• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Ö/K You Tube
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar32.981133.1133
Euro35.899936.0438
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
A24 Gayrimenkul

Tarih/Belgesel
İstanbul: Fatih Aldı, Vahdettin Kaybetti, Atatürk Kurtardı  


Bennett'in Mustafa Kemal'e Suikastle Görevlendirdiği İngiliz Ajanı Mustafa Sagir'in 1921'de Ankara'da Yakalanışı


Türk Devrimi'ne Karşı İngiliz Palavralarına Özgün Belge ve Bilgilerle Yanıtlar


II. Abdülhamid Dönemi'nin Bilinmeyenleri - 1. Bölüm


II. Abdülhamid Döneminin Bilinmeyenleri - 2. Bölüm


Harf Devrimi'nin Yerli ve Milli Kökleri, 1. Bölüm


Harf Devrimi'nin Yerli ve Milli Kökler-2


1945'ten Günümüze, Ulus-Devlet'e yönelik Etnik Bölücülüğe Meşruiyet Sağlayan İç ve Dış Odaklar


Küreselci Emperyalizmin Ulus Devlet Düşmanlığı, Etnik bölücülük ve Tek Dünya Devleti Düşleri


"Hilafet İngilizlerin İsteğiyle Kaldırıldı" Yalanını Çürüten Belgeler-1


"Hilafet İngilizlerin İsteğiyle Kaldırıldı" Yalanını Çürüten Belgeler-2


Atatürk'e ve Türk Tarih Tezine Kafatasçı Irkçılık Suçlaması Yapanlara Yanıt


Belgelerle 1925 Şeyh Said İsyanı
Musul Sorunuyla İlgisi | 1924 Ağustos Nasturi Ayaklanması l Şeyh Said İsyanı ve Hilafet |Türk Ordusu İçinde Örgütlenmiş Ayrılıkçı Kürt Kökenli Subaylar ve Gizli Azadi Örgütü | Seyit Abdülkadir ve Suçortaklarının İngiliz Ajan Mr. Templeton Olarak Tanıdıkları İstihbaratçıyla İlişkileri | Bastırılmasında Ordumuzun Yanında Yer Alan Bölge Aşiretlerinin Çabaları | Şeyh Said'in Hilafet Propagandasına Karşı, Adalet Bakanı Seyid Bey'in Onbinlerce Bastırılan Hilafetin Kaldırılması Konulu Kitapçığının İsyan Bölgesinde Dağıtılması | İsyancılardan Biri Bağırıyor: "Yaşasın Kürtlük!" İdamı İzleyen Diyarbakır Halkı Topluca Haykırarak Ona Yanıt Veriyor: "Yaşasın Cumhuriyet!" | Rauf Orbay: "Şeyh Said,.. 1914'te de Devlete Karşı İsyan Etmiş, Rus Konsoloshanesine Sığınmış, 1. Dünya Savaşı Arifesinde Rusya Hesabına Çalıştığı Sabit Olmuş, Müseccel (Sabıkalı) Bir Mahluktu.


Barzani aşiretinin emperyalizm ve siyonizm ile ilişkileri; Atatürk'e ve Türkiye'ye ve Türklüğe Düşmanlığı-1


Barzani aşiretinin emperyalizm ve siyonizm ile ilişkileri; Atatürk'e ve Türkiye'ye ve Türklüğe Düşmanlığı-2


"Ilımlı İslam" ve "Siyasal İslam" projesinin; belgeleriyle tarihsel kökenleri

- Türkiye'nin NATO'ya üyelik başvurusuyla ilgili gizli görüşme tutanakları
- Kimler neden ve nasıl Atatürk İlkeleri'ni hedef aldı?



31 Mart 1909 Asker Ayaklanması


Türkiye'ye yönelik psikolojik savaş yöntemleri



Milli Mücadele'ye Karaçalanlar 7. Bölüm:
Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu dergisinde C.R.Atilhan, Nihal Atsız, Rıza Nur makaleleri.


Milli Mücadele'ye Karaçalanlar 8.Bölüm: 
"N.F.Kısakürek ve C.R.Atilhan'ın M.Kemal'e Suriye Cephesinde İngiliz Ajanlığı ve İhanet İftirası.

Amerikan Kültür Emperyalizmi ve 1949 Fulbright Antlaşması...
-Türk Eğitim Sistemi ABD ve CIA güdümüne nasıl sokuldu?
-İkili antlaşmanın 13.03.1950 tarihinde yapılan Meclis görüşmesinde hangi vekiller evet oyu verdi, hangi vekiller oturuma katılmadı ?
-TBMM'de kabul edilen antlaşmanın gerekçesi neydi ?
-Fulbright burs programında CIA'nın örtülü operasyonlarına ilişkin itiraflar ve belgeler.



Suriye'de yaşananlar BOP'un bir sonucu mu?


Tunceli harekatına yönelik iftiralara yanıtlar


Türkiye'ye yönelik "Dersim İftirasına" yanıtlar


Türkiye,1990 sonrası hangi odaklarca, niçin ve nasıl hedef alındı?


