• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://plus.google.com/www.google.com/posts
  • https://twitter.com/
Üyelik Girişi
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Anlık
Yarın
9° 0°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.33755.3589
Euro6.05236.0765
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI

Atasözleri


Türk Atasözü    17.04.2012




0 Yorum - Yorum Yaz

Türk Atasözleri    05.03.2016

Atasözü: 

(isim) Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
"Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinleşmesi demektir." - N. Hikmet (TDK)

***

·Aba vakti aba, yaba vakti yaba alan yanılmaz.·

 Anlamı: "Her şey zamanında yapılırsa kişi kazançlı olur" anlamında bir söz.

·
Abanın kadri, yağmurda bilinir.·
Anlamı: "Daha önce kıymetsiz gibi görünen bir çok şeyin,kullanımzamanı geldiğinde değeri artar. Sosyal seviyesi eşit insanlar birbirlerini çekemezler" anlamında bir söz.

·
Abdal abdalın ne umduğunu, ne bulduğunu ister.·
Anlamı: "Sosyal seviyesi eşit insanlar birbirlerini çekemezler" anlamında bir söz.

·
Abdal ata binmiş bey oldum sanmış.

·
Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.

·
Abdala "kar yağıyor" demişler, "titremeye hazırım" demiş.

·
Abdalın arkadaşlığı yol görününceye kadardır.

·
Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır.

·
Abdestsiz sofuya namaz dayanmaz.

·
Acele giden ecele gider.

·
Acele işe şeytan karışır.·
Anlamı: "Düşünüp taşınmadan, çabuk davranılarak yapılan işten iyi sonuç beklenmemelidir; o iş ya yanlış ya da bozuk olur" anlamında bir söz.

·
Acele yürüyen yolda kalır.

·
Acemi katır kapı önünde yük indirir.·
Anlamı: "Elinden yeterince iş gelmeyen kimseler, kendilerine verilen görevi istenildiği biçimde yapamazlar" anlamında bir söz.

·
Acemi marangozun talaşı tahtasından çok olur.

·
Acemi nalbant gavur eşeğinde öğrenir

·
Acemi nalbant gibi kâh nalına vurur, kâh mıhına.·
Anlamı: "Söylediği sözlerle yaptığı işler arasında tutarlılık yoktur. Bunu da genellikle bilmeyerek yapar" anlamında bir söz.

·
Acı acıyı bastırır, su sancıyı.

·
Acı patlıcanı kırağı çalmaz.·
Anlamı: "Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış olanlar,bundan sonra karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile çıkarlar" anlamında bir söz.

·
Acı söz insanı dininden çıkarır, tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır.

·
Acıkan doymam, susayan kanmam sanır.

·
Acıkan yanağından, susayan dudağından belli olur.

·
Acındırırsan arsız, acıktırırsan hırsız olur.

·
Acıyan çok, ama ekmek veren yok.

·
Aç ayı oynamaz.

·
Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.

·
Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.

·
Aç gözünü, açarlar gözünü.

·
Aç doymam, tok acıkmam sanır.

·
Aç koyma hırsız olur, çok söyleme yüzsüz olur, çok değme arsız olur.

·
Aç koynunda azık durmaz.

·
Aç köpek fırın deler.

·
Aç kurt arslana saldırır.

·
Aç tavuk rüyasında kendini buğday ambarında görür.

·
Aç tokun halinden anlamaz.

·
Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.

·
Açık yaraya kurt düşmez.

·
Açık ağız aç kalmaz.

·
Açık yerde tepecik kendini dağ sanır.

·
Açılan solar, ağlayan güler.

·
Açın imanı olmaz.

·
Açın karnı doyar gözü doymaz.

·
Açlık ile tokluğun arası bir dilim ekmek.

·
Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.

·
Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir olsa da çulu.

·
Adam eşeğinden, kadın döşeğinden belli olur.

·
Adam kıtlığında keçiye Abdurrahman Çelebi derler.

·
Adam olana bir söz yeter.

·
Adam sandık eşeği, altına serdik döşeği.

·
Adam yenilmekle marifetli olur, yanılmakla âlim.

·
Adamak kolay, ödemek güçtür.

·
Adamakla mal mı tükenir?..

·
Adamakla mal tükenmez.

·
Adamın iyisi iş başında belli olur.

·
Adı çıkacağına canı çıksın.

·
Adı çıktı dokuza, inmez sekize.

·
Adın ne? Yumuşak... Sert olsa ne yazar?

·
Ağaç kökünden yıkılır.·
Anlamı: "Toplulukların bozulmasında topluluğun başında bulunan kişi çok etkilidir" anlamında kullanılan bir söz.

·
Ağaç ne kadar meyve verirse, dalı o kadar yere eğilir.

·
Ağaç ne kadar uzarsa uzasın göğe değmez.

·
Ağaç ne kadar yüksek olsa da yaprakları yere düşer.

·
Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer.

·
Ağaç yaşken eğilir.·
"Terbiye ve eğitimin etkili olması için küçük yaşta bu eğitime başlamak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

·
Ağaca balta vurmuşlar "sapı bendendir" demiş.·
Anlamı: "Bir kişi veya topluluğa en büyük zararı yine o kişi veya topluluk ile çok yakın ilişkide olan kişi veya kişiler verir" anlamında kullanılan bir söz.

·
Ağacın kurdu içinde olur.·
Anlamı: "Toplumlarda kötü veya erdemsiz kişiler ortalarda gözükmez, saklanırlar" anlamında kullanılan bir söz.

·
Ağaca beşikten mezara kadar muhtacız.

·
Ağaca çıkan keçinin dama çıkan oğlağı olur.

·
Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.

·
Ağaca dayanma çürür, insana güvenme ölür.

·
Ağacı kurt, insanı dert bitirir.·
Anlamı: "İnsanlar çok fazla üzüldüklerinde sağlıklarını yitirirler" anlamında kullanılan bir söz.

·
Ağaçlı köyü su basmaz.

·
Ağaçsız memleket duvaksız geline benzer.

·
Ağaçtan maşa, aptaldan paşa olmaz.·
Anlamı: "Yetenek ve özellikleri uygun olmayan insanlar verilen görevler yapamazlar" anlamında kullanılan bir söz.

·
Ağalık vermekle, yiğitlik vurmakla! Veren el ve attığını vuran yiğit övülmektedir

·
Ağzına sahip olamayan, başka yerine de sahip olamaz !

·
Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez.

·
Ağır baş iyidir, yenlik olsa uçar.

·
Ağır git ki yol alasın.

·
Ağır kazan geç kaynar.

·
Ağır otur, batman götür.

·
Ağır taş batman döver.

·
Ağır taş yerinden oynamaz.

·
Ağız yemeyince yüz utanmaz.

·
Ağlama ölü için, ağla deli için.

·
Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

·
Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.

·
Ağlayak da gözden mi olak?

·
Ağlayanın malından gülene hayır gelmez.

·
Ağrısız baş mezarda olur.

·
Ağustos ayında beyni kaynayanın, zemheride (Zahmarıda) kazanı kaynar.

·
Ağustosta beynin kaynasın, kışın da tencere kaynasın.

·
Ağzı açık ayran delisi.

·
Ağzına bir zeytin verir, ardına tulum tutar.

·
Ağzından bal akıyor.

·
Ah alan ommaz, ah yerde kalmaz.

·
Ahmak misafir, ev sahibini ağırlar.

·
Ak akçe kara gün içindir.·
Anlamı: "Emek vererek, alın teri dökerek kazandığımız paranın bir kısmını, sıkıntılı anlarımız ve zor günlerimizde kullanmak üzere bir kenara ayırmalıyız" anlamındaki bir atasözü.

·
Ak gün ağartır‚ kara gün karartır.

·
Ak ile kara dere kenarında belli olur.

·
Ak koyunun kara kuzusu da olur.

·
Ak köpeğe koyun diye sarılma.

·
Akan su yosun tutmaz.·
Anlamı: "Uğraştığı işlerde çalışmaya devam eden kişiler, bilgilerinden birşey kaybetmez" anlamında bir söz.

·
Akan su, pis tutmaz.

·
Akçe bulsam, çıkı yok.

·
Akıl akıldan üstündür.

·
Akıl para ile satılmaz.

·
Akıl yaşta değil baştadır.

·
Akıl yiğide sermayedir.·
Anlamı: "Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması, aklını kullanması ile orantılıdır" anlamında bir
söz.

·
Akılı olmayana neylesin sakal, kayışı tarladan götürür çakal.

·
Akıllı düşünene kadar, deli oğlunu evermiş, torunu olmuş.

·
Akıllı olan katar katar yer, akılsız olan satar satar yer.

·
Akılsız başın cezasını ayaklar çeker.

·
Akılsız köpeği yol kocatır.

·
Akılsızın şaşkını beyaz giyer kış günü.

·
Akıl mı üstün, para mı üstün

·
Akıllı deliye söyletirmiş

·
Akılsız dosttan akıllı düşman iyidir (yeğdir)

·
Akıntıya kürek çekme, kurak yere ekin ekme.

·
Akşamın hayrından sabahın şerri

·
Akşamın işine gündüz gülermiş

·
Alacağını alamayan, vereceğini veremez

·
Alet işler el övünür, talih işler kul övünür!

·
Alışmış, kudurmuştan beterdir.

