Kemal Kılıçdaroğlu: "Bu İnsanların Kafasında Demokrasi, Özgürlük Yoktur" 7 Haziran 2011 ![]() Barış Ornarlı: Sayın Kılıçdaroğlu çok teşekkür ediyorum bize vakit ayırdığınız için programınızdan. Kemal Kılıçdaroğlu: Ben de teşekkür ediyorum hoş geldiniz. Barış Ornarlı: Genel bir soruyla başlayayım izin verirseniz. Sizce seçmenin Türkiye’de en büyük derdi ne? Kemal Kılıçdaroğlu: İşsizlik. Gittiğim bütün coğrafyada yani Doğu’ya da Karadeniz’e de Ege’ye de Marmara’ya da, Akdeniz bölgesine de gidiyorsunuz, İç Anadolu’ya, bütün bölgelerde herkes işsizlikten yakınıyor. Özellikle gençler arasında işsizlik çok yüksek. Bu sorun mutlaka karşı olması lazım. Fakat izlenen politikalar işsizliği bitirmek değil tam tersine işsizliği büyütmeye yönelik. Özellikle üretim sürecinde ciddi aksamalar var. İthalat çok daha cazip hale geldi. Pek çok fabrika kapandı. Örneğin son 9 yılda sadece Adana’da 39.500 işçi kapanan fabrikalar nedeniyle işsiz kaldı. Bu tabii Türkiye’nin temel sorunlarından birisi. Barış Ornarlı: Ankarada konuştuğum ve Adalet ve Kalkınma Partisi’ni desteklediğini söyleyen bir seçmen, bir taksi şoförü bana Türkiye’deki en büyük sorunun işsizlik olduğunu söyledi ama kim gelirse gelse bunu çözemez dedi. Kılıçdaroğlu da gelse bunu çözemez dedi. Siz ona ne derdiniz? Kemal Kılıçdaroğlu: Yo, çözülebilir, çözülmeyen sorun yoktur. Hele ekonomide. Her sorun çözülür. Bilim insanlarının yıllarını harcadılar. İşsizlik sorunu nasıl çözmek için. Üstelik bu sadece 21. Yüzyılda değil, çok eski dönemlerden Keynes’ten beri başlayan, Ricardo’dan beri başlayan pek çok düşünce var ekonomide, sosyal bilimde, siyasette. İşsizlik nasıl çözülebilir diye. Onunla ilgili ciddi çabalar var. Dolayısıyla eğer siz üreten ekonomi modelini geliştirirseniz ki bizim büyüme modelimizde bu var. Türk lirasını çok değerli kılmak yanlış. Bu ithalatı çok cazip kılıyor. Buradan başlayan bir sürecimiz var bizim ekonomide yeniden yapılanma. Ben Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Genel Kurulu’nda yaptığım konuşmada bu konuya da değindim ve görünen tablo şu. Sayın Erdoğan’dan çok daha fazla alkış aldım. Çünkü onların sorunlarına ve o sorunları nasıl çözeceğimi onlara anlatmıştım. Onlar, benim onlara güven verdiğime inanıyorum. Barış Ornarlı: Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bir başka önemli meselesi Kürt sorunu veya Güneydoğu sorunu. Sizin yaklaşımınız iktidar partisinden nasıl farklı? Siz nasıl bir strateji izlerdiniz? Buna çözüm konusunda. Kemal Kılıçdaroğlu: Biz Doğu Güneydoğu veya Kürt sorunu dediğimiz olayın tek başına bir siyasal partinin çözebileceği bir olay olmadığını biliyoruz. Bu konuda öteden beri ısrarla savunduğumuz bir toplumsal uzlaşma arayışına yönelik çabanın harcanmasıdır. Bu konuda bizim önerimiz parlamentoda her partiden hatta değişik sivil toplum kuruluşlarından bir akil heyetler komisyonu kurulmasıdır. Akil İnsanlar Komisyonu kurulmasıdır. İnsanlar var olan sorunu çözmek için masaya oturmalı. Ortak paydayı zaman içinde giderek genişletmeli. Ve bu sorunun çözümüne katkıda bulunmalılar. Fakat AKP bunu yapmadı. Bu konuda hiç çaba harcamadı. Sadece kendi mutfağında hazırladı ama kamuoyuyla paylaşmadı. Bazı gelişmeler vardı. Bunlar da hiçbir şekilde kamuoyuna sunulmadı. Dolayısıyla bu sorun çözüm bekliyor ama siyaset kurumu görevini yapmadığı için olay süratli çözümsüzlüğe doğru gidiyor. Barış Ornarlı: Terör sorununu bundan ayrı mı tutuyorsunuz? Ona nasıl bakıyorsunuz? Kemal Kılıçdaroğlu: Elbette terör daha yüzde yüz bundan ayrı bir sorun değildir. Bununla bağlantılı bir sorun olduğunu da kabul etmemiz lazım. Ama alacağınız ekonomik, siyasal, sosyal politikalarla, önlemlerle terörü marjinalize edebilirsiniz. Dolayısıyla bölge halkını kazanmak, orada işsizlik sorununu