CIA/BND’nin ‘Türk' Casusu Enver Altaylı ve Kozinoğlu’ndaki Parmağı l Erdem Atay Yorumluyor|22.09.2026 ![]() Sunucu Yılmaz: Erdem Atay Yorumluyor programına hoş geldiniz. Bugün 22 Eylül 2026. Herkese günaydınlar dileriz. Abi hoş geldin. Nasılsın? Erdem Atay: Hoş bulduk. Teşekkür ederim. Sen nasılsın Yılmaz Sunucu Yılmaz: Ben de iyiyim. Harikayım. Abi bugün dosyamız var. O yüzden bugün senden muhteşem bir belgesel Baba Ali Kılıcı bekliyorum. Erdem Atay: Yani belgesel gibi bir şey anlatmaya çalışırız. Hazır. Yani hazırlanabildiğimiz kadar aklımızda olanları not ettik. Bugün işte bir dosya çalışalım istedik. Aslında her gün bir dosya çalışıyoruz ama bugün bir güzel bir dosya. Enver Altaylı çok tartışılan bir isim. Bugün de ifade verecek. Dün işte Ankara'dan İstanbul'a getirildi değil mi? Öyle bir durum var. Sunucu Yılmaz: Evet. Evet. Şimdi önce o hatta SEGBIS konusuna falan değinmiştin. Olmadı getirildi. Erdem Atay: Evet. Şimdi şöyle önce şunu söyleyelim. Konuşacağımız konu yine Kaşif Kozinoğlu dosyası ama aslında Kaşif Kozinoğlu'nu işte bugünden itibaren yine gündemi değiştirebilecek yeni bir süreç başlıyor. Enver Altaylı konuşacak. Enver Altaylı konuşunca yine yer yerinden oynayacak. Herkes bunu konuşmaya başlayacak. Biz de o yüzden hemen bir öne alalım ve bugüne kadar Enver Altaylı'yı en fazla anlatan gazetecilerden biri olarak ben bir kez daha Enver Altaylı'yı derli toplu bir anlatayım. Şöyle söyleyeyim. Yani burada reklam yapmak falan filan değil. Yani hiç de hatta hani çok da önemli değil alıp almamanız falan. İşte Gaflet adlı benim ilk kitabımda yaklaşık neredeyse 60-70 sayfa Enver Altaylı'nın ilişkilerini anlattığım bir kitaptır bu. Ona da baktım. İşte bütün kitapları da tekrar bir taradım. Yine aynı şekilde Enver Altaylı ile ilgili çok önemli daha öncesinden edindiğim bilgiler vardı. Hatta şu anda anlatamayacağım birçok bilgi de var. Onları da çünkü doğrulatamadığım için anlatamıyorum ama bir yandan da Necip Hablemitoğlu davasında her gittiğimde Enver Altaylı'yı dinlemiş bir arkadaşınız olarak Enver Altaylı'yı anlatacağım. Şimdi o Enver Altaylı dediğimiz şey aslında Türkiye'nin siyasi tarihi. Bu Türkiye'nin en önemli isimlerinden birisi. Bu konuda Enver Altaylı saatlerce konuşsak dahi bitiremeyeceğimiz bir insan ve gerçekten yakın tarihe özellikle istihbarat tarihine damga vurmuş bir isimden bahsediyoruz. Ama çok fazla öne çıkmıyor. Çok fazla konuşulmuyor. Çok fazla işte idrak edilmiyor. Yani biz mesela hiç normal televizyonlarda işte ya da işte normal bu işte gazetelerde falan filan bu adamın ismini çok duymayız, çok okumayız. Çünkü herkes yazmaktan ve anlatmaktan imtina eder. İmtina ettikleri için de genellikle bu konu halk tarafından çok bilinmez. Ama bir gerçeği anlatalım bakalım. Enver Altaylı sadece Enver Altaylı anlatmış olmuyoruz burada. Burada Enver Altaylı'nın etrafındaki insanları, Enver Altaylı ailesini, Enver Altaylı'nın etrafında ilişki kurduğu bütün o ağların nasıl Gladio'yla konuçlandığını anlatacağız. Çok önemli. Şimdi mesela başlayalım ama şeyden başlayalım. Bugün önce bir bilgiyi verelim. Kaşif Kozinoğlu dosyası yani soruşturması ile ilgili Enver Altaylı Ankara'dan çağrıldı. Şimdi Ankara'da Enver Altaylı tutuklu. Neden tutuklu onu anlatacağım ama bir MİT’çi vardı. O MİT’çi Fethullahçı çıktı ve yurt dışına kaçmak istedi. Yurt dışına kaçışı da organize eden de Enver Altaylıydı. Ve Enver Altaylı bunu tam başaramadan işte enselendi diyelim ve yakalandı. 21 yıl ceza yedi ve şu anda o ceza için yatıyor. Bir yandan da Hablemitoğlu davasından yargılanıyor. Birkaç davası daha var bildiğim kadarıyla ama şimdi yenisi eklenecek büyük ihtimal Kaşif Kozinoğlu. Çünkü dediğimiz gibi Kaşif Kozinoğlu daha öncesinden defalarca anlatmıştık. Daha öncesinde dediğimiz şey şuydu: Enver Altaylı Kaşif Kozinoğlu'nu şikâyet etmişti. Kime? Fethullah Gülen teröristine. Fethullah Gülen'e bir mektup yazmış. mektupta Kaşif Kozinoğlu'nun istihbarat başkan başkanı olabileceğini ya da başkan yardımcısı olabileceğini, bunun Fethullahçılar için çok büyük bir sıkıntı olduğunu, Gülen hareketi için büyük sıkıntılara gebe olacağını, yaklaşık işte 20 kadar MİT’çi olan ve Fethullah Gülen'e yakın olan kişiyi takip ettirdiğini, bu takibin durdurulması için birilerine ulaşılması gerektiğini, aynı şekilde Kozinoğlu'nun Orta Asya'da birçok Fethullah'ın okuluna, okuluna darbe yaptığını yani o okulları kapattırdığını ve bunun eğer başa geçmesi durumunda istihbaratın başına ya da önemli bir birime gelmesi durumunda başının belada olduğunu ve bunun durdurulması gerektiğini yani Kaşif Kozinoğlu'nu resmen bu adamı öldürün gibi yani bu belki ileri olabilir ama yani bu adamı bu adamı bitirin. Bu adamı bitirin. Nerede bitirin artık itibar suikast olur başka bir şey olur falan filan. Şimdi Kaşif Kozinoğlu'nu tanıyor mu Emver Altayalı? Çok iyi tanıyor. Nereden tanıyor? Bir istihbarattan. Yani Milli İstihbarat Teşkilatından. Tabii aynı dönemlerde çalışmadılar ama Orta Asya'dan da çok iyi biliyor. Özbekistan'dan çok iyi biliyor. Fergana Vadisi vardır. Orada aslında şöyle o vadide yetişenlerin çoğunun bir kere CIA ile nasıl bağlantılı olduğunu bilmenizi isterim. Bunlar çok ayrıntılı. İlerleyen zamanlarda belki de çok çok tartışılacak konulara gebe konular ama yani orası enteresan bir yer. Şimdi O, oradan çıkma bir kişi. Şimdi