1945-1990 arası ABD-Rusya Soğuk Savaş Dönemi; Küreselci Emperyalizmin SSCB’yi Yıkma Çalışmaları


12 Eylül’den günümüze ABD’nin Türkiye’ye biçtiği yeni rol


"Atatürk'ü Ankara'da 2 tabur işgalci İngiliz askeri selamladı" iddiasına; belgelerle son nokta


"Atatürk'ü Ankara'da İngiliz askeri selamladı" iddiasına yanıt


Cumhuriyetin yerli ve milli kökleri-Laiklik


Vahdettin'in kaleminden Milli Mücadele'ye, Atatürk'e ve Türklüğe iftiralar


Milli Mücadele'ye Karaçalanlar: Rıza Nur


Rıza Nur; Nihal Atsız; Kadir Mısıroğlu İlişkileri

Milli Mücadele'ye Karaçalanlar, 11. Bölüm
Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü'ye yönelik iftiralar, kimlerce ne zaman başlatılmış; nasıl yayılmıştır



Kazım Karabekir'den Fevzi Çakmak ve Atatürk'e iftiralar


Kazım Karabekir'in Suçlamalarına Atatürk'ün Verdiği Yanıtlar


Karabekir - Atatürk Düellosu - 1933 - Özgün belgelerle


Karabekir - Atatürk Düellosu-2


Karabekir - Atatürk Düellosu-3


Kazım Karabekir'in Atatürk'ün ölümünden sonra yönlettiği suçlamalar ve yanıtları


Karabekir'den Atatürk ve Yakın Çevresine Müslüman Türkleri Hristiyanlaştırma suçlaması


K.Karabekir'in Atatürk'e: Türkiye'yi Bolşevik yapacaktı, Amerikan Mandası yapacaktı, Halife olacaktı vs. iftiraları ve Birincil Kaynaklardan Özgün Belgelerle Çürütücü Yanıtlar.


Atatürk'e yönelik "İngiliz ajanı" iftirasına belgelerle yanıtlar


Vahdettin neden kaçtı ? Çoğunu ilk kez göreceğiniz belgelerle...


Vahideddin'in ABD, İngiltere, Fransa devlet başkanlarına gönderdiği mektuplarda, bildirilerinde ve anılarında Türklüğe yönelttiği iftiralar ve "Vahideddin dünyanın en dürüst adamıydı, hazinesini götürmeyip millete bıraktı" yalanını çürüten gerçekler

1-TBMM Gizli Oturum Tutanaklarında Vahideddin.
2- G. Jeaschke'nin "Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri" ve "Türk Kurtuluş Savaşı Kronolojisi"ndeki yalan, yanlış vs. uydurmalarıyla Vahideddin'in kaçışına ilişkin gerçeğe aykırı iddialar



Rıza Nur ve K.Karabekir'in, Atatürk'e karşı söylem ve eylem birliği


27 Mayıs 1960 Askeri Müdahalesi - Amerika


19 Mayıs

"Üçler Misakı" nedir?
Milli mücadele tarihimizde nasıl bir yere sahiptir?
Kimler tarafından imzalanmıştır?
Kimler tarafından; ne zaman ve nasıl çarpıtılmıştır?



Üçler Misakı - Milli Mücadele Kararı - Fevzi Paşa, Cevat Paşa, Mustafa Kemal Paşa
19 Mayıs Devlet Operasyonu , "Erenköy Konseyi" uydurmaları ve karartılan "üçler misakı" gerçeği...



Osmanlı Devleti l. Dünya Savaşı'na niçin ve nasıl girdi?


l. Dünya Savaşı'nda, gizli anlaşmalar ışığında; İttihat-Terakkiı, Atatürk ve Almanya arasındaki ilişkiler, çelişkiler, çatışmalar


Müttefik sanılan Alman İmparatorluğu'nun Osmanlı İmparatorluğu'nu sömürgeleştirme ve parçalama planları


Atatürk'ün "Türk Tarih Tezi"
Mezopotamya, Anadolu ve Avrupa'da varolmuş Türk medeniyetleri



30 Ağustos Zaferi


Lozan Antlaşması'na yönelik iftiralara, çoğunu ilk kez göreceğiniz, özgün belge ve bilgilerle yanıtlar



İngiliz meclisi Lozan'ı onaylamak için niçin yaklaşık 1 yıl bekledi?

Coşkun Ulusoy: Sonuçta iş hayatı da bir savaştır.

Yardımlaşma Kurumundan Holdinge: OYAK

Son 25 yıla damgasını vuran neo-liberal ekonomik politikaların bir parçası olan kamu işletmelerinin tasfiyesi ve tekellere yeni kar olanakları sağlanması sürecinde geçen yıl önemli adımlar atıldı. Telekom, Erdemir, Tüpraş, limanlar gibi birçok büyük işletme yerli ve yabancı tekellere satıldı. AB’ye üyelik, demokrasi, Kürt sorunu, Irak savaşı gibi son yıllarda gündemden hiç düşmeyen konularda olduğu gibi özelleştirmeler konusunda da AB yanlısı liberal burjuva kesimler ile ulusalcı-devletçi burjuva kesimler karşı karşıya geldi. “Sosyalistler” ve sendika yöneticileri de sınıf perspektifi yerine daha çok bu ulusalcı cepheye eklenerek özelleştirmeye karşı mücadeledeki başarısızlıkta az-çok pay sahibi oldular. Son Erdemir özelleştirmesinde, Türk-İş’ten TOBB’a, “milli hassasiyet”e sahip medyamızdan ulusal “sosyalistler”e kadar uzanan yelpazenin desteğini alan bir kuruluş vardı: OYAK. Dünyanın en büyük demir-çelik tekellerinden olan Mittal ve Arcelor’u ihalede saf dışı eden OYAK, “milli çıkarlar”ı koruduğu gerekçesiyle bu çevrelerce ayakta alkışlandı. Peki bu ulusalcı kampanyanın katkısıyla Erdemir’i alan OYAK gerçekte ne kadar ulusal?

