savunuyoruz. Böylece halkın, savunma kabiliyeti olan bir demokrasiye (wehrhafte Demokratie) duyduğu güveni teşvik ediyoruz." Yerli veya yabancı aktörler tarafından hedefli bir şekilde yayılan dezenformasyonun ifşa edilmesi bu noktada özel bir önem taşımaktadır. Özgür ve bağımsız medya bu konuda merkezi bir toplumsal role sahiptir. Dezenformasyona karşı savunma mekanizmalarımızı ve demokrasimizin direncini güçlendirmek için eyaletlerle (Länder) iş birliği içinde şu önlemleri hayata geçireceğiz: s.46
s. 47
Uluslararası Hukuk Temelinde Uluslararası Düzen Merkezinde güçlü bir Birleşmiş Milletler'in yer aldığı, kurallara dayalı uluslararası düzenin ilkelerini, dünya çapındaki müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte savunmaya ve uygulamaya kararlıyız:
"Federal Hükümet; uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı temelinde özgür bir uluslararası düzenin güçlendirilmesini ve geliştirilmesini savunmaktadır. Böyle bir kurallara dayalı düzen; istikrarı, barışın, güvenliğin ve insani gelişmenin ön koşullarını oluşturur. Aynı zamanda açık ve dış dünyayla ağ bağlantılı ülkemize koruma ve gelişim alanı sunar." s. 48
(Almanya, çok taraflılığın ve Birleşmiş Milletler'in aktif bir destekçisidir.)
Almanya, çok taraflılığa ve Birleşmiş Milletler'in güçlendirilmesine bağlıdır. Birleşmiş Milletler üyeliğimizin ellinci yıl dönümünü, kapsamlı BM politikası angajmanımızı daha da geliştirmek için bir vesile olarak görüyoruz. Almanya, küresel sorumluluk üstlenmeye hazırdır. Uluslararası hukuk ve BM Şartı temelindeki özgür bir uluslararası düzene karşı çıkan devletlerle olan rekabeti özgüvenle kabul ediyoruz; sistem rekabetinin (Systemrivalität) sonuçlarını ciddiye alıyor ve politikalarımızda dikkate alıyoruz. Değerlerimizi ve çıkarlarımızı koruyan özgür ve kurallara dayalı uluslararası düzeni kararlılıkla savunuyoruz. Bu konuda, değerlerimizi ve çıkarlarımızı paylaşan ortaklarla birlik içindeyiz. Bunun ötesinde; tüm değerlerimizi paylaşmayan veya toplumsal ve ekonomik modelleri bizimkilerle özdeş olmayan, ancak bizim gibi BM Şartı ve uluslararası hukuk temelinde özgür bir uluslararası düzeni savunan devletlerle iş birliği ve yeni ortaklıklar kurmak için hedef odaklı çaba gösteriyoruz. Bu süreçte, söz konusu küresel ortakların kaygı ve çıkarlarını da hesaba katmak istiyoruz. AB içinde, transatlantik ve küresel ortaklarımızla birlikte; etki alanları (Einflusssphären) kurma girişimlerine karşı, uluslararası hukuk temelindeki özgür uluslararası düzenin pozitif modelini koyuyoruz. G7, G20 ile iş birliği içinde de olmak üzere, mevcut krizlerde güvene dayalı iş birliği için özellikle etkili bir forum olduğunu kanıtlamıştır. Eşit rekabet koşullarını güvence altına almak ve çok taraflı ticaret sistemini sürdürülebilir ve geleceğe hazır hale getirmek için Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) güçlendirilmesini ve reforme edilmesini savunuyoruz. s. 49 Gelecekteki jeopolitik çatışmalar sadece devletler arasında değil, giderek artan bir şekilde toplumsal düzeyde de gerçekleşecektir. Değerler ve çıkarlar üzerine dünya ile olan etkileşimimizi ilerleten ve böylece Almanya'nın ağ kurma ve uzlaşma şansını güvence altına alan Dış Kültür, Eğitim ve Bilim Diplomasimizi güçlendiriyoruz. Bu süreçte özellikle güçlü aracı kurumlardan (Mittlerorganisationen) faydalanıyoruz. Avrupa'da ve dünya çapında bilim, araştırma ve öğretim özgürlüğünün korunması ve güçlendirilmesi için kararlılıkla çalışıyoruz.