Enver Altaylı sadece tek bir kişi değil ama enteresan bir hayat hikayesi var. Şimdi hemen başlıyoruz, gerçekten seri ve acayip bazı ayrıntılarla karşılaşacağınız bir programa: Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim. Enver Altaylı Harp Okuluna giriyor. Harp okulunda işte asker olacak. Tam da o sıra zarfında Talat Aydemir darbe girişimi gerçekleşiyor ve Talat Aydemir'le birlikte yargılanıyor. Yargılanan Subay adaylarından birisi ve Harp okullarından atılıyor. Harp okullarından atılmış bir adamdan bahsediyoruz. Bu adam sonra gidiyor Ankara Hukuk Fakültesi'ne ve hukuk okuyor. Hukuk okurken de Yeni İstanbul adlı bir gazetede çalışmaya başlıyor. İşte hayatı orada değişiyor. Enver Altaylı o dönemde baba dostu olduğu bilinen bir kişiyle karşılaşıyor. Yanına geliyor. Gelen kişi Ruzi Nazar. Ruzi Nazar'ı anlatan işte bu kitap var mesela. Şimdi gördünüz, “CIA'nin Türk Casusu” Kitabın yazarı da zaten Enver Altaylı. Şimdi bu kitapta her şeyi anlatıyor. Ruzi Nazar'ın kim olduğuna ilişkin. Şu fotoğrafta da gördüğünüz kişi sağdaki yani benden uzakta olan Enver Altaylı. Diğeri hani bilmeyenler için söylüyorum. Ruzi Nazar. Peki kimdir Ruzi Nazar? Enver Altaylı'ya gelmeden önce Ruzi Nazar'ı anlatmak gerekiyor. Ruzi Nazar bir zamanlar Kızılordu'da görev almış. O da aynı şekilde Özbek ve şeyde Kızılordu'da görev alıyor o zamanlar Sovyetler Birliği'nde ve artık orada dayanamayıp orayı terk edip nereye gitti dersiniz? Nazilere katılıyor. Uzun yıllar Nazilerle beraber mücadele veriyor ve arkasından nasıl oluyorsa oluyor Ruzi Nazar’ı CIA'de görüyoruz. Ve CIA'de özellikle Yeşil Kuşak Projesi yani Sovyetler Birliği'ni çökertme projesinde Ruzi Nazar çok önemli bir görev üstleniyor. Amerika'nın en önemli casuslarından birisi ve CIA'nın özellikle Sovyetlerde ve Türkiye'de kullandığı en kritik ajanlardan birisi. İran devriminde bile var Ruzi Nazar, oraya gidiyor. Orada tehlikeler atlatıyor. İran devriminde ABD yenilirken bile orada faaliyetlerini sürdürmeye çalışıyor. Kafkaslarda her bölgede amacı Sovyetler Birliği'ni çökertmek ve yıkmak ama orada bağımsız Türk birlikleri oluşturmak. Türk milliyetçisi olduğu işte Enver Altaylı tarafından anlatılıyor. İşte o yüzden orada bunların bir zaten yakın baba dostu diye tanıdığı işte Ruzi Nazar geliyor. Yeni İstanbul'da yeni İstanbul adlı gazetede çalışırken Enver Altaylı ve tanışıyorlar. Daha doğrusu yakınlaşıyorlar ve abi - kardeş oluyorlar. Düşünün bakın harp okullarından atılmış bir Enver Altaylı bir gazetede ve Kızılordu'da olan bir Ruzi Nazar önce Nazilerde sonra CIA'de. CIA'de nerede tanışıyorlar biliyor musunuz? Hani yeni gazetede Yeni İstanbul gazetesinde var ya Enver Altaylı. O da ABD'nin Ankara büyükelçisinde, elçiliğinde CIA görevlisi olarak görev yapıyor. Ruzi Nazar Enver Altaylı'nın yanına gidiyor ve Enver Altaylı'yı orada devşiriyor. Şimdi buraya kadar her şey hani normalmiş gibi gelebilir. Evet. CIA gelir şey yapar ama bu adam yani Enver Altaylı enteresan bir şekilde Milli İstihbarat Teşkilatına giriyor. Nasıl giriyor biliyor musunuz? Fuat Doğu döneminde Fuat Doğu o zamanlar Milli İstihbarat Teşkilatının başında ve Fuat Doğu'ya işte gördüğünüz fotoğraftaki kişi Enver Altaylı'yı alması için referans olan ve ondan ricacı olan kişi Ruzi Nazar. O dönemlerde Milli İstihbarat Teşkilatımız maalesef ABD'nin Türkiye istasyonu gibi çalışıyordu. Maalesef bunları söyleyenler o dönem işte Fuat Doğu söylüyordu bunları. Enver Altaylı söylüyordu. Bunlar boşuna değil. Hatta bu kitapta bile yazıyor. Yani Milli İstihbarat Teşkilatı ABD'nin tam olarak güdümündeydi, özellikle Demokrat Parti döneminde ve arkasından yavaş yavaş bakın o dönemlerden sonra 1960, 60'ta kim geliyor? Alpaslan Türkeş. Bazı şey gerçekleri açıklamak lazım. Sunucu Yılmaz: Yani 27 Mayıs kastediyorsun 60'ta geliyor dedin mi aslında. Erdem Atay: Evet. Evet. Yani Özcan başındaki işte Alpaslan Türkeş. Şimdi Alpaslan Türkeş de enteresan. Burada şuna gelelim. Şimdi abi kardeş olan Enver Altaylı ile Ruzi Nazar'ın bir yakın arkadaşı da çok yakın arkadaşı da Alpaslan Türkeş. Ve bu öyle bir yakınlık ki o dönemlerde Milli İstihbarat Teşkilatının şimdi başbakanlık müsteşarlığı yapıyordu. Sonrasında Başbakanlık Müsteşarı olduğunda Alpaslan Türkeş bütün faaliyetleri hep beraber yaptılar Enver Altaylı, Fuat Doğu, Ruzi Nazar ve Alpaslan Türkeş. Alpaslan Türkeş'le Ruzi Nazar'ın ilişkisi o kadar iyiydi ki bir zamanlar yani Amerika'ya gittiğinde Ruzi Nazar'ın evinde kalırdı çocukları Ruzi Nazar'ın evinde kalırdı. Yani bir CIA ajanından bahsediyoruz. Ve bu CIA ajanı yaklaşık 11 yıl Türkiye'de görev aldı ve Bahçelievler 3. caddede oturuyordu. Ankara'yı bilenler bilir. Milli İstihbarat Teşkilatına dediğim gibi referans olan en önemli isim Ruzi Nazar'dı. Fuat Doğu'ya aynı şekilde Enver Altaylı için referans olan ikinci isim de Alpaslan Türkeş'ti. Şimdi o dönemde Alpaslan Türkeş'in ve Ruzi Nazar'ın referansıyla uzun yıllar, daha doğrusu yılını bilmesem de uzun yıllar dememin sebebi hep istihbaratın içerisinde çalışmış olması. Ama Milli İstihbarat Teşkilatından bir süre sonra istifa ediyor. İstifa ettikten sonra (Enver Altaylı) Almanya'ya gidiyor. O dönemde Almanya'ya gitmesinin temel nedenlerinden birisi de belki de Ruzi Nazar. Niye biliyor musunuz? Çünkü Ruzi Nazar Ankara'daki büyükelçilik görevini bitiriyor ve Almanya'ya