OYAK’ın kuruluşu

1950’li yıllardaki Demokrat Parti iktidarı döneminde, askeri bürokrasi yönetimden dışlanmıştı. Bu dönemde askerlerin ücretleri diğer toplumsal kesimlere göre düşmüş; örneğin kıdemli bir başçavuşun maaşı, doçent doktorun maaşının altında kalmıştı. Ayrıca askerlerin konumu hala halktan yalıtılmamıştı. Toplumsal sorunlara duyarlılık gösterebiliyorlar ve düşük rütbeli subaylar ordu içinde etkili olabiliyordu. Bu nedenle 1960 darbesinin hemen ardından kurulan OYAK (Ordu Yardımlaşma Kurumu) askerlerin daha üst düzey bir hayat standardı yakalamasının ve kendi geleceğini burjuvazinin geleceğiyle organik olarak da bütünleştirmesinin maddi temellerini atmaya başlıyordu. (1960’larda ordu içinde hiyerarşinin daha keskinleşmesinin ve yönetimin tamamiyle generallerin hakimiyetine geçişiyle sonuçlanmasının, OYAK’ın kurulmasıyla taşıdığı paralelliğin de bir rastlantı olmadığını bir dipnot olarak belirtmek gerekir.)

OYAK, 1 Mart 1961 tarihinde 205 sayılı Yasa -yani özel hukuk- hükümlerine tabi olarak, TSK mensuplarının yardımlaşma ve emeklilik fonu olarak kuruldu. Üyelerine Emekli Sandığı, SSK gibi sosyal güvenlik kurumlarından ayrı güvenceler sağlamaktadır. Yaklaşık 65 bin üyenin katılımı ile üyelerinin karşılaşabilecekleri sosyal ve fiziksel risklere karşı bir sosyal güvenlik oluşturma amacıyla kurulan OYAK, kurulduğu yıl üyelerine ölüm, maluliyet yardımları ile emeklilik yardımı ödemelerine ve bir sosyal hizmet uygulaması olarak Borç Verme Hizmeti uygulamasına başladı.

OYAK’ın ek bir sosyal güvenlik kurumu olarak, diğer sosyal güvenlik kurumlarından farklı bir özelliği vardı. 205 sayılı Yasa’nın “Kurumun Mevcutlarının İşletilmesi ve Kurumun Yapacağı Hizmetler” başlığı altındaki 33.maddesine göre, OYAK her türlü ticari faaliyette bulunabilirdi. İşte bu madde, bir sosyal güvenlik kurumu olarak kurulan OYAK’ın, kapitalist bir tekele dönüşmesinin daha kuruluş aşamasında tasarlandığını ortaya koymaktadır.

OYAK yasasına göre kuruma iki türlü üyelik söz konusudur: Daimi ve geçici üyeler. Daimi üyeler, Türk Silahlı Kuvvetleri kadrolarında görevli bütün muvazzaf Subay, Sözleşmeli Subay, Astsubay, Sözleşmeli Astsubay ve Uzman Jandarmalar ile Emekli Maaşı Sistemine giren üyeler ve ölümleri halinde sisteme devam etmek isteyen eşleri ile uzman erbaşlar, Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatında, OYAK ve OYAK’ın sermayesinin %50’sinden fazlasına sahip olduğu şirketlerde çalışanlardan arzu edenler tarafından oluşmaktadır. Geçici üyeler ise muvazzaflık hizmetini yapmakta olan Yedek Subaylar oluşturmaktadır.  Kurumun başlangıçta temel gelirleri, Muvazzaf subay ve astsubayların da dahil olduğu daimi üyelerin maaşları tutarından her ay kesilecek %10’lar ve geçici üyeler olarak adlandırılan yedek subayların her ay maaşları tutarı üzerinden kesilecek %5’lerden oluşmaktaydı.  (Şu anda kurumun temel gelirleri içinde üyelik kesintilerinin payı ticari kazançlara oranla azalsa da, özellikle kriz dönemlerinde devamlı bir sıcak para girişi olanağı sağladığından hala önemini korumaktadır.)

Asker mi? Sivil mi?

OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy bir mesajında şöyle diyor: “Herkesin bildiği ve bilmesi gerektiği gibi OYAK, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yardımlaşma ve emeklilik fonudur. Burada önemli olan husus Kurumumuz’un Türk silahlı Kuvvetleri tüzel kişiliğinin ve teşkilatının bir parçası olmadığı gerçeğidir. OYAK’ın Türk Silahlı Kuvvetleri ile olan tek ilişkisi, sadece ve sadece TSK’da çalışan mensuplarının kendi öz kazançlarıyla sürdürdükleri bir emeklilik fonu oluşudur. Askeriyenin ticaret yapmadığını, yapamayacağını unutanlar, OYAK’ın bir askeri ticaret şirketi olduğunu, askeri konularda faaliyet gösterdiğini iddia edebilmişlerdir. Bu asılsız tespitin yanlışlığı zaman içinde ortaya çıkmıştır. OYAK serbest piyasa koşullarında faaliyet gösteren, siviller tarafından özel sektör yaklaşımı içinde idare edilen başarılı ve güçlü bir Grup’tur.” (1)

OYAK’ın serbest piyasa koşullarında ya da en azından diğer rakipleriyle aynı koşullarda faaliyet gösterip göstermediğine aşağıda değineceğiz. Son zamanlarda sık sık tekrarlanan, OYAK’ın TSK ile bir ilişkisi olmadığı söyleminin doğruluğunu görmek içinse kurumun idari yapısına bakmak yeterli olacaktır.  OYAK’ın Temsilciler Kurulu tamamen askerlerden oluşmakta, 40 kişilik Genel Kurulda 9 sivil üye bulunmaktadır. OYAK Yasası’nın 8. maddesinde 7 kişilik Yönetim Kurulunun 3 kişisi asker olarak öngörülmüş olmakla birlikte, fiiliyatta askerler 4 kişi ile temsil edilmekte ve yönetim kurulu başkanı her zaman asker üyelerden seçilmektedir. Hatta 2001 yılında bu sayı altıya (3 muvazzaf, 3 emekli) çıkmıştır. Özet olarak her ne kadar OYAK silahlı kuvvetler, üst düzey bürokrasi ve bazı sermaye örgütlerini organik bir bütün içinde birleştirmekte ise de kurumun ordu mensupları tarafından kontrol edildiği aşikardır.(2)

Yardımlaşma kurumundan holdinge

65 bin üye ile kurulan OYAK, biriken fonları hemen yatırımda kullanarak değerlendirmeye başladı ve başından itibaren uluslararası sermaye ile ilişkili olarak faaliyetini yürüttü. ilk iştirak yatırımını Goodyear Lastikleri T.A.Ş’ye 1962 de ortak olarak gerçekleştirdi. 1960’lı yıllarda gıda, çimento, sigorta, otomotiv sektörlerinde yatırımlar yaptı. 1968 yılında daha önce çalışmaları yapılan otomobil üretimi konusunda Fransız Renault Grubu ile anlaşma sağlandı ve OYAK Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. kurularak fabrika inşa aşamasına gelindi. 1970’lerde gıda, taşımacılık, elektronik, 1980 ve 90’larda finans, turizm, inşaat sektörlerinde faaliyetlerini genişletti. Bu süre içinde OYAK’ın üye sayısı da devamlı artıyordu. 1970’de 77 bin, 1990’da 117 bin, 2000’de 179 bin; 2004’de 223 bin üyeye ulaştı.

Hakim birikim stratejilerinin hem belirleyicisi hem de takipçisi olan OYAK, 1960 ve 70’ler boyunca, ithal ikameci strateji doğrultusunda korunaklı iç piyasalara yüksek fiyatla yapılan satışlar sayesinde yüksek karlar elde etmiştir. 1980 ve 90’larda ise neo-liberal politikalar doğrultusunda birikim stratejisi güden kurum, özelleştirmeler (çimento, bankacılık) ve finansal yatırımlar üzerinden büyümeye devam etmiştir. 1990’lardan itibaren ekonominin mali sermaye birikimi döngüsüne sıkıştırılması ile derinliği gittikçe artan 1994, 1999 ve 2001 krizlerinin bedeli çalışan kesimlere ve küçük esnafa fatura edilirken, diğer büyük sermaye grupları gibi OYAK da, sırasıyla devlete TL üzerinden yüksek faizli borç verme ve dolara yatırım yapma yollarıyla büyümeye devam etmiştir.(3)

“Kriz varsa fırsat vardır”

Artan üye sayısı ve sürekli taze para girişleri özellikle kriz dönemlerinde, OYAK’ın fırsatlardan daha iyi yararlanmasına ve bu dönemlerde daha hızlı büyümesine yardımcı olmuştur. OYAK’ın bu fırsatçılığının en önemli göstergesi 2001 krizinde gösterdiği büyümedir. 2001 krizinde büyük tekellerin önemli bir kısmı yılı zararla kapatırken ve tüm sektörlerde daralma yaşanırken OYAK 600 trilyon üzerinde net kar elde etti.

2001 krizinde onlarca banka batarken, ciddi mali sıkıntı içinde olmasına karşın devlet Oyakbank’a dokunmadı. OYAK’a ait bu banka devletin bu sıcak koruması altında batmaktan kurtulmakla kalmadı diğer rakiplerini yutarak finans sektöründe de tekelci büyümesini sürdürdü. Askeri prensipleri ilke edinen OYAK’ın genel müdürü bu durumu veciz biçimde ifade etmektedir: “kriz varsa fırsat vardır”! Gerçekten de OYAK yaşanan krizi bir fırsata dönüştürdü; Bank Kapital, Egebank, Yaşarbank, Yurtbank ve Ulusal Bank Sümerbank bünyesinde birleştirilerek OYAK’a devredildi. Bu devir işleminin ardından, o güne kadar 12 şubesi olan Oyakbank’ın şube sayısı 300’e çıktı. Bunun yanı sıra tüm subay, astsubay ve yedek subay maaşlarının sadece bu bankaya yatırılmasıyla, Oyakbank’a ordu eliyle muazzam bir ek kaynak yaratıldı.(4)