·
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste

·
Altın, yere düşmekle pul olmaz

·
Altına küçük demişler imiş, fiyatım büyük demiş

·
Altından yel geçen mala, malım var dememeliymiş.

·
Amirin eşekse binme! Tut, çilbirinden çek!

·
Akıllı bir yol izle. İdare etmeyi öğren!

·
Anamı yoldan çıkaran kadı, davaya kimden gideyim?

·
Anasına bak kızını al, kıyısına bak bezini al

·
Anası ölen hanım olur, babası ölen bey olur.

·
Aptal ata binince bey oldum sanır

·
Arap eli öpmekle Arap olunmaz

·
Arap eli öpmekle dudak kara olmaz

·
Armudu farıdan aşıymış, insanı farıdan eşiymiş

·
Akranıyla konuşmayanın sesi, semadan gelir.

·
Akşam gelen misafirin, yiyeceği bulgur sıkısı, yatacağı ahır sekisi.

·
Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir.

·
Al elmaya taş atan çok olur.

·
Al malın iyisini çekme kaygısını.

·
Al yakışırken, el bakışırken.

·
Alacağın bir iğne, çeliğin okkasını orantıya vurursun.

·
Alçak tavuk kendini ferik gösterir.

·
Alışmış kudurmuştan beterdir.

·
Alim unutmuş, kalem unutmamış.

·
Allah aptala önce eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir(miş).

·
Allah dağına göre kar verir.

·
Allah şaşırttı mı, dayıya hala dedirtirmiş.

·
Allı yelek, pullu yelek, canfes neye gerek?

·
Alma el kızının ahını, gökten indirir şahini.

·
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.

·
Alma mazlumun ahını, gökden indirir şahını.

·
Almadan vermek Allah'a mahsustur.

·
Almak kolay ödemek zordur.

·
Altın anahtar, her kapıyı açar.

·
Altın eşik, ağaç eşiğe muhtaçtır.

·
Altın kılıç demir kapıyı açar.

·
Altın yere düşmekle pul olmaz..

·
Altının değerini sarraf bilir.

·
Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.

·
Anan gibi saç büyüteceğine, baban gibi bıyık büyüt.

·
Anan turp, baban şalgam, sen içinde gülbe şeker.

·
Ananın bastığı yavru incinmez.

·
Ananın bastığı yerde yavru ölmez.

·
Anasına bak kızını al, astarına bak bezini al.

·
Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.

·
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

·
Aptalın karnı doyunca gözü yolda olur.

·
Ar gözden, kâr yüzden anlaşılır.

·
Arap eli öpmek, dudak karartmaz.

·
Arayan belasını da devasını da bulur.

·
Arayan bulur, inleyen ölür.

·
Arefe günü yalan söyleyenin, bayram günü yüzü kara çıkar.

·
Arı bal yapacak çiçeği bilir.

·
Arı kahrını çekmeyen balın kadrini ne bilir.

·
Arkadaş dediğinin gölgesinde suç işlenir.

·
Arkadaşını söyle ki, sana kim olduğunu söyleyeyim.

·
Arkalı it kurdu boğar.

·
Armudu sapıyla, üzümü çöpüyle, pekmezi küpüyle.

·
Armudun iyisini ayılar yermiş.

·
Arpa eken darı biçmez.

·
Arpa ekip buğday bekleme.

·
Asıl azmaz, bal kokmaz; kokarsa yağ kokar, onun da aslı ayrandır.

·
Aslan yatağından, şahan oturağından belli olur

·
Aslandan korkulur bağlı bile olsa

·
Aslan yattığı yerden belli olur.

·
Aslı neyse nesli odur.

·
Aslına çekmeyen haramzadedir.

·
Aslında olan tırnağına getirir.

·
Aslını inkâr eden haramzâdedir.

·
Aslını inkâr edenin nesli gevşek olur.

·
Aş kaşık ile iş keşik ile.

·
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

·
Aşağıdan çıkarsa kışa, yukarıdan çıkarsa boşa

·
Aşk olmayınca meşk olmaz.

·
At alırsan yazın, deve alırsan güzün, avrat alırsan gezin ha gezin.

·
At binenin kılıç kuşananındır.

·
At ile avrat yiğidin ikbalindendir.

·
At karnından yiğit burnundan bellidir.

·
At olacak tay yürüyüşünden belli olur.

·
At ölür itlere bayram olur.

·
At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır

·
At ver hasım ol, kız ver hısım ol.

·
At yedi günde, it yediği günde unutur.

·
At, sahibine göre kişner.

·
Ata binmek bir ayıp, inmek iki ayıp.

·
Ata et, ite ot verilmez.

·
Ata sözü tutmayan, uluya uluya kalır.

·
Ateş düştüğü yeri yakar.

·
Ateş ile barut bir arada olmaz.

·
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

·
At bir dizginde, öküz bir çizide belli olur

·
At görmediysen, bokundan da mı atlamadın!

·
At, avrat ömrü uzatır

·
Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler

·
Atlıya selam kelam, eşekliye sonra gine gelem

·
Atmaya niyeti olmayan Kürt, taşın büyüğüne sarılır

·
Atı alan Üsküdar'ı geçti.

·
Atılan ok geri dönmez.

·
Atımın anlı sakar, lakabını ele takar.

·
Atın iyisi arkadan gelmez.

·
Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler.

·
Atın ölümü arpadan olsun.

·
Atlar tepişirken arada eşekler ezilir.

·
Atlı, itli sığmış, bir çocuk sığmamış.

·
Attan düşen kaba döşek, eşekten düşen kazma kürek.

·
Attan düşen ölmez, eşekten düşen ölür.

·
Attan indi eşeğe bindi.

·
Attığın taş ürküttüğün kuşa değmez.

·
Avradı er zapt etmez, ar zapt eder.

·
Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.

·
Ay bozmaz, süt kokmaz. Kokarsa ayran kokar, çünkü aslı süttür.

·
Ayağa değmedik taş, başa gelmedik iş olmaz.

·
Ayağın sığmayacağı yere baş sokulmaz.

·
Ayağını yorganına göre uzat.

·
Aydan gelen halı üstüne, günde gelen kül üstüne.

·
Avcı ne kadar hile bilse, ayı o kadar yol bilir.

·
Avradın dolaşığı, akşamdan sabaha kor bulaşığı

·
Ay buluttan çıksın da gör, ayva tüyünü atsın da gör

·
Ayaklar ıslanmadan balık tutulmaz.

·
Ayı yavrusunu severken öldürürmüş.

·
Ayırıcı gelmiş, seçici gelmiş. Orta yere sıçıcı gelmiş

·
Ayranım ekşidir diyen olmaz.

·
Ayvaz kasap hepsi bir hesap.

·
Az yetmez, çok artmaz

·
Az kazanan çok kazanır, çok kazanan hiç kazanır.

·
Az menfaat çok zarara mal olur.

·
Az sabırda, çok keramet vardır.

·
Az tamah, çok ziyan getirir.

·
Az veren candan, çok veren maldan verir.

·
Az yaşa, uz yaşa, akıbet gelecek başa.

·
Azan mevlasını da bulur, belasını da.

·

Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.

·
Azıcık aşım, kaygısız başım.

·
Azıksız yola çıkanın, iki gözü el torbasında olur.

·
Baba borç yapar çol çocuk aç yatar.

·
Baba ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği.

·
Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.

·
Baba mirası yanan mum gibidir.

·
Baba oğula bağ bağışlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş.

·
Baban bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım.

·
Babası ölen bey, anası ölen kadın olur.

·
Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz.

·
Baban döver hurmayla, eller döver yarmayla.

·
Babasından bir göz evi kalan, yerden direk çıktı demeyle birlikmiş

·
Baca eğri de olsa, dumanı doğru çıkar.

·
Bacası görülmeyen yerden kız alınmaz

·
Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var

·
Bağ dua değil, çapa dua ister.

·
Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun.

·
Bağa gir izin olsun ki, yemeye yüzün ola.

·
Bağlı aslana tavşan bile hücum eder.

·
Bağrında merhameti olmayanın dini imanı olmazmış derler

·
Bana benden olur her ne olursa, başım rahat eder dilim durursa

·
Bahar çiçeğiyle güzeldir.

·
Baht olmayınca başa, ne kuruda biter, nede yaşta.

·
Bakacağın yüze sıçma, sıçacağın yüze bakma.

·
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.

·
Bakkal ölenin borcunu, diriye ödettirir.

·
Bakmakla öğrenilseydi, kediler kasap olurdu

·
Bal döksen yalanır.

·
Bal olan yerde sinek de bulunur.

·
Bal tutan parmağını yalar.

·
Bal yiyen baldan bıkar.

·
Bal demekle ağız tatlanmaz.

·
Balı parmağı uzun olan değil, kısmeti olan yer.

·
Baş olan boş olmaz.

·
Bana benden olur, her ne olursa, başım rahat bulur, dilim durursa.

·
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.

·
Baskın basanındır.

·
Baskısız yongayı yel alır.

·
Bastığın yer bayram olsun.

·
Baş başa, baş da padişaha bağlıdır.

·
Baş nereye giderse, oyak oradadır.

·
Başıma uymayan takke elin olsun.

·
Başındaki fese bak, girdiği kümese bak.