gidiyor. Almanya'da ABD Büyükelçiliğinin CIA görevlisi oluyor ve Almanya'da bu sefer aynı zamanda Alpaslan Türkeş de oraya gidiyor ve bütün o süreçlerde beraber yine bazı iletişimler kuruyorlar. Şimdi 1959'ile 1971 yılları arasında Ruzi Nazar Türkiye'de yani 1960'ta yani 27 Mayıs'ta yine aynı şekilde 1970-71 o dönemler biliyorsunuz o dönemler en kritik dönemler. Sunucu Yılmaz: Hatta şeyi de ekleyeyim bu süreçte. Engellenmiş darbe girişimlerinin hepsinde burada yani Talat Aydemir 1,2 ve aynı zamanda 9 maç süreci Erdem Atay: Ve her darbede mutlaka payının olduğu söylenir Ruzi Nazar’ın her darbede yani ya önleyen ya da karşısında duran bir kişi olarak bilinir Ruzi Nazar. Bunların içlerinde mesela şöyle söyleyeyim. Ruzi nazar Ankara Bahçelievlerde evinde herkesi ağırlarmış. Şimdi biz bunları zaten Enver Altay'ın anlatımlarından biliyoruz. Hani biz bunları da uydurmuyoruz. O dönemlerde mesela Ayhan Şahenk düşün yani Ayhan Şahenk kim? Ferit Şahenk'in babası. Hatta onun evlenmesine bile Ruzi Nazar vesile olmuş. Hatta kendisinin götürdüğü bir düğünde Ayhan Şahenk tanışıyor. Hatta evlenmek istediğini de söylüyor ve Ruzi Nazar bütün her şeyi ayarlıyor. Sadece o mu? Hayır. Fethi Tevetoğlu da çok iyi bildiğiniz Tarkan var ya şarkıcı Tarkan. Onun amcası işte bu. Sunucu Yılmaz: Evet. Büyük amcası. Erdem Atay: Şimdi bu gördüğünüz Amerikan bayraklarını tutanların arasında Tevetoğlu da var. En soldaki. Sunucu Yılmaz: En soldaki yani bana yakın olan. Erdem Atay: Tarkan'ın artık büyük amcasından bahsediyoruz. O da en yakın arkadaşlarından biri Ruzi Nazar'ın. Ruzi Nazar öyle bir adam ki Sunucu Yılmaz: Hatta Fetih Tevetoğlu Komünizmle Mücadele Derneğinin de kurucularından, üyelerinden. Erdem Atay: Çok önemli bir bilgi. Komünizmle Mücadele Derneği'nin kurucularından birisinden bahsediyoruz. Kim kurdurdu? Amerika kurdurdu. Bunlar belgelendi biliyorsunuz Amerikan CIA belgelerinde komünizmle Mücadele Derneği'nin kurucularına kurduran kişi CIA. Kim başka peki? Abdullah Öcalan diğeri. Bir diğeri kim? Fethullah Gülen, yani kurduranların arka planında Ruzi nazar var. O yüzden bu ayrıntı da çok önemli. Erdem Atay: Şimdi biraz önce anlattım ya Alpaslan Türkeş, Fuat Doğu, Ruzi Nazar bunlar çok yakın üç arkadaş ve bu üç arkadaş şöyle bir plan yapıyorlar. Yine Başbakanlık Müsteşarı olduğu dönemde Alpaslan Türkeş bir Ankara Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü kuruyor ve bu kuruluşu da işte hani fonlamak lazım. Devlet tarafından fonlanıyor ama bu kuruluşta bir süre sonra ödenek bulamıyor. Ödenek bulamayınca Fuat Doğu devreye giriyor. Fuat Doğu ile Ruzi Nazar Ankara Türk Tarih Kültürünü Araştırma Enstitüsünü planlayan adamlar. Bakın Türk tarih kültürünü araştırıyorsunuz. Türk kültürünü araştırma derneği kuruyorsunuz ve bunun arkasında Fuat Doğu bir Milli İstihbarat Teşkilatının başındaki adamla Amerika'nın Türkiye'de bulunan en kritik adamı CIA’cı Ruzi Nazar var. Bu ayrıntıları da anlatmış olalım. Şimdi bakın yine Ruzi Nazar kısaca fazla Ruzi Nazar durduk Enver Altaylı'ya geçeceğiz. Ruzi Nazar Enver Altaylı'nın has hocasıdır ve onu eğiten, onunla beraber hareket eden ve onunla beraber çalışan en önemli isimlerden birisidir. O yüzden Ruzi Nazar’ı anlatmadan Enver Altaylı'yı anlamak mümkün değildir. Önce buraya koyalım. Bunu koyduktan sonra şimdi geçelim Enver Altaylı'ya: Şimdi Enver Altaylı Almanya'ya gittiği dönemde ne oluyor biliyor musunuz? En önemli görevi ne biliyor musunuz? Milliyetçi Hareket Partisi'nin Federal Almanya başkanı. Yani adam orada yurt dışı derneklerinde derneklerinin kontrolü Enver Altaylı'da ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin en önemli isimlerinden birisi. Şimdi yılları tekrar ileri saralım. Yeni zamana gelelim. Enver Altanya'nın bir gerçeğini açıklayalım. Alpaslan Türkeş öldüğünde, öldükten hemen sonra Milliyetçi Hareket Partisi'nin genel başkanı olmak için çok mücadele verip belli başlı kişilerden yardım istemiş bir kişidir Enver Altaylı. Yani bugün Enver Altaylı'yı Milliyetçi Hareket Partisi'nin başında görebilirdik. Görmedik. Şu anda başka yerde görüyoruz. Ama o dönemlerde Milliyetçi Hareket Partisi'nin özellikle Avrupa'da, Avrupa'da ve Almanya'da en önemli adamlarından birisiydi. Yani şöyle söyleyeyim, partinin federal Almanya başmüfettiş ve Enver Altaylı maaş da alıyordu tabii Milliyetçi Hareket Partisi'nden aldığı para o dönemlerde 2000 mark alıyordu. Ve şöyle söyleyeyim aldığı hesap da, Türkeş'in banka hesabından çekiyor bunu. Yani Alpaslan Türkeş'in banka hesabını kullanabilecek kadar yakınlar o dönemlerde. Şimdi bunu da anlattık. Yani Türkeş ile dost olduğunu bir kez daha hatırlatmış olalım. Sonrasında o Almanya'da Enver Altaylı o kadar yoğun ilişkiler yaşıyor ki şimdi kendisi hem Milis İstihbarat Teşkilatında görev alıyor hem aynı zamanda CIA’de en önemli adamlarla beraber işte oturuyor kalkıyor ve Almanya'ya gidiyor. Almanya'da BND ile tanışıyor. Zaten o dönemlerde Milliyetçi Hareket Partisi'nin oradaki faaliyetlerini rahatça yapabilmesi için BND ve CIA ile beraber ortak görevler yapıyor. Yani aslında orada Milliyetçi Hareket Partisi'nin örgütlenmesini sağlayan en önemli isim Enver Altaylı, bunu CIA ve BND ile beraber yapıyor ve bunlar da hep biliniyor. O dönemlerde Alman istihbaratının çok önemli bir ismi var. Sadece ismi Doktor Kannapin diye biliniyor. En