Osman KÖSA
osmankosa@gmail.com
Siyasi Partilerin Kuruluşu, Seçimlere Katılma Yeterliliğine Ulaşması ve Yargısal Denetimi
18/06/2026 Giriş ve Kavramsal Çerçeve Ülkenin kuruluşunu yansıtan anayasal çerçevede kalmak koşuluyla farklı görüşlerin ülke yönetiminde yer bulabilmesi siyasi partiler yoluyla gerçekleşiyor. Türk demokratik siyasi hayatının vazgeçilmez unsurları olan siyasi partiler Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış özerk yapılardır. Bu yazıda; bir siyasi partinin hukuki varlık kazanışı, teşkilatlanması, kurultay yükümlülükleri, seçime girebilme şartları, Yüksek Seçim Kurulu (YSK)'nun, Yargıtay’ın, AYM’nin anayasal rolü incelemektedir. İncelemeye bir partinin kuruluşundan itibaren başlayalım; Siyasi Partilerin Kuruluşu, Seçimlere Katılma Yeterliliğine Ulaşması ve Yargısal Denetimi Siyasi partilerin iç işleyişindeki kurultay süreçlerini ve yargısal denetim mekanizmalarını tam olarak kavrayabilmek için, öncelikle partilerin hukuki varlık kazanma (kuruluş) ve demokratik yarışa (seçimlere) dahil olma şartlarına bakalım; Türk hukuk sisteminde siyasi partilerin kuruluşu ve teşkilatlanması, serbesti ilkesi ile sıkı şekil şartlarının bir arada uygulandığı karma bir yapıya sahiptir. 'Serbesti İlkesi', Anayasa'nın 68. maddesindeki 'Siyasi partiler önceden izin almadan kurulurlar' hükmüne dayanmaktadır. Ancak hukuk sistemimiz, parti kurma özgürlüğünü sınırsız bırakmamış; partilerin demokratik düzende kamusal bir sorumluluk üstlenmeleri için 'sıkı şekil şartları' (teşkilatlanma, kongre süreci, iç denetim) ile dengeleyen Anayasa ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu (SPK) ile belirlenmiş karma bir model benimsemiştir. Türkiye'de siyasi partilerin kuruluşu, tüzel kişiliğin ortaya çıkışı SPK Madde 8 uyarınca; bir siyasi partinin kurulabilmesi için, partiye üye olma yeterliğine sahip (Anayasa'nın 68. ve SPK'nın 11. maddelerinde belirtilen yaş, vatandaşlık ve mesleki kısıtlama şartlarını taşıyan) en az otuz (30) Türk vatandaşının bir araya gelmesi şarttır. Bu kurucu üyeler, hazırladıkları parti tüzüğünü, parti programını ve yasanın aradığı diğer zorunlu belgeleri (özellikle kurucuların adli sicil belgelerini ve nüfus kayıt örneklerini) İçişleri Bakanlığı'na bir bildirim (beyanname) ile sunarlar. Türk hukukunda "bildirim sistemi" benimsendiğinden, İçişleri Bakanlığı'nın bu belgeleri kabul ettiği an, siyasi parti başkaca bir makamın iznine veya onayına gerek kalmaksızın resmen tüzel kişilik kazanmış olur. Bir siyasi partinin tüzel kişilik kazanması, onun tek başına seçimlere girebileceği anlamına gelmez. Kanun koyucu, "tabela partilerinin" önüne geçmek ve siyasi partilerin ülke çapında tabana yayıldığından emin olmak için katı teşkilatlanma şartları öngörmüştür. SPK'nın 36. maddesi (ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri Hakkında Kanun'un 14. maddesi) gereğince, bir siyasi partinin seçimlere katılabilmesi için şu iki temel şartı eşzamanlı olarak yerine getirmesi zorunludur: 1. İllerin En Az Yarısında Teşkilatlanma: Seçime girecek partinin, oy verme gününden en az altı (6) ay evvel illerin en az yarısında (Türkiye'deki 81 ilin en az 41'inde) teşkilat kurmuş olması gerekir. Kanuna göre bir ilde teşkilatlanmış sayılmak için ise, o ilin ilçelerinin en az üçte birinde (1/3) ilçe teşkilatlarının kurulmuş olması şarttır. 