çözmek, yoksulluk sorununu çözmek gibi temel bir işlevi yerine getirmemiz gerekiyor. Barış Ornarlı: Ekonomist dergisini ekonomist dergisindeki yorumu muhakkak okudunuz. Türkiye’de demokratikleşme konusunda veya demokrasi konusundaki bir kaygıyı dile getiriyorlardı. Sizin düşünceniz neydi o dergide, o yorumda yazılanlar konusunda? Kemal Kılıçdaroğlu: Türkiye’de demokrasi ve özgürlükler açısından ciddi kaygıları sadece Batı dünyası yaşamıyor, biz de yaşıyoruz. Orta Çağ’da bile olmayan bazı uygulamalar bu iktidar döneminde yaşandı. Örneğin basılmamış kitap yasaklandı. Gazeteciler hapiste, 60’a yakın gazeteci hapiste. 12 Eylül döneminde böyle bunlar yaşanmadı. Bir kişi ayağa kalkmadı diye doğru hapise gidebiliyor. Özel yetkili mahkemeler tümüyle siyasallaştırıldı. Bu mahkemeler artık siyasi otoritenin verdiği kararlara göre karar alan ve siyasi otoritenin kararlarını yargı kararı olarak hayata geçiren mahkemeler konumuna geldi. Hopa’daki olaylar hemen sonrasında kişilerin tutuklanmaları, evlerine baskın yapılmaları, her durumda özel yetkili mahkemelere gönderilmeleri, bunlar akıl alacak şeyler değil. Türkiye demokrasi gelişsin diyoruz, özgürlükler gelişsin diyoruz. Tam tersine tek parti iktidarına doğru giden bir süreç yaşanıyor. Daha baskıcı, daha otoriter bir süreç. Her şeyi kendisi bilen, her şeyi kendisi yapan bir başbakanla karşı karşıyayız. Bunu aşmak durumundayız. Bu seçimlerde bunu aşacağımız konusunda ciddi emareler var. Umuyorum aşarız. Bir insanın, bir iş adamının Cumhuriyet Halk Partisi seçimlerde birinci gelecek demesi bile büyük tepkilere neden oldu. Ekonomist dergisinin CHP oy verin demesi bile neredeyse temel suçlama konularından birisi oldu. Bunu yapan insanların kafasında demokrasi yoktur. Özgürlük yoktur. Bunlar sadece ve sadece kendi söylemleri için demokrasi isterler. Kendi söylemleri için özgürlüğü isterler. Karşıt düşüncelere onların kafalarında asla yer yok. Barış Ornarlı: Sayın Kılıçdaroğlu yurtdışında da, Washington’da da yapılan yorumlarda sıkça dile getirilen Türkiye’de bir muhalefet eksikliğinden söz edilirdi. Sizin genel başkanı olmanızla yeni gelişen söylemle Cumhuriyet Halk Partisi nasıl değişti? Ne dersiniz bu konuda? Kemal Kılıçdaroğlu: Cumhuriyet Halk Partisi bu süreç içinde halkın sorunlarına ilgi gösterdi. Son altı ayda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ni bir üniversite gibi çalıştırdık. Yüzlerce kişi çalıştı akademisyen, eski bürokrat, düşünürler, gazeteciler. Her soruna çözüm üretmeye çalıştık. Ekonomiden, milli eğitime, milli savunmadan, enerjiye, çocuktan, kadına, iklim değişikliğinden yoksulluğa kadar ve her projemizi olabildiğince haltta bölüşmeye çalıştık. Ama siz de takdir ederseniz ki uzun yıllardır devam eden algıyı CHP’ye yönelik olan algıyı kısa süre içinde tümüyle değiştirmek mümkün değil. Hele bir de başbakanın kendi medyası var. Yandaş medya dediğimiz CHP’yi sadece eleştirmekle görevli olan bu medyayı da dikkate aldığımızda algıyı değiştirmenin güçlüğünü biliyoruz. Ama bu konuda kararlıyız. Bunu yapacağız. Cumhuriyet Halk Partisi’ni halkın partisi haline getireceğiz. İşsizin, yoksulun, emeklenin, işçinin, sanayicinin, toplumun her katmanının, her kesiminin partisi haline getireceğiz. Barış Ornarlı: Cumhuriyet Halk Partisi’nin söylemi gerçekten sosyal demokrat bir partinin çizgisine daha yakın olduğu rahatlıkla söylenebilir mi? Kemal Kılıçdaroğlu: Söylenebilir çünkü biz yeni Cumhuriyet Halk Partisi diyoruz. Sosyal Devleti öne çıkaran Cumhuriyet Halk Partisi diyoruz. Resmi rakamlara göre 12 milyon 715 bin yoksulluğumuz var. Sayın Erdoğan 12 milyon 715 bin resmi rakam diyor. Bir de gayri resmi kayıt dışı yoksullar var. Onları bilmiyorsunuz diyor. İtiraflara başladı. Biz onu da dikkate alarak yeni projeler ürettik. 