yakın arkadaşı da o diye biliniyor. Enver Altaylı onunla beraber Almanya'da büyük faaliyetler yapıyor. Ve Ruzi Nazar da o dönemde Enver Altaylı'nın bu faaliyetlerine destek veriyor. Yani bu Kannapin üzerinden aynı zamanda mesela yine onların arkadaşlarından birisi kim biliyor musunuz? Paul Henze Yine hem bütün bu ekiplerin Paul Henze'yi de tanıyorsunuz zaten. Hani ABD'nin en önemli isimlerinden birisi ve aslında bugün başımızda bir PKK belası varsa ve bu şu anda bölgede büyük kaoslar yaşanıyorsa en önemli müsebbiplerinden birisi de bu adamdır. Bu adam da onlarla beraber şeydir. Şimdi Enver Altaylı'yı peki başka nerede görüyoruz? Enver Altaylı'yı nerede görüyoruz biliyor musunuz? Azerbaycan'da darbe girişiminden görüyoruz. Biliyorsunuz Azerbaycan'da iki kez bir darbe girişimi yaşandı. Bunların birisi 1993, birisi 1995. Ve o dönemlerde tabi Milli İstihbarat Teşkilatı demek doğru mu bilmiyorum ama o dönemde devletin içerisindeki belli başlı bürokrasi Elçi Bey'i şey yapmak istiyordu ama sonra Süleyman Demirel devreye girdi ve Aliyev tekrar kontrolü sağladı. Şimdi o dönemlerde yine bir darbe girişimi oluyor 1995'te. Buraları fazla uzun anlatmayacağım. 95'te darbe girişimi olduğunda Enver Altaylı başarısız oluyor. Onun merkezinde Enver Altaylı var çünkü başaramıyor. Başaramamasının sebebini de Abdullah Çatlı Enver Altaylı'ya bağlıyor. Çünkü birçok para gönderilmiş Enver Altaylı'ya dağıtması için. Ama Enver Altanya'nın bunları dağıtmadığını iddia ediyor. Abdullah Çatlı parasını istiyor. Daha doğrusu parasını istiyor derken devletin parasını istiyor. Bu paraları getir. Bu parayı getirdi getirmedi bilmiyorum ama ben hani bütün bunlar hepsi tarihi kayıtlarda olan şeylerden bahsediyoruz ve işte o dönemlerde darbe başarısız olunca Enver Altaylı'nın biraz daha böyle devlet içerisindeki gerginliği arttıran belli başlı isimlerle gerginlik yaşamaya başladığı dönemlere denk geliyoruz. Tabii şu ayrıntıyı da anlatmakta fayda var. Şimdi 1979 yılında da Milliyetçi Hareket Partisi'ne yakınlığıyla bilinen “Her Gün” gazetesinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. O dönemdeki gazete şöyle söyleyeyim size. Darbeden bir yıl önce yani çatışmanın, kavganın, insanların birbirini öldürdüğü o dönemin en önemli zamanlarından bahsediyoruz. Yani kışkırtmanın en fazla olduğu işte Enver Altaylı orada da görevini yapıyor. Nasıl yapıyor? Neyi kimi adına yapıyor? Kimin için yapıyor? Bunu BND için mi yapıyor? CIA için mi yapıyor? MİT için mi yapıyor? Kim için yapıyor belli değil. Ama hala o dönemlerde Ruzi Nazar’la beraber hareket ediyor. Mesela bu Enver Altaylı şöyle geçelim. Mesela Süleyman Demir de danışmanlık yaptı. Bildiğim kadarıyla yine Turgut Özal'a da danışmanlık yaptı. Ama en önemli danışmanlıklardan birisi neydi biliyor musunuz? O da enteresan. CIA adına yapıyor o danışmanlığını. Özbekistan Cumhurbaşkanı İslam Kerimov. İslam Kerimov'un uzun yıllar danışmanlığını yapıyor ve bunu CIA adına yapıyor. Ya o kadar enteresan bir adamdan bahsediyoruz. Bakın yani 1963'te harp okullarına atılmış bir adamın geldiği son süreçlere bakıyoruz. Daha yeni başladık bu arada. Yani asıl şimdi bundan sonraki süreçler daha da sizi şey yapacaktır. Şimdi gelelim günümüze. Yani Enver Altaylı anlat anlat bitmez. O dönemleri tekrar döneceğiz ama asıl şimdi günümüze gelelim ve Enver Altaylı'nın biraz eşrafına bakalım. Yani Enver Altaylı son dönemlerde en etkili isimlerden birisiydi. Ta ki tutuklanana kadar. Şimdi öncelikle şunu söyleyelim. Enver Altaylı yıllar sonra kime danışmanlık yaptı biliyor musunuz? Kemal Kılıçdaroğlu'na. Ama resmi danışmanlık değil. Özellikle Rasim Bölücek adı altında onunla beraber yaptığı görüşmelerden hep Kılıçdaroğlu'nu yönlendirdi. Ve bu yönlendirdiği dönemler darbe girişiminden sonraydı. Rasim Böcek şu anda fotoğrafta gördüğünüz kişi yıllarca Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanlığını yaptı. Amerika'da oturur ama Türkiye'de uzun yıllarda zaten kaldı ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun başdanışmanlığını yaptı. Şimdi kontrollü darbe ifadesini ilk kullanan isimlerden biri olarak biliniyor ama bunu da reddediyor kendisi. Ve şöyle söyleyeyim mesela eskiden Milliyetçi Hareket Partisi'nin danışmanıydı. Hatta abisi de Hasan Bölücek de bildiğim kadarıyla o da Milliyetçi Hareket Partisi'ndeydi. Sonra Büyük Birlik Partisi'ne falan geçti ama Rasim Bölecek bir anda CHP'ye geçti. Rasim Bölecek buraya geçtikten sonra çok etkili bir isim. Ekmelettin Ihsanoğlu'nu bile o dönemlerde cumhurbaşkanı adayı olması için Kemal Kılıçdaroğlu'nu ikna eden kişi olarak biliniyor. Yani bu kadar etkili bir kişi. Peki nedir peki Rasim Bölücek üzerinden ne yaptı? Rasim Bölücek üzerinden 7 Haziran seçimleri vardı ya o dönemlerde AKP oy kaybetmişti ve koalisyon kurulacaktı. CHP ile MHP arasında bir koalisyon kurulacakken mesela Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye başbakanlığa teklif edilmesini de isteyen Rasim Bölecek'ti o dönemlerde hani bu kadar etkisi vardı. Şimdi Rasim Bölücek’le Enver Altaylı'nın o dönemlerde 1200'den fazla telefon görüşmesi olduğu tespit edildi. Şimdi bunları nereden uyduruyorsun diye sormayın. Bunların hepsi iddianamede yazıyor. Hangi iddianamede yazıyor? Şu anda tutuklu bulunan Enver Altaylı'nın tutuklu bulunmasına sebep olan iddianamede şimdi 15 Temmuz'da