·
Başını ecemi berbere teslim eden, cebinde pamuk eksik etmesin.

·
Başsız evin köpeği çok havlar.

·
Bazen inek, erkek; bazen de dişi doğurur.

·
Bebeler birbirinden huy kapar, ayranlarına su katar.

·
Bedava sirke baldan tatlıdır.

·
Bekâr gözü ile kız alınmaz.

·
Bekâr gözü kör gözü.

·
Bekâra karı boşamak kolay gelir.

·
Bekârlık maskaralıktır.

·
Bekarın ahmağı akşam, evlinin ahmağı sabah traş olur.

·
Bekârın parasını it yer, yakasını bit.

·
Bekleyen derviş muradına ermiş.

·
Ben ağa, sen ağa! İnekleri kim sağa

·
Her akıl bir olsa, davara çoban bulunmaz

·
Ben ben (benim) için demem, verseniz bile yemem

·
Ben gücendiğim dağın odununu kırk sene yakmam

·
Beylere zor yok

·
Bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu

·
Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete...

·
Bir evde iki kız, biri çuvaldız, biri bez

·
Bir gece rahat uyudum. O gece de komşunun eşeği öldü

·
Bir iki ondört, ben örttüm sen de ört.

·
Bir kararında Mevla durur.

·
Bir laf vardır: Baban döver hurmayla, eller döver yarmayla derler

·
Bir tutam ot, deveyi yardan attırır!

·
Bir tutam ot, deveyi yardan düşürür! "Bir tutam ot, deveyi yardan attırır.

·
Bir uyuz, bir sürüyü boklar!

·
Bir vuruşta, çam yıkılmaz!

·
Bir yiğit kırk yılda gelir meydana, erebilene aşkolsun

·
Bodur tavuk her zaman piliç görünür

·
Beleş peynir fare kapanında bulunur.

·
Belli düşman, gizli dosttan yeğdir.

·
Benden sana öğüt, ununu elinle öğüt.

·
Benim adım Hıdır, elimden gelen budur.

·
Benim sakalım tutuştu, sen cigara yakmak istersin.

·
Besle kargayı oysun gözünü.

·
Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı, babayı.

·
Beş kuruşluk fener o kadar yanar.

·
Beş parmağın beşi de bir değil

·
Beyaz saç, aklın değil yaşın işaretidir.

·
Bıçak sapını kesmez.

·
Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.

·
Bıldır ki hurmalar götünü tırmalar.

·
Bilgisiz insan meyvesiz ağaca benzer.

·
Bilinmedik aş, ya karın ağrıtır ya baş.

·
Bilmediği beş vakit namaz, bilirde yanına varmaz.

·
Bilmediklerimi ayağımın altına koysam, başım göğe değer.

·
Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.

·
Bin atın varsa bin dinlen, bir atın varsa in dinlen.

·
Bin bilsen de bir bilene danış.

·
Bin dinle, bir söyle.

·
Bin ölçüp bir biçmeli.

·
Binde bir gelinen yere gül döşerler, her gün gelinen yere kül döşerler.

·
Binin yarısı beş yüz o da ben de yok.

·
Bir adamın adı çıkacağına, canı çıksın.

·
Bir adamın karısı onun yarısıdır.

·
Bir ağaçta gül de biter, diken de.

·
Bir ağaçtan, oklukta çıkar boklukta.

·
Bir ağızdan çıkan, bin ağza yayılır.

·
Bir ahırda at da bulunur eşek de.

·
Bir ayağı çukurda

·
Bir bulutla kış gelmez.

·
Bir bütün bir yarımdan iyidir.

·
Bir dalın gölgesinde bin koyun eğlenir.

·
Bir dirhem et, bin ayıp örter.

·
Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

·
Bir elin verdiğini, öbür elin duymasın.

·
Bir eve bir baca, bir kadına bir koca.

·
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.

·
Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır.

·
Bir koyun başı pişinceye kadar, kırk kuzu başı pişer.

·
Bir koyundan iki post olmaz.

·
Bin nasihatten bir musibet yeğdir.·

·
Bir nalına vurur, bir mıhına.

·
Bir yerim diyenden birde yemem diyenden kork.

·
Bir yiğit kırk yılda meydana gelir.

·
Biri eşikte, biri beşikte.

·
Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.

·
Birlikten kuvet doğar.

·
Bitli baklanın kör alıcısı olur.

·
Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim.

·
Boğaz, insanı iki adam yapmaz ama, iyi bir adam yapar

·
Boğulursan büyük suda (denizde) boğul.

·
Bok ile yapılan, sidik ile yıkılır·

·
Bokunu yiyen kepçesini kaldırır

·
Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmektir.

·
Borç yiğidin kamçısıdır.

·
Boş çuval dik durmaz

·
Boş duranı Allah da sevmez kulu da.

·
Boş fıçı çok langırdar.

·
Boş torbaya hayvan inmez!

·
Boş torbaya hayvan inmez dememişler boşuna...

·
Boşadığın karının (hanımın) topuğuna bakılmaz

·
Boşboğazı ateşe atmışlar, odun yaş diye bağırmış.·
Anlamı: "Aklına her geleni söyleyen kişiler, toplum içinde sevilmezler" anlamında bir söz.

·
Boşboğazın sigarası yanmaz.

·
Boyum sıra buldum, huyum sıra bulamadım.

·
Bozacının şahidi şıracı.·
Anlamı: "Toplumda uygunsuz işleri yapanlar kendi haklılıklarını, benzer kişileri göstererek savunmaya çalışırlar." anlamında bir söz.

·
Bu arpa kelle bağlamaz·

·
Bu davullar sana çalınıbbarı (çalınıyor) kızım, ama benim senden umudum yok·
Anlamı: Beceriksiz, işten anlamayan kişi için söylenmektedir.

·
Bu dünya iki kapılı handır, gelen bilmez giden bilmez.

·
Bugünün küçükleri yarının büyükleri.

·
Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer.

·
Bugün bana ise yarın sana.

·
Bugünkü işini yarına bırakma.

·
Bugünkü tavuk, yârınki kazdan iyidir.

·
Buğday başak verince orak pahaya çıkar.

·
Bülbülü altın kafese koymuşlar "ah vatanım" demiş.

·
Bülbülün çektiği; dili belasıdır.

·
Büyük ekmek, büyük bezeden olur.

·
Büyük lokma çukurda kalır

·
Büyük lokma ye, büyük söz söyleme.

·
Büyük zekâlar birlikte düşünürler.

·
Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer.

·
Cahile söz anlatmaktansa, deveye hendek atlatmak iyidir.

·
Cahile söz yetmez, çalıda gül bitmez (Selahaddin Duman, Sabah, 15.09.2001, s. 15)

·
Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir.

·
Cahil arkadaş olma küstürün, cam kırığıyla kıçını silme kestirirsin.

·
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur.

·
Caminin kapısını bilmez, sofuluk taslar.

·
Can, boğazdan gelir.

·
Can cümleden azizdir.

·
Can çıkmadan ümit kesilmez.

·
Cana gelecek mala gelsin.

·
Canı acıyan ne demez! Karnı acıkan ne yemez!

·
Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır.

·
Canı yanan eşek atı geçer.

·
Cefayı çekmeyen sefanın kadrini bilemez.

·
Cins kedi ölüsünü göstermez.

·
Cinstir çeker, boktur kokar

·
Cömert derler, maldan ederler, yiğit derler candan ederler.

·
Cumhura muhalefet kuvve-i hatadandır.

·
Çabuk parlayan çabuk söner.

·
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme.

·
Çağrıldığın yere git, ar eyleme; çağrılmadığın yere gidip yerini dar eyleme.

·
Çağrılmadık yere, çörekçi ile börekçi gider.

·
Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez.

·
Çalışan demir pas tutmaz. Çünkü ölür

·
Çalışmak ibadetin yarısıdır

·
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.

·
Çamura taş atma üstüne sıçrar.

·
Çatal kazık yere batmaz.

·
Çıkmayan candan umut kesilmez.

·
Çıngıraklı deve kaybolmaz.

·
Çıracı olsam ay akşamdan doğar.

·
Çiftçilik, eşeğin kuyruğuna benzer, ne uzar ne kısalır.

·
Çiftçinin karnını yarmışlar, kırk tane "gelecek yıl" çıkmış.

·
Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek hak.

·
Çingene ciğer pişirir, yemeden karnını şişirir.

·
Çirkefe taş atma, üzerine sıçrar.

·
Çoban ne yesin ki köpeğine yedirsin

·
Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider.

·
Çocuk oyundan, aptal düğünden usanmaz.

·
Çocuğu işe gönder, peşinden sen git.

·
Çocuk evin meyvesidir.

·
Çocuktan al haberi.

·
Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin.

·
Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz.

·
Çok yaşayan bilmez çok gezen bilir.

·
Çubuk iken çıtlamayan, hezen iken kütlemez.

·
Çürük iple kuyuya inilmez.

·
Çürük tahtaya çivi çakılmaz.

·
Dağ adamı, hasta eder sağ adamı!

·
Dağ başından duman eksikolmaz.·
Anlamı: "Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların,bu konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü ve sıkıntıları vardır.Bu durum,zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez" anlamında bir söz.