15 milyon 600 bin yoksul üzerinden proje ürettik. Ve 21. Yüzyılın Türkiye’sinde izlenen ekonomi politikaların sonucu olarak insanların açlıktan öldüğü bir Türkiye haline geldik. Ama dolar milyarlarımız sayımız Japonya’yı katladı. Olağanüstü kötü bir gelir dağılımı var. İzlenen ekonomi politikaları bu tabloyu doğruyor. Biz bu tabloyu değiştirmek sosyal demokrat bir parti olarak demokrasiyi ve özgürlükleri batı standartlarına çıkarmak istiyoruz. Barış Ornarlı: Türkiye’de solun bir oy potansiyeli veya daha doğrusu bir oy sınırı var mı sizce? Kemal Kılıçdaroğlu: Geçmişte Bülent Ecevit’in çıkışıyla, halkçı çıkışıyla yüzde kırk ikilik bir banda oturduğunu biliyoruz. Bu bize umut veriyor. Biz önümüzdeki süreçte oylarımızı ciddi oranda artıracağımıza inanıyoruz. Bunun işaretlerini miting meydanlarında görüyoruz. Toplumun her kesiminde görüyoruz. Çiftçide de görüyoruz. İşçide de görüyoruz, emeklide de görüyoruz. Dolayısıyla eğer biz çalışmalarımızı örgüt olarak seçimden önce başladık seçimden sonra da sürdüreceğiz bizim için durmak yok hedef iktidar olmak ve Türkiye’yi çağdaş uygarla ulaştırmak eğer bunu yakalayabilirsek toplumun her kesimine gidebilirsek iktidar olmamamız için hiçbir neden yok.
Barış Ornarlı: Ortadoğu’daki demokrasi ayaklanmaları ki kanlı bir süreç var orada. Siz Türkiye’nin muhalefet liderisiniz ve bu ülkelerde hatta dünyada işte Türkiye örnek olabilir mi esin kaynağı olabilir mi deniyor. Sizce Türkiye bu ülkelere ilham kaynağı esin kaynağı olabilir mi? Kemal Kılıçdaroğlu: Elbette. Özellikle iletişim dünyasındaki büyük gelişme Türkiye’de Mustafa Kemal’in Türkiye’sindeki çağdaş batılı tip Ortadoğu’nun, Kafkasların ilgisini çekiyor. Oradaki kadınlar, oradaki gençler Türkiye’deki demokrasiyi istiyorlar. Belki bizden daha ileride bir demokrasi istiyorlar. Onların bu taleplerini bir saygıyla karşılıyoruz. Elbette ki o ülkelerde de insan hakları, demokrasi, kadın erkek eşitliği olmalı, olabilmeli. Ama onların halkları Türkiye gibi olmak istiyor. Bizim yöneticilerimiz de onların yöneticileri gibi olmak istiyor. Temel paradoksumuz bu. Oysa bizim yöneticilerimizin var olan, eksik olan demokrasi, özgürlük çıtasını yükseltmek için çaba harcamaları lazım. Ama tam tersine var olan demokrasi ve özgürlüğü kısıtlama yönünde ciddi adımlar atıyorlar. Bugün sokakta hangi yurttaşa gidip sorsanız, telefonların dinlendiğinden kaygı duyuyor. Bunun adı demokrasi olamaz. Özel yaşamın gizliği diye bir şey kalmadı. Bunun adı demokrasi olamaz. Üstelik özel yaşımın gizliliği diye bir şey kalmadı ama oradan elde edilen bilgiler, bulgular, yasadışı bilgi ve bulgular siyasette malzeme olarak bu ülkenin başbakanı tarafından kullanılıyor. Ayıp şeyler bunlar. Ama ayıbı bile siyasette acımasızca kullanabiliyorlar. Barış Ornarlı: Son söz sizde efendim. Umutlu gördüm sizi seçim süreciyle ilgili olarak ne demek istersiniz?
Kemal Kılıçdaroğlu: Elbette. Ben hiçbir zaman, yaşamın hiçbir döneminde umutsuz olmadım. Çünkü halkın sağduyusuna güveniyorum. Halka hep doğruları söyleyeceğime söz verdim. Miting meydanlarında da söylüyorum. Benim aleyhime, partimin aleyhine de olsa doğruları söyleyeceğim. Hatta bizim güzel bir atasözümüz var. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar diye. Ben miting meydanlarında 9 köyden kovulsam bile 10. Köye gidip yine doğruları söyleyeceğim diyorum. O nedenle halkla aramızda güzel bir güven ilişkisi var. O güven ilişkisini siyasi ortamda; seçim meydanları olabilir, televizyon programları olabilir. O güven ilişkisini geliştiremeye, büyütmeye çalışacağım. Barış Ornarlı: Sayın Kılıçdaroğlu çok teşekkür ediyorum bize vakit ayırtınız için. Sağ olun. 7 Haziran 2011 – VOA Türkçe Kaynak: |
|
74 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |