• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar6.51146.5375
Euro7.21007.2389
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
ADANA – ASTANA – SOÇİ – ANKARA - MOSKOVA MÜTABAKATLARI

Adana Mutabakatı – 30 Ekim 1998

Adana Mutabakatı, Türkiye'ye Suriye üzerinden düzenlenen PKK saldırılarının artması ve örgüt lideri Abdullah Öcalan'a Suriye'nin sığınma hakkı vermesi nedeniyle iki ülke arasında gerilen ilişkiler üzerine 20 Ekim 1998 tarihinde Türkiye heyetine başkanlık eden Büyükelçi Uğur Ziyal ile Suriye heyetine başkanlık eden Siyasi Güvenlik Başkanı Tümgeneral Adnan Bedir Hasan tarafından Adana'da imzalanan mutabakattır.

1998 yılında Suriye üzerinden Türkiye'ye PKK saldırılarının artması sonrası Milli Güvenlik Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda Abdullah Öcalan'ın Suriye'de bulunmasına müsade edilmeye devam edilirse bu Türkiye açısından savaş sebebi (Casus belli) sayıldı.[1] Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Atilla Ateş de Hatay'da Suriye sınırında yaptığı konuşmada "terör saldırılarının Suriye’ye savaş nedeni olacağını" söyledi.

Türkiye ile Suriye arasında artan gerginlik üzerine, dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın da devreye girmesiyle, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek arabulucu görevini üstlendi. Arabuluculuk sonucunda da iki devlet arasında 20 Ekim 1998 tarihinde Türk heyetine başkanlık eden büyükelçi Uğur Ziyal ve Suriye heyetine başkanlık eden Siyasi Güvenlik Başkanı Tümgeneral Adnan Bedir Hasan tarafından Adana Mutabakatı imzalandı.

Mutabakatın maddeleri:

1. Suriye kendi topraklarından Türkiye'nin güvenlik ve istikrarını tehlikeye atacak eylemlere izin vermeyecek. Suriye, PKK'nın silah, lojistik ve mali destek sağlamasına ve propaganda faaliyetlerine izin vermeyecek.

2. Suriye, PKK'yı terör örgütü olarak ilan etmiştir. Suriye, diğer terör örgütlerinin yanı sıra PKK ve uzantılarının topraklarındaki faaliyetlerini yasaklamıştır.

3. Suriye, PKK'nın topraklarında eğitim kampı kurmasını ve ticari faaliyetlerde bulunmasını yasaklamıştır.

4. Suriye, PKK üyelerinin transit yollarla üçüncü ülkelere gitmesine izin vermeyecektir.

5. Suriye, PKK liderlerinin topraklarına girmesini engelleyecek ve gümrük yetkililerine bunun için talimat verecektir. (1-2-3)

Astana Anlaşması – (3-4 Mayıs 2017)

Suriye'de çatışmasızlık bölgeleri oluşturulması için Rusya, Türkiye ve İran’ın Astana’da 3-4 Mayıs 2017 tarihlerinde imzaladığı anlaşma.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin de imzacısı olduğu ve Suriye’de dört güvenli bölge oluşturulmasına yönelik anlaşmanın tam metnini yayınladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinden yayınlanan anlaşmanın tam metni şöyle:

“İran İslam Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu ve Türkiye Cumhuriyeti, Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki ateşkesin garantörü olarak, BMGK’nın 2254 (2015) numaralı, Suriye’nin toprak bütünlüğünü, bağımsızlığını ve egemenliğinin korunmasını öngören kararı doğrultusunda, Suriye’deki çatışmaların durdurulması ve sivillerin güvenliğini sağlamak amacıyla aşağıdakiler hususunda mutabık kalmıştır.