·
Dağ dağ üstünde olur, ev ev üstünde olmaz.·
Anlamı: "En olmayacak şeyler bile bir gün gerçekleşebilir.Ama iki ailenin aynı ev ortamında yaşaması düşünülemez" anlamında bir söz.

·
Dağ dağa kavuşmaz insan insana kavuşur.

·
Dağ dumansız insan hatasız olmaz.

·
Dağa çıkan keçinin dağa çıkan oğlağı olur.·
Anlamı: "Anaları ne ki, danaları ne olsun." deyiminin anlamına yakın anlamda düşünülebilir. Komşu ilçe Gölhisar ve civarında "Çama çıkan kişinin, çama çıkan oğlağı olur." şeklinde kullanılmaktadır.

·
Dam alçak, sopa kalkmaz!·
Anlamı: Bu atasözü; iktidarların icraatlarında her istediğini, gönlünden geçeni rahatlıkla yapamadığını, farklı kesimlerden gelebilecek tepkileri zaman içinde eritmeyi, adım adım yol almayı tercih ettiklerini anlatmak için kullanıldı.

·
Dam tıpırtısı, karı bıtırtısı, var ömrümü yok etti!

·
Dama dama göl olur, dada dada (azar azar) heç olur

·
Damlaya damlaya göl olur.

·
Danışan dağ aşmış, danışmayan yolu şaşmış.

·
Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.

·
Darlıkta dirlik olmaz.

·
Davetsiz gelen döşeksiz oturur.

·
Davul dengi dengine çalar.

·
Davulun sesi uzaktan hoş gelir.

·
Dayak bile nasiple yenir.

·
Dediğim dedik, çaldığım düdük.

·
Deli kız, akıllı gelin olur.

·
Deli deliyi gördüğünde, değneğini saklarmış.

·
Değirmende doğmuş sıçan gök gürlemesinden korkmaz.

·
Dem de çift, gam da çift gelir

·
Deme dostuna, der dostuna.Bir gün olur tuz basarlar postuna.

·
Demir nemden insan gamdan çürür.

·
Demir tavında dövülür.

·
Demir tavında, dilber çağında.

·
Deniz sevilir de, densiz sevilmez.

·
Deniz yoğurt olmuş da yemeye kaşık bulunmamış.

·
Denize düşen yağmurdan korkmazmış.

·
Denize düşen yılana sarılır.

·
Derdini söylemeyen derman bulamaz

·
Dere her zaman kütük getirmez

·
Dereyi görmeden paçayı sıvama.

·
Dert gezer, derman da gezer

·
Dert saklayanda kalır.

·
Dertsiz baş yok, yarasız çam yok

·
Dervişin fikri ne ise zikri de odur.

·
Devden büyük dert var.

·
Deveye boynun eğri, demişler; nerem doğru ki, demiş.

·
Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.

·
Deve, devenin ötüşünden bilir

·
Deveyi yardan atlatan, bir tutam ottur.

·
Deveye kalkta oyna demişler bir damla bir çardak yıkmış.

·
Dibi görünmeyen sudan geçme.

·
Dibin ahlat, doruğunu kim aşıladı·
Anlamı: "Soyuna dön!" anlamında

·
Dikensiz gül olmaz.

·
Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda.

·
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak.

·
Dinsizin hakkından imansız gelir.

·
Dinsizin ipi ile Kuyuya inilmez.

·
Dişi kuş yapar yuvayı, içini dışını sıvayı sıvayı.

·
Doğru söyleyeni Dokuz köyde kovarlar.

·
Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.

·
Domuzdan post gâvurdan dost olmaz.

·
Dost acı söyler.

·
Dost ayağa, düşman başa bakar

·
Dost başa düşman ayağa bakar.

·
Dost kara günde belli olur.

·
Dost kazan dost! Düşman anandan da doğar.

·
Dost yüzünden, düşman gözünden belli olur.

·
Dostlar alışverişte görsün.

·
Döner taşım yok öter kuşum yok.

·
Dövüşerek pazarlık et, güle güle ayrıl.

·
Dut kurusuyla yar sevilmez.

·
Dünya duaylan (dua ile), elek sıvaylan (sıva ile)

·
Dünya malı dünyada kalır.

·
Dünya Sultan Süleyman'a bile kalmamış.

·
Dürüst yolda yürüyemezken, döşemeye at koşturmaya gidersin

·
Düşenin dostu olmaz.

·
Düşman ayağa dost basa bakar.

·
Düşmanı karıncaysa, sen fil olur.

·
Düşmanım yok deme! Anan doğuruverir.

·
Düşmanın karıncaysa da kork.

·
Düt demeye dudak gerek.

·
Düzlükte kurt ulusa, evde
itin bağrı sızlar.

·
Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane.

·
Ecele çare olmaz.

·
Eceli gelen sıçan kedinin taşaklarını kaşır.

·
Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer

·
Eceli gelen köpek cami duvarına işer.

·
Eceli gelen köpek cami duvarına siyer

·
Edebi, edepsizden öğren.

·
Eden bulur, inleyen ölür.

·
Edene eden bulunur

·
Eğilen baş kesilmez.

·
Eğreti ata binen tez iner.

·
Eğri oturalım doğru konuşalım.

·
Ehvence ölüm, yaylanca geçit·
Anlamı: Ölümün kolayca
gelmesi, ahiret hesabının da kolay verilmesi temennisi.

·
Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını.

·
Eken biçer, konan göçer.

·
Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur.·
Anlamı: "Verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır" anlamında bir söz.

·
Ekmeğin katığı açlıktır

·
Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez.

·
Ekmeğini kuru yiyeceğine, yoğurdunu duru ye·
Anlamı: Dengeli davran anlamında...

·
El ağzı ile çorba içilmez.

·
El arif olur, hiyallar

·
El derken dudak açılır, birbirin derken birleşir·
Anlamı: Birlik ve beraberliği kısaca açıklayan bir atasözü.

·
El deveyi kulağından yeder:Başkası duyduğunu hiç olmadık yere çeker.

·
El elin eşeğini türkü çağırarak ararmış:

·
El elliğini, çay deliliğini eder·
Anlamı: Her zaman akraba olmayandan iyilik görülmeyebilir.

·
El ettim ellisi, ağzı yüzü bellisi

·
Evlenecek kız aday çok, hem de gösterişli, güzel.

·
El gücü, sel gücü·
Anlamı: Bir elin nesi var, iki elin sesi var anlamında. Selahaddin Bey bu ata sözünü "Birlikte bir iş görer, yahşidir. Hatmin, adam muvaffak ola." şeklinde Azeri Türkçesi ile açıklamıştır.

·
El kıyıdan bakar!

·
El olan yerde, ellik eksik olmaz!·
Anlamı: Toplulukta, başkalarının bulunduğu ortam/ortamlarda dedikodu eksik olmaz.

·
El yetmez, güç yetmez, sarp kayada yolum var!·
Anlamı: Çaresizim anlamında.

·
El atına binen yaya kalır

·
El deliye, bende akıllıya muhtacım.

·
El elden üstündür.

·
El elin eşeğini türkü çağırarak arar.

·
El içinde vasiyet ettik, ölmemek olmaz.

·
El kazanı ile aş kaynamaz.

·
El yarası onar, dil yarası onmaz.

·
El yumruğu yemeyen, kendi yumruğunu balyoz sanır.

·
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.

·
Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde gelmez·
Anlamı: Elden umma! Her zaman arzu ettiğini temin edemezsin.

·
Elden kalan, elli gün kalır·
Anlamı: El kelimesindeki «e» harfi açık «e»dir. Zamanında yapılmayan iş, kalır gider. «Demir tavında yapışır!» atasözü ile benzer anlamdadır...

·
Eli dar olanın, dili kısa olur.

·
Eli doluya: ağa buyur, eli boşa: ağa uyur.

·
Eli ile köfte yuvarlıyor, gözü kırık kovalıyor.

·
Elimin ettiğini, ağzım bilir·
Anlamı: Bu elden çıkanı bu ağız bilir. Elin, yabancının pişirdiğini de anlamak kolaydır anlamında...

·
Elin hamuru ile erkek işine karışma

·
Elin ile koymadığını kaldırma.

·
Elmanın dibi göl, armudun dibi yol (olmalı).

·
Elmayı soy da ye, armudu say da ye.

·
Emanet ata binen, tez iner.

·
Emanet eşeğin yuları gevşek olur.

·
Emanetin kuskunu yokuşta koparmış

·
Emanetin yüreği yufka olur

·
Emekten olsa, sarı öküze bıçak vurulmaz!

·
En akıllısı Deli Bekir, o da kösteğiyle yatar

·
Enik için köpek beslenir·
Anlamı: Sağlayacağı faydadan dolayı, o kişiye katlanılır anlamında.

·
Erek mi, görek mi?·
Anlamı: Kimbilir bana nasip olur mu, ömrüm yeter mi, görür müyüm anlamında. Yaşım 75, erek mi görek mi
bundan sonra?..

·
Erkek arslan arslan da, dişi arslan arslan değil mi?

·
Erkek koyun kasap dükkânına yakışır.

·
Erken evlenen döl alır, erken kalkan yol alır.

·
Erken kalkan nasibine kalkar·
Anlamı: Erken kalkanın, erkenden işine başlayanın kazancı bol olur.