da görüştüğü kişilerden birisidir. Enver Altaylı'nın görüştüğü kişilerden birisi Rasim Bölücek’tir. Şimdi bu bunların arasındaki en önemli ilişki yani iddianamede yazan ama Rasim Bölücek'in asla kabul etmediği, Enver Altay'ın da kabul etmediği bir durum var. Ancak bunlar mesajlarla ve telefon kayıtlarıyla hepsiyle belgelenmişti ve iddianameye konmuştu. Şimdi orada şöyle bir iddia var. Şakir Şen adında bir Fethullahçı var Amerika'da. O zamanlarda Rasim Bölecek iddia odur ki Fethullah Gülen'le görüşmek istiyor ve bunu da Enver Altaylı üzerinden yapıyor. Hatta Enver Altay'da Rasim Bölecek Fethullah Gülen'le beraber görüşmeyi planlıyorlar ama Enver Altaylı o dönem gidemiyor. Rasim Böcek New York'a gidiyor. New York'ta Şakir Şen'le görüşüyor. Ancak o dönem Fethullah Gülen hasta olduğu için görüşemiyorlar. Fakat bunun görüşmesi işte Şakir Şen'le yapılıyor. Şakir Şen de önemli bir Fethullahçı. Şimdi bunu reddetseler de bu yazışmalarda ortaya çıkıyor. Şimdi burada önemli olan bir şey şu. O dönemlerde Kılıçdaroğlu'na danışmanlık yapan önemli bir isim Enver Altaylı aracılığı üzerinden birçok faaliyet yürütüyor. Şimdi bunu da koyduk cebe. Bu kadar kritik bir adamdan bahsediyoruz. Şimdi Enver Altaylı neler yaptı biliyor musunuz? Yani ABD'ye raporlar yazdı. ABD için raporlar yazdı. Almanya'da aynı şekilde çok önemli faaliyetlerde bulundu. Özbekistan'da çok önemli faaliyetlerde bulundu. Türkiye'de çok önemli faaliyetlerde bulundu. Enver Altaylı içeri girdiğinde iki tane kritik olay oluyor. Bir kızı var Zeynep yani daha doğrusu bir kızı daha var. O da avukatı Dilara Hanım. Bir kızı var Zeynep Hanım. Zeynep Hanım da Almanya'da. Almanya'da bu içeri girdikten sonra yani Enver Altaylı içeri girdikten sonra Almanya'dan rica ediyor. Diyor ki burada baskı kurun ve babamı kurtarın diye. Bu somut bilinen gerçekler. İkincisi şöyle bir olay oluyor: Bakın ne kadar etkili bir adam olduğuna anlamanız açısından söylüyorum. Enver Altaylı polisler tarafından alındığı gün polislere şu ifadeyi kullanıyor. Ben bunu bizzat polislerin ağzından duydum. Bizzat onu Enver Altaylı'ya almaya gelen orada çok faz sayıda polis vardı. İkisinin ağzından duydum. Net şu ifadeyi söyleyeyim. Bunu da kitaplarda yazdım. Hatta diyor ki “Siz beni alarak BND'yi karşınıza aldığınızın farkındasınızdır umarım”. Yani o dönemlerde alındığı zaman da BND'nin karşısında yer alacaksınız ve BND sizi harcayacak diyor. Polislere, Türk polisine bunu söylemiş bir kişiden bahsediyoruz. Ve yine Enver Altaylı tutukluyken çok önemli mesela bazı gelişmeler oluyor. Ne oluyor biliyor musunuz? Almanya büyükelçisi, Türkiye büyükelçisinden, Ankara büyükelçisinden bahsediyorum. Enver Altay’lıyla defalarca görüşüyor. Sadece o görüşme davayı izliyor, inceliyor, takip ediyor. Enver Altaylı'yı kurtarmaya çalışan bir BND var. BND dediğimiz şey de aslında CIA'nın Almanya versiyonu. Onlar tam anlamıyla kontrolü kaybetmiş durumdalar. Yani oradalar. Ve şimdi de bunu düşünün. Şimdi peki neden Enver Altaylı içeri girdi? Bu önemli ayrıntı. 15 Temmuz sonrasında biliyorsunuz çok sayıda Fethullahçı kaçmaya çalışıyor. Kaçmaya çalışanlardan birisi de Mehmet Bariner adında bir Milli İstihbarat Teşkilatının çalışanı ve bu personeli ve bu personel Fethullahçı ve kaçmayı planlıyor. Kaçmayı düşürürken de bulduğu isim iki isim. Mehmet Bariner yani o istihbarattaki MİT'teki Fethullahçı kaçmak için ulaştığı kişi Mehmet Can Yılmaz. Mehmet Can Yılmaz kim? Mehmet Can Yılmaz da Enver Altaylı'nın damadı yani Dilara Hanım'ın eşi. Şimdi Metin Can Yılmaz ile Mehmet Bariner görüşüyorlar ve burada Enver Altaylı'dan da yardım istiyorlar ve Emmer Altaylı'dan sadece yardım istemiyorlar. Serhat Ilıcak'tan da yardım istiyorlar. Serhat Ilıcak da Bodrum'da yaşayan, aynı zamanda Almanya'da yaşayan bir isim. Çok da zengin bir isim. Serhat Ilıcanak'ın soy isminden bir şey çağrıştırıyordur diye tahmin ediyorum. Nazı Ilıcak'ın kuzenidir kendisi de. Şimdi Mehmet Can Yılmaz'ın Fethullahçı olduğu ve bu yüzden de ceza aldığı zaten o da cezalı. O da biliniyor. Ve aynı şekilde Mehmet Bariner de yakalandı. Yani kaçırılamadı. Serhat Alıcak şu an yurt dışında Nazlıca'ın kuzeni olan kişi. O da Enver Altayl'ın çok yakın arkadaşı ve Enver Altaylı yakalandı. Şimdi Enver Altaylı cezaevine girdi. Metin Can Yılmaz yani damadı cezaevine girdi. Mehmet Bariner cezaevine girdi. Şimdi Mehmet Bariner'in eşi de avukat. Metin Can Yılmaz'ın eşi de avukat. Yani Enver Altay'ın kızı da avukat. Bu iki avukat da aynı zamanda Hablemitoğlu davasında görüyoruz. Hablemitoğlu davasında birisi Serhat Ilıcak’ın avukatı yani Mehmet Bariner'in eşi Serhat Ilıcak'ın avukatı. Enver Altaylı'nın avukatı da zaten Dilara Yılmaz. Burada hani şunu anlatmak için söylüyorum. Yani buradaki yakınlık hani somut bir yakınlık. Burada şunu söylemiyorum, burada çok büyük bir örgüt var. Onu artık siz değerlendirirsiniz. Onu işte yargı değerlendirir ya da başka birileri değerlendirir. Şimdi bu ayrıntıyı da anlattıktan sonra yani Nazlı Ilıcak'ı da bu arada kaçırmaya çalışıyorlardı. Nazlı Ilıcak kuzeni tarafından Serhat Ilıcak tarafından kaçırılmaya çalışıyordu. Bodrum'dan Yunan Adası'na kaçacaktı, şak enselendi, yakalandı, cezaevine girdi. O yüzden şu anda hani cezasını çekti, dışarı çıktı ya hani mülayimleşti falan filan ama kendisi de kaçmaya çalıştı. Nazlı Ilıcak kaçmaya