Bugün OYAK Holding, taşımacılık, otomotiv, çimento, beton, inşaat, kağıt ve ambalaj, finans ve sigortacılık, gıda, pazarlama, turizm, dış ticaret, güvenlik, enerji, bilişim, çelik, ilaç, kimya ve lastik sektörlerinde faaliyet gösteren 40’ı aşkın şirkete sahiptir. Ayrıca OYAK, Almanya, Rusya, Fransa, Romanya, Azerbaycan, Bulgaristan ve Irak’ta yatırımlarda bulunarak ve ABD’li ve Avrupalı emperyalist tekellerle ortaklık kurarak uluslararası sermayenin organik bir parçası haline gelmiştir.

C.Ulusoy’a göre bu başarının sırrı OYAK’ın çalışma prensiplerinde yatıyor. OYAK genel müdürü, Haftalık dergisine başarı için gerekli olduğunu düşündüğü ilkelerinden birini şu şekilde ifade ediyor:  “Sonuçta iş hayatı da bir savaştır. Savaş taktikleri uyguladık, kazandık. Binlerce yıl kanla sınanan askeri prensipler iş hayatına uygulanırsa, hata olasılığı sıfırdır. Conkbayırı’ndaki muhabereyi düşünün. Belki alayın hepsi şehit oldu, ama savaş kazanıldı. Binlerce asırdır kanla test edilen askeri prensiplerin iş yaşamında uygulanması halinde hata yapma olasılığınız ortadan kalkar.” Peki, gerçekten de OYAK başarısını bu ilkeye mi borçluydu?

Kurumun ayrıcalıkları

OYAK’ın diğer sermaye gruplarına göre başlıca ayrıcalığı bağlı olduğu özel hukuk hükümlerinden kaynaklanmaktadır. OYAK’a bağlı şirketler vergiye tabi olsa da, OYAK’ın kendisi, 205 sayılı Yasa’nın “Kurum Muafiyetleri” başlığı altındaki 35.maddesine göre Gelir, Kurumlar, Damga, Gider, Veraset ve İntikal vergilerinden muaftır. Ayrıca 37.maddeye göre de “Kurumun her çeşit malları ile gelir ve alacakları, Devlet malları hak ve rüçhanlığını haizdir. Bunlara karşı suç işleyenler, Devlet mallarına suç işleyenler gibi takibata tabi tutulurlar.” Tüm bu ayrıcalıklar OYAK’ın yüksek kar oranlarına sahip olması ve uluslararası tekeller için cazip bir ortak olabilmesi hakkında bize önemli bilgiler sunuyor. Ancak OYAK’ın ayrıcalıkları sadece yasalardan kaynaklanmıyor.

OYAK’ın, ordunun elinde bulundurduğu siyasal gücü kullanması da, yardımlaşma kurumundan ülkenin en büyük üçüncü sermaye grubuna dönüşmesine önemli katkılar sağlamıştır. Batık şirketlerin kamuya devredilmesi (1984’te otomotiv şirketleri TOE ve MAT’ın Ziraat Bankasına devri) veya kamu iktisadi teşekkülleriyle ortaklığa gidilmesi (1985’te inşaat sektöründeki Oyak-Kutlutaşa bağlı dört şirkete Emlak Kredi Bankası’nın ortak olması) gelmektedir. Yine inşaat sektöründeki Oyak İnşaat’a 1995 yılında SSK’nın ortak olması ve 1999’da SSK ihalelerinde OYAK’a haksız kazanç sağlayacak şekilde iltimas geçilmesi, TİSK başkanı ve dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından itiraf edilmiştir. 2001 krizi ertesinde banka kurtarma operasyonu sırasında Oyakbank’ın, mali çizelgeleri çok kötü olmasına rağmen kurtarılması, ardından OYAK yönetim kurulu başkanının kendi ifadesine göre 4,5 aylık faaliyetle 25 şirketinkine denk kâr bırakacak olan Sümerbank’ın sembolik bir para karşılığı satın alınması gibi yöntemler bahsedilen başarının sırları arasındadır.(5)

Erdemir operasyonu

Erdemir’in özelleştirmesi operasyonunda da, OYAK çeşitli manipülasyonlar kullanarak istediğini elde etti. Erdemir’in stratejik bir kurum olduğu ve satılmaması gerektiğini vurgulayan kurum, ardından ille de satılacaksa bunu “milli çıkarlar” için OYAK’ın alması gerektiğini peşinden eklemeyi unutmadı. Önce, aralarında Türk Metal-İş Sendikası’nın da bulunduğu ulusal cephe tarafından “yabancı sermaye düşmanı” bir ulusal yağma kampanyası başlatıldı. Ardından, TOBB önderliğinde kurulan Ereğli Ortak Girşimi Grubu, OYAK’la başbaşa kaldığı ihalede yeni artırımlarda bulunmayarak OYAK lehine çekildi ve ihale OYAK’a kaldı.

OYAK’ın bu hukuksal ve siyasal ayrıcalıkları o kadar belirgindi ki, Tüpraş ve Erdemir’in özelleştirilmesinde OYAK’la karşı karşıya gelen Koç Grubu rahatsızlıklarını dile getirmekte çekinmedi. OYAK Sabancı ve Koç’tan daha karlı bir kuruluş olduğu ve dolayısıyla özelleştirilecek kuruluşları daha verimli yöneteceğini iddia ediyordu. C.Ulusoy’un “Sabancı’nın elinde 4 dönüm, Koç’un elinde 2 dönüm, Oyak’ın elinde 1 dönüm tarla var. Biz 1 dönüm tarlayla iki güzide kuruluşumuzu kârlılıkta geride bırakıyoruz.” açıklamasına Koç Holding cevap vermekte gecikmedi: “Tamamen farklı muhasebe standartlarına dayanarak, farklı kanuni statüde olan ve farklı biçimde vergilendirilen kurumların karşılaştırılmasının yapılabilmesi için önce tüm verilerin şeffaflıkla ortaya konularak aynı baza getirilmesi gerekir.”  Bu tartışmaların özelleştirmelerin tamamlanması ile sonlandığını düşünmek hata olacaktır. Önümüzdeki yıllar, bu tekellerin pastadan pay alma yarışında sürekli karşı karşıya geldiğine tanıklık edecektir.

Erdemir özelleştirilmesi ve OYAK’ın ulusallığı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, öncüsü olduğu Erdemir Ortak Girişimi Grubu ihaleyi kaybetse de ihale sonunda sevinçli görünüyordu. Erdemir’in yerli sermayeye gittiğini belirten Hisarcıklıoğlu, “İhaleyi alamadık; ancak başka bir yerli firma kazandı. Türk bayrağının yanına başka bayrak gelmesine de engel olduk.” diyordu. Ancak OYAK’ın Erdemir için kurduğu Ataer Holding’in yüzde 41’ine dünyanın ikinci büyük çelik üreticisi Arcelor’un sahip olması, OYAK’a alkış tutanların sevincini yarıda bıraktı.  Devir işlemlerinin tamamlanmasının ardından Erdemir’in sermayesinde OYAK yüzde 29,3, Arcelor da yüzde 20 paya sahip olacak. (Arcelor’un borsada da Erdemir’in yüzde 4’lük hissesini topladığı söyleniyor.) OYAK Erdemir’in özelleştirilmesinde de sermayenin vatanı olmadığı gerçeğini bir daha gözler önüne sermiş oldu. Zaten OYAK’ın ihalede safdışı ettiği Arcelor’la ilişkisi, onun, “milli çıkarlar”ı düşünmediğini kanıtlıyordu. OYAK, Renault’nun Türkiye’deki fabrikalarında kullanılmak üzere gerekli olan ürünleri alırken Erdemir yerine Arcelor’u tercih ediyordu.

OYAK kurulduğu andan itibaren emperyalist tekellerle işbirliği içinde olmuştu. Türkiye’de kapitalist yapısal dönüşüm süreçlerine en erken uyum sağlayan gruplardan biri olan OYAK, geleceğinin uluslararası emperyalist sisteme entegrasyonda yattığını biliyordu. Bu nedenle de Koç ve Sabancı gibi bu emperyalist tekellerin küçük ortakları olmakta hiçbir sakınca görmedi. OYAK halen Renault, Axa, Goodyear, Elf gibi dünya devleriyle organik ilişki halindedir. Bu uluslararası ortaklıklar TÜSİAD’ı AB, Irak ve diğer konularda nasıl etkiliyorsa, OYAK’ı dolayısıyla TSK’nın politikalarını da aynı şekilde etkiliyor. Türk burjuvazisinin ve onun bir parçası olan OYAK’ın yatırımları ve uluslararası sermayeyle kurduğu ilişkiler asker/devlet politikalarını da dolaylı olarak etkiliyor. Son zamanlarda yaşanan gelişmelerde bu tezi doğrulayacak niteliktedir.

Axa’dan Ermenilere soykırım tazminatı

OYAK’ın sigorta sektöründeki Fransız ortağı Axa Ermenilere 1915 yılında yaşanan soykırımlar nedeniyle 17 milyon dolar tazminat ödemeye karar verdi.  Ermeni Soykırımı tartışmalarının yeniden alevlendiği son aylarda, ne OYAK ne de TSK bu konu hakkında herhangi bir açıklamada bulunmadı. OYAK sadece “Halkımızın hissiyatını yansıtan her türlü girişim kararlılıkla yürütülmektedir” açıklaması yaparak, durumu takip ettiklerini vurguladı.

OYAK Kürdistan’ı “inşa” ediyor

Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin Irak Kürdistanı’na ilişkin politika değişikliğini özetliyordu: “Barzani bir aşiret lideriydi; biz öyle görüyorduk. Ama durum değişti. Bu değişikliği kabul etmemiz gerekiyor. Talabani’yi de öyle görüyorduk, şimdi Irak Cumhurbaşkanı.”  Genelkurmay’ın bu açıklaması sadece Irak’ta değişen dengelere ve ABD emperyalizminin hedeflerine uyum sağlama ile açıklamak eksik olacaktır. Çünkü Türk sermayesi gözünü Irak Kürdistanı’ndaki büyüyen pazara dikmiş durumda. Irak Kürdistanı’yla iş yapmak için başvuru yapan 600 firmadan onay alan 200’ü, gıdadan inşaata, altyapı çalışmalarından mobilyaya, beyaz eşyadan elektronik cihazlara kadar çeşitli sektörlerde faaliyet yürütüyor. Bunlardan 150’si Hewler ve Süleymaniye’de, geri kalan firmalar ise, Dohuk, Zaho, Akre, Behdinan gibi bölgelerde iş yapıyor. Türk şirketlerinin Irak Kürdistanı ile geliştirdiği yıllık ticaretin hacmi ise 2 milyar dolar civarında. Irak Kürdistanı’nda tüketilen ürünlerin yüzde 90’ını Türk malları oluşturuyor. İnşaat sektörü ise yüzde 95 oranında Türk kökenli firmaların elinde bulunuyor.

Irak Kürdistanı’nında Pazar payına en çok sahip olan Ülker, Arçelik, Çevikler gibi firmaların yanında biri dikkat çekiyor: OYAK.(6) OYAK Şirketler Grubu çeşitli taşeron firmalar aracılığıyla ticari faaliyet yürütüyor. Yıllık ticaret hacmi 14 milyon dolar civarında. Daha çok çimento ve inşaat malzemeleri pazarlayan firma, çimento ve yapı ürünleri ihracatında OYKA isimli firmayı kullanıyor. OYAK’a bağlı Mardin, Adana, Elazığ çimento fabrikalarında üretilen çimentolar, dökme ve torbalar halinde Dohuk, Zaho, Hewler, Süleymaniye gibi önemli merkezlerde inşaat sektöründe kullanılıyor.

Her yıl sadece 6 bin ton dökme çimento gönderen OYAK’ın sadece çimento ihracından yılda kazandığı para 9 milyon dolar. OYAK her yıl 3 bin 600 ton çimentoyu ise sınır kapısında fahs (tahlil) adı altında Kürt gümrüğüne hibe ediyor. Hibe edilen çimentolar, yeni Kürt eğitim okulları ile Kerkük’ten zorla göç ettirilen Kürtlerin geri dönüşleri için dağıtılıyor. Kürdistan Özerk Bölgesi yetkililerine göre, 2003 yılından bu yana Güney’e gönderilen inşaat malzemeleri ile Güney’de gerçekleştirilen müteahhitlik hizmetleri 800 milyon doları aşmış durumda.

OYAK’a bağlı olan OYTAŞ isimli firma özellikle çimento, kireç, yapı malzemeleri ihtiyacının yüzde 60’ını karşılıyor. Irak Kürdistanı Parlamentosu ek binaları, yeni Kürt bakanlık konutları ve Kürt Emniyet Sarayı inşaatlarının yanı sıra Erbil, Süleymaniye, Dohuk gibi kentlerde inşaat faaliyetleri yürütüyor. OYKA KAĞIT SAN. TİC. AŞ Irak Kürdistanı’nın kağıt ihtiyacının tamamını karşılıyor. KDP yayın organı Xebat gazetesi, Gulan dergisi, Kürt Kültür Bakanlığı’nın Latin Alfabesi ile yayınlanan Nubun dergisinin kağıt ihtiyacını karşılıyor.

OYAK’ın taşeron firması 77 İNŞAAT, OYAK’ın Mardin, Elazığ ve Adana çimento fabrikalarından getirdiği dökme çimentolar ile köprüler, bloklar inşa ediyor. Kısacası, diğer Türk firmalarıyla birlikte OYAK, Türk devletinin savaşta ABD’nin yanında olmasının meyvelerini topluyor. Bu firmalar biryandan pazardan pay kapma savaşı verirken diğer yandan özellikle altyapı çalışmalarında faaliyet göstererek ve milyonlarca dolar vergi ödeyerek Irak Kürdistanı’nın inşasında aktif rol alıyorlar.

Ordu sadece burjuva devletin parçası olarak değil, OYAK’la ilişkilerinden dolayı ulusal ve uluslararası sermayenin organik bir parçası olarak kararlarını almaktadır. OYAK sayesinde ordu mensuplarının önemli bir kesimi için orta-üst sınıflara denk bir refah düzeyine sahip olmaları imkanı yaratılmıştır. Bu ise kurumun ana gelir kaynağı olan sınai, ticari ve finansal yatırımlara bağımlıdır. Böylece askeri bürokrasinin bu ayrıcalıklı konumunun garantisi uluslararası kapitalist düzenin işleyişine eklemlenmiştir.  Bu durum, orduyu sınıflar üstü ya da ulusal çıkarların savunucusu bir kurum olarak gören ve işçi sınıfının bilincinde yanılsamalar yaratan burjuva söyleminin altını oymaktadır. İşçi sınıfına saflarında bu yanılsamalara karşı mücadele etmek sosyalizm ve demokrasi mücadelesinin zafere ulaşması için vazgeçilmez bir öneme sahiptir.

Sosyalizm Dergisi 8.Sayı

Kaynak:
https://www.sosyalistesitlik.org/yardimlasma-kurumundan-holdinge-oyak/?fbclid=IwAR0kMYL633bbZFNbZnJPJtNcWnL_py2BhNx2w7caWzKRmDdu4V-RU94t8oQ

Konu ile ilgili bir haber:
Moody's, Türkiye'nin kredi notunu düşürmesinin ardından 8 şirketin de notunu indirdi

  
1162 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye


Prof.Dr. Cihan Dura, Ataname


Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında
(AB-D Tarafından Yerli İşbirlikçileri ile Kuşatılan Türkiye) 


M.Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye


Ali Tayyar Önder, Türkiye'nin Etnik Yapısı


Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Sızıntı


Barış Pehlivan, Barış Teroğlu, Metastaz


Alev Coşkun, Tarihi Unutmamak


Prof.Dr.Emre Kongar, 21. Yüzyılda Türkiye


Prof.Dr.Emre Kongar, Yakın Tarihimizle Yüzleşmek


Rıza Zelyut, Osmanlı'da Oğlancılık


Merdan Yanardağ, Türkiye Nasıl Kuşatıldı?


Prof.Dr. Sina Akşin, Yakın Tarihimizi Sorgulamak


Nurten Arslan. Küçük Anılarda Büyük Sırlar, 5 cilt
Biyografik Roman Tarzında Atatürk ve Yakın Tarih


Soner Yalçın, Samizdat


Soner Yalçın, Saklı Seçilmişler


Erol Toy, O'na Katılmak, Dünden Yarına Türkiye Cumhuriyeti


Prof.Dr. Afet İnan, Medeni Bilgiler ve M.Kemal Atatürk'ün El Yazıları


Bernard Lewis, Modern Türkiye'nin Doğuşu


Laik, Demokratik, Hukuk Sevleti Türkiye Cumhuriyeti'ni Ortadan Kaldırmaya Yönelik İç ve Dış İrticai Örgütler


Prof.Dr. İlber Ortaylı, Zaman Kaybolmaz


Prof.Dr. İlber Ortaylı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk


Süleyman Duman, Kütahya-Eskişehir


Anılarla Mayıs 1970 - Ocak 1975 Astsubay ve Eşlerinin Hak ve Adalet Arama Mücadeleleri
Yazar: Abdullah İnaler


Cengiz Özakıncı, İblisin Kıblesi
(Türkiye'nin Üniter ve Laik Yapısını Hedef Alan AB-D
Bunun için neler yaptı?
Belgeleriyle Tarihe Tanıklık Edeceksiniz)


Cengiz Özakıncı, Türkiye'nin Siyasi intiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı
(Bugün Olanları, Yarın Olabilecekleri, Tarihi Benzerlikleri, Belgeleri ile Anlatmakta Olan Bir Eser)


Cengiz Özakıncı, Kalemin Namusu, Türk Savun Kendini


Ali Tayyar Önder, Türkiye'nin Etnik Yapısı


Ali Tayyar Önder - Türkiye'nin Etnik Yapısı ve Açılım


Cengiz Özakıncı - İblisin Kıblesi Kitabına Ait Program


Prof.Dr. Necati Demir ile Türk Tarihi Üzerine 19 Mayıs Programı-1


Prof.Dr. Necati Demir ile Türk Tarihi Üzerine 19 Mayıs Programı-2


Cengiz Özakıncı:Türkiye Cumhuriyeti'nin Yerli ve Milli Kökleri


Cengiz Özakıncı:1989 Sonrası Türkiye’de Küreselci Emperyalist Operasyonlar.
Dersim iftiraları-Kanal İstanbul, Monrö Bağlantısı-Atatürk ve Laikli İlkesine Yönelik Psikolojik Harekat Nasıl ve Neden Başladı

Cengiz Özakıncı: ABD’de Ulusal Demokratik Cumhuriyet’in Temelleri
Amerika'da okullarda öğrencilere okutulan Ulusal Ant
- Atatürk'ün Eğitim Sistemi


Amerikan Ulusal Andı

"Pledge of Allegiance - Brody Middle School"



Türkiye'de "Öğrenci Andı" Pkk ile Açılım Döneminde Kaldırıldı.13.10.2013
Prof.Dr. Erol Manisalı: Amerika'nın yürüttüğü karşı devrim


GENÇLİĞE HİTABE
Analiz

AKP-BDP çatısı altında Türkiye Cumhuriyeti’ni dönüştürmeye çalışanlar, 18 yıl önce (1993-1994) Kürt-İslam çizgisindeki Yeni Zemin’de örgütlenmiş... 3.6.2011-Yeniçağ 
https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-51438h.htm
Yeni Zemin Dergisi Konu Başlıkları:
https://katalog.idp.org.tr/dergiler/610/yeni-zemin



Yıl 1993; Sayın Recep Tayyip Erdoğan (Refah Partisi İstanbul İl Başkanı, MKYK Üyesi) Sayın Bülent Arınç (Refah Partisi MKYK Üyesi) ve Sayın Mehmet Metiner (Yeni Zemin Dergisi Genel Yayın Yönetmeni).


Yıl 1993; Sayın R.Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç ve Mehmet Metiner birlikte bir açık oturumda


Türkiye'nin siyasi yapısının islami yönde değiştirilmesini temel hedef edinmiş Yeni Zemin Dergi Yazarları, TSK yapısının değiştirilmesini de misyon edinmiş.

Aynı zamanda eyalet, hilafet gibi söylemlere sahip Em.Tuğg. Adnan Tanrıverdi 15 Temmuz 2016 sonrası TSK'da yaptırdığı değişiklikleri sıralıyor:


İçişleri Eski Bakanı Sadettin Tantan'ın HÜDA PAR ve Hizbullah Tespitleri