·
Erken kalkan yol alır, küçükten evlenen döl alır·
Anlamı: Erkenden yola çıkan menziline erken ulaşır, erken evlenen de çok çocuk sahibi olur.

·
Erken evlenen yanılmamış.

·
Esirgenen göze çöp batar.·
Anlamı: "Bir konu üzerine gereğinden fazla yoğunlaşmak, aksilikleri de beraberinde getirebilir" anlamında bir söz.

·
Eski çamlar bardak oldu.·
Anlamı: "Şartlar değişti" anlamında kullanılan bir söz.

·
Eskiden, bir devenin yürüyüşü kaldı...·
Anlamı: Zaman ve şartlar, anlayışlar değişti. Yeni şartlara göre kafa yormak lazım anlamında.

·
Eşeğin canı acırsa, atı geçermiş·
Anlamı: Kişinin canı yanmaya görsün. Bütün gücünü kullanır ve daha güçlü olanı da saf dışı bırakabilir.

·
Eşeğine eremeyen, semerini dövermiş

·
Eşek olana binen çok olur·
Anlamı: Kendi kişiliğini öne çıkarmayıp daima bir başkasının etkisinde kalan insanlar için kullanılır.

·
Eşek hoşaftan ne anlar. Suyunu içer, denesi kalır.

·
Eşek kocamakla tavla başı olmaz.·
Anlamı: "Anlayışsız kişi ne kadar yaşlanırsa yaşlansın baş olacak bir olgunluğa ulaşamaz" anlamında kullanılan bir söz.

·
Eşek olduktan sonra semer vuran çok olur.

·
Eşekler çalışır, atlar yer.

·
Eşekten at olmaz, ciğerinden aş olmaz.

·
Et tırnaktan ayrılmaz.

·
Et iyiliği dök denize, balık bilmezse Halik bilir·
Anlamı: Kötülük görsen de iyilik yapmaktan geri durma.

·
Et şabarın hayırlı olsun

·
Et tertib, vet temkin demiş·
Anlamı: Tedbirini al, ihmal etme anlamında.

·
Et, ekmek üstünde yakışır·
Anlamı: Her işin bir yakışık alan yöntemi vardır.

·
Et, kemiksiz olmaz (Beşir)·
Anlamı: "İki çanak bir yerde tıngırar"! atasözü ile aynı anlamdadır. Beraberliklerde bazen şiddet de, patırtı da olur anlamında.

·
Etme bulun (bulursun), inileme ölün (ölürsün)·
Anlamı: "Etme bulma dünyası" deyimi ile aynı anlamdadır.

·
Ev sahibi mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi.·
Anlamı: "Malı mülkü yüzünden kendini üzüntüye kaptırmamak ya da mal mülkle övünmemek gerekir" anlamında bir söz.

·
Evdeki hesap çarşıya uymaz.·
Anlamı: "Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç,her zaman aynı olmayabilir" anlamında bir söz.

·
Evi delikli baca, milleti yalancı hoca ile hacı yıkar

·
Evvel mescidin içi, sonra eşiği.

·
Ev sahibinin hatırı olmazsa köpeğini dövmek kolaydır

·
Evin danası evin öküzünden korkmaz.

·
Evini temiz tut, misafir gelir; kalbini temiz tut, ölüm gelir.

·
Evlenenle ev alana (yapana) Allah yardım eder.

·
Evladı ben doğurdum ama gönlü benim değil ki...

·
Fakir oynayacağı zaman davul patlar.

·
Fakirin ekmeği umuttur.

·
Fakirin tavuğu tek tek yumurtlar.

·
Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp.

·
Fala inanma, falsız da kalma.

·
Fare, çıktığı deliği bilir.

·
Faydasız baş, mezara yaraşır.

·
Fazla aş ya karın ağrıtır ya baş.

·
Fazla naz aşık usandırır.

·
Felek kimine kavun yedirir kimine kelek.

·
Fırsat eldeyken sürün devranı.

·
Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü.

·
Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar.

·
Gafile kelam, nafile kelam.

·
Garibin yardımcısı Allah'tır.

·
Garip kuşun yuvasını Allah yapar.

·
Geç olsun da güç olmasın.

·
Geçtiğin köprüleri yakma.

·
Gel demek kolay, git demek güçtür.

·
Gelen gideni aratır.

·
Gelin bindi deveye gör kısmeti nereye.

·
Gem almayan atın ölümü yakındır.

·
Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı.

·
Geniş günün de dar gezen, dar günün de geniş gezer.

·
Gerçek dost kötü günde belli olur.

·
Gergin ip, çabuk kopar.

·
Gezen ayağa taş değer.

·
Gitti ağalar paşalar, kellere kaldı köşeler.

·
Gittiğin yer kör ise, gözünü yum da bak.

·
Gizliden gebe kalan, aşikâre doğurur.

·
Göğe direk, denize kapak olmaz.

·
Görünen dağın uzağı olmaz.

·
Görünen köy kılavuz istemez.

·
Göz görmeyince gönül katlanır.

·
Göz görür, gönül çeker.

·
Göz odur ki dağın arkasını göre, akıl odur ki başa geleceği bile.

·
Gözün ile görmediğini söyleme.

·
Gülme komşuna gelir başına.

·
Gülü seven, dikenine katlanır.

·
Gündüz yenilen hurmalar, gece mideni tırmalar.

·
Güneş balçıkla sıvanmaz.

·
Güneş girmeyen eve doktor girer.

·
Güttüğü iki keçi, ıslığı dağı taşı tuttu.

·
Güzel gözünden, yiğit sözünden belli olur.

·
Hacı olmayacak hacıyı deve üstünde yılan sokar.

·
Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür.

·
Hak yolu varken bok yolu seçilmez.

·
Halaya giren kolunu sallar.

·
Halka verir talkını, kendi yutar salkımı.

·
Hamala semeri yük olmaz.

·
Harman yel ile düğün el ile olur.

·
Hasta sağ kalırsa hekime karşı gelir.

·
Hasta yatan değil, eceli gelen ölür.

·
Havada ahreni ile uçmayan kuşun sesi havadan değil, tavadan gelir.

·
Haydan gelen huya gider.

·
Hazıra hanak, pişmişe konak.

·
Helal kazanç ile pilav yenmez.

·
Hem kız, hem baldırı düz hem de ucuz olur mu?

·
Her akla geleni işleme her ağacı taslama.

·
Her günün bir gecesi vardır.

·
Her işin başı sağlık.

·
Her işte bir hayır vardır.

·
Her koyun kendi bacağından asılır.

·
Her kuşun eti yenmez.

·
Her şakanın altında bir gerçek yatar.

·
Her şey incelikten insan kabalıktan kırılır.

·
Her şeyin yenisi, dostun eskisi.

·
Her taş baş yarmaz.

·
Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır

·
Her zamanı bir sayma.

·
Her zaman gemicinin istediği rüzgar esmez.

·
Herkes aklını pazara çıkarmış, yine kendi aklını beğenmiş.

·
Herkes bildiğini okur.

·
Herkes ektiğini biçer.

·
Herkes kaşık yapar ama sapını yapamaz.

·
Herkesin aklı bir olsaydı, koyunlara çoban bulunmazdı.

·
Hıdrellez yaz kapısı, yedi gün sürer tipisi.

·
Hırsız sekiz, köşe dokuz.

·
Hızlı giden atın boku seyrek düşer.

·
Hiçbir şeye sahip olmayanın kaybedeceği hiçbir şey yoktur.

·
Hile ile iş gören mihnet ile can verir.

·
Hocanın dediğini tut, yoluna gitme.

·
Horoz ölür, gözü çöplükte kalır.·
Anlamı: "Uzun süre yaşanan mekanların unutulması kolay olmaz" anlamında bir söz.

·
Horozu çok olan köyün sabahı geç olur.

·
Huylu huyundan vazgeçmez.

·
Ihlamurdan odun olmaz, beslemeden kadın olmaz.

·
Irmak kenarına çeşme yapılmaz.·
Anlamı: "Birbirine zıt verimlilikteki iki kurum veya sosyal müessesenin,aynı ortamda varlıklarını sürdürmeleri zordur" anlamında bir söz.

·
Irmaktan geçerken at değiştirilmez.

·
Isıran it, dişini göstermez.

·
Isırgan ile taharet olmaz.

·
Islanmışın yağmurdan pervası yoktur.·
Anlamı: "Bir konuda büyük zarar görmüş kişi, benzer zararlardan korku duymaz" anlamında bir söz.

·
Ismarlama hac, hac olmaz.

·
Işığını akşamdan önce yakan sabaha çırasında yağ bulamaz.·
Anlamı: "İnsanlar savurganlık yapmamalıdırlar. Parasını gereksiz yere harcayan, gerektiğinde para ve mal bulamaz. Zorluk içinde kalır" anlamında bir söz.

·
İbadet gönül şenliğiyle olur·
Anlamı: Gönül şen olmazsa ibadetten de haz alınmaz.

·
İbadet de gizli, kabahat da.

·
İğneyi kendine, çuvaldızı ele batır.

·
İki analı sütten, iki karılı bitten ölürmüş·
Anlamı: "İki analı sütten, iki karılı bitten ölürmüş„ derler. Herif denemiş tanımıştır zaacına!. Öyledir o işler, öyledir...

·
İki aslan bir posta sığmaz.