2. Büyük Kongrenin (Kurultayın) Yapılması: Teşkilatlanmasını tamamlayan partinin, yine oy verme gününden en az altı ay evvel partisinin ilk büyük kongresini (kurultayını) toplamış ve yasal organlarını (Genel Başkan, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu ile Merkez Disiplin Kurulu) seçmiş olması gerekmektedir. (Not: 2022 yılında SPK 36. maddede yapılan 31.03.2022/7393 saylı yasal değişiklikle, geçmişte uygulanan "TBMM'de grubunun bulunması" alternatifi kaldırılmış; teşkilatlanma ve kurultay şartı tüm partiler için mutlak zorunluluk haline getirilmiştir.) Siyasi partilerin hukuki varlığı ve faaliyetleri, üç temel dayanak üzerine inşa edilmiştir: 1. Kuruluş ve Meşruiyet: Anayasa'nın 68. maddesi, vatandaşlara parti kurma özgürlüğünü tanırken, partileri "demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları" olarak tanımlar. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir; partiler, "Anayasa ve kanun hükümleri içerisinde faaliyetlerini sürdürürler" emriyle, anayasada belirlenmiş yasal çerçeveye (SPK) uymakla yükümlüdürler. 2. Varlık Şartı ve Süreklilik: SPK’nın 14. maddesi, kurultayların en az iki, en çok üç yılda bir toplanmasını emrederek, partinin siyasi varlığını ve organlarının meşruiyetini korumaya alır. Bu, sadece bir toplantı değil, bir partinin "hukuki süreklilik" şartıdır. En az 2 yıl en çok 3 yıl olan bu süre, siyasi iradenin tabandan (mahalleden il’e, il’den genel merkeze) tavana doğru düzenli olarak yenilenmesini (tazelenmesini) sağlayan emredici, partiyi bağlayıcı bir yasal kuraldır. 3. Denetim ve Yaptırım: Anayasa'nın 69. maddesi, bu hukuki çerçeveye aykırı hareket eden veya meşruiyetini yitiren yapılar için devletin denetim gücünü tanımlar. Siyasi partilerin "kanunlara uygunluğu", Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın takibinde ve Anayasa Mahkemesi’nin yargısal denetimindedir. Herhangi bir şekilde; SPK Madde 14’ün emrettiği kurultay yükümlülüğünü en çok 3 yıl içinde yerine getirmemek, Anayasa'nın 68. maddesindeki "kanunlara uygun faaliyet" şartını ihlal eder ve Anayasa 69. madde çerçevesinde devletin yargısal denetim mekanizmasını tetikleyen bir "hukuka aykırılık" hali oluşturur. Siyasi Partilerde Kurultay (Büyük Kongre) Süreçleri ve Türleri (CHP Yönüyle) Siyasi partilerin en üst karar organı olan büyük kongrelerin (kurultayların) yapısı, toplanma sıklığı ve usulleri, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu (SPK) ile kurallara bağlanmıştır. SPK 19. maddesi uyarınca partinin en üst karar organı olan Büyük Kongre; il kongrelerince seçilen ve sayısı TBMM üye tam sayısının (milletvekili sayısının) iki katını (günümüzde en fazla 1200) geçemeyen "seçilmiş delegeler" ile partinin tepe yönetimini teşkil eden; Parti Genel Başkanı, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyeleri (CHP Tüzüğü'ndeki adıyla Parti Meclisi), Merkez Disiplin Kurulu Üyeleri (CHP'deki adıyla Yüksek Disiplin Kurulu), kabinede görev yapıp aynı zamanda parti üyeliği bulunan bakanlar, partinin üyesi olan milletvekilleri, seçilmiş delegelerin %15'inden fazla olmamak ve parti üyelikleri devam etmek kaydıyla Parti Kurucularından oluşan "tabii üyelerden" teşekkül eder. Büyük Kongre Toplanma Süresi "iki yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere" SPK Madde 14 uyarınca siyasi partilerin büyük kongreleri iki yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere toplanmak zorundadır. Bu süre, siyasi iradenin tabandan (mahalle teşkilatından başlayan, ilçe, il kongreleri şeklinde) tavana doğru