çalıştı. Bunları da hani hatırlamanız için söylüyorum size. Bu ayrıntıları da unutmuş gitmişsinizdir. Şimdi gelelim Enver Altaylı bu davada net bir şekilde cezayı yedi. Yani 21 yıl ceza yedi. Şu anda da zannedersem işte kaçıncı yılında? Herhalde bir 6 yıl falan oldu. 5-6 yıldır cezaevinde ve şu an 82 yaşında. Sağlığı çok el veren bir kişi değil şu anda. Ama şöyle bir durum var. Enver Altaylı'yı ben defalarca izlemiş orada işte duruşmalarda da görmüş onun da yorumlarını dinlemiş bir kişi olarak onunla ilgili de çok fazla çalışma yapmış kitapta okumuş birisi olarak şunu söyleyebilirim. Ya Enver Altay gerçekten çok zeki bir adam. Yani belagatı yüksek, ikna kabiliyeti yüksek. Enteresan bir adam ve şu anda cezaevinde olmasına gerekçe gösterdiği kişi de Şenkal Atasagun yani eski MİT başkanı. Şimdi buraya kadar şimdi kafanızda oluşmuştur belli başlı şeyler. Şimdi bunu şöyle bundan sonra anlatacaklarımda bir sürü isim olacak. Sizin kafanızı karıştırabilir ama özü kaçırmayacaksınız. Özü anlayacaksınız. Özü anlatmak için söylüyorum. Size bu kadar ayrıntı da kimse anlatmaz herhalde diye düşünüyorum. Enver Altaylı'nın bir geniş ailesi var. Bu geniş ailenin başında mesela şu anda İyi Parti'nin biliyorsunuz en önemli isimlerinden birisi Buğra Kavuncu. Buğra Kavuncu Enver Altaylı'nın yeğenidir. O da Almanya'daydı. Almanya'da 33 yaşında bir CEO'ydu. Nerede CEO'ydu biliyor musunuz? Alman istihbaratıyla birebir iletişimi olan daha doğrusu Alman istihbaratının şirketi diye bilinir. Yani Basf yani kimya ve boya devidir dünyada ve Almanya'da. Onun CEO'suydu 33 yaşında ve Buğra Kavuncu “ben bugünlere geldiysem dayım sayesinde geldim” diye ifadesi de vardır. Şunu anlatmaya çalışıyorum. Yani Enver Altaylı ile yakınlığını anlatmaya çalışıyorum. Buğra Kavuncu şu an İyi Parti'dedir. Yine aynı şekilde çok önemli bir isim daha vardır. Orhan Kavuncu. Orhan Kavuncu da Türk Ocakları’nda başkanlık yaptı uzun yıllar ve aynı zamanda Büyük Birlik Partisi'nde de önemli görevlerde bulundu. Bildiğim kadarıyla başkan yardımcılığı yaptı. Genel başkan yardımcılığı Anavatan Partisi'nden milletvekili oldu ve bu isim de Enver Altaylı'nın ablasının eşidir. Yani Orhan Kavuncu'nun oğlu Buğra Kavuncu mesela Mümtazar Türköne, onun da akrabalık baba vardır Enver Altaylıyla. O da Orhan Kavuncu'nun kardeşinin eşiydi. Ancak ayrıldılar. İlk eşi diyebiliriz ama ayrıldılar. Ama Mümtazer Türköne ile de Enver Altaylı o dönemlerde çok yakındı. Yani şunu söylüyoruz. Daha başladık daha yeni başladık da yani 15 Temmuz öncesinde Nazlı Ilıcak’lar, Mümtazer Türköne’ler falan bütün bunları hep FETÖ'nün böyle şeyini öne çıkartan kişilerin başındaki adamlarla çok yakın akrabalıkları ya da tanışıklıkları var. Yine aynı şekilde işte damadından bahsettik. Metin Can Yılmaz. O da şöyle bir ayrıntı söyleyeyim, kendisinin FETÖ’cü olduğunu da zaten bildiğim kadarıyla gizlemiyor ama. Enver Altaylı'nın en yakın arkadaşlarından birisini şimdi tanıtıyoruz. Mustafa Özcan şu gördüğünüz fotoğraftaki kişi bu Fethullahçı terör örgütünün 2 numarasıdır. Türkiye imamıdır. O dönemlerde Türkiye imamıdır. Enver Altaylı, Mustafa Özcan'la çok yakın bir ilişkiye sahipti. 1990'ların ortalarından itibaren aralarından su sızmaz iki arkadaştan bahsediyoruz. Ve bunları da arkadaş yapmasının sebep işte Özbekistan'daki FETÖ okulları ya da işte Kafkasya'daki FETÖ okulları ve arkasından Türkiye'de birlikte faaliyet gösterdikleri belli başlı alanlar. Şimdi Mustafa Özcan, Mustafa Özcan'la da Enver Altay'ı tanıştıran kişinin Süleyman Demirel olduğu, ilerleyen zamanlarda da bunlara, bu Mustafa Özcan’lara da katılan kişinin de işte Abdullah Gül olduğu söylenir. Enver Altaylı'nın bir açıklaması var. Bakın bunu Hablemitoğlu duruşmasında söyledi. Enver Altaylı'nın en yakın arkadaşından bahsediyoruz. Türkiye imamı, FETÖ'nün Türkiye imamı Mustafa Özcan. Enver Altaylı Hablemitoğlu davasında savunmasında şunu söylüyor: Abdullah Gül ve Bülent Arınç ile Çankaya Köşkünde ayda bir görüşürdü. Şunu anlatmaya çalışıyor. Hablimitoğlu davasında sanıklardan birisi de Mustafa Özcan. Mustafa Özcan talimatı ve Enver Altaylı talimatıyla Levent Göktaşlara bir ölüm emri belirliyor. Levent Göktaş da ekibini kuruyor ve Hablemitoğlu’nu öldürüyor. Kısa anlatımla bu daha ayrıntılı anlatırız ilerleyen zamanlarda. Şimdi bu haberde Enver Altalya'nın bu açıklamasında şunu görüyoruz. Çok net. Mustafa Özcan aslında o şey değil ya. Benim arkadaşım kardeşim. Burada bir FETÖ bağı yok. Yıllardır biz işte bununla beraber çalıştık. E zaten diyor ki 2012-2013 yıllarında bakın 2012-2013 yıllarında dönemin başbakanı ve başbakan özel dışişleri bakanı ya da cumhurbaşkanı ve başbakan yardımcısıyla zaten her ay Çankaya köşkünde görüşüyorlardı. Yani şunu öğreniyoruz. Türkiye'nin imamı Fethullah'ın FETÖ terör örgütünün ya da FETÖ terör örgütünün diyelim ya da Fethullahçı terör örgütün Fethullahçı terör örgütünün ikinci adamı ile yıllarca görüşmüşler her ay Abdullah Gül ve Bülent Arınç. Hiç bunlar sorgulanmadı. Hiç bunlar anlatılmıyor. Bunu anlatan kim? Mustafa Özcan'ın en yakın arkadaşı yani Enver Altaylı. Kim? Aynı zamanda Milli İstihbarat Teşkilatında çalışmış bir adamdan bahsediyorsunuz. Sadece Milli İstihbarat Teşkilatında çalışmıyor. CIA'de çalışıyor. Sadece CIA'de çalışmıyor. BND'de çalışıyor. Şimdi böyle bir adam bir şey söylüyor. Hiçbirinizin