·
İki baş bir kazanda kaynamaz.

·
İki cambaz bir ipte oynamaz.

·
İki çanak bir yerde tıngırar!·
Anlamı: Çokluk olan yerde tartışma, farklı görüş ve anlaşmazlık muhakkak olur anlamındadır.

·
İki çıplak bir hamama yakışır

·
İki gönül bir olunca (olursa) samanlık seyran olur.

·
İnsaf dinin yarısıdır·
Anlamı: Azeri Türkçesinden bir atasözü.

·
İnsan kocar, gönlü kocamaz.

·
İnsan konuşa konuşa, hayvan koklaşa koklaşa (anlaşır).

·
İnsan sözünden, hayvan yularından tutulur.

·
İnsan yedisinde ne ise yetmişinde de odur.

·
İnsana kar gibi, kara kor gibi dokunur!

·
İp inceldiği yerden kopar.

·
İp kırıldığı yerden ulanır(eklenir).

·
İstediğini söyleyen, istemediğini işitir.

·
İstemek bir ayıp, vermemek iki ayıp.

·
İstemek yüzler karası, istemeden veresi

·
İsteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki yüzü.

·
İş gördün sıvış, ekmek gördün giriş!

·
İşin yoksa şahit ol, paran çoksa kefil ol.

·
İşine hor bakan, boynuna torba takar.

·
İşini kış tut, yaz tutarsa bahtına.

·
İşkilli büzük dingilder·
Anlamı: "İşkilli yürek büngülder" ile yaklaşık aynı anlamdadır.

·
İşkilli yürek büngülder·
Anlamı: Endişeli olan korkuludur. Meraklıdır anlamında.

·
İşleyen demir ışıldar.

·
İt ite, it de kuyruğuna buyurur·
Anlamı: "El elin eşeğini türkü çağırarak ararmış!" atasözü ile benzer anlamda bir atalar sözü.

·
İt ile dalaşacağına, yolunu değiştir.

·
İt iti ısırmaz.

·
İt kağnının gölgesine yatmış, ne koyu gölgem var demiş.

·
İt karı bolsar, yatıp ürür·
Anlamı: Toplum nezdine itibarı kalmayan, sadece ortalığı velveleye verir anlamında.

·
İt utansa don giyer.

·
İt ürür, kervan yürür

·
İti an çomağı hazırla.

·
İti, öldürene sürütürler.

·
İtin ısırmayanı, atın osurmayanı olmaz.

·
İven (acele eden) kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz.

·
İyi insan lafının üzerine gelirmiş.

·
İyi yemek (Ey yemek), iyi merek (ey merek), Mart'ta gerek.·
Anlamı: Hem insanlar için, hem de hayvanlar için asıl gıda ihtiyacı, yazdan yapılan hazırlığın tükenme zamanı olan baharın ilk döneminde gereklidir anlamında... Mart ayı, sürprizler ayıdır. Her an, herşey olabilir. Ani kış şartları, Mart ile Nisan sonu arası hala baskın yapabilir. Bu nedenle tedbirli olmak gerekir anlamında...

·
İyiliğe karşı iyilik her kişinin işi, kötülüğe karşı iyilik er kişinin işi.

·
Kaçan balık büyük olur.

·
Kaçan kızın bohçası küçük (hafif) olur.

·
Kadı anlatana göre fetva verir.

·
Kadının biri alâ, ikisi belâdır.

·
Kâfirden hacı, elden bacı olmaz.

·
Kakma el kapısını el ucuyla, yiterler kapını var (olanca) gücüyle.

·
Kalem kılıçtan üstündür.

·
Kanaat gibi devlet olmaz.

·
Karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu.

·
Karga bülbülü taklit edeyim derken, ötmeyi unutmuş.

·
Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır.

·
Karnının doymayacağı yere, açlığını bildirme.

·
Kasap et derdinde koyun can derdinde.

·
Kasap sevdiği postu yere vurur.

·
Kaşıkla verip, sapıyla gözünü çıkartma.

·
Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsi batasıca mutlaka cinsine çeker.

·
Kavakta nar olmaz, kötülerde ar olmaz.

·
Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.

·
Kazma kuyuyu, kazarlar kuyunu.

·
Keçinin canı "TEKE" isteyince, çobanın değneğine (sopasına) sürtünür.

·
Kedi gidince fare bey olur.

·
Kedi taç takınca kendini padişah sanırmış.

·
Kedinin kanatları olsaydı, serçenin soyu tükenirdi.

·
Kediye kanat takarsan gökte serçe bırakmaz.

·
Kel yanında kabak anılmaz.

·
Kenarına bak bezini al, anasına bak kızını al.

·
Kendi düşen ağlamaz.

·
Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.

·
Kendi eden, kendi bulur.

·
Keskin bıçak olmak için çok çekiç yemek gerek.

·
Keskin sirke küpüne zarar verir.

·
Kılıç kınını kesmez.

·
Kırk hırsız bir çıplağı soyamaz.

·
Kırk yıl ecel yağsa, eceli gelen ölür.

·
Kız beşikte çeyiz sandıkta.

·
Kızım sana diyorum, gelinim sen anla.

·
Kızın kimi severse güveyin odur, oğlun kimi severse gelinin odur.

·
Kızını dövmeyen dizini döver.

·
Kimi bağ bozar, kimi bostan bozar.

·
Kimi yer, kimi bakar. Kıyamet ondan kopar.

·
Kişi refikinden azar.

·
Kişiyi nasıl bilirsin, kendin gibi.

·
Koca sağlığı, kardeş varlığı sever.

·
Kol kırılır, yen içinde kalır.

·
Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

·
Komşuda pişer, bize de düşer.

·
Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.

·
Kork korkmazdan‚ utan utanmazdan.

·
Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler.

·
Köpekle dalaşmaktansa, çalıyı dolanmak hayırlıdır.

·
Köpeklerin duası kabul olsa gökten kemik yağar.

·
Köpeksiz köy bulmuş, değneksiz dolaşıyor.

·
Köpeksiz köyde değnekle gezilmez.

·
Köprüyü gecene kadar, ayıya dayı de.

·
Kör alıcının kör satıcısı vardır.

·
Körler sağırlar birbirini ağırlar.

·
Kötü komşu insanı mal sahibi yapar.

·
Kötü tarlanın verdiğini, yiğit kardeş vermez.

·
Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur.

·
Kurt kuzu kaptığı yeri dokuz defa yoklar.

·
Kuru laf karın doyurmaz.

·
Kurunun yanında yaş da yanar.

·
Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.

·
Laf ile karın doymaz.

·
Laf ile peynir gemisi yürümez.

·
Laf lafı açar.

·
Laf torbaya girmez.

·
Lafın azı uzu, çobana verme kızı, ya koyun güttürür ya kuzu.

·
Lakırdı lakırdıyı açar, lakırdı bilmeyen meclisten kaçar.

·
Latife latif gerek.

·
Lâzıma hazine yetmez, elverire para gitmez.

·
Leyleğin ömrü laklak ile geçer.

·
Lezzetsiz çorbaya tuz kâr etmez.

·
Lisan gönlün tercümanıdır.

·
Lokma bile çiğnemeden yutulmaz.

·
Lokma karın doyurmaz, şefkat artırır

·
Mahkeme kadıya mülk değil.

·
Mal canı kazanmaz, can malı kazanır.

·
Mart ayı, dert ayı.

·
Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır.

·
Merhametten maraz doğar.

·
Minareyi çalan kılıfını hazırlar.

·
Minnetle gül koklama, dikeni sancar seni.

·
Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer.

·
Mum dibine ışık vermez.

·
Müflis bezirgân, eski defterlerini karıştırır.

·
Mühür kimde ise Süleyman odur

·
Namazda gözü olmayanın ezanda kulağı olmaz.

·
Ne doğrarsan aşına, o çıkar kaşığına.

·
Ne yavuz ol asıl, ne yavaş ol basıl.

·
Nefesine güvenen borazancıbaşı olur.

·
Nerede birlik, orada dirlik.

·
Nerede hareket, orada bereket.

·
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

·
Oduncunun gözü omcada (bağ kütüğü) dilencinin gözü çömcede (tahta kepçe).

·
Oğlan dayıya, kız halaya çeker.

·
Oğlanınki oğul bağı, kızınki bahçe gülü.

·
Okumayı sevmeyene dokuz hoca az.

·
Olacakla öleceğe çare yoktur.

·
Olmaz olmaz deme, olmaz olmaz.

·
On beşindeki kız ya erdedir, ya yerde.

·
Ortak atın beli kırık olur.

·
Otu çek köküne bak.

·
Oynayamayan gelin yerim dar dermiş

·
Oğlan yer oyuna gider, çoban yer koyuna gider.

·
Ocaktır aşı pişiren, karıdır adamı şişiren

·
Odun çatar kül almaz, inek sağar yağ almaz·
Anlamı: İşini tertipli yapmayan kişi hakkında kullanılır.

·
Oğlan oyuna gitti, kız koyuna gitti·
Anlamı: Yaşlanan ve yalnız kalan kişilerin halini anlatmak için kullanılır.

·
Oğlumun hasta oluşuna yanmam, huyunun değiştiğine yanarım!·
Anlamı: Önem vermemde, öncelik değişebilir anlamında

·
Oğluna kız arayacağına, kızına yer ara·
Anlamı: Önemli olan kızına iyi bir yuva kurmaktır.

