• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/index.php?stype=lo&lh=Ac8dWUoq1V36L4Hy
  • https://plus.google.com/www.google.com/posts
  • https://twitter.com/
A24 Gayrimenkul

Ö/K Facebook

Ö/K Twitter


Hava Durumu
Anlık
Yarın
31° 34° 16°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.68775.7104
Euro6.40436.4300
Saat
Takvim
GAZETE
Önce Kültür/Yazarlar
Gazeteler
Türkçe Müzik
Yabancı Müzik
Sinema
TV YAYINLARI
İmdat YILMAZ
imdatyilmaz1@hotmail.com
30 VE 15 RAKAMLARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
20/09/2017

Not: Bu anlatımın tamamı yaşadığımız vatan hainliklerine dair kişisel kurgumdur.

Karartılan pencereden sızan taş evin ışıkları, gecenin karanlığında incecikten süzülerek gizlice ormanın derinliklerine doğru yükselmeye başladığında, ahşap masanın etrafı hainlerce kuşatılmıştı. Türk yurdu Anadolu'nun parçalanması konusunu, her toplantıda olduğu gibi bu akşam farklı bir stratejiyle getirdiler. Belli ki, çok dikkatle hazırlanan dosyanın içeriğini tam olarak uygulayabilirlerse, önceki yıllardaki sağ-sol, alevi- sünni dosyalarını geride bırakacağı ümit edilmektedir. Merkez tarafından büyük özen gösterilerek hazırlandığı hususunda çekilen dikkat buna işaret ediyordu. Esasında, emperyal planın hazırlayıcıları ve bu hainler, tüm umutlarını kırk yıl önce saptadıkları Anadolu kardeşliğine bağlamışlardı. Onlara göre; tutuşturdukları alev, Türk ocaklarına çoktan sarmış olan ateşin acısı bunca süredir devam ederken, Türk Ulusu geçmiş dosyaların acılarını unutmuş görünüyordu.

Dosya planının uygulayıcılarının tamamı da, kendilerine göre konularında uzmandılar. Uluslararası ve yerli iş birlikçilerden oluşuyorlardı. Beyinleri dışarıda, destekçileri içeride. Hepsi de, kurumsal görevlerinde beğeni kazanmış, kendilerince seçkin ve seçilmiş kişilerdi. Bizim dünden anlayamadığımız, ama bugün vatanımızı kast etmeye kararlı oldukları eylemlerinin kurgusal öyküsüydü 30 ve 15 rakamları. Biri Ağustosun 30'u, diğeri Temmuzun 15'iydi. Otuzu, bu toprakların kurtuluşu için kutsal mücadelenin asırlık sembolü, on beşi ise parçalanması için girişilen hain mücadelenin karanlık suratı olacaktı.

.......

Oflayarak, Ergenekon ve Balyoz dedi: Bu toprakların ve Cumhuriyetin en güçlü savunma stratejilerine hâkim ve Türklerin bin yıllık Kurumsal kurumu olan Ordusu bitirilmiştir. Aldığımız sonuç başarılı olup, tüm arkadaşlara Başkanlığın teşekkürleri var. Diğer tali bir noktada bulunan Emniyet teşkilatı da, her tarafında bizimkiler var, o da bitirildi sayılır, sıra Cumhuriyet'tedir arkadaşlar. Genel Merkezin bu önemli saptamasını, önceki toplantılarımızda açıklamıştım. Laik, sosyal ve hukuksal yapısıyla, bu toprakların birliğini elinde tutan en kuvvetli harçtır da ondan, dedi.

Ulus ve Cumhuriyet düşmanlarını, bugün bir araya getiren etken, ayakta duran Cumhuriyet'tir. Hain plana göre Cumhuriyet yıkılmalıydı. Serinliğin ve sessizliğin hâkim olduğu bu orman evinde buluşan hainler, Cumhuriyetimizi yıkmakta kararlıydılar. Çünkü Emperyal komuta merkezleri de bunu emretmişti.

...

Hepsi de karınlarını tıka basa doyurup da gelmişlerdi. Kahveler içildi, purolar yakıldı. Katılanların hepsi, kendi hainliklerini ellerindeki dosyalardan birer birer okudular. Görev, Durum, Arazi ve kadro mevcutları ana başlıkları altında taktik ve harekât sunumlarını yaptılar. Kısa bir sessizlikten sonra, açık duran ana dosyaya göz atan konuşmacı: "Aferin çocuklar. " diyerek, purosunun dumanını ahşap tavan aralıklarına doğru bıraktı. Gırtlağında kalan kahve peltesini de, puro nikotiniyle birlikte yutmaya çalışırken bir ara heyecanlandı: "Arkadaşlar, gölün kenarındayız, ödevlerinizi iyi hazırlamışsınız, bu defa Nasrettin'in yoğurt hikâyesine benzemeyecek. Anadolu topraklarındaki görevimiz, merkezin arzuladığı şekilde sona erecektir, dedi. Ahşap sandalyede kıçını düzeltirken, duyulan gıcırtı sesini işitenler aldırmasalar da, kapıya yakın oturana başıyla işaret ederek, tuvaletin açık bırakılan pencere kanadını kapattırdı ve ekledi.

- "Yolun sonuna gelindi demek istiyorum, herkes görevini biliyor, altın vuruşa hazırlanın komutumu bekleyeceksiniz. Emrimi, X ile bildiririm, aksama olmaması için uğraşı vereceğinizden emin olmak istiyorum " diyerek kalınca ve pahalı puroyu tekrar pis ağzına götürdü, ucunu kızarttı ve dumanını bırakırken, masanın etrafındaki hainlerin hepsinden " tamam " işaretini aldı: Konumuz "Barış sürecidir" dedi, memleket ve halk düşmanlarına tekrar süzdü, ayrı ayrı göz bebeklerinin derinliklerini okudu, tereddüt unsuruna rastlamadı. Elindeki kalemin kör ucunu, dosyanın üzerinde gezdirirken, sırıtan suratından tüm hainliği masanın üzerine dökülüyordu. Birden irkildi ve konuyu tekrarladı.

- Arkadaşlar, barış bu topraklara hiç gelmemeli diyerek, ağzındaki baklayı yerel düşmanlarının kucaklarına bomba gibi bırakıverdi.

- "Ben, barış sürecini tanımıyorum." yazın, kocaman harflerle "BARIŞ SÜRECİ SONA ERECEK !..." Aslında bu sürecin belirleyicileri de, uygulamayı önerenler de kendileriydi yani kendileri de "barış" istemiyordu. Bu hainlere göre "Türkler, Kürtler, Anadolu'nun öz evlatları ve sahipleriydi. Bir zamanlar kardeşçe yaşayan bu insanların konumu, artık bundan böyle emperyalizmin önünde tek engeldi. Onun için hedef, Türk ve Kürt Halkıdır, yani iç savaş. O da Cumhuriyetin yıkılmasıyla başlatılabilirdi. Hain başı sanki delirmişcesine: Cumhuriyet, Cumhuriyet, Anadolu Türk birliğinin yegane teminatı olan Cumhuriyet, senin de sonun geldi artık" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Toplantı bitirilip, dosya masaya vurulduğunda, ışığın eşliğinde uçuşan toz bulutu, ileri günlerde Anadolu toprağına bombalarını yağdıracaktı. Hısım ve akrabalık değil, hasım ve kin tohumlarını sulayacaktı. Tohumların sahipleri olan binlerce hain de, aynı gecenin karanlığında birer birer kaybolup şehrin kalabalık mekânlarında keyiflerine dalacaklardı.

Evet, öykümüz burada sona erdi.

1922'de Kocatepe'de yüksek zekâsını dünyaya tanıtan, vatan ve Ulus aşkıyla dopdolu yüreği olan, büyük insan Mustafa Kemal ATATÜRK ve O'nun kahraman silah arkadaşları ile tüm şehitlerimizin aziz ruhları önünde saygıyla eğiliyorum.

Cumhuriyetimizin her döneminde, birliğimizi bozmaya kalkışanlara fırsat vermeyelim. Bu hainler, aydınlık ve mutlu yarınlarımızı sabote ederken, yokluk ve acılara kilitlenmiş Türk Ulusu olarak, derin uykularımızdan artık uyanalım. Kan ve gözyaşı akıtmalarına izin vermeyelim. Cumhuriyetin hukukunu ve adaletini sahiplenelim. 1918'in Çanakkale'sinde, 1922'nin Sakarya'sında, Dumlupınar'ında "kurtuluşta" şehit olanları, gazi olanları, bağımsızlık mücadelesi verenleri ve yarınlarımızı düşünelim. Gerekli dersin verileceği ve hep birlikte haykıracağımız günlerin yakın olması inancıyla!

Sakarya'yı, Dumlupınarı'ı İnönü'yü hatırla. Kucak kucağa yattığımız Abideler'i, Zafer tepe'yi, Çalköy'ü, Alhanlar'ı anımsayarak, birlikte söyleyelim:

"Korkma ! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak,

O benim Milletimin yıldızıdır parlayacak,

O benimdir, o benim Milletimindir ancak !"

Yaşasın 30 Ağustoslarımız, yaşasın Anadolu kardeşliğimiz!

Kahrolsun Emperyalizm!



596 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

İNSAN VE TOPLUMA BAKIŞ - 27/05/2019
Laik Cumhuriyetimizin kurucusu aziz ATATÜRK'ün insan eğitimine bakışı, görüş ve önerilerinin değerini, günümüzde kat be kat fazlasıyla anlıyoruz. Bu yüce insan sonsuza kadar, biz Türk çocuklarının gönlünde, vatanımızın kurtarıcısı, iyi bir devlet...
İL ADI DEĞİŞTİRİLMESİNE TEPKİMDİR - 24/05/2019
TUNCELİ il adının, Belediye Başkanı ve Belediyenin yerel meclisi kararıyla DERSİM olarak değiştirildiği bilgisi paylaşılmaktadır.
DEMOKRASİMİZİN ÖNÜNDEKİ İÇ VE DIŞ TEHDİTLER - 16/05/2019
Demokrasilerde, halk düzenli aralıklarla ve özgürce seçtiği temsilcileri aracılığıyla "siyasal denetimi" elinde bulundurur.
UMUDUM, ÖZÜMSENEN VE İYİ İŞLEYEN ADALETTİR - 08/05/2019
Ülke ve Ulus sevgisi taşıyan her insanın, usulsüzlük ve hukuksuzluklara karşı öncelikli insani görevi; yaşanan usulsüzlüklere, hukuksuzluklara ve etrafında cereyan eden günlük Ulusal olayları doğru düşünme ve muhakeme yapma görevi olmalıdır.
1 MAYIS'I ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCEYLE ANLAMAK - 02/05/2019
Cumhuriyet yönetimi, özgür düşünceli, erdemli ve adaletli ama, sorumluluk duygusu ve kişiliği olan insan yetiştirmeyi hedef alan bir yönetim şeklidir.
DÜŞÜNCE, İNANÇ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ - 28/04/2019
Demokrasi nedir dendiğinde, hepimizin güzel tanımlarda bulunacağını biliyorum.
Geleceğimiz ve Çocuklarımız - 24/04/2019
Ülkemizin ve Ulusumuzun geleceği hepimizin çocuklarıdır. Bir asırlık Cumhuriyetimizin yıpratılan değerleri sonuncunda, cehaletin kıymet gördüğünü, laik ve sosyal bilimlere açık eğitimden uzaklaşılarak çeşitli cemaatlere teslim edilen
AMERİKAN EMPERYALİZMİ VE KOLEJLERİ - 19/04/2019
Dünya emperyalizminin baş aktörü katil Amerika'nın, Anadolu topraklarında ilk defa 1908 yılında Amasya'da Kolej okul açtığını okudum.
ÖNCELİĞİMİZ VATAN MI, YOKSA DEMOKRASİ Mİ OLMALI - 08/04/2019
Bazı arkadaşlarımız diyorlar ki : " Vatanı koruyamazsak demokrasiyi nasıl koruyacağız. Öncelik Vatan olmalıdır. "
 Devamı
Site Haritası
KİTAP ÖNERİLERİ
sömürgeleşen türkiye cihan dura ile ilgili görsel sonucu
sırtımdaki postal ile ilgili görsel sonucu

Anılarla mayıs 1970 - Ocak 1975 astsubay ve Eşlerinin Hak ve Adalet Arama Mücadeleleri
Yazar: Abdullah İnaler
iblisin kıblesi ile ilgili görsel sonucu