• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.91115.9348
Euro6.55396.5802
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
İmdat YILMAZ
imdatyilmaz1@hotmail.com
ULUSAL KALKINMA POLİTİKALARIMIZ, FEODAL YAPI - TERÖR VE EMPERYALİST İLİŞKİLER
06/09/2018

Ulusal ekonomimizin bu hale gelmesinde asıl sorumlu olan biz yurttaşlar olmakla birlikte, yanlış yönetim politikalarıdır. Ülkemizin yönetiminde uygulanan politikalar üzerinde dikkatimizi çeken en önemli husus ise, üretkenliği destekleyici, israfı ya da tüketimi kısıtlayıcı uygulamalara imza atmamaktır. 
Bu ana hususun asıl sorumlularının 1950'lerden sonra iktidarı ele geçiren sağ iktidarlar olduğunu tarafsızca görebilmeliyiz. Örneğin; elli yılı aşan sürecimizin en büyük Ulusal belası terörü göz ardı edemeyiz. Ülkemizin özellikle güney doğu ve doğu bölgelerinde, 1970'li yıllarda ağalığa ve aşiret baskılarına karşı başlayan gençlik hareketlerinin, birleşip ve örgütlenerek 1978 yılında P.K.K. terör örgütüne dönüşmesinde, bu sağcı iktidarların Yönetim politikalarını irdelememiz, gözden geçirmemiz gerekir. Terör bataklığı haline getirilen güzel Anadolu'muzun modern ve çağdaş bir yaşama dönüştürülmemesinde, eşit ve hakça toprak paylaşımının yapılmamasında asıl etken sağ politikalar ve bu politikalarla Ülkemizi yöneten iktidarlardır. Aksi yapılabilseydi eğer, yani; toprağın Anadolu'da paylaşımını sağlayan " toprak reformu " gerçekleştirilebilseydi, Ulusal sermayemizden iki trilyon dolarımızı alıp götüren, elli bin yurttaşımızın ve onbeş bini aşan şehitlerimizin canına kast eden terör örgütü olmazdı diye düşünürüm. Zararın neresinden dönülürse kardır diyerek bu reformu hangi iktidar yaparsa yapsın Ulusça arkasında durmalıyız diyenlerdenim. Ulusal kalkınmamıza ve Ulusal güvenliğimize en önemli hizmetin bu reformla yapılacağın inanıyorum. Şöyle ki; Ülkemiz Türkiye, komşularımız Suriye ve Irak. Üçü de kara sınırlarıyla ve bölgelerindeki insanların birbiriyle akrabalıkları olan (Anadolu Selçukluluarı- Irak Selçukluları- Suriye Selçukluları) bu coğrafyanın ve sürekli kan akıtılan orta doğunun en önemli stratejik konumlu dost ve kardeş toplumlarıdır. Tarihi, etnik ve kültürel vd. bakımlardan birçok konularda ortak değerleri, gelenekleri ve ilişkileri bulunmakta ise de, aydınlanmanın, insani düşünce ve meziyetlerin tam olarak kavranamadığı, çağ dışı törenin, dinsel ve bağnaz tabuların hakimiyeti sonucu, kan davası, cinayetler, mezhep çatışmaları sebebiyle, silahların ve terörün dolayısıyla kan ve gözyaşının eksilmediği bu topraklarda köklü reformlar yapılmadıkça, insanlık tarihinde hiç bir zaman iyi anılmayacaktır. Bu elim durum elbette laik Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları olarak hepimizi etkilediği kadar, komşu Devletler olan Irak ve Suriye'yi de, Halklarını da etkilemeye devam edecektir. Bu karanlığın aydınlanması, olumsuz yaşamın mutluluğa kavuşturulması için bu güne kadar yapılan çalışmaların gözden geçirilmesinin tam da son anlarıdır. Herkesin kendi evinin önünü temiz tutması kavramından hareket ederek, yüz yıllık kurumsal Türkiye Cumhuriyetinin laik, sosyal ve hukuksal gücünü kullanması, hem kendisine hem de bu komşularına örnek bir misyon kazandıracaktır. Her üç Ülkenin de sınır bölgelerindeki topraklarında Feodal yapının yüz yıllarca geriye dönük yaşamı bulunmaktadır. Bu yapının yıkılması öncelikli ve ortak Ulusal sorundur. Bizim için pkk ne ise, komşumuz Irak için Barzani'nin varlığı, Suriye için ypg/ vd. unsurların varlıkları da aynıdır ve bu varlıkların üçü de dünyayı kana bulayan katil Amerika'nın birer piyonları olarak ondan destek görmektedir. Feodalizmin hakimiyetindeki bu bölgede her türlü terörün doğumu, palazlanıp büyümesi ve barınır duruma getirilmesi, Uluslar arası kurumsal destek alması üzerinde durulmalıdır. Barzani'nin Irak içinde federasyona giderken bağımsızlık ilan etmeye kalkışması, Suriye'nin kuzeyinde 60-70 bin kişilik ypg ordusunun Amerika tarafından kurulma çalışmalarının devam etmesini akıldan çıkarılmayacak konulardır. 
Feodal yapının hakim olduğu topraklara, kendi evimize dönersek: Bu topraklara aydınlanma yapılamamış, sanayi ve modern üretim olanakları ulaştırılamamıştır. Buralarda;
* Silah ve mühimmat kaçakçılığı,
* Hayvan ve hayvan ürünleri kaçakçılığı,
* Uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi yasa dışı gelir kaynaklarıyla, emeksiz, haksız kazançlarla ekonomimiz içten içe törpülenerek zarar görmektedir. Kolay para kazanma ve haksız kazanç daha değer görür hale getirilmiştir. Feodal yapının ağaları, bölgenin kalkınmasını istememektedir.