s. 50
Barış ve güvenlik, insan haklarının sağlanabilmesi için temel ön koşuldur. Ölçütümüz, insan haklarının her bir insan için evrensel geçerliliğidir. Bu ilkeyi gölgelemeye yönelik girişimleri reddediyoruz. Bu, aktif bir insan hakları politikasını da içerir. Yıllar süren ilerlemeden sonra; COVID-19 pandemisi, iklim krizinin etkileri ve artan çatışma sayıları en yoksul kesimlerin durumunu belirgin şekilde kötüleştirmiştir. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırı savaşı, dünya genelindeki gıda krizlerini daha da derinleştirmiştir. "Dünya çapında insan hakları için mücadele etmek etik bir zorunluluktur. Aynı zamanda bu mücadele güvenliğimize de hizmet eder; zira kalıcı barış ve istikrar ancak insani gelişme ve güvenliğin sağlandığı koşullarda mümkün olabilir. İnsan haklarının geçerli olduğu ve korunduğu yerlerde, krizlerin ve savaşların çıkma olasılığı daha düşüktür." s. 51 İnsan güvenliğini sağlamak; yoksulluk ve açlığı aşmak, eşitsizliği azaltmak anlamına da gelir. Dünyanın pek çok ülkesinde kadınlar, erkeklerden daha az hakka sahiptir. Bu nedenle; feminist bir dış ve kalkınma politikası doğrultusunda kadınların ve marjinalleştirilmiş grupların haklarını güçlendirmek, ayrımcı güç yapılarını ortadan kaldırmak için çaba sarf etmek, katılımı ve çeşitliliği teşvik etmek, tüm nüfus gruplarının her düzeydeki kararlara eşit şekilde katılımını sağlamak ve kaynaklara erişimlerini güvence altına almak esastır. Uluslararası "Koruma Sorumluluğu" (Responsibility to Protect) ilkesine bağlıyız. En ağır insan hakları ihlalleri, münferit devletlerin iç meselesi değildir. Bu nedenle Almanya, kendi Uluslararası Ceza Kanunu'nu (Völkerstrafgesetzbuch) yürürlüğe koymuştur ve en ağır uluslararası suçlar ile insan hakları ihlallerinden sonra hesap verilebilirliğin sağlanması için özel bir çaba göstermektedir. Son yirmi yılda edinilen tecrübeler ışığında ve Rusya'nın saldırı savaşının yarattığı mevcut zorluklar göz önüne alınarak, uluslararası ceza hukuku daha da geliştirilmeli ve güçlendirilmelidir. Aynı zamanda, mültecilerin ve siyasi takibata uğrayanların korunması konusundaki sorumluluğumuzu yerine getiriyor ve Cenevre Mülteci Sözleşmesi'ne kararlılıkla bağlı kalıyoruz. Hedefimiz; mültecilerin dünya çapında güven ve onur içinde bir yaşam sürebilmeleri ve onlara Alman desteğiyle de gelecek perspektifleri sunulmasıdır.
s. 52 (Kıyıdaki bir LNG terminalinde bekleyen "Höegh Gannet" gemisi.) (Almanya, enerji güvenliği için kıyılarında LNG terminallerini de teşvik etmektedir.) Ekonomik ve Mali Dayanıklılık ile Ham Madde Güvenliğinin Artırılması Sosyal Piyasa Ekonomisi; refahımızın, inovasyon kabiliyetimizin ve toplumsal modelimizin temelidir. Bu bakımdan özel bir güvenlik politikası önemine sahiptir. Aynı zamanda, sosyal güvenlik sistemleri de dahil olmak üzere sürdürülebilir devlet maliyesinin ve güçlü bir sosyal devletin temelini oluşturur. Bu yapıyı sürdürülebilir şekilde tasarlamak; toplumsal bütünlük, sosyal barış ve hareket kabiliyetimiz için hayatidir. Anayasa'nın "borç freni" (Schuldenbremse) ilkesi uyarınca sağlam bir finans ve bütçe politikası ile temel olarak dengeli kamu bütçeleri, uzun vadede sürdürülebilir devlet maliyesi için vazgeçilmezdir. Çünkü ancak bu şekilde gelecekteki krizlerde mali politik ve dolayısıyla güvenlik politikası bağlamındaki hareket kabiliyetimizi güvence altına alabiliriz. "Alman ekonomisi, Avrupa İç Pazarı'na ve onun mal, kişi, sermaye ve hizmetlerin serbest dolaşımına entegre olmuştur. Ekonomi; pazarlara, ham maddelere ve teknolojiye kurallara dayalı erişim üzerine kuruludur. Federal Hükümet, çeşitlendirme yoluyla ham madde ve enerji güvenliğini güçlendirecek ve ekonomik ile mali sistemimizin direncini artıracaktır. Açık bir ekonomide, hem devlet hem de özel sektör aktörleri güvenlik politikası sorumluluğu üstlenmelidir." s. 53 Stratejik açıdan önemli alanlardaki kritik bağımlılıklar; Almanya'nın ekonomik açıklığına ve inovasyon gücüne zarar vermeden, küresel bağlamda hareket kabiliyetini korumak ve geliştirmek amacıyla hedef odaklı bir şekilde azaltılmalıdır. Hedefimiz, ekonomik etkileşimlerin güvenliğimiz