Anlaşma maddeleri:

1- Suriye’de şiddetin en kısa zamanda durdurulması, insani durumun daha iyi hale getirilmesi ve krize yönelik siyasi bir çözümün bulunması için uygun koşullar yaratmak amacıyla ülkede şu bölgelerde güvenli bölge oluşturulacak: İdlib ve civarındaki Lazkiye, Hama ve Halep viyaletlerinin belirli bölgeleri, Humus vilayetinin kuzeyindeki belirli bir bölge, Doğu Guta, Suriye’nin güneyindeki belirli bölgeler (Dera ve Kuneytra vilayeti).  Güvenli bölgeler ve güvenlik şeridi oluşturulması 6 ay sürecek geçici bir önlem olup, garantör ülkelerin mutabakatı doğrultusunda otomatik olarak devam edecektir.

2- Güvenli bölgelerde, çatışan taraflar arasındaki (Suriye hükümeti ve silahlı muhalif gruplar), hava saldırıları da dahil olmak üzere her türlü silah kullanımı durdurulacak; hızlı, güvenli ve engelsiz şekilde insani yardımın ulaştırılması sağlanacak; halka tıbbi yardım ve vatandaşların öncelikli ihtiyaçlarının sağlanması için koşullar yaratılacak; su ve enerji altyapıları başta olmak üzere tüm altyapıların restore edilmesi için tedbirler alınacak; sığınmacıların ve ülke içinde yer değiştiren kişilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde geri dönmesi için koşullar oluşturulacak.

3- Güvenli bölgelerin sınırları boyunca çatışan taraflar arasında çarpışmaları önlemek amacıyla güvenlik şeritleri oluşturulacak.

4- Güvenlik şeritlerinde: sivillerin silahsız şekilde, engellenmeden yer değiştirmesi, insani yardım sevkıyatı ve ekonomik faaliyetlerin yerine getirilmesi için kontrol noktaları; ateşkes rejimine riayetin sağlanması için gözlem noktaları yer alacak. Kontrol ve gözlem noktalarındaki çalışmalar ve güvenli bölgelerin yönetimi Garantör ülkeler tarafından mutabakata dayalı olarak gerçekleştirilecek. Gerekli görüldüğü takdirde, Garantör ülkelerin mutabakatı dahilinde üçüncü taraflar da katılabilecek.

5- Garantör ülkeler: ateşkes rejiminin çatışan taraflar tarafından uygulanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacağını; güvenli bölgelerin içerisi ve dışarısında IŞİD, El Nusra ve El Kaide veya IŞİD ile ve BMGK tarafından terör örgütü olarak kabul edilen tüm örgütlerle bağlantılı her türlü kişi, grup, oluşum, kuruluşlarla mücadeleyi sürdürmeye yönelik tüm tedbirleri alacağını; şimdiye kadar katılmamış olan silahlı grupların ateşkes rejimine katılmalarını sağlamaya yönelik çabalarına devam edeceğini taahhüt eder.

6- Güvenli bölgeler ve güvenlik şeritlerinin sınırlarını belirlenmesi ve Anlaşmanın yerine getirilmesine yönelik tüm işlevsel ve teknik konuların çözümü için Garantör ülkeler, Anlaşmanın imzalanmasının ardından iki hafta içinde yetkilendirildikleri temsilcilerinden oluşan ortak bir çalışma grubu kuracak.

Garantör ülkeler güvenli bölgelerin ve güvenlik şeridinin haritalarını çıkarılmasına yönelik çalışmaların tamamlanması ve işbu Anlaşmanın 5. maddesinde adı geçen terör örgütleriyle silahlı muhaliflerin birbirinden ayrılması için 4 Haziran 2017’ye kadar adımlar atacak.

Aynı tarihe kadar Ortak çalışma grubu, Garantör ülkelerin onayını almak üzere, güvenli bölgeler ve güvenlik şeridine yönelik oluşturulan haritaların yanı sıra çalışma grubunun tanzimine yönelik taslak hazırlayacak.

Ortak çalışma grubu Astana’da gerçekleştirilen Suriye görüşmelerinin faaliyetleri konusunda rapor verecek.

İşbu Anlaşma, imzalanmasından sonraki gün yürürlüğe girecek.” (4)

Soçi Mutabakatı - 22 Ekim 2019

Soçi Mutabakatı, Barış Pınarı Harekâtı kapsamında 22 Ekim 2019 günü Türkiye ile Rusya arasında Soçi şehrinde imzalanan mutabakat muhtırasıdır.

Ana maddeler: Suriye İç Savaşı ve Barış Pınarı Harekâtı

Ekim 2019'da SDG-kontrolünde alan (yeşil) ve Türkiye konrtolünde alan (kırmızı)

Devam eden Suriye İç Savaşı sırasında 9 Ekim 2019 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Millî Ordusu tarafından Suriye'nin kuzeyinde tek taraflı özerklik ilan eden Suriye Demokratik Güçleri'nin silahlı gücüne karşı başlatılan sınır ötesi askerî harekâttır.[1] Operasyonun amacı, Türkiye'nin PKK ile bağları nedeniyle terör örgütü olarak tanımladığı ABD ve diğerlerinin ise Irak ve Şam İslam Devleti'ne karşı bir müttefik olarak kabul ettiği Suriye Demokratik Güçleri'nin sınır bölgesinden uzaklaştırılması, 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturularak 3,6 milyon civarındaki Suriyeli sığınmacının bu bölgeye yerleştirilmesi olarak açıklanmıştır.

22 Ekim 2019 günü Rusya devlet başkanı Vladimir Putin ve Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SDG'nin sınır bölgesinden ve Tel Rıf'at ile Menbic'den 30 kilometre (1,2×109 mil) uzağa çekilmesi için ateşkes süresinin 150 saat daha uzatılması üzerine anlaşmaya vardılar. Bu amaçla Rusya askerî polisi ve Suriye Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı sınır muhafızları harekat alanının dışında kalan alana girmesi kararlaştırıldı. Ayrıca Kamışlı şehri hariç sınırda 10 kilometre uzakta ortak Rusya-Türkiye devriyelerinin konuşlandırılması konusunda anlaşıldı.

Mutabakatın maddeleri:

1. Her iki taraf Suriye'nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün muhafazasına ve Türkiye'nin milli güvenliğinin korunmasına olan bağlılıklarını teyit ederler.

2. Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılıklarını vurgularlar.

3. Bu çerçevede, Tel Abyad ve Res Al Ayn'ı içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekâtı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir.

4. Her iki taraf Adana Anlaşması'nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.

5. 23 Ekim 2019, öğlen saat 12.00’den itibaren, Rus askeri polisi ve Suriye sınır muhafızları, Barış Pınarı Harekat alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km'nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girecektir. Bu işlem 150 saat içinde tamamlanacaktır. Aynı saat itibarıyla, mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır.

6. Menbic ve Tel Rıfat'tan bütün YPG unsurları silahlarıyla birlikte çıkarılacaktır.

7. Her iki taraf terörist unsurların sızmalarının önlenmesinin temini için gerekli tedbirleri alacaktır.

8. Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır.

9. Bu muhtıranın uygulanmasını gözetmek ve koordine etmek amacıyla müşterek bir denetim ve doğrulama mekanizması ihdas edilecektir.

10. Taraflar Astana Mekanizması çerçevesinde Suriye ihtilafına kalıcı bir siyasi çözüm bulunması amacıyla çalışmalarını sürdürecek ve Anayasa Komitesi’nin faaliyetlerini destekleyecektir.

 

23 Ekim günü Rusya askeri polisleri ve Kobani Askerî Konseyi, Kobani'de devriye faaliyetine başladı.[4] 23 Ekim günü Türkiye Millî Savunma Bakanlığı harekâtın sona erdiğini açıkladı. (5)

Ankara Mutabakatı - 17 Ekim 2019

Ankara Mutabakatı, Barış Pınarı Harekâtı kapsamında 17 Ekim 2019 günü Türkiye ile ABD arasında Ankara şehrinde imzalanan mutabakat muhtırasıdır.

Ana maddeler:

Suriye İç Savaşı ve Barış Pınarı Harekâtı

Ekim 2019'da SDG-kontrolünde alan (yeşil) ve Türkiye konrtolünde alan (kırmızı)

Devam eden Suriye İç Savaşı sırasında 9 Ekim 2019 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Ulusal Ordusu grupları tarafından Suriye'nin kuzeyinde tek taraflı özerklik ilan eden Suriye Demokratik Güçleri'nin silahlı gücüne karşı başlatılan sınır ötesi askerî harekâttır. Operasyonun amacı, Türkiye'nin PKK ile bağları nedeniyle terör örgütü olarak tanımladığı, ABD ve diğerlerinin ise Irak ve Şam İslam Devleti'ne karşı bir müttefik olarak kabul ettiği Suriye Demokratik Güçleri'nin sınır bölgesinden uzaklaştırılması, 30 kilometre derinliğinde bir güvenli bölge oluşturularak 3,6 milyon civarındaki Suriyeli sığınmacının bu bölgeye yerleştirilmesi olarak açıklanmıştır.

17 Ekim günü ABD başkan yardımcısı Mike Pence ve Türkiye cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı görüşmede SDG'nin Suriye-Türkiye sınırından 30 kilometre (19 mi) derinliğe sahip güvenli bölgeden çekilmesi için harekâtın 120 saatliğine durdurulması konusunda anlaşıldı. Pence, askeri operasyonun durması halinde, ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı tüm yaptırımların kaldırılacağını ve başka yaptırım olmayacağını bildirdi. Anlaşmaya göre, 32 km'lik güvenli bölgenin Türkiye ve SUO'nun kontrolü altında olması kararlaştırıldı. SDG, ateşkesin sadece Tel Abyad'ı ve Rasulayn'ı kapsadığını duyurdu.

Mutabakatın maddeleri:

1. Türkiye ve ABD, iki yakın NATO üyesi olarak bu ilişkilerini teyid eder. ABD, Türkiye'nin güney sınırına dair meşru güvenlik kaygılarını anlar.

2. Türkiye ve ABD, kuzeydoğu Suriye başta olmak üzere sahadaki gelişmelerin, ortak çıkarlar temelinde daha yakın eşgüdüm gerektirdiğini kabul eder.

3. Türkiye ve ABD “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” anlayışıyla, NATO topraklarını ve halklarını tüm tehditlere karşı koruma taahhütlerini muhafaza eder.

4. Her iki ülke, insan hayatı, insan hakları ile dini ve etnik toplulukların korunmasına yönelik taahhütlerini yineler.

5. Türkiye ve ABD, Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ’la mücadele faaliyetlerinin devamında kararlıdır. Bu, önceden DEAŞ kontrolünde olan alanlarda yaşayıp yerinden edilen şahıslar ile alıkoyma merkezleri hususlarında uygun şekilde gerçekleştirilecek eşgüdümü de içerir.

6. Türkiye ve ABD, terörle mücadele harekatlarının yalnızca terör unsurları ile bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereci hedef alması gerektiği üzerine mutabık kalır.

7. Türk tarafı Türk kuvvetleri tarafından kontrol edilen güvenli bölgedeki tüm meskun mahal (güvenli bölge) sakinlerinin dirliği ve güvenliğini sağlayacağını taahhüt eder, sivillerin ve sivil altyapının zarar görmemesi için azami dikkati göstereceğini vurgular.

8. Her iki ülke Suriye’nin siyasi birliği ile toprak bütünlüğüne ve Suriye ihtilafını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına uygun şekilde sonlandırmayı hedefleyen, BM öncülüğündeki siyasi sürece olan bağlılıklarını yineler.

9. Her iki taraf Türkiye'nin, YPG ağır silahlarının toplanması ve YPG tahkimatları ile tüm muharip mevzilerinin kullanılmaz hale getirilmesi dahil, milli güvenlik kaygılarının giderilmesini teminen bir güvenli bölge kurulmasının devam eden önemi ve işlevselliğinde mutabık kalır.

10. Güvenli bölge, evvelemirde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolünde olacak ve her iki taraf, güvenli bölgenin her veçhesiyle uygulanmasında eşgüdümü artıracaktır.

11. Türk tarafı Barış Pınarı Harekâtı’na, güvenli bölgeden YPG’nin 120 saat içinde geri çekilmelerini teminen ara verecektir. Barış Pınarı Harekâtı, bu geri çekilmenin tamamlanmasını müteakip durdurulacaktır.

Barış Pınarı Harekâtı’na ara verildiğinde ABD, "Blocking Property and Suspending Entry of Certain Persons Contributing to the Situation in Syria" başlıklı 14 Ekim 2019 tarihli Başkanlık Kararnamesi uyarınca hayata geçirilen yaptırımlara ilavelerini getirmeme ve Kongre nezdinde uygun şekilde çalışmalar ve istişareler yürüterek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda Suriye’de barış ve güvenliğin teminine dönük kaydedilen ilerlemenin altını çizmek hususunda mutabık kalır. Barış Pınarı Harekâtı 11. paragraf uyarınca durdurulduğunda, yukarıda bahsi geçen Başkanlık Kararnamesi uyarınca hayata geçirilen mevcut yaptırımlar kaldırılacaktır.

Her iki taraf bu açıklamada kaydedilen tüm hedeflerin uygulanması için birlikte çalışma taahhüdünde bulunmaktadır.(6)

Moskova’daki kritik zirveden ‘ateşkes’ çıktı! – 05 Mart 2020

Dünyanın gözünü çevirdiği Moskova'daki kritik Erdoğan-Putin zirvesinden İdlib'de 'ateşkes' anlaşması çıktı. Bu gece başlayacak ateşkesin yanı sıra kritik önemdeki M4 karayolunun kuzeyinde ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor açılması kararlaştırıldı. 15 Mart'tan itibaren bu koridorda Türk-Rus ortak devriyelerinin başlatılmasında da anlaşıldı.

Putin, çözüm için ortak belge hazırladıklarını söyledi. Erdoğan, “Bu gece yarısından itibaren ateşkes uygulanacak” dedi.

İki liderin zirve sonrası yaptığı açıklamaların satır başları şöyle:

PUTİN:

“Uluslararası meselelerle yaklaşımımızı belirlemeye imkan sağlıyor. Bugün Suriye’deki durumu ele aldık. Düzenli olarak Suriye Hükümet rejimi ve yerel halk ateş altında tutulmaktadır. 1 Mart’ta saldırı girişimi yaşandı. Yılbaşından beri saldırı sayısı 15 olarak kaydedildi. Fiilen militanlar çatışmaları tetikleyebilirler.

Türk askerleri arasında da kayıplar vardır. Cumhurbaşkanı ve Türkiye’ye taziyelerimizi ilettik. Kritik durumlarda her zaman elde edilen mutabakatlara dayanarak her zaman uzlaşabilmeyi başarabiliyorduk. Çözümler üretebiliyorduk. Bugün de öyle oldu. Bugün ülkelerimizi Astana çerçevesinde devam ettiriyoruz. Astana süreci Suriye sürecine önemli çözüm sağladı.

Bugün istişareler yapıldı. Görüşmelerimizin neticesinde ortak bir belge hazırladık. Dışişleri bakanları bu belgeyi beyan edecekler. Erdoğan’la 6 saatlik görüşmenin sonucu olarak bu belgeyi hazırlamış olduk. İdlib bölgesinde çatışmaları durduracağını ve sivillerin azaplarına son vermesine yardımcı olacak. Tüm itilaflar arasında diyalog kurulmasına yardımcı olacak.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN:

“Öncelikle sayın Putin’e daveti için teşekkür ederim. Bugün görüşmelerimizde özellikle Suriye ve İdlib’deki gelişmeleri ele aldık. Yaklaşık 6 saat sürdü. Bu arada samimi dialog kapsamında benzer veya farklı konuları görüşüp müzakere ettik. Köklü ilişkilerimizi karşılıklı saygıyı ortak çıkarlarımızla ilerletmek arzumuzdur.

2018 Eylül ayında Putin’le Soçi’de vardığımız mutabakatla İdlib’de, bölgeye yönelik saldırılar mutabakatla engellenecekti. İdlib’de tesis ettiğimiz sükunet, geçen dönemde gerçekleşen saldırılarla bozulmuştur. Bu bölgede yaşayan 4 milyon insanı terörist ilan edip ağır bombardımana bırakılmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Rejim’den kaçan 1,5 milyon bölge halkı sınırlarımıza yığılmıştır. Türkiye bölge bir tehdit karşısında eli kolu bağlı kalacak değildir.

Artık hem rejimin saldırılarının önüne geçmek hem de ateşkese uymayan diğer unsurlara karşı bölgede yer aldık. Rejimin doğrudan askerlerimizi hedef alan saldırıları neticesinde yeni kararlar alınması söz konusu hale gelmiştir. Rusya ile bu konuyu enine boyuna konuşup değerlendirdik. Siyasi süreç ve Fırat’ın doğusu gibi boyutları da bulunan çalışma bölgemizi geliştirmeyi arzu ediyoruz. Rusya’nın Rejimin iş birliğimizi bozacak hamle. Öncelikle en kısa sürede ateşkesi gerçekleştirecek ardından birlikte kararlaştıracağımız adımları süratle atacağız. Bu gece 00:01’de ateşkes yürürlüğe girecek.”

İki ülkenin Dışişleri Bakanları, varılan anlaşmayı ayrı ayrı açıkladı.

İşte Türkiye ve Rusya arasında imzalanan protokol:

İDLİP GERGİNLİĞİ AZALTMA BÖLGESİ’NDEKİ DURUMUN İSTİKRARLAŞTIRILMASINA İLİŞKİN MUHTIRAYA EK PROTOKOL

Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu, Suriye Arap Cumhuriyeti’ndeki ateşkes rejiminin uygulanmasının garantörleri olarak (bundan sonra taraflar olarak anılacaktır),

Suriye Arap Cumhuriyeti’nde Gerginliği Azaltma Bölgeleri Oluşturulmasına İlişkin 4 Mayıs 2017 tarihli Muhtıra ve İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesindeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin 17 Eylül 2018 tarihli Muhtıra’yı hatırda tutarak,

Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan kuvvetli taahhütlerini yineleyerek,

Terörizmin tüm tezahürleriyle mücadele ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan tüm grupların ortadan kaldırılması yönündeki kararlılıklarını yinelerken, sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasının hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini kabul ederek,

Suriye ihtilafının askeri çözümünün olamayacağının ve ihtilafın yalnızca Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde, Birleşmiş Milletler’in kolaylaştırıcılığında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararıyla uyumlu siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğinin altını çizerek,

İnsani krizin daha da kötüleşmesinin önlenmesinin, sivillerin korunmasının, ihtiyaç sahibi tüm Suriyelilere önkoşulsuz ve ayrım gözetmeksizin koruma ve insani yardım sağlanmasının, keza ülke içinden yerinden edilmelerin önlenmesi ile mültecilerin ve ülke içinde yerinden edilen kişilerin güvenli ve gönüllü olarak Suriye’deki asıl ikamet yerlerine geri dönüşlerinin kolaylaştırılmasının önemini vurgulayarak,

Aşağıdaki hususlarda mutabık kalmışlardır:

1- İdlip gerginliği azaltma bölgesindeki temas hattı boyunca tüm askeri faaliyetler 6 Mart 2020 tarihinde saat 00:01’den itibaren durdurulacaktır.

2- M4 karayolunun kuzeyinde 6 km ve güneyinde 6 km derinliğinde bir güvenli koridor tesis edilecektir. Güvenli koridorun işleyişine dair ayrıntılı esas ve usuller, Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu Savunma Bakanlıkları arasında 7 gün içinde kararlaştırılacaktır.

3- Türk-Rus ortak devriyeleri, 15 Mart 2020 tarihinde M4 karayolunun Trumba’dan (Serakib’in 2 km batısı) Ain-Al-Havr’a kadar olan kesimi boyunca başlatılacaktır.

İşbu Protokol, imzalandığı anda yürürlüğe girer.

Türkçe, Rusça ve İngilizce üç örnek olarak ve eşit yasal geçerliliği olacak şekilde 5 Mart 2020 tarihinde Moskova’da imzalanmıştır.”

14.05’te başlayan görüşme öncesinde iki lider basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Zirve öncesi yapılan açıklamada sıcak mesajlar verildi.

Putin’in açıklamaları şöyle:

“Son günlerde İdlib’de cereyan eden gelişmeler oldu. Suriye’de hayatlarını yitiren askerleriniz için taziyelerimi ifade etmek istiyorum. Telefon görüşmemizde ifade ettiğim gibi hiç kimse orada Türk askerinin bulunduğunu bilmiyorlardı.

Suriye askerlerinin de kayıpları olmuştur. Bu olayların tekrarlanmaması ve her ikimizin de önem verdiğimiz ilişkilere zarar vermemek için görüşmemize ihtiyaç var. Bu görüşmelere baş başa olarak başlayalım, daha sonra bu salonda olanlar bize takılabilirler. Teşekkür ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise şöyle konuştu:

“Öncelikle kabulünüz için teşekkür ediyorum. Malum bu görüşmeyi Türkiye’de yapacaktık. Sizin buradaki anayasa çalışmalarıyla ilgili gelişmeler sebebiyle bu davetimizi burada gerçekleştiriyoruz. Tabi İdlib müzakereleri sebebiyle bir araya gelişimiz büyük önem arz ediyor. Bölgede sıkıntı büyük. Bugün burada atacağımız adım, alacağımız isabetli kararlar, bölgeyi de ülkelerimizi de rahatlatacaktır. Türkiye – Rusya ilişkilerinin tavan yaptığı bir dönemi yaşıyoruz.

Gerek savunma sanayiinde, gerek ticari ilişkilerimizde çok farklı bir dönemin içindeyiz. Bunları çok daha ileri taşımamızın hesaplarını yapıyoruz. Ve bunları tabi güçlendirerek götürmek de bizim en büyük amacımız. Ve bunu da başaracağımıza inanıyorum. Tekrar bu kabul için teşekkür ediyorum.” (7)

05 Mart 2020 - VeryansınTv

 

Kaynak:

(1) https://tr.wikipedia.org/wiki/Adana_Mutabakat%C4%B1

(2) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46996917

(3) https://www.haberturk.com/adana-mutabakati-neydi-suriye-ile-gerilim-ve-ocalan-in-yakalanmasi-2301412

(4) https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya/2017/05/06/astanadaki-anlasmanin-tam-metni/

(5) https://tr.wikipedia.org/wiki/So%C3%A7i_Mutabakat%C4%B1

(6) https://tr.wikipedia.org/wiki/Ankara_Mutabakat%C4%B1

(7) https://veryansintv.com/son-dakika-kritik-zirve-basladi/




  
122 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye



Prof.Dr. Cihan Dura, Ataname



Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında
(AB-D Tarafından Yerli İşbirlikçileri ile Kuşatılan Türkiye) 


M.Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye
Cengiz Özakıncı, İblisin Kıblesi
(Türkiye'nin Üniter ve Laik Yapısını Hedef Alan AB-D
Bunun için neler yaptı?
Belgeleriyle Tarihe Tanıklık Edeceksiniz)

iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu

Cengiz Özakıncı, Türkiye'nin Siyasi intiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı
(Bugün Olanları, Yarın Olabilecekleri, Tarihi Benzerlikleri, Belgeleri ile Anlatmakta Olan Bir Eser)




Cengiz Özakıncı, Kalemin Namusu, Türk Savun Kendini




         GENÇLİĞE HİTABE