Laik Cumhuriyetimiz buna dur diyebilmelidir. Feodal yapı yıkılmalı, toprak reformu yasası çağa uygun hale getirilerek hiç bir çiftçimizin topraksız kalmayacak şekilde kendi toprağına kavuşması sağlanmalıdır. Bunu başarabilirsek, İç ve dış güvenliğimizin yanı Ulusal kalkınmamızın hızlanacağını, tarım, hayvancılık ve sanayinin Ülkemizin her karış toprağında yer bulacağını düşünüyorum. Böylece, emperyalist devletlerin bölgede at oynatıp cirit atmasının da önüne geçilmiş olacaktır.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve yakın çekim


845 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİHSEL GERÇEKLER VE KATİL AMERİKA - 02/01/2020
Dünya barışının önünde tek engelin Amerika olduğunu, her yurtsever bilir.
ÇAĞDAŞ YEREL YÖNETİMLER VE SAĞLIKLI ÜRETİM - 30/12/2019
Yerel yönetimlerin asli görevleri arasında, bölge halkının, sağlıklı ve güvenli, refah ve çağdaş yaşam ortamı sunmak olduğu kadar, halkını her bakımdan eğitime ve bilinçlendirme misyonu olduğunu biliyoruz.
NEDEN GÜNDOĞDU ? - 28/12/2019
Saygıdeğer meslektaşım, Bizler, kayıp özlük haklarımızı alabilmek için yıllardır bir araya gelemedik, getirilemedik. Hak ve adalete gereksinimi olan tüm yurttaşlar gibi, biz emekli assubayların da hak ve adalet sorunu bulunmaktadır.
SÖZLEŞMELİ ASSUBAYLIK ÜZERİNE - 09/12/2019
Her meslek grubunun sözleşmelisini görür olduk. Öğretmenin sözleşmelisini anlamadığım kadar, Assubayın da sözleşmelisi olmamalı. Bu mesleğin içinden gelen bizler, sözleşmeli Assubaylığın yanlış bir uygulama olacağını düşünüyoruz.
LİBERAL DÖNÜŞÜM VE AYDIN HAİNLİĞİ - 04/12/2019
Kendilerini bu Ülkenin yetişmişi ve aydını olduklarını sanan bazı akademisyenler başta olmak üzere bir kısım gazetecileri, yazarları, siyaset yalakası televizyon sunucularının yönetiminde stüdyolara oturmuş, hararetle tartışıyorlar.
RAHMETLİ BABAANNEM VE YUNAN MEZALİMİ ÖYKÜSÜ - 12/08/2019
Sakarya nehri, güzel yurdumuzun en uzun nehirlerinden biri olup, Sündiken ormanlarının kıvrım kıvrım eteklerinden akarken, Eskişehir ilimizle Ankara ilimiz arasında sınır konumundadır.
LAİK CUMHURİYET İÇİNDE, KURUMSAL JANDARMA - 11/08/2019
Güzel yurdumu ve Ulusumu elbette çok seviyorum. Bu sevginin, her yurttaşın gönlünde ve ölçüsünün de tartışılmayacağı kadar derin olduğunu düşünürüm.
ULUSAL SORUNLARIMIZA, ULUSALCI YAKLAŞIM - 22/07/2019
Dünya Ülkelerinin istihbarat kurumları arasında, Ulusal istihbarat kurumumuz MİT'nın yeri ve önemi hakkında bizlerin yorum yapması ve değerlendirmede bulunması doğru olamaz.
İNSAN VE TOPLUMA BAKIŞ - 27/05/2019
Laik Cumhuriyetimizin kurucusu aziz ATATÜRK'ün insan eğitimine bakışı, görüş ve önerilerinin değerini, günümüzde kat be kat fazlasıyla anlıyoruz. Bu yüce insan sonsuza kadar, biz Türk çocuklarının gönlünde, vatanımızın kurtarıcısı, iyi bir devlet...
 Devamı
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye



Prof.Dr. Cihan Dura, Ataname



Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında
(AB-D Tarafından Yerli İşbirlikçileri ile Kuşatılan Türkiye) 


M.Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye
Cengiz Özakıncı, İblisin Kıblesi
(Türkiye'nin Üniter ve Laik Yapısını Hedef Alan AB-D
Bunun için neler yaptı?
Belgeleriyle Tarihe Tanıklık Edeceksiniz)

iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu

Cengiz Özakıncı, Türkiye'nin Siyasi intiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı
(Bugün Olanları, Yarın Olabilecekleri, Tarihi Benzerlikleri, Belgeleri ile Anlatmakta Olan Bir Eser)




Cengiz Özakıncı, Kalemin Namusu, Türk Savun Kendini




         GENÇLİĞE HİTABE