üzerinde olumsuz sonuçlar doğurmamasıdır. Bu nedenle, çeşitlendirme (diversification) yoluyla mevcut kritik bağımlılıkları ve yoğunlaşma risklerini azaltacak, yenilerinin oluşmasını önleyeceğiz. Dijital ve ekolojik dönüşümün tetiklediği artan talep ve jeopolitik gerilimler nedeniyle küresel pazarlar değişmektedir. Pek çok temel maddenin ve ham maddenin dünya pazarında her an mevcudiyeti artık garanti altında değildir. Bu nedenle; mevcut tek taraflı bağımlılıkları azaltmak, yeni bağımlılıkların oluşmasını engellemek, iş dünyasıyla birlikte ham madde projelerini hedefli bir şekilde teşvik etmek ve stratejik rezervler oluşturmak esastır. Enerji dönüşümü, fosil enerji kaynaklarına olan bağımlılığı azaltsa da Almanya öngörülebilir gelecekte enerji ithalatçısı olmaya devam edecektir. Federal Hükümet bu nedenle; karbonsuz (CO2-free), aynı zamanda güvenli ve uygun maliyetli bir enerji arzı hedefini gütmektedir. Bu süreçte teknolojik inovasyona ve tedarik kaynaklarının çeşitlendirilmesine odaklanmakta; stratejik öneme sahip ham maddeleri mümkün olan her yerde güvenilir ortaklardan tedarik etmektedir. Ham maddelerin ve enerji kaynaklarının Almanya içinde çıkarılması ve sorumlu bir şekilde kullanılması da arz güvenliğimize önemli bir katkı sağlamaktadır. Bu nedenle Federal Hükümet; döngüsel ekonominin, kaynak verimliliğinin ve çevresel kaygıları dikkate alarak yerli ham madde çıkarımının potansiyellerini, ham madde ve enerji arzımızın çeşitlendirilmesine katkı sağladığı ve tek taraflı bağımlılıkları azalttığı ölçüde daha güçlü şekilde dikkate alacaktır. Yeni ham madde çıkarma projeleri hakkındaki kararlarda güvenlik politikası mülahazalarını daha yoğun şekilde dahil edeceğiz. Federal Hükümet, kritik ham maddeler için kriz yönetimini güçlendirecek; Almanya ve AB'nin stratejik çıkarları doğrultusunda ham madde projelerini teşvik etmek ve adil, sürdürülebilir bir pazar çerçevesi sağlamak için uygun koşulların oluşturulmasını savunacaktır. Küreselleşmiş mal ve ticaret akışlarının olduğu bir dünyada, tedarik zincirleri olası kritik bağımlılıklar açısından daha sıkı denetlenmelidir. Aynı zamanda bu zincirler; dış ekonomik politikamızın ilkelerine ve sürdürülebilirlik standartlarına uygun olmalıdır. Değer ve tedarik zincirleri şirketlerin sorumluluğundadır; ancak Federal Hükümet, Alman şirketleri için rekabet dezavantajlarını ve arz gereksinimlerini göz önünde bulundurmakta ve bu konularda Alman şirketleri ve dernekleri ile sürekli bir diyalog içinde bulunmaktadır. Bağımlılıkların azaltılması ancak çok sayıda güvenilir ortak ve müttefikle iş birliği içinde başarılabilir. İkili, AB düzeyinde ve çok taraflı olarak bu iş birliğini yoğunlaştıracak ve hedefli bir şekilde genişleteceğiz. Küresel ortaklara yönelik iş birliği teklifleri, her iki taraf için de olumlu etkiler yaratmayı amaçlamakta ve bloklaşmaya kararlılıkla karşı çıkmaktadır. s. 54 Avrupa Birliği ticaret anlaşmalarının; Alman ve Avrupa güvenliği, direnci (resilience) ve katılımcı ulusların refahı için taşıdığı stratejik potansiyelden daha iyi faydalanmak istiyoruz. Bu nedenle Federal Hükümet; daha fazla çeşitlendirmeye ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayan iddialı bir AB ticaret gündemini ve AB İç Pazarı'nın güçlendirilip genişletilmesini savunmaktadır. Rekabet politikası kararlarında gelecekte Avrupa ve küresel boyutlar daha stratejik bir şekilde ele alınmalı ve ekonomik çeşitlendirmeye katkı sağlamak amacıyla dış ekonomik teşvik araçları kullanılmalıdır. Kara para aklama ile daha etkili mücadele etmek, yaptırım rejimlerini daha iyi uygulamak ve güvenliği tehlikeye atan amaçlarla mülk edinilmesini zamanında tespit edebilmek için mülkiyet yapılarındaki şeffaflığı iyileştireceğiz. Bu durum, finansal ve ekonomik nüfuzun güvenlik politikası açısından daha iyi anlaşılmasına da katkı sağlar. Ayrıca, kara para aklama ile mücadele yapılarının ve kaynaklarının optimize edilmesi hedeflenmektedir. Ekonomimizin, finansal istikrarımızın ve finansal altyapımızın daha yüksek dirence sahip olması; devleti, ekonomiyi ve toplumu belirli otoriter devletlerin etkilerinden de korur.