umurunda dahi olmuyorsunuz. Sonra işte aynı zamanda bu nereden geldik konusuna geleceğiz. Şimdi bu davasında da zaten Şenkal Atasagun’u da suçluyor. O da ayrı bir nokta. Onu da ayrıca anlatırız. Şimdi gelelim tekrar Metin Can Yılmaz'a. Metin Can Yılmaz dedim ya hani damat. Kızını istemek için. Enver Altaylı'nın kızını istemek için, istemeye, Metin Can Yılmaz Mustafa Özcan'la geliyor. Şu kadar söyleyeyim. O kadar büyük bir yakınlık. Şimdi FETÖ PYD terör örgütü üst düzey yöneticisi Mustafa Özcan şüpheli Enver Altaylı bu dosyadan işte soruşturma dosyasından alınan şimdi kızını alacağı zamanlarda işte bunlar zaten çok yakınlardı. İşte kızın isteyen de bu: Şimdi gelelim bir başka isme. İsmail Kavuncu. İsmail Kavuncu da bu AKP'li yani bu da AKP'li. Eyüp belediye başkanlığı yaptı. Sonra yani Buğra'nın kuzeni. Buğra Kavuncu'nun kuzenidir kendisi. FETÖ'cü olduğunu saklamaz Kazakistan'a kaçtı. Kazakistan'a kaçtı. Hatta kendisinin böyle bir belli başlı adli vukuatları oldu ve buradan kurtardığı kendisini kurtardığı da söylenir. Şimdi bu var. Aynı zamanda İsmail Kavuncu'nun kızı kim biliyor musunuz? O da enteresan yani. İsmail Kavuncu'nun kızı da ABD'de Hakan Şükür'le beraber restoran açan kişi. Şimdi bunu niye anlatıyorum ya? Erdem ne anlatıyorsun demeyin. Yani bağı görmeniz açısından söylüyorum ya. Bizim biz mesela şimdi kendimizi görüyoruz. Bakıyoruz ya kim kimle falan nasıl diye bakıyoruz. Yani ortada hiçbir şey bulamıyoruz. Kendimiz bir tane tanıdık adam bulamıyoruz yani hiçbir yerde. Ama hani bu ekip her yerde. Sunucu Yılmaz: Benim aklımda oluşan ilişki anını söyleyeyim mi? Somutlamamı ister misin? Bu menzilin rabıtası var ya iple bağlanıyor böyle kilometrelerce falan. Ona çok benziyor yani. Erdem Atay: Ona benziyor. Şimdi bu ismi de gördük. Daha aslında çok ayrıntı anlatabilirim. Daha da bir sürü isim verebilirim. Mesela bunlardan birisi Muammer Çalışkan. O da İsmail Kavuncu'nun eniştesi yani. O da Adana Borsa başkanıydı. O da 5 yıl ceza yedi FETÖ'den. Yani daha da yani Buğra Kavuncu'nun işte kardeşi var. İşte onun aynı şekilde kardeşinin eşi var. Bütün bunlar da aynı zamanda tartışma konusu. Şimdi bunları bir kenara bırakalım. Şimdi gelelim asıl nihai sonuca. Enver Altaylı'yı az çok tanıdınız. Şimdi anlattığım kadarıyla Enver Altaylı şu an Dilek Güngör’ü biliyorsunuz Sabah gazetesine kritik yazılar yazar. AKP'ye yakındır. Özellikle de Serhat Albayrak’lara işte Berat Albayrak’lara çok yakın bir isim diye biliniyor. Önemli de haberler yapar. Dilek Güngör çok önemli bir ifade kullandı, dedi ki “Türkiye'nin en önemli dört cinayetinde ismi var Enver Altaylı'nın.” Bunların birisi de Uğur Mumcu. Bilmiyorum ne işi var yani. Uğur Mumcu şöyle bir durum var. Uğur Mumcu Enver Altaylı'yı ilk ifşa eden gazeteci ve Enver Altaylı'nın CIA ve BND bağlantısını özellikle CIA bağlantısını ilk Türkiye'ye duyuran isimlerden birisi ve Uğur Mumcu'nun ölümünün arkasında Enver Altaylı'nın olduğunu iddia ediyorlar. Yani orada mutlaka bir şekilde vardır diyorlar, bunu söylüyor. Benim bir bilgim yok. Sadece bildiğim ilk ifşayı yapan kişi Uğur Mumcu. İki aynı şekilde bir diğeri Hablemitoğlu. Necip Hablemitoğlu davasında zaten yargılanıyor. Yargılanma Hablemitoğlu davasında ayrıca anlatacağız inşallah ama şunu söyleyebilirim. Hablemitoğlu'da öldüren yani şehit edilen diyelim Fethullah Gülen, Mustafa Özcan, Enver Altaylı yargılanıyor, Serhat Ilıcak yargılanıyor. Bunların altında da Levent Göktaş, Fikret Emek ve işte devam eden işte Aydın Köstem Nuri, Gökhan Bozkır, Tarkan Mumcuoğlu gibi isimler yargılanıyor ve bu dava dosya dava devam ediyor. Ancak burada böyle işte birçok sıkıntı da yaşandı diyebiliriz. Bunu da ayrıntı ayrıntılı anlatırız. Şimdi Hablemitoğlu cinayetinde de Emer Altaylı şu anda burada baş sorumlu olarak karşımızda duruyor. Telefon görüşmeleri var, birçok ayrıntı var. Enteresan görüşmeler var. O dosyayı bir gün inceleriz. Bir diğeri malum bildiğiniz gibi Kaşif Kozinoğlu. Kaşif Kozinoğlu'nu Fethullahçılara şikâyet eden, Fethullah'a şikâyet eden bir isimden bahsediyoruz ve bugün şu anda ifadesi bu konuyla ilgili alınacak. Ve bir diğeri de Muhsin Yazıcıoğlu. Çok enteresan bir ayrıntı var. Bu ayrıntı o gündemin yoğunluğun arasında kaynadı gitti. Şu gördüğünüz haber 23 Temmuz 2026 tarihinde Yazıcıoğlu'nun ölümünde Enver Altaylı izi başlığıyla bir haber yayınlandı. Şimdi ben ilk defa bu haberi gördüğümde şaşırdım. Yani hakikaten şaşırdım. Çünkü burada Enver Altaylı'nın bu işin arkasında olabileceği iddia edildi. Nasıl iddia edildi? Selami Ekinci, yani, Yazıcıoğlu'nun avukatından bahsediyoruz. Bu iddiayı atanlardan birisi oydu. Sadece o da değil tabii. Aynı zamanda savcı çok enteresan savcı bir sanığa yani hava kuvvetlerinde komutanda kurmay başkanı olan Ali Armağan'a bir soru soruyor. Soru da şu: Mustafa Özcan, Osman Hilmi Özdil yani Kozanlı Ömer, Adil Öksüz, Harun Biniş, Kemal Batmaz ve Enver Altaylı ismini, isimli şahısları tanıyor musunuz? Bu saydığı isimler imamlar yani en önemli imamlar. Adil Öksüzler, Harun Binçler, Kemal Batmazlar, e zaten Mustafa Özcan'ı biliyorsunuz işte Kozanlı Ömerler. Bunların hepsi FETÖ'nün en üstündeki adamlar. Enver Altaylı da ismi burada geçince bunun üzerine çok önemli Ekici çok acayip bir açıklama yapıyor. Diyor ki bu açıklama gerçekten çok kritik. “Yeni Şafak’a konuşan