düzenli olarak en fazla 3 yılda bir yenilenmesini sağlayan emredici, partiyi bağlayıcı bir yasal kuraldır. Kurultay (Kongre) Türleri (Olağan ve Olağanüstü) Siyasi partilerde "Olağan" ve "Olağanüstü" olmak üzere iki türlü kurultay bulunmaktadır. Olağan Kurultaylar SPK Madde 14 uyarınca en az iki yılda bir, en fazla üç yılda bir yapılırken; Olağanüstü Kurultaylar iki yıllık yasal süreyi bekleme şartına tabi olmaksızın, tüzükte belirtilen şartların oluşması (Parti Meclisi'nin çoğunluğunu kaybetmesi ve Genel Başkanlık makamının boşalması) halinde; Genel Başkanın çağrısı, Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK)’nun kararı veya SPK'nın delegelere asgari yasal güvence olarak sunduğu kongre üyelerinin en az beşte birinin (1/5) yazılı istemi üzerine yapılır. Norm hiyerarşisi gereği; SPK'nın belirlediği bu alt sınırların uygulanma usulleri (imzaların 15 gün içinde noterden verilmesi veya seçim maddesi eklenecekse delege oranının %50+1 salt çoğunluğa yükseltilmesi gibi kurallar) partilerin kendi iç hukukunu oluşturan tüzük ve yönetmeliklerinde detaylandırılır. (Olağanüstü Kurultay: CHP Tüzüğü Madde 43, CHP Kurultay Yönetmeliği Madde 22’de detay.) Kurultayın Yapılmaması ve Hukuki Statü Kaybı Siyasi partilerin kurultay yapma zorunluluğu, doğrudan bir ceza maddesiyle 'kapatma' ile ilişkilendirilmemiştir. Ancak Anayasa'nın 69. maddesindeki genel denetim yetkisi ve SPK’nın 14. maddesindeki 'organların görev süresi' hükmü birlikte değerlendirildiğinde, kurultay yapmamak partinin 'hukuki varlık şartlarını' kaybetmesi anlamına gelir. Hukuki düzenimizde bir siyasi partinin delegeleri, Genel Başkanı ve yönetim organları, ancak kurultay (kongre) ile seçilir ve yasada belirtilen süreyi (en çok 3 yıl) aşmamak kaydıyla görev yaparlar. Sürenin dolmasıyla birlikte, organların temsil yetkisi sona erer. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 'Siyasi Partiler Sicili' kütüğünün takipçisi sıfatıyla, süresi dolmuş ve yenilenmemiş organlara sahip bir yapının artık 'yasal bir siyasi parti' niteliğini kaybettiğini tespit eder. Bu durum, partinin devlet yardımından tamamen yoksun bırakılmasından önce, partinin, yapılacak seçimlere katılamayarak 'temsil kabiliyetini yitirmesi' krizidir. (Not: Seçimlere girme yeteneğine sahip bir partinin kongresini 3 yıl yapmaması halinde, devlet yardımını kullanım süresi de 3. Yılın bitimi ile birlikte sonra erer. Ödeneğini iade etmesi gerekir. İade etmeyip kullanması halinde başkaca yasal yaptırımlar meydana gelir. Örn. Kapatılışı sonrası devlet yardımını iade etmemiş Refah Partisi’nin kayıp trilyon davası.) Siyasi Partilere Yönelik Olarak Hangi Kurum Hangi Konuyu Takip Eder? YSK (Yüksek Seçim Kurulu): Sadece seçim takvimini ve seçim sürecini takip eder. Bir partinin kendi içindeki kurultayını yapıp yapmadığı, YSK'nın ilgi alanı değildir. YSK, o partinin seçime girip giremeyeceğine "seçim dönemi geldiğinde" bakar. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı (Siyasi Partiler Bürosu): "Takipçidir." Siyasi partilerin kütüklerini tutar, tüzüklerini inceler ve yasal sürelere uyulup uyulmadığını bizzat izler. Eğer bir parti kurultayını süresinde yapmadıysa veya yasal statüsünü yitirme tehlikesi varsa, ilk uyarıyı veya yasal işlemi yapacak olan merci burasıdır. AYM (Anayasa Mahkemesi): "Yargıçtır." Sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı bir dava açarsa (veya talepte bulunursa) devreye girer. Yani AYM, kendiliğinden "kurultay yapılmamış" diye bir partiye ihtar göndermez; savcılığın dosya sunmasını bekler. Kurultayın Yapılmaması Halinde; Bir siyasi partinin kanuni yükümlülüğü olan kurultayını 3 yıllık kesin süre içinde yapmaması durumunda, idari bir "ek süre" verilmez; doğrudan hukuki statü kaybı ve mahkeme müdahalesi süreci başlar. Bu süreç şu adımları izler: 1. Yetkinin Düşmesi ve Organsızlık Hali SPK Madde 14'te belirtilen üç yıllık azami süre dolduğu gün, mevcut genel başkanın ve merkez yönetim kurullarının partiyi temsil yetkisi kendiliğinden düşer. SPK gereğince BAM’ın atadığı görevlilerin de temsil yetkisi kendiliğinden düşer. Parti hukuken "yöneticisiz/organsız" kalmış bir tüzel kişilik konumuna geçer. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Tespiti Siyasi Partiler Sicili'ni tutan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, partinin organlarının yasal süresinin dolduğunu tespit ederek durumu kayıt altına alır. Bu aşamada Yargıtay, partinin artık yasal bir temsilcisi kalmadığı için idari bir muhatap bulamaz. Derneklere uygulanan mutlak butlan kararının siyasi partiye uygulanışı gibi yol izlenmeye devam edilir ise; 25 Temmuz sonrası ihtimaller Siyasi Partiler Kanunu (SPK) Madde 113 uyarınca, kanunda hüküm bulunmayan hallerde Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) derneklere ilişkin hükümleri uygulanır. Dernekler hukukunda (ve dolayısıyla siyasi partilerde) bir genel kurulun veya kurultayın yapılmaması durumunda, süresi dolan organların yerine "Çağrı Heyeti" atanması talebi, TMK 75. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 4. Madde gereği Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevindedir. Çağrı Heyeti (Kayyım) Atanması Örneği: Sulh Hukuk Mahkemesi, yaptığı incelemede partinin 3 yıllık yasal süreyi geçirdiğini ve yetkili organlarının düştüğünü tespit ederse, mevcut yönetimi tamamen devre dışı bırakır. Mahkeme, partiyi en kısa sürede "Olağanüstü Büyük Kongreye" götürmek üzere parti üyeleri arasından üç kişilik bir "Çağrı Heyeti" (kamuoyunda bilinen adıyla Kayyım) atar. Bu aşamadan sonra partinin kurultay süreci bizzat adli yargının gözetiminde tamamlanır. Türk siyasi tarihinde bu hukuki durumun en somut örneği 2016 yılındaki MHP Kurultay krizinde yaşanmıştır. Mahkemenin Çağrı Heyeti atamasıyla sonuçlanan bu emsal sürecin detaylı kronolojisine ve yargı kararlarına, SETA'nın yayımladığı "2016'da Türkiye" raporundan (https://media.setav.org/tr/dosya/2016/12/2016-da-turkiye.pdf) (s.43) ulaşılabilir. Çağrı Heyeti l Hukuki Restorasyon ve Mali Kayıplar: Çağrı Heyeti tarafından düzenlenen kurultay, siyasi partinin siyasi ve hukuki organlarını yeniden tesis ederek partiyi 'yaşayan bir yapı' haline getirirken, bu işlem, geçmişte 'yasal statü kaybı' nedeniyle durdurulan hazine yardımlarının veya kaybedilen mali hakların geriye dönük olarak iadesini sağlamaz. Siyasi partiler için kurultay takvimini kaçırmak, sadece bir yönetim krizi değil, aynı zamanda partinin mali özerkliğine (hazine yardımına) vurduğu telafisi imkânsız bir darbedir. Partiler, bu noktada 'hukuki sürekliliği' korumakla, sadece siyasi varlıklarını değil, mali varlıklarını da korumuş olurlar. CHP’deki mutlak butlan siyasal krizi Çağrı Heyeti’ne kadar işi vardırır mı? 28-30 Kasım 2025 tarihlerinde yapılmış 39. Olağan Kurultay görmezden gelinip, derneklere uygulanan Butlan kararı siyasi partiye uygulanmışsa, Çağrı Heyeti neden olmasın?
|
|
|
Yorumlar |
| Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
| Osmanlı’dan Günümüze Demokrasi Mücadelesi, Siyasal Yaşam ve Son Olarak Mutlak Butlan - 02/06/2026 |
| Osmanlı’dan Günümüze Demokrasi Mücadelesi, Siyasal Yaşam ve Son Olarak Mutlak Butlan |
| OYAK – ÜYE – NEMA – TÜİK – ENAG – TCMB FAİZİ – BANKA MEVDUATI - EMS TEMSİLİ - 16/05/2026 |
| OYAK – ÜYE – NEMA – TÜİK – ENAG – TCMB FAİZİ – BANKA MEVDUATI - EMS TEMSİLİ |
| OYAK’IN 2025 YILI NEMASI %37,1, MERKEZ BANKASI FAİZİ YILLIK ORTALAMASI %43,20 - 12/05/2026 |
| OYAK’IN 2025 YILI NEMASI %37,1 MERKEZ BANKASI FAİZİ YILLIK ORTALAMASI %43,20 |
| OYAK NEMASININ ESKİ VERİMLİLİĞİNE ULAŞMASI - 09/05/2026 |
| OYAK nemasına ait 2004:2024 yıllarını kapsayan son yirmi bir yılın yıllık TÜFE ve NEMA verisi aşağıdaki çizelgede yer almakta. |
| İnsan ve Cumhuriyet; Cumhuriyet Yoluyla Halk İdareli Devlet Yönetimi - 29/10/2025 |
| Türk Milleti ve O’nun Devleti Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin diğer Devlet/Milletlere karşı tam bağımsızlığını sağlamış, Cumhuriyet değerlerini bize kazandırmış olan Başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere kahraman savaşçılarımızı,... |
| Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Genel Merkez Yönetimi Seçimi - 01/12/2024 |
| Türkiye genelinde 97 şubeye sahip Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Merkez Yönetimi seçimi 2 Aralık 2024 tarihinde, şube başkan ve delegeleri katılımıyla gerçekleşecek. |
| Öğretmenler Günü ve Bilişsel Eğitim - 25/11/2024 |
| Ülkemizin Kurucusu Başta Başöğretmenimiz Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, O'nun yolunda ilerleyecek nitelikte aklı ve bilimi rehber edinmiş öğrenci yetiştirmiş ve halen de o yolda öğrenci yetiştirmekte olan Öğretmenlerimizin |
| KİTAP NE DİYOR? - 28.01.2007 - 03/11/2024 |
| Eğer dünyanın yaratılışını merak ediyorsak onu ancak Allah’ın kelamı olan Kur’an-ı Kerim’den öğrenebiliriz. Yok olan, başkenti işgal edilen, silahlarına el konulan, esir düşen, halkı ayaklandırılan, şeyhleri, ağaları altın ile satın alınan bir ülken |
| Özey AK: EN GÜÇLÜ İNSAN HAKLI OLAN İNSANDIR - 03.05.2005 - 02/11/2024 |
| Yıllar önce, 3 Mayıs 2005 tarihinde Özey Ak adlı okuyucumuzun göndermiş olduğu içeriği dopdolu iletiyi bugünkü yazımızda sizlerle paylaşmak istedim. Okuyucumuza selam ve saygılarımızla… 27 Ekim 2008 |
Devamı |