s. 55
s. 56
Teknoloji ve inovasyonun korunması ve desteklenmesi Bilim, araştırma ve öğretim özgürlüğü, hürriyetçi demokratik temel düzenimizin bir ifadesidir. Almanya'nın güvenliği ve refahı, teknolojik inovasyon yeteneklerimize ve endüstriyel becerilerimize yakından bağlıdır. Federal Hükümet; araştırma ve geliştirmeyi hedefli bir şekilde teşvik etme ve bu süreçte yasa dışı nüfuz arayışlarına karşı koruma çabalarını yoğunlaştıracaktır. Kilit teknolojiler, küresel siyasi ve ekonomik rekabetin giderek artan bir şekilde hem aracı hem de itici gücü haline gelmektedir. Federal Hükümet; bu teknolojileri değerlendirme kapasitesini, bilimsel ve teknolojik kilit yetkinliklerin geliştirilmesini ve özellikle AB çerçevesinde teknolojik norm ve standartların belirlenmesine yönelik katılımını güçlendirecektir. Teknolojik ve dijital egemenliğe ulaşmak için; gelecekte ekonomi ve toplum için anahtar işlev görecek stratejik teknoloji hatları özelinde hedefli bir seçim sürecine, bilgi üretimine ve yayılmasına, çerçeve koşulların belirlenmesine, kaynak mobilizasyonuna ve pazar geliştirmeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bilgi transferi ve pazara sunma hedefli teknoloji odaklı araştırma ve inovasyon, bu noktada geleceğe hazırlık ve tek taraflı bağımlılıkların azaltılması için merkezi bir katkı sağlamaktadır. "Yüksek inovasyon gücü, direnç ve rekabet kabiliyetimiz için belirleyicidir; bu nedenle teknolojik ve dijital egemenliği, Bütünleşik Güvenliğin temel bir bileşeni olarak görüyoruz. Bu egemenlik, kilit teknolojileri uluslararası düzeyde değerlerimizle uyumlu bir şekilde şekillendirmemize ve uygulamamıza olanak tanır. Bu yeteneği korumak ve geliştirmek için Federal Hükümet; bilimi, araştırmayı ve teknolojiler ile dijital uygulamaların pazara sunulmasını hedefli bir şekilde teşvik edecektir. Federal Hükümet, dijital altyapılarını iyileştirecek; eyaletleri ve şirketleri ilgili tekliflerle destekleyecektir." s. 57
(Federal Hükümet, teknolojilerin araştırma ve ticarileştirilmesini hedefli biçimde teşvik etmektedir.) Federal Hükümet, Avrupa düzeyinde dijital teknolojilere daha fazla yatırım yapılması için çaba gösterecektir. AB içinde, yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanımı için yasal çerçeve koşullarının güçlendirilmesi yönünde çalışmaya devam edeceğiz. Kilit teknolojilerde standardizasyonu ilerletecek; yüksek düzeyde inovatif teknolojiler için tasarım ve üretim kapasitelerinin artırılması yönünde faaliyet göstereceğiz.
s. 58
Siber Uzaydan Gelen Tehditlere Karşı Koruma Dünyaya açık bir bilgi toplumu ve lider bir teknoloji ulusu olarak; dijital dönüşümün ekonomi, bilim, toplum ve devlet için sunduğu fırsatları kullanacağız. Özgür bir internet, fikirlerin ve bilgilerin küresel değişimini mümkün kılar ve böylece otokratik devletlerdeki demokratik hareketlerin itici gücü olabilir. Siber dış politikamız çerçevesinde, siber uzayın düzenlenmesinde mahremiyetin korunması, ifade özgürlüğü ve şifreleme hakkı dahil olmak üzere insan hakları standartlarına dünya çapında uyulmasını savunacağız. Şirketler ve sivil toplum daha yüksek bir risk bilinci geliştirmeli, siber güvenlikleri için sorumluluk almalı ve bunun için gerekli olan kendi kendine yardım ve öz önlem alma yeteneklerini inşa etmelidir. Kritik altyapılara ve özel kamu yararı taşıyan şirketlere yönelik siber saldırılar, kriz durumunda hızla varoluşsal bir tehdit haline gelebilir. Burada en yüksek koruma düzeyini garanti etmeliyiz. Bu nedenle, AB'nin siber güvenliğe ilişkin NIS2 Direktifi'ni uygularken, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine özel bir odaklanma sağlayacak ve böylece AB'deki siber güvenlik düzeyine önemli bir katkıda bulunacağız. Siber suçların, özellikle de ana tehdit olan fidye yazılımlarının (ransomware) yarattığı yüksek tehditle etkili bir şekilde mücadele edeceğiz. "Federal Hükümet siber güvenliği; devlet, ekonomi, bilim ve toplumun ortak görevi olarak anlamaktadır. Dijital alanın önemi göz önüne alındığında, siber güvenlik Bütünleşik Güvenliğin temel bir parçasıdır. Siber güvenlik mimarimizi geliştirecek, teknolojileri hedefli bir şekilde teşvik edecek ve ekonomiyle iş birliğini yoğunlaştıracağız. Ayrıca siber saldırılara karşı savunma yeteneklerimizi güçlendirecek ve siber uzayda güvenliği artırmak için siber diplomasi ağımızı genişletip kullanacağız. Siber uzayın düzenlenmesinde insan hakları standartlarına dünya çapında uyulmasını savunuyoruz." Siber güvenlik, dijital egemenliğimizle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Bu iddia, teknolojilerin hedefli teşvikinde ve güvenlik standartlarının geliştirilmesinde bize rehberlik edecektir. Federal Hükümet bunun için ilgili uluslararası kurullarda endüstri ile iş birliğini de güçlendirecektir. Siber güvenlik araştırmalarımızı; yapay zeka, kuantum bilişim, kuantum kriptografi ve ses tanıma gibi teknolojik kırılmalara hedefli bir şekilde yönlendirmeye devam ediyoruz. "Dijital. Egemen. Güvenli" “Digital. Souverän. Sicher” araştırma çerçeve programı ile Federal Hükümet, BT [IT: Information Technology/Bilgi Teknolojileri (BT)] güvenliği araştırmalarının güncel ve gelecekteki zorluklarını araştırmaktadır. s. 59
(Giderek dijital olarak ağlaşan toplumumuzda, Bilgi Teknolojileri (BT) (Information Technology/Bilgi Teknolojileri) sistemlerimizin güvenliği artan bir öneme sahiptir.) Almanya, siber aktörlerin kurallara aykırı ve saldırgan davranışlarına müsamaha göstermeyecektir. Federal Hükümet, mümkün olan her durumda siber saldırıların faillerini tespit edecek; ulusal düzeyde, AB ortaklarıyla, NATO müttefiklerimizle veya etkilenen diğer devletlerle birlikte bu aktörleri (failleri) açıkça isimlendirerek (attribuierung: failin açıkça belirtilmesi) (atfetme) hedefli yaptırımlar yoluyla üzerlerine gidecek, yaptırımlarla karşılık verecektir Küresel ölçekte ağlaşmış (küresel bağlantılı) bir ülke olarak, sadece kendimizin değil, ortaklarımızın da artan siber tehditlerle başa çıkabilmesine ihtiyaç duymaktayız. Aktif bir siber diplomasi çerçevesinde, kural ihlallerini birlikte ifşa ettiğimiz ve yıkıcı aktörleri sorumlu tuttuğumuz ortaklarımızın kapasitelerini geliştirmeye (kapasite inşası) yeni bir odak noktası olarak ağırlık veriyoruz. Devasa siber saldırılara maruz kalan ortaklar ve müttefikler için Siber Acil Yardım (Cyber-Soforthilfe) yetenekleri inşa edeceğiz. Bu yetenekleri, NATO'nun planlanan sanal siber kapasitesine ve bu tür saldırılara hızlı tepki verilmesini sağlayan ilgili AB enstrümanlarına entegre edeceğiz. Özellikle AB, NATO, G7 ve "Fidye Yazılımına Karşı Mücadele Girişimi" (Counter Ransomware Initiative) çerçevesinde, saldırgan siber aktörlerin yöntemlerine dair gerçekleştirilen yakın bilgi paylaşımı (iş birliği), önleme ve müdahale (tepki) kapasitesini güçlendirecektir. Ayrıca teknoloji şirketleriyle iş birliği arayışındayız; devlet ve özel sektör aktörleri arasında siber acil yardım ve uzun vadeli kapasite inşasını koordine etmek için platformlar kurulacaktır. s. 60 Topyekûn devlet direncinin (Resilienz) sağlanması ve devletin hareket kabiliyetinin korunması hedefi doğrultusunda; siber uzayda her an tepki verebilir ve savunma yapabilir durumda olmak için siber güvenlik mimarisi geliştirilecektir. Bu amaçla; siber tehditlere karşı savunmada devletin siber güvenlik ve kolluk birimleri ile istihbarat servislerinin, diplomasinin ve ordunun birlikte çalışmasını Bütünleşik Güvenlik anlayışı çerçevesinde iyileştireceğiz.
s. 61
Uzay Çoğu uzay güvenliği sorusuna ancak ortaklarımızla birlikte tatmin edici yanıtlar bulabiliriz. Bu bağlamda bizim için temel hareket çerçeveleri AB ve NATO'nun yanı sıra uzay faaliyetleri yürüten diğer ortak uluslarla yapılan yakın iş birliğidir. "Son yıllarda uzay, güvenliğimiz için giderek artan bir önem kazanmaktadır. Uzayın güvenli kullanımı; özellikle uydu iletişimi, navigasyon ve yer gözlem verileri, sivil yaşamın pek çok alanı için vazgeçilmez hale gelmiştir. Aynı zamanda, uzayın askeri kullanımı modern silahlı kuvvetler için ciddi bir önem kazanmıştır. Federal Hükümet bu nedenle bir stratejik boyut olarak uzaya daha fazla dikkat ayıracak ve bu alandaki yeteneklerini geliştirecektir." s. 62
(Üniformalı bir asker, Alman Uzay Durum İzleme Merkezi'ndeki ekranlara bakıyor.) (Uedem'deki Uzay Durum Merkezi'nden [Weltraumlagezentrum] Federal Ordu, Alman Havacılık ve Uzay Merkezi ile birlikte uzaydaki sivil ve askeri sistemleri korumaktadır.) Kritik altyapılarımız, diplomatik temsilciliklerimiz ve silahlı kuvvetlerimiz bu sistemlere bağımlı olduğu için; uzaydaki uydu iletişimi, navigasyon ve yer gözlem verilerinin yanı sıra yerdeki uzay altyapıları ve yer istasyonlarının direncini (Resilienz) güçlendireceğiz. Bunun için, arızalanan sistemleri hızla ikame edebilmek amacıyla mümkün olan her yerde hazırlıklar yapacak veya uzay tabanlı veri bağlantılarına alternatifler bulunduracağız. Uzay, kuralsız bir alan değildir. Almanya bu nedenle, uluslararası hukuka dayalı olarak uzaydaki uluslararası düzenin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi için çaba göstermektedir. Gerginlik ve çatışma risklerini önlemek amacıyla, uzayda sorumlu davranış için uluslararası alanda kabul görmüş ilkelerin geliştirilmesini hedefliyoruz. Kara, hava veya deniz tabanlı anti-uydu füzeleriyle yıkıcı anti-uydu testleri yapmama konusundaki taahhüdüyle Almanya, örnek teşkil etmektedir.
s. 63 Sürdürülebilir: Yaşam Temellerimizin Güvenliği Sınırlandırma, Uyum ve Koruma: İklim Krizi, Biyoçeşitlilik ve Ekosistemler Küresel iklim, çevre, gıda ve kaynak politikası, bir güvenlik politikasıdır. Alman eylemlerinin çerçevesini; Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile birlikte 2030 Gündemi (Agenda 2030) ve uluslararası iklim, çevre ve gıda politikası anlaşmaları oluşturmaktadır. Bunlar arasında; BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), Paris Anlaşması, BM Biyolojik Çeşitlilik ve Çölleşme ile Mücadele Sözleşmeleri, BM Gıda Sistemleri Zirvesi'nin taahhüt ve tavsiyeleri, Dünya Gıda Güvenliği Komitesi (CFS)nin tavsiye ve kılavuzları, Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) ile Avrupa ve ulusal iklim ve çevre hedeflerimiz yer almaktadır. Bu bağlamda Federal Hükümetin eylemleri için önleme önceliği (Primat der Prävention) geçerlidir: Erken müdahale hayat kurtarır. Birleşmiş Milletler İklim Süreci (UNFCCC), küresel iklim korumasında ilerleme sağlamak için temel odak noktası olmaya devam etmektedir. Bu süreç, daha esnek forumlar ve araçlarla desteklenmelidir. Federal Hükümet; iklim ve dönüşüm ortaklıklarını, adil ve ülkeye özgü çözümler için anahtar olarak görmektedir. Paris Anlaşması'nda kararlaştırılan küresel ısınmanın 1,5°C ile sınırlandırılması, Federal Hükümetin hem ulusal hem de uluslararası bir hedefidir. Bu sınırın aşılması, Almanya'da ve küresel ölçekte orta ve uzun vadede güven ve refah içinde bir yaşam perspektifini tehlikeye atacaktır. "İklim kriziyle mücadele ve etkileriyle başa çıkmak, bu yüzyılın temel insanlık görevidir. En öncelikli hedef, hâlâ artmakta olan küresel emisyonları radikal bir şekilde azaltmak olmalıdır: Bu konuda hızla başarı elde etmemiz elzemdir. Aynı zamanda, insanları ve doğal yaşam alanlarını korumak amacıyla iklim krizinin etkilerine uyum stratejileriyle karşılık verilmelidir. Biyoçeşitlilik ve ekosistem krizinin aşılması için de benzer şekilde büyük bir dinamiğe ihtiyacımız vardır." Ekolojik dönüşüm için küresel çabalar ve iklim krizine gerekli uyum sağlamak, dünya çapında devasa yatırımlar gerektirmektedir. Bu nedenle uluslararası bir iklim finansmanı, başarının temel şartıdır. Federal Hükümet, halihazırda geçerli olan taahhütlerin ötesinde, özellikle 2025 sonrası dönem için de gelecekte önemli bir katkı sağlamaya hazırdır. Bu süreçte, etkilenen ülkeler için desteğin artırılmasını ve iklim finansmanı için özel sermaye akışlarının daha fazla mobilize edilmesini uluslararası düzeyde savunmaya devam ediyoruz. Kayıp ve zararlarla başa çıkmak ve özellikle savunmasız gelişmekte olan ülkeleri korumak için finansman mekanizmalarının hızla işlerlik kazanması adına aktif olarak çalışıyoruz. Bu kapsamda, diğer unsurların yanı sıra G7 ve "Kırılgan Yirmiler" (V20) (V20: Vulnerable Twenty; İklim krizine en duyarlı 20 ülkenin oluşturduğu grup) tarafından başlatılan Küresel Koruma Kalkanı'nın (Global Shield) iddialı bir şekilde uygulanmasını hedefliyoruz. s. 64
(Federal Hükümet, iklim zararlarından en çok etkilenen insanlara yardım için finansman mekanizmalarını başarıyla desteklemektedir.) Kadınlar, çocuklar ve savunmasız nüfus grupları iklim krizinin etkilerinden genellikle özellikle ağır şekilde etkilenmektedir. Bu nedenle, iklim krizinin etkilerini sınırlandırma söz konusu olduğunda onlara özel bir dikkat gösterilmelidir. Yaşam temellerimizi korumak için bölgesel ve uluslararası iş birliği ihtiyacı, aynı zamanda devletler arası güven inşası ve çatışma önleme fırsatlarını da beraberinde getirmektedir. Şimdi inşa edilmekte olan küresel hidrojen ekonomisinin fırsatlarından da yararlanmak esastır. Küresel biyoçeşitlilik ve ekosistem krizinin aşılması için, uluslararası düzeyde en az iklim krizinde olduğu kadar büyük bir dinamik ortaya çıkmalıdır. BM Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin devam eden müzakerelerinde Federal Hükümet; gerekli önlemlerin şeffaf, etkili ve hızlı bir şekilde uygulanması için çaba gösterecektir. Bu süreçte çıkarların dengelenmesi ve finansal konuların netleştirilmesi özel bir önem taşıyacaktır. Almanya bu konuda öncü bir rol üstlenecektir. Federal Hükümet, Kunming ve Montreal’de kabul edilen Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin ulusal ve uluslararası düzeyde uygulanması için çaba gösterecektir. Bu çerçevede kararlaştırılan hedefler – 2030 yılına kadar dünya çapında kara ve deniz alanlarının en az %30’unu etkin koruma altına almak ve zarar görmüş doğal alanların en az %30’unu yeniden onarmak – doğal yaşam temellerinin uzun vadeli korunması için merkezi bir dayanak oluşturmaktadır. s. 65
(Priştine'deki öğrenciler, iklim kriziyle mücadele etmek için güneş teknolojisini kullanmayı öğreniyor.) (GIZ [Alman Uluslararası İş birliği Kurumu] desteğiyle yürütülen bu proje, eğitimin sürdürülebilirlikteki rolünü vurgulamaktadır.) Yaşam temellerimizin küresel krizi, tüm devletlerin katıldığı bir yanıt gerektirmektedir. Bu nedenle Federal Hükümetin hedefi, küresel ve iddialı çözümler bulmaktır. Bu, tüm ilgili aktörlerle diyaloğu içerir. Teknolojiye açık bir yaklaşım (Technologieoffenheit), hem bizim ve hem de gelecek nesillerin hareket özgürlüğü sağlar.