·
Oldu olacak, kırıldı nacak! Seri gelmiş başa gelecek.·
Anlamı: Başa gelen musibetlerin fazlalığı vurgulanmaktadır.

·
Otu çek, köküne bak·
Anlamı: Toplum içindeki değerine, soyuna, sopuna bak. Sonra karar ver anlamında. "O kim ki... Otu çek köküne bak! Soy ara, köpek eniği ata atasözü ile benzer anlamda... Otu çeker, köküne bakarlar...

·
Öküz öleceği zaman bıçak çoğalır·
Anlamı: Fırsat geçince, olacak iş olmayınca görüş ortaya koyan, derde derman olmaya yeltenen çok olur anlamında...

·
Öküze boynuzu yük gelmez.·
Anlamı: Kocasının evinden baba evine geldiğinde kızını teselli için söylenen ifade. Kendinden bir parçadır anlamında.

·
Öküzün yazın harmanda pislediği, kışın saman olarak önüne gelirmiş·
Anlamı: Geciktirilen, ihmal edilen işler mutlaka umulmadık, beklenmedik şartlarda karşımıza çıkar anlamında... Yapılan kötü işin eninde sonunda, yapan kişiyi bulacağı anlamı da taşımaktadır.

·
Ölen inek sütlü olur.·
Anlamı: Kaybedilen mal, kıymete biner anlamındadır. "Kel ölür sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur!„ atasözü ile aynı anlamda.

·
Ölmüş koyun, kurttan mı korkar.·
Anlamı: Hesabını vermeyecek işi olmayanın gözü pek olur!

·
Ölü öldüğü günkü gibi yanılsa, gelin geldiği günkü gibi sevilse·
Anlamı: "Yeni senek suyu soğuk tutar!„ atasözü ile benzer anlamda...

·
Öz ağlar, göz de ağlar·
Anlamı: Ağlama, içten gelir. İçtenlikten kaynaklanır.

·
Ödünç güle güle gelir, ağlaya ağlaya gider.

·
Öfke gelir gider, kelle gider gelmez.

·
Öfkeyle kalkan zararla oturur.

·
Öğüt, bir hazine kadar değerli olduğu halde genellikle bedava verilir.

·
Ölecek tavşan çomağa karşı gelir.

·
Ölmüş eşek kurttan korkmaz.

·
Ölümü gören, hastalığa razı olur.

·
Ölürse yer beğensin‚ kalırsa el beğensin.

·
Ölüsü olan bir gün, delisi olan her gün ağlar

·
Ölüyü çok yıkarsan ya osurur, ya da sıçar.

·
Öz ağlamayınca göz ağlamaz (yaşarmaz).

·
Ölü öldüğü günkü gibi yanılsa, gelin geldiği günkü gibi sevilse·
Anlamı: Yeni senek suyu soğuk tutar!„ atasözü ile benzer anlamda...

·
Padişah yasağı üç gün sürer.

·
Palamut çok biterse kış erken olur.

·
Papaz her gün pilav yemez.

·
Paran çoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol.

·
Para ile imanın kimde olduğu bilinmez.

·
Para insana dil, elbise insana yol öğretir.

·
Parasız pazara, kefensiz mezara gidilmez.

·
Paraya nereye gidiyorsun demişler, çoğun olduğu yere demiş.

·
Pek yaş olma, sıkılırsın; pek de kuru olma, kırılırsın.

·
Perşembenin gelişi, çarşambadan bellidir.

·
Pilav yiyen, kaşığı belinde gerek.

·
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.

·
Pire itte (köpekte), bit yiğitte bulunur.

·
Rağbet güzel ile zenginedir.

·
Rahat ararsan mezarda

·
Ramazanda yalan söyleyenin yüzü, bayramda kara olur.

·
Rençper kırk yılda, tüccar kırk günde.

·
Rüşvet kapıdan girince insaf bacadan çıkar.

·
Rüzgâr eken fırtına biçer.

·
Rüzgâr esmeyince yaprak oynamaz.

·
Rüzgâra tüküren kendi yüzüne tükürür.

·
Rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu

·
Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.

·
Sabreden derviş muradına ermiş.

·
Saç sefadan, tırnak cefadan uzar.

·
Sakalda keramet olsa, keçi şeyhlik ederdi.

·
Sakınan göze çöp batar.

·
Sakla samanı gelir zamanı.

·
Saman elinse samanlıkta mı elin?

·
Sanat altın bileziktir.

·
Sayılı koyunu kurt kapmaz.

·
Sen işlersen mal işler, insan böyle genişler.

·
Sen kendini övme el seni övsün.

·
Sen seversen oğlunu, o da sever oğlunu.

·
Sepetteki karnıma, sandıktaki sırtıma.

·
Sev beni, seveyim seni

·
Soğuk su, sıcak aş diş düşmanı, genç avrat koca herifin baş düşmanı.

·
Sopayı yiyen eşek, atı geçer.

·
Soydur çeker, huydur geçer.

·
Sormaz ki bilsin, sorsa bilirdi; bilmez ki sorsun, bilse sorardı.

·
Söyle arkadaşını söyleyeyim sana seni.

·
Söyleme dostuna, o da söyler dostuna. Bir gün olur kül basarlar postuna.

·
Söylemeyen ağız, söyleyen ağzı yorar.

·
Söz büyüğün sus küçüğün.

·
Söz gümüş ise sükût altındır.

·
Söz var insanı yola getirir, söz var insanı yoldan çıkartır.

·
Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir.

·
Su akar yatağını bulur.

·
Su akarken küpünü doldurur.

·
Su akmayınca durulmaz.

·
Su bulanmayınca durulmaz.

·
Su testisi su yolunda kırılır.

·
Suç gelin olsa güvey bulunmaz.

·
Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer.

·
Şahin ile deve avlanmaz

·
Şahin küçük et yer, deve büyük ot yer.

·
Şapkası dar gelen, başım büyük sanır.

·
Şaraptan bozma sirke keskin olur.

·
Şaşkın ördek kıçın kıçın dalarmış.

·
Şaşkın ördek, tersten dalar.

·
Şaşkın ördek başını bırakır, kıçından dalar.

·
Şer işi uzat hayra dönsün, hayır işi uzatma şerre dönmesin.

·
Şeriatın kestiği parmak acımaz

·
Şeytanla ortak buğday eken samanını alır.

·
Şeytanla saman eken, sapını alır.

·
Şimşek çakmadan gök gürlemez.

·
Şeytanın işine gelirse, Kurandan bahseder.

·
Tabancanın dolusu bir kişiyi, boşu kırk kişiyi korkutur.

·
Tandır başında bağ dikmek kolaydır.

·
Tartılırsan denginle tartıl.

·
Tasa doyurur, acı acıktırır.

·
Taş yerinde ağırdır.

·
Taşıma su ile değirmen dönmez.

·
Tatlı söz (dil) yılanı deliğinden çıkarır.

·
Tavşan (Fare) dağa küsmüş dağın haberi olmamış.

·
Tekkeyi bekleyen, çorbayı içer.

·
Tembele iş buyur sana akıl öğretsin.

·
Tereciye tere satılmaz.

·
Tırnağın varsa başını kaşı.

·
Tırnağın varsa kaşın, yoksa düşün.

·
Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.

·
Tok açın halinden anlamaz.

·
Tok ağırlaması güçtür.

·
Topalla gezen aksama öğrenir.

·
Ucuna bak bezini al, anasına bak kızını al.

·
Ucuzdur vardır bir illeti, pahalıdır vardır bir hikmeti.

·
Ulu sözü dinlemeyen uluya kalır.

·
Ulular köprü olsa basıp geçme.

·
Ummadığın taş baş yarar.

·
Umut fakirin ekmeğidir.

·
Urbası yaldırar, karnı gıldırar

·
Ustanın çekici bin altın.

·
Ustayı konuşturan, malzemesidir!·
Anlamı: Alet işler, el övünür! atasözü ile eş anlamlı.

·
Usul usul gezer, yerin damarını büzer

·
Uşağı işe koş, sende ardına düş.

·
Uyku ölümün kardeşidir.

·
Uyur ardında uyanık çoktur

·
Uyuyan yılanın kuyruğuna basılmaz.

·
Uzaktan davulun sesi hoş gelir.

·
Usul usul gezer, yerin damarını büzer

·
Uyur ardında uyanık çoktur

·
Uyuz çepişin kendi gittiğine yanmam,başında götürdüğü çilbirine yanarım

·
Uzayan dal bizden olsun·
Anlamı: Başarıya ulaşan; yakınlarımızdan, milletimizden olsun anlamında.

·
Üç elli, yaz belli

·
Üç göç, bir yangının yerini tutar.

·
Ünü var, unu yok! "Adı batasıca. Ünü var, unu yok!"

Anlamı: Sadece adı var, ama adına uygun iş görmez anlamında...

·
Ürkütme kurbağayı, yiğit edersin.

·
Ürümesini bilmeyen it, sürüye getirir kurt.

·
Üşenenin oğlu, kızı olmamış.

·
Üveye etme özünde bulursun, geline etme kızında bulursun.

·
Üzerine laf düşmedikçe uyu.

·
Üzüm zamanı, it aç kalmaz·
Anlamı: Mevsiminde, bol zamanında isteyen, istediği malzemeyi bulur.

·
Üzüm üzüme baka baka kararır.

·
Üzümün çöpü var, armudun sapı.

·
Üzümün çöpünü, armudun sapını.

·
Üzümünü ye, bağını sorma.

·
Vakit nakittir.

·
Vakitsiz açılan (açan) gül çabuk solar.

·
Vakitsiz öten horozun başını keserler.

·
Var evi, kerem evi; yok evi, verem evi.

·
Var ne bilsin yokun halinden.

·
Varda topu gibi yatsıda patlar.

·
Vardan, yoktan anlamaz.

·
Varsa eşin rahattır başın, yoksa eşin zordur işin.

·
Varsa hünerin, her yerde vardır yerin.

·
Varsa pulun, herkes kulun; yoksa pulun dardır yolun.

·
Venedik'ten tiryâk (panzehir) gelinceye kadar, Mısır'da adamı yılan helâk eder.

·
Veren el, alan elden üstündür.

·
Veresiye şarap içen iki kere sarhoş olur.

·
Verirsen doyur‚ vurursan duyur.

·
Vurursan acıt, yedirirsen doyur.

·
Vücut kocar, gönül kocamaz.

·
Ya aklın erince gücün yetecek, ya aklın ermeyecek dağda gezeceksin!

·
Yabancı koyun kenarda yatar.

·
Yağ yiyen köpek tüyünden belli olur.

·
Yağmur olsa, el tarlasına bile yağmaz„ Kendisinden başkasına hayrı olmayanlar için aynen şöyle denilir: *Yağmur yelle, düğün elle·
Anlamı: Yağmur yelle gelir.
Sebebidir. Düğün de çevreyle, dost, akraba, komşu ile şenlenir, yakışık bulur
anlamında.

·
Yağmurlu gün tavuk su içmez.

·
Yağmuru yel azıtır, insanı el azıtır

·
Yalancı kim? İşittiğini söyleyen.

·
Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.

·
Yalanı söylemeli amma, doğru yanında titremeli·
Anlamı: O kadar ustalıkla yalan söylemeli ki, doğru olduğu zannedilsin.

·
Yalın varsa karnına, çulun varsa sırtına.

·
Yalanı söylemeli amma, doğru yanında titremeli·
Anlamı: O kadar ustalıkla yalan söylemeli ki, doğru olduğu zannedilsin.

·
Yanan harmanın öşürü olmaz!·
Anlamı: "Yanan harmanın yerinde ne kalır?„ atasözü ile benzer anlamda.

·
Yanan harmanın yerinde ne kalır?·
Anlamı: "Yanan harmanın öşürü olmaz!„ atasözü ile benzer anlamda. Olan olmuş, herşey mahvolmuş zaten

·
Yanık yerin otu tez biter.

·
Yanlış hesap Bağdat'tan döner.

·
Yardımcının yardımcısı olur.

·
Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder.

·
Yaş kesen baş keser.

·
Yatsan sabah olur! Ölsen ele kalır!·
Anlamı: Çoluğu çocuğu olmayanlar kullanır

·
Yavşak büyür bit olur, enik büyür it olur. Yöremizde bu atasözünü duymadım.

·
Yavuz itin yarası eksik olmaz·
Anlamı: Çalışkan, yırtık, şımarık, yerinde duramayan kişide yara bere eksik olmaz anlamında.

·
Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.

·
Yaz kadı efendi, bok bok üstüne·
Anlamı: Sıkıntı, dert, borç üstüste gelince kullanılır.

·
Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.

·
Yazın yediğin hurmalar kışın götünü tırmalar.

·
Yazın eli yaş olanın, kışın ağzı yaş olur.

·
Yazın gölge hoş kışın çuval boş.

·
Ye bir çanak. Yuğ bir çanak

·
Yedisinde ne ise yetmişinde de odur.

·
Yemeye hazır dayanmaz.

·
Yeni senek suyu soğuk tutar·
Anlamı: Cicim ayı denilen evliliğin ilk aylarında, geçimsizliğin olmadığı dönemde gelini ve onun cazibesini tarif etmek için kullanılır.

·
Yenice elek duvarda gerek.

·
Yenilen pehlivan, güreşe doymaz.

·
Yerli tavşanı yerli tazı kapar

·
Yıl başına, akıl başına·
Anlamı: İnsan yıl geçtikçe akıllanır anlamında. Yıl başına, akıl başına, ne kadar çalışsalar şimdi zor anlamaları bu konuyu.

·
Yılan sokan uyumuş da, kâr eden uyumamış

·
Yiğidi öldür; hakkını yeme.

·
Yiğit evlendiği gün... Gelin sevildiği gün... At eyerlendiği gün... İt yediği gün...

·
Yokluktur insanı farıdan, ağar döner ahtını alır karıdan

·
Yol sormakla bulunur.

·
Yol üstüne bostan ekme el için, kocalıkta (ihtiyarlıkta) avrat alma el için.

·
Yol yürümeyle, borç ödemeyle
biter.

·
Yolun otu kelin götü tatlı olur.

·
Yola giden yorulmaz.

·
Yolundan giden yorulmaz.

·
Yolu yordamı, ormanı balta ile·
Anlamı: Her işi usulüyle yap anlamında.

·
Yolu yordamıyla, ormanı baltayla (geçersin-bitirirsin).

·
Yorgandan gideceğine, urgandan gitsin!·
Anlamı: Zarar cana gelmesin de mala gelsin!

·
Yöğrük at yemini artırır.

·
Yörük ne bilir bayramı, lak lak içer ayranı·
Anlamı: Toplumla ilişkileri henüz yeterince olgunluk kazanmamış, gelişmekte olan kişilikleri ifadede kullanılır...

·
Yuvarlanan taş, yosun tutmaz.

·
Yuvayı dişi kuş yapar·
Anlamı: Ailenin düzenli olarak işlemesi kadının maharetine bağlıdır anlamında. Benzer anlamda bir fikir aşağıda verilmiştir: Bugün eğer sahip olabildiğim herhangi bir değer varsa onların hepsinde bir kadının izi bulunur. Hayatı kitaplardan ve kadınlardan öğrendim

·
Yük altında ancak eşek (HAMAL)kalır.

·
Yüz, yüzden utanır

·
Zahmetsiz rahmet olmaz.

·
Zaman sana uymazsa sen zamana uy.

·
Zan, hatıranın yalanıdır.

·
Zannetmediğin yerden tilki çıkar.

·
Zalim kadıdan insaflı subaşı yeğdir.

·
Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah'ı var·
Anlamı: Zalim, zulmüyle kalmaz. Zalimin zulmü karşılıksız kalmaz.

·
Zarar faydanın kardeşidir.

·
Zararın neresinden dönersen (dönülürse) kârdır.

·
Zâtı memduh olanın sıfata ihtiyacı yoktur.

·
Zelzeleyi gören yangına razı olur.

·
Zemheride sür de çalı ile sür.

·
Zemheride yoğurt isteyen, cebinde bir inek taşır.

·
Zemheriden sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.

·
Zemherinin hoşluğuna, Osmanlı'nın dostluğuna erilmez

·
Zengin adam, elindeki kendine yeten adamdır.

·
Zengine varıp da pabuç çevireceğine, fakire var da dömen (dümen) çevir!·
Anlamı: Fakirle evliliğin, ev idaresi açısından kadın yönünden olumlu yönü de olabileceğine vurgu yapılmaktadır.

·
Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır.

·
Zengin dağlar aşar, olmayan yolda şaşar.

·
Zengin kesesini, züğürt dizini döver.

·
Zengin helvasını baldan pişirir, züğürt derman için pekmez bulamaz.

·
Zengine bir kıvılcım, güzele bir sivilce yetermiş.

·
Zengine dokun geç, züğürtten sakın geç.

·
Zenginin basması ipekli görünür.

·
Zenginin gönlü olasıya, fakirin canı çıkar.

·
Zenginin horozu bile yumurtlar.

·
Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar.

·
Zenginin malı, fakirin ağzını yorar.

·
Zenginin malı, fakirin dölü kıymetli olur.

·
Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar.

·
Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz.

·
Zenginin horozu bile yumurtlar.

·
Zenginlikle sıcaktan zarar gelmez.

·
Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı olur.

·
Ziyan satılmaz·
Anlamı: Olup bitmiş işin ardından konuşulmaz anlamında.

·
Zor, oyunu bozar.

·
Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar.

·
Zora dağlar dayanmaz âşığa yollar dayanmaz.

·
Zorla güzellik olmaz, zorla yemin kabul olunmaz.

·
Zorla köpek domuz avına gitmez·

Anlamı: Zorla, isteksizce iş
yaptırılmaz.

·
Zurnada peşrev olmaz‚ ne çıkarsa bahtına.

·
Zulüm ile âbad(mâmur) olanın akıbeti berbat olur.




0 Yorum - Yorum Yaz
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
sömürgeleşen türkiye cihan dura ile ilgili görsel sonucu
sırtımdaki postal ile ilgili görsel sonucu

Anılarla mayıs 1970 - Ocak 1975 astsubay ve Eşlerinin Hak ve Adalet Arama Mücadeleleri
Yazar: Abdullah İnaler
iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu