• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://twitter.com/
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.91115.9348
Euro6.55396.5802
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
İmdat YILMAZ
imdatyilmaz1@hotmail.com
30 VE 15 RAKAMLARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
20/09/2017

Not: Bu anlatımın tamamı yaşadığımız vatan hainliklerine dair kişisel kurgumdur.

Karartılan pencereden sızan taş evin ışıkları, gecenin karanlığında incecikten süzülerek gizlice ormanın derinliklerine doğru yükselmeye başladığında, ahşap masanın etrafı hainlerce kuşatılmıştı. Türk yurdu Anadolu'nun parçalanması konusunu, her toplantıda olduğu gibi bu akşam farklı bir stratejiyle getirdiler. Belli ki, çok dikkatle hazırlanan dosyanın içeriğini tam olarak uygulayabilirlerse, önceki yıllardaki sağ-sol, alevi- sünni dosyalarını geride bırakacağı ümit edilmektedir. Merkez tarafından büyük özen gösterilerek hazırlandığı hususunda çekilen dikkat buna işaret ediyordu. Esasında, emperyal planın hazırlayıcıları ve bu hainler, tüm umutlarını kırk yıl önce saptadıkları Anadolu kardeşliğine bağlamışlardı. Onlara göre; tutuşturdukları alev, Türk ocaklarına çoktan sarmış olan ateşin acısı bunca süredir devam ederken, Türk Ulusu geçmiş dosyaların acılarını unutmuş görünüyordu.

Dosya planının uygulayıcılarının tamamı da, kendilerine göre konularında uzmandılar. Uluslararası ve yerli iş birlikçilerden oluşuyorlardı. Beyinleri dışarıda, destekçileri içeride. Hepsi de, kurumsal görevlerinde beğeni kazanmış, kendilerince seçkin ve seçilmiş kişilerdi. Bizim dünden anlayamadığımız, ama bugün vatanımızı kast etmeye kararlı oldukları eylemlerinin kurgusal öyküsüydü 30 ve 15 rakamları. Biri Ağustosun 30'u, diğeri Temmuzun 15'iydi. Otuzu, bu toprakların kurtuluşu için kutsal mücadelenin asırlık sembolü, on beşi ise parçalanması için girişilen hain mücadelenin karanlık suratı olacaktı.

.......

Oflayarak, Ergenekon ve Balyoz dedi: Bu toprakların ve Cumhuriyetin en güçlü savunma stratejilerine hâkim ve Türklerin bin yıllık Kurumsal kurumu olan Ordusu bitirilmiştir. Aldığımız sonuç başarılı olup, tüm arkadaşlara Başkanlığın teşekkürleri var. Diğer tali bir noktada bulunan Emniyet teşkilatı da, her tarafında bizimkiler var, o da bitirildi sayılır, sıra Cumhuriyet'tedir arkadaşlar. Genel Merkezin bu önemli saptamasını, önceki toplantılarımızda açıklamıştım. Laik, sosyal ve hukuksal yapısıyla, bu toprakların birliğini elinde tutan en kuvvetli harçtır da ondan, dedi.

Ulus ve Cumhuriyet düşmanlarını, bugün bir araya getiren etken, ayakta duran Cumhuriyet'tir. Hain plana göre Cumhuriyet yıkılmalıydı. Serinliğin ve sessizliğin hâkim olduğu bu orman evinde buluşan hainler, Cumhuriyetimizi yıkmakta kararlıydılar. Çünkü Emperyal komuta merkezleri de bunu emretmişti.

...

Hepsi de karınlarını tıka basa doyurup da gelmişlerdi. Kahveler içildi, purolar yakıldı. Katılanların hepsi, kendi hainliklerini ellerindeki dosyalardan birer birer okudular. Görev, Durum, Arazi ve kadro mevcutları ana başlıkları altında taktik ve harekât sunumlarını yaptılar. Kısa bir sessizlikten sonra, açık duran ana dosyaya göz atan konuşmacı: "Aferin çocuklar. " diyerek, purosunun dumanını ahşap tavan aralıklarına doğru bıraktı. Gırtlağında kalan kahve peltesini de, puro nikotiniyle birlikte yutmaya çalışırken bir ara heyecanlandı: "Arkadaşlar, gölün kenarındayız, ödevlerinizi iyi hazırlamışsınız, bu defa Nasrettin'in yoğurt hikâyesine benzemeyecek. Anadolu topraklarındaki görevimiz, merkezin arzuladığı şekilde sona erecektir, dedi. Ahşap sandalyede kıçını düzeltirken, duyulan gıcırtı sesini işitenler aldırmasalar da, kapıya yakın oturana başıyla işaret ederek, tuvaletin açık bırakılan pencere kanadını kapattırdı ve ekledi.

- "Yolun sonuna gelindi demek istiyorum, herkes görevini biliyor, altın vuruşa hazırlanın komutumu bekleyeceksiniz. Emrimi, X ile bildiririm, aksama olmaması için uğraşı vereceğinizden emin olmak istiyorum " diyerek kalınca ve pahalı puroyu tekrar pis ağzına götürdü, ucunu kızarttı ve dumanını bırakırken, masanın etrafındaki hainlerin hepsinden " tamam " işaretini aldı: Konumuz "Barış sürecidir" dedi, memleket ve halk düşmanlarına tekrar süzdü, ayrı ayrı göz bebeklerinin derinliklerini okudu, tereddüt unsuruna rastlamadı. Elindeki kalemin kör ucunu, dosyanın üzerinde gezdirirken, sırıtan suratından tüm hainliği masanın üzerine dökülüyordu. Birden irkildi ve konuyu tekrarladı.

- Arkadaşlar, barış bu topraklara hiç gelmemeli diyerek, ağzındaki baklayı yerel düşmanlarının kucaklarına bomba gibi bırakıverdi.

- "Ben, barış sürecini tanımıyorum." yazın, kocaman harflerle "BARIŞ SÜRECİ SONA ERECEK !..." Aslında bu sürecin belirleyicileri de, uygulamayı önerenler de kendileriydi yani kendileri de "barış" istemiyordu. Bu hainlere göre "Türkler, Kürtler, Anadolu'nun öz evlatları ve sahipleriydi. Bir zamanlar kardeşçe yaşayan bu insanların konumu, artık bundan böyle emperyalizmin önünde tek engeldi. Onun için hedef, Türk ve Kürt Halkıdır, yani iç savaş. O da Cumhuriyetin yıkılmasıyla başlatılabilirdi. Hain başı sanki delirmişcesine: Cumhuriyet, Cumhuriyet, Anadolu Türk birliğinin yegane teminatı olan Cumhuriyet, senin de sonun geldi artık" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Toplantı bitirilip, dosya masaya vurulduğunda, ışığın eşliğinde uçuşan toz bulutu, ileri günlerde Anadolu toprağına bombalarını yağdıracaktı. Hısım ve akrabalık değil, hasım ve kin tohumlarını sulayacaktı. Tohumların sahipleri olan binlerce hain de, aynı gecenin karanlığında birer birer kaybolup şehrin kalabalık mekânlarında keyiflerine dalacaklardı.

Evet, öykümüz burada sona erdi.

1922'de Kocatepe'de yüksek zekâsını dünyaya tanıtan, vatan ve Ulus aşkıyla dopdolu yüreği olan, büyük insan Mustafa Kemal ATATÜRK ve O'nun kahraman silah arkadaşları ile tüm şehitlerimizin aziz ruhları önünde saygıyla eğiliyorum.

Cumhuriyetimizin her döneminde, birliğimizi bozmaya kalkışanlara fırsat vermeyelim. Bu hainler, aydınlık ve mutlu yarınlarımızı sabote ederken, yokluk ve acılara kilitlenmiş Türk Ulusu olarak, derin uykularımızdan artık uyanalım. Kan ve gözyaşı akıtmalarına izin vermeyelim. Cumhuriyetin hukukunu ve adaletini sahiplenelim. 1918'in Çanakkale'sinde, 1922'nin Sakarya'sında, Dumlupınar'ında "kurtuluşta" şehit olanları, gazi olanları, bağımsızlık mücadelesi verenleri ve yarınlarımızı düşünelim. Gerekli dersin verileceği ve hep birlikte haykıracağımız günlerin yakın olması inancıyla!

Sakarya'yı, Dumlupınarı'ı İnönü'yü hatırla. Kucak kucağa yattığımız Abideler'i, Zafer tepe'yi, Çalköy'ü, Alhanlar'ı anımsayarak, birlikte söyleyelim:

"Korkma ! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak,

O benim Milletimin yıldızıdır parlayacak,

O benimdir, o benim Milletimindir ancak !"

Yaşasın 30 Ağustoslarımız, yaşasın Anadolu kardeşliğimiz!

Kahrolsun Emperyalizm!



663 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

TARİHSEL GERÇEKLER VE KATİL AMERİKA - 02/01/2020
Dünya barışının önünde tek engelin Amerika olduğunu, her yurtsever bilir.
ÇAĞDAŞ YEREL YÖNETİMLER VE SAĞLIKLI ÜRETİM - 30/12/2019
Yerel yönetimlerin asli görevleri arasında, bölge halkının, sağlıklı ve güvenli, refah ve çağdaş yaşam ortamı sunmak olduğu kadar, halkını her bakımdan eğitime ve bilinçlendirme misyonu olduğunu biliyoruz.
NEDEN GÜNDOĞDU ? - 28/12/2019
Saygıdeğer meslektaşım, Bizler, kayıp özlük haklarımızı alabilmek için yıllardır bir araya gelemedik, getirilemedik. Hak ve adalete gereksinimi olan tüm yurttaşlar gibi, biz emekli assubayların da hak ve adalet sorunu bulunmaktadır.
SÖZLEŞMELİ ASSUBAYLIK ÜZERİNE - 09/12/2019
Her meslek grubunun sözleşmelisini görür olduk. Öğretmenin sözleşmelisini anlamadığım kadar, Assubayın da sözleşmelisi olmamalı. Bu mesleğin içinden gelen bizler, sözleşmeli Assubaylığın yanlış bir uygulama olacağını düşünüyoruz.
LİBERAL DÖNÜŞÜM VE AYDIN HAİNLİĞİ - 04/12/2019
Kendilerini bu Ülkenin yetişmişi ve aydını olduklarını sanan bazı akademisyenler başta olmak üzere bir kısım gazetecileri, yazarları, siyaset yalakası televizyon sunucularının yönetiminde stüdyolara oturmuş, hararetle tartışıyorlar.
RAHMETLİ BABAANNEM VE YUNAN MEZALİMİ ÖYKÜSÜ - 12/08/2019
Sakarya nehri, güzel yurdumuzun en uzun nehirlerinden biri olup, Sündiken ormanlarının kıvrım kıvrım eteklerinden akarken, Eskişehir ilimizle Ankara ilimiz arasında sınır konumundadır.
LAİK CUMHURİYET İÇİNDE, KURUMSAL JANDARMA - 11/08/2019
Güzel yurdumu ve Ulusumu elbette çok seviyorum. Bu sevginin, her yurttaşın gönlünde ve ölçüsünün de tartışılmayacağı kadar derin olduğunu düşünürüm.
ULUSAL SORUNLARIMIZA, ULUSALCI YAKLAŞIM - 22/07/2019
Dünya Ülkelerinin istihbarat kurumları arasında, Ulusal istihbarat kurumumuz MİT'nın yeri ve önemi hakkında bizlerin yorum yapması ve değerlendirmede bulunması doğru olamaz.
İNSAN VE TOPLUMA BAKIŞ - 27/05/2019
Laik Cumhuriyetimizin kurucusu aziz ATATÜRK'ün insan eğitimine bakışı, görüş ve önerilerinin değerini, günümüzde kat be kat fazlasıyla anlıyoruz. Bu yüce insan sonsuza kadar, biz Türk çocuklarının gönlünde, vatanımızın kurtarıcısı, iyi bir devlet...
 Devamı
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Cihan Dura, Sömürgeleşen Türkiye



Prof.Dr. Cihan Dura, Ataname



Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında
(AB-D Tarafından Yerli İşbirlikçileri ile Kuşatılan Türkiye) 


M.Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye
Cengiz Özakıncı, İblisin Kıblesi
(Türkiye'nin Üniter ve Laik Yapısını Hedef Alan AB-D
Bunun için neler yaptı?
Belgeleriyle Tarihe Tanıklık Edeceksiniz)

iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu

Cengiz Özakıncı, Türkiye'nin Siyasi intiharı Yeni - Osmanlı Tuzağı
(Bugün Olanları, Yarın Olabilecekleri, Tarihi Benzerlikleri, Belgeleri ile Anlatmakta Olan Bir Eser)




Cengiz Özakıncı, Kalemin Namusu, Türk Savun Kendini




         GENÇLİĞE HİTABE