s. 66
(Kuraklık nedeniyle su seviyesi aşırı düşmüş bir baraj gölü ve tepede bir şato. İklim krizinin sonuçları, son yıllarda dünya genelinde olduğu gibi Almanya'da da insanlar ve doğa için belirgin şekilde hissedilir hale gelmiştir.)
s. 67
Küresel Gıda Güvenliğinin Güçlendirilmesi İklim krizi, gelecekte küresel gıda güvenliğini özellikle tehlikeye atacaktır. Bu kriz, insanların beslenme hakkını tehdit etmektedir. Federal Hükümet bu nedenle; dünya çapındaki ortaklarıyla birlikte, 2030 Gündemi (Agenda 2030)nin 2 numaralı sürdürülebilirlik hedefi olan 'Sıfır Açlık' (Kein Hunger )a ulaşmak için sürdürülebilir ve dayanıklı tarım ve gıda sistemlerine yönelik bir dönüşümü savunmaktadır. Almanya'nın 2022 G7 başkanlığı sırasında kurulan Küresel Gıda Güvenliği İttifakı (Bündnis für globale Ernährungssicherheit), bu hedefe ulaşmak için gelecekteki destek önlemlerinin koordinasyon platformu olarak hizmet edecektir. Gıda güvenliğine yönelik uluslararası angajmanımızda, dezavantajlı ve hassas nüfus kesimleri odak noktasındadır. Federal Hükümet, dünya genelindeki ortak hükümetleri; beslenme hakkını eylemlerinin bir ölçütü haline getirmeleri ve tarımı sürdürülebilir bir şekilde yapılandırmaları konusunda desteklemektedir. Bu süreçte kriz ve çatışma bölgelerindeki insanlara özel bir dikkat gösteriyoruz. Tarım ve gıda sistemlerini daha sürdürülebilir ve dayanıklı hale getirmek için; tarım, gıda, çevre, enerji ve sağlık gibi çeşitli sektörler arasında entegre bir anlayışla tüm aktörlerin iş birliği yapması gerekmektedir. "Yeterli ve güvenli beslenme hakkının hayata geçirilmesi, Federal Hükümetin eylemlerinin temel ilkesidir. Güvensiz ve yetersiz beslenme, insanların sağlığını olumsuz etkiler; kalkınmada gerilemelere, ekonomik kayıplara ve toplumların istikrarsızlaşmasına yol açar – bunun sonuçları Almanya’yı da etkiler." s. 68
(Federal Hükümet, sürdürülebilir ve dayanıklı tarım ve gıda sistemlerine dönüşüm için çalışmaktadır.) Bu dönüşüm için, başta Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Gıda Güvenliği Komitesi olmak üzere, tarım ve gıda sistemlerinin küresel yönetişiminin iyileştirilmesi gerekmektedir. Bu sayede birden fazla hedefe ulaşılabilir: Besleyici gıdalar üreten, ancak aynı zamanda daha az sera gazı salınımına neden olan ve biyoçeşitliliği koruyan bir tarım. Aynı zamanda aktif iklim koruma; üretimin güvence altına alınmasına ve beslenme hakkının gerçekleştirilmesine —her şeyden önce bundan en çok etkilenen küçük çiftçiler için— katkıda bulunur. Sürdürülebilir bir yeniden yapılanma, yerel ve bölgesel tarım ve gıda sistemlerinin küresel krizlerden ve çatışmalardan daha bağımsız olmasını ve iklim krizine daha iyi uyum sağlayarak yerel halkın gıda güvenliğine daha büyük bir katkıda bulunabilmesini hedefler. Bunun korumacılığa ve dolayısıyla oluşacak kıtlık etkilerine dönüşmemesi için Federal Hükümet; küresel tarım piyasalarındaki tarife dışı ticaret engelleri de dahil olmak üzere, hakkaniyetli bir ticareti ve ticaret kısıtlamalarının kaldırılmasını güçlü bir şekilde savunmaktadır. Buna, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması, yerel düzeyde sürdürülebilir bölgesel üretimin genişletilmesi ve hasat sonrası kayıpların azaltılması da dahildir.
s. 69
s. 70
(Pandemilerin küresel düzeyde önlenmesi ve bunlara hızlı tepki verilmesi, insani güvenliğin sağlanması için elzemdir.) Küresel Pandemi Önleme Kapasitesinin İyileştirilmesi COVID-19 pandemisi, tüm devletlerin ve tüm uluslararası etkileşimin kırılganlığını büyük bir netlikle ortaya koymuştur. Federal Hükümet, etkili bir pandemi önleme çalışması için insan, hayvan ve çevre sağlığı arasındaki yakın bağlantıları ve etkileşimleri ele alan bütünsel bir "Tek Sağlık" (One Health) yaklaşımı izlemektedir. Bu doğrultuda Federal Hükümet; küresel ortak ülkeleri pandemi önleme kapasitelerini geliştirmeleri, kapsayıcı, dijital ve dirençli ulusal sağlık sistemleri ile temel sağlık hizmetleri inşa etmeleri konusunda destekleyecek ve uzmanlığıyla "Tek Sağlık" yaklaşımından sorumlu uluslararası kuruluşların çalışmalarına katkı sunacaktır. "Pandemilerin küresel düzeyde önlenmesi ve bunlara hızlı tepki verilmesi, insani güvenliğin sağlanması için elzemdir. Bu nedenle pandemilere karşı hazırlıklı olmak ve onlarla mücadele etmek aynı zamanda güvenlik politikası kapsamındaki görevlerdir. Sağlık hizmetlerinin eksikliği, etkili bir pandemi önlemesini ciddi şekilde kısıtlamakta; ayrıca yoksulluk, açlık ve kalkınma eksikliği gibi sorunları körüklemektedir. Ağlaşmış bir dünyada pandemi hazırlığı ancak küresel ölçekte gerçekleştirilebilir: Federal Hükümet bu nedenle bu alandaki uluslararası angajmanını daha da güçlendirecektir. Gelecekteki pandemilere hazırlık ve bunlara karşı savunma önlemlerini yoğunlaştıracak, küresel sağlık mimarisini genişletecek ve erken uyarı sistemlerini iyileştireceğiz." s. 71 Aynı zamanda, tıbbi tedarikimizi ve tedarik zincirlerimizi uzun vadeli güvence altına alarak ulusal direncimizi (Resilienz) geliştireceğiz. Bunun için; ithalatın çeşitlendirilmesi, ilaçlar ve bunların ön ürünleri ile sağlık sektörü ürünleri gibi kritik mallarda kendi üretim kapasitelerimizin ve Avrupa üretim yeteneklerinin korunması ve genişletilmesi yoluyla bağımlılıklardan kaçınmak hayati önem taşımaktadır. Ayrıca, pandemi ve zoonoz (hayvanlardan insanlara geçen hastalık) tehlikelerinin erken teşhisinin iyileştirilmesini, güvenlik açısından kritik araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yatırım yapılmasını hedefliyoruz. Başta Avrupalı komşularımız olmak üzere, diğer devletlerin yardım taleplerine yanıt verme kabiliyetimizi; Federal Hükümet içindeki koordinasyon yapılarını iyileştirerek ve AB içinde yakın bir değişim sağlayarak artıracağız. Ek olarak, salgınların tespiti ve mücadelesi için uzmanlaşmış bilirkişilerin eğitimini teşvik edeceğiz. Avrupa düzeyinde Federal Hükümet; gelecekteki pandemilere hazırlık ve savunma önlemlerinin daha güçlü koordinasyonu için, özellikle AB içinde EU4Health, Avrupa Sağlık Acil Durum Hazırlık ve Müdahale Kurumu (HERA) ve yeni AB Küresel Sağlık Stratejisi çerçevesinde çaba gösterecektir.
s. 72
Bütünleşik (Entegre) Güvenliği Birlikte Şekillendirmek Bütünleşik bir güvenlik politikası, politikamızın yeni meydan okumalara uyarlanmasını gerektirir. Bu güvenlik stratejisi ayrıca Almanya’daki stratejik kültürün geliştirilmesine katkıda bulunmalı ve toplumsal bir tartışmanın başlangıç noktası olmalıdır. Federal Hükümetin hedefi, toplumun geniş kesimlerinde kök salmış bir Bütünleşik Güvenlik anlayışı geliştirmektir. Almanya’nın güvenliğini ve özgürlüğünü korumak ve güçlendirmek için neler yapılması gerektiğini birlikte kavramak esastır; böylece ülkemiz ve politikamız savunmaya hazır (wehrhaft), dirençli (resilient) ve sürdürülebilir olur. Federal Hükümet bu amaçla, ulusal güvenlik konuları ve Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin uygulanması hakkında Alman Federal Meclisi (Bundestag) ve eyaletlerle düzenli bir görüş alışverişine hazırdır. Ayrıca Hükümet, bu konularda ülkemizin vatandaşlarıyla sürekli bir diyalog sürdürecektir. Çünkü ülkemizin güvenliği için hepimiz sorumluluk taşıyoruz ve hepimizin katkıda bulunacağı bir şey var. Geleceğimizi birlikte aktif olarak şekillendiriyoruz – savunmaya hazır, dirençli ve sürdürülebilir. s. 73 Strateji Belgesi Görsel Kaynakçası
Künye
Bu yayın, Federal Hükümet tarafından halkla ilişkiler çalışmaları kapsamında ücretsiz olarak sunulmaktadır ve satışı yasaktır. Siyasi partiler veya seçim görevlileri tarafından seçim kampanyası dönemlerinde propaganda amacıyla kullanılamaz. s. 74 Web sayfası kaynak: NOT: Bu Elektronik Çeviri (Almanca-Türkçe strateji çevirisi), Google Gemini ve Microsoft Copilot tarafından dijital asistan desteğiyle hazırlanmıştır. 20.02.2026 Önce Kültür İlgili Haber: Ulusal Güvenlik Stratejisi 2025: Tehlikeli bir dünyada İngiliz halkının güvenliği Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Güvenlik Stratejisi Kasım 2025 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
117 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||