Ekici, Büyük Birlik Partili yetkililere Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopterin düştüğü haberini ilk veren ismin Enver Altaylı olduğunu belirtiyor. Ekici Altaylı'nın bu haberi kendilerine daha olay 112 acil serviste bildirilmeden önce aktarıldığını anlattı. Ekici konuyla ilgili bakın şunları söylüyor: Muhsin Yazıcıoğlu'nun da dostu olan camiadan bir yakınımız. Kazadan uzun zaman sonra bana Yazıcıoğlu'nun helikopterinin düştüğünü daha haberlere çıkmadan saat 15:15'te Büyük Birlik Partili yöneticilere söylediği bilgisini verdi. Ben de bilgiyi nereden aldığını sordum. Enver Altaylı'dan yanıtını verdi. Helikopterdeki gazeteci İsmail Güneş 15:26'da 112'yi arayıp helikopterin düştüğünü bildirmişti. Enver Altaylı ise 15:15'te kazanın yaşandığını biliyormuş ifadelerini kullandı.” Bu çok acayip bir şey. Eğer doğruysa kafaları karıştıracak bir olaydan bahsediyoruz. Yani dört önemli cinayette ismi geçen bir isimden bahsediyoruz. Bir kişiden bahsediyoruz. Bu öyle bir isim ki yani mesela birçok şeyde yardım istiyor. Nereden yardım istiyor? Mesela FETÖ dershanesi kapatılıyor ya da FETÖ okulları kapatılıyor. Abdullah Gül'ü arıyor. Ya bunlar kapatılmasın ama kimse şunu söylemesin bana. Enver Altaylı bir FETÖ'cüdür demesin kimse bana. Enver Altaylı yani FETÖ kim? Enver Altaylı'nın yanına Enver Altaylı çok daha üstte. Yani Enver Altaylı bunları kontrol eden ekiplerin başında gelir. Eğer gerçekten gelirse Enver Altaylı başka bir isim. Dolayısıyla öyle bir isimle karşı karşıyayız ki şu anda ifade verecek olan isim aslında bütün düğümlerin çözümünde önemli kritik bir isim olarak karşımızda duruyor. Enver Altaylı'yı anlatmak için ne programlar yeter ne de kitaplar yani inanın Erdoğan'ın da Enver Altaylı ile ilgili bir ifadesi var. Onu da bir verelim. Erdoğan: “İsim verdiniz Enver Altaylı. Acaba ben sorsam Enver Altaylı'yı tanır mısınız diye geçmişinde bu kişinin neler olduğunu bilir misiniz?” Artık Enver Altaylı'yi tanıyorsunuz. Recep Tayyip Erdoğan “Enver Altaylı'yı tanıyor musunuz” diye sordu ya. Artık tanıyorsunuz. Enver Altaylı kimdir, nedir, ne değildir? En azından kısmen tanıyorsunuz ve size bu ayrıntıları anlatmış oldum. Daha da fazla anlatacağım çok şey var ama hani bilmiyorum ayrıntı olur, detay olur bu sizi işte kafanızı karıştırır diye de hiç onlara girmek istemiyorum. Bu arada tabii çok önemli konular var. Jandarmada bir sınav var. O sınavı konuşacaktık. PKK ile ilgili bazı gelişmeler var. Onu konuşacaktık. Ekonomiyle ilgili çok önemli gelişmeler var, onları konuşacaktık. Ama maalesef işte Türkiye gündemi bize bırakmıyor. Şunu söyleyeceğim. Kaşif Kozinoğlu dosyası çok kritik. Gerçekten bu soruşturma Hablemitoğlu gibi kalmasın. Hangi davalar açıldı? Bir Hablemitoğlu davası açıldı değil mi? Uğur Mumcu soruşturuluyor şu anda. Kozinoğlu dosyası açıldı ve Yazıcıoğlu dosyası açıldı. Ve dördünde de bir isim var. Emver Altaylı. Ve o da bugün ifade verecek. Buradan önce Hablemitoğlu davası ile ilgili belki ilerleyen zamanlarda bir şey anlatırız ama Türkiye muhtemelen bugünden sonra Enver Altaylı'yi konuşacak. Biz de size bunu anlatmış olduk. Yarın devam ederiz programa. Kendinize çok iyi bakın diyorum. Var mı şimdi? Sunucu Yılmaz: Evet. Programı noktalamadan önce ben de şöyle bir açıklama yapayım. Şimdi Enver Altaylı ile ilgili sen kitabından da e örnekler söyledin. Hatta orada zaten 60-70 sayfa bölümde yazmıştın. Şöyle bir şey yapalım istiyorum ben. Senin için de aslında bir anda sürpriz yumurta gibi oldu ama ben bir kere katıl özel yayınında da öyle yapmıştım. Yani sürpriz yapmıştım. Şöyle yapalım. Süper teşekkür desteğinde bulunan kişilerden yani en az üçü olabilir. Buna biz sonrasında karar veririz ama en az 3 diyelim bence. Senin gaflet kitabına hediye edelim. Nasıl olur? İyi olur mu? Erdem Atay: Olur. Tamam. Öyle yapalım. Sunucu Yılmaz: En az üçü diyelim biraz var. 15-20 kitabımız var herhalde değil mi? Erdem Atay: Evet. Üç ve üstüne artık verelim artık. Geri kalan da vermeyelim yani. Sunucu Yılmaz: Aynen olur öyle. Öyle yapalım. O yüzden süper teşekkür desteklerinizi de bekliyoruz. Hani ne kadar çok olursa kişiye mi vereceğiz ya? En az ü diyelim. Ne kadar çok olursa belki duruma göre arttıra da diyelim. Erdem Atay: Çok vermeyiz herhalde inşallah. Ama çok da bir yığılma olursa bütün her şey neden olmasın diyorum. Sunucu Yılmaz: O yüzden teşekkür destekleriniz bizim için çok çok kıymetli. çok bulunduğunuz seviye neyse durumunuz varsa bir üst seviyeye çıkmanız çok kıymetli. Yine bazı bazı destekçilerimiz eee bu üst seviyeye çıkma konusunda duyarlı davrandılar. Bizim için çok iyi geldi. Yine aynı şekilde hassasiyet rica ediyoruz. Hype destekleriniz çok önemli. Yine aynı şekilde ki ilk programımız Hype'da çok iyi bir sıralama yakaladı. Hatta şu an yani bugün bu program yayınlanmışken daha da iyi bir sıralama da olabilir. Program öne çıkmalarımız çok güzel bir şekilde teşvik ediyor. Beğeni, yorum ve paylaşımlarınızı da sizden bekliyoruz, ihmal etmezseniz çok çok seviniriz. Herkese iyi günler dileriz diyor iyi iyi günler. Erdem Atay: Çok sağ olun. Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=cl7cvqmE4e0 CIA/BND’nin ‘Türk' Casusu Enver Altaylı ve Kozinoğlu’ndaki Parmağı l Erdem Atay Yorumluyor|22.09.2026 |
|
